Ana sayfa Haberler KPMG Otomotiv...

KPMG Otomotiv 2019 Raporu: Otomotivi Birleşme ve Devralmalar Destekleyecek

KPMG Otomotiv 2019 Raporu: Otomotivi Birleşme ve Devralmalar Destekleyecek

KPMG’nin hazırladığı Otomotiv Sektörel Bakış 2019 raporu, Türkiye’de 2018’i zorlu geçiren otomotiv sektörünün geleceğine ışık tuttu. Ekonomik sıkıntılar ve uluslararası konjonktürdeki dalgalanmalara rağmen sektörün 2019’da satın alma ve birleşmelerle destek bulacağı öngörülüyor.

09.04.2019 – KPMG Türkiye’nin hazırladığı Sektörel Bakış serisinin otomotiv raporu, Türk otomotiv sektörünün, önümüzdeki dönemde de küresel ve yerel unsurlardan kaynaklı bir takım zorluklarla baş etmek durumunda kalacağını gösteriyor. Brexit ve ticaret savaşları gibi gelişmelerin etkisiyle zor günler geçiren otomotiv sektörünün, güçlü yabancı ortaklıkları ve olgunlaşmış üretim yapısıyla ihracatın ve sanayinin taşıyıcı unsuru olmaya devam edeceği vurgulanan raporda, tedarik sanayinde gerçekleşen satın alma ve birleşmeler sayesinde otomotiv sektörünün, 2019’u bir önceki yıla göre daha rahat geçirilebileceği yorumu yapılıyor.

Raporda, küresel ekonomiden kaynaklı zorluklarla baş edebilmek ve sürdürülebilir bir sektör ekosistemi için ‘dayanışmanın’ gerekli olduğu vurgulandı. Bu noktada 2018 sonunda Ford ile Volkswagen’in elektrikli ve otonom araçlarını birbirlerinin fabrikalarında üretme kararı almaları, VW ticari aracı Crafter ve Transporter’ın üretimini Ford Otosan’ın Transit ve Custom üretimini gerçekleştirdiği Gölcük fabrikasında yapacak olması, hem sektör dinamikleri hem de gelecek işbirlikleri açısından önemli bir örnek teşkil ediyor.

Vergi indirimi şart

KPMG Türkiye Endüstriyel Üretim ve Otomotiv Sektör Lideri Hakan Ölekli, ülke ekonomisinin büyüme beklentileri de göz önüne alındığında 2019’un otomotiv sektörü açısından son derece zorlu geçeceğini belirtti. Ölekli, “Üreticiler, teşvik ve destekleyici enstrümanların devamının zorunluluğuna işaret ediyor. 2018’in son döneminde gerçekleşen vergi indiriminin yarattığı performans dikkat çekiciydi” diye konuştu.

Otomotiv sektörü ülke olsaydı

Uluslararası Motorlu Taşıt Üreticileri Birliği’nin (OICA) araştırmasına göre, dünya otomotiv sektörü bir ülke olsaydı, 1 yılda üretilen brüt katma değer (1,9 trilyon dolar) üzerinden 2017 itibariyle dünyanın en büyük altıncı ekonomisi olacaktı.

Üretim Asya’ya kayıyor

Dünya otomotiv sektöründe son 10 yılda üretim Avrupa ve ABD’den Asya’ya kaydı. 2007 krizi öncesinde otomotivdeki üretim payı yüzde 26,1 olan Amerika’nın payı 2017’ye gelindiğinde yüzde 21,2’ye, Avrupa’nınki ise yüzde 31,2’den yüzde 22,28’e geriledi. Asya’nın payı ise 10 yıllık dönemde yüzde 41,9’dan yüzde 55’e çıktı.

Sektörü bekleyen zorluklar

Dünya otomotiv sektöründe son dönemde üreticileri zorlayan konular şu şekilde sıralanıyor:

  • Düşük karbon emisyonlu, çevre dostu hibrit ve elektrikli araçların daha çok tercih edilmesi,
  • İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılma süreci (Brexit),
  • Küresel ticaretteki korumacı eğilimler,
  • Rekabeti düzenleyen ve tüketici haklarını koruyan yasal gelişmelerin getirdiği yeni maliyetler

Satışların gücünü koruması ve üretimde verimlilik artışı sağlayan süreç iyileştirmeleri sayesinde sektör dünya genelinde karlılığını koruyor. Ancak yine de firmalar, mevcut zorluklarla daha etkin mücadele edebilmek için son yıllarda daha çok işbirliğine gidiyor.

Otomotiv Sektörünün Türkiye’deki Durumu

Türkiye’de üretim küresel krizden etkileniyor

Türk otomotiv sanayi, son dönemdeki küresel eğilimlerden olumsuz etkileniyor. Yerel üretim, 2018’de küresel talepteki yavaşlama ve yurtiçi talepteki daralma nedeniyle yüzde 10,2 küçüldü.

Otomotiv sektörü yüzde 35 daraldı

2018 genelinde yaşanan kur ve faizlerdeki hızlı yükselişler, yurtiçi yerleşiklerin dövizle yaptıkları kiralama sözleşmelerine getirilen kısıtlama ile toplam otomotiv piyasasında yüzde 35’lik daralma yaşandı. Küçülme ithal otomotivde yüzde 36,4’ü bulurken, yerli üretimde yüzde 32,6 olarak gerçekleşti.

Otomobil satışları 2018’de yüzde 32,7 daraldı. Bu daralma ithal otomobilde yüzde 36,2, yerli otomobilde ise yüzde 24,6 olarak gerçekleşti.

İkinci el dalgalanıyor

2018 Kasım itibariyle Türkiye’de ikinci elde yılbaşından bu yana 2017’nin aynı dönemine göre yüzde 4,8 artışla 7,1 milyon araç el değiştirdi. Vergi avantajlarının rüzgarı ile 2018’in son aylarında sıfır araca ilgi artarken, bu durum ikinci el araç talebini de etkiledi. 2019’da vergi avantajlarının devam etmesiyle ikinci ele yönelik olumsuz etkinin sürebileceği öngörülüyor.

Türkiye araca doydu

2018’deki zayıf performans ile araç parkındaki artış yavaşladı. 2018 itibariyle Türkiye’de 22 milyon 850 bin adet araç bulunurken, bunun yüzde 54,2’si otomobilden oluşuyor.

İhracat yüzde 1 daraldı

Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) verilerine göre Türk otomotiv sektörü ihracatında 2018’de yüzde 1’lik daralma yaşanırken, ithalat yüzde 36,4 azaldı.

Üretimde ilk 5 firma değişmese de ihracat yapan firmalar devamlı değişiyor. 2018’de Ford Otosan 328 bin 502 araçla en çok ihracat yapan firma oldu. Bunu Oyak Renault ve Tofaş izlerken, ilk 5 firma toplam otomotiv ihracatının yüzde 96’sını gerçekleştirdi.

Sektör lideri değişti

2018’de otomobil üretiminde en büyük pay önceki yıllarda olduğu gibi Oyak Renault’da olurken, toplam otomotiv üretiminde sektör liderliği ticari araçlardaki üstünlüğü nedeniyle Ford Otosan’a geçti. Bunu Oyak Renault ve 2017’nin lideri TOFAŞ izlerken, Toyota ve Hyundai Assan da sıralamada yer aldı.

 

Otomotiv Trendleri: Türklerin Gönlü Hibrid Otomobilden Yana

21.03.2019 – KPMG’nin Küresel Otomotiv araştırması sonuçlarına göre Türkiye’deki sürücülerin yüzde 43’ü, gelecek 5 yıl içinde araç almaları halinde hibrid elektrikli modelleri tercih edeceklerini söylüyor. Türkiye’deki otomotiv yöneticileri de 2019’un otomotiv trendleri arasında hibrid elektrik hareketliliğinin ardından ikinci sırayı bağlanabilirlik ve dijitalleşmenin alacağını öngörüyor

Uluslararası vergi, denetim ve danışmanlık şirketi KPMG’nin hazırladığı Küresel Otomotiv Raporu, 2019’da otomotiv sektörüne yön verecek trendleri ele alıyor.

Sektör devi şirketlerin yöneticileriyle gerçekleştirilen araştırma, teknolojik gelişmelerin ve bağlanabilirliğin günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini ortaya koyuyor. Bu gelişmelerin otomotiv endüstrisinde en önemli trendlerin başında gelmeye devam etmesi sürpriz değil. 5g ve bağlantılı trafik altyapısı gibi yeni gelişmeler bu durumu iyice pekiştiriyor. Dünya, geleneksel otomotiv endüstrisinin teknoloji ve telekom sektöründeki büyük oyuncularla ve devlet kurumlarıyla işbirliği yaptığı yeni bir ekosisteme doğru adım adım ilerliyor.

Paylaşım ekonomisi de bu ekosistemde önemli bir rol oynuyor. Araç paylaşımının giderek artan popülerliği bunun sadece bir örneği. 2019’da Türkiye’deki otomotiv sektörüne yön verecek trendlerin başında hibrid elektrik hareketliliği geliyor.

Araştırmaya katılan otomotiv yöneticilerine göre 2019 trendlerinde ilk 5’te yer alan maddeler öncelik sıralamasına göre şöyle:

  • Bağlanabilirlik ve dijitalleşme
  • Bataryalı elektrik hareketliliği
  • Otonom ve sürücüsüz araçlar
  • Gelişen ülkelerdeki piyasa büyümesi

Sektör değişim geçiriyor

KPMG Türkiye Otomotiv Sektör Lideri Hakan Ölekli, otomotiv endüstrisinin son yıllarda temel yetkinliklerin ve uzmanlık geliştirmenin daha önemli olduğu bir yeniden yapılandırma dönemine girdiğini belirtti. Ölekli, “Bu süreçte gelir akışını güvene almak için otomotivin ekosistemdeki rolünü tanımlamak da daha önemli hale geliyor” dedi.

Dizel, seçenek değil

Rapora göre Türkiye’deki tüketicilerin yüzde 72’si, dizel araç almanın ya da elinde tutmanın artık kendileri için seçenek olmadığını söylüyor. Tüketicilerin yüzde 43’ü, önümüzdeki 5 yıl içerisinde otomobil alacak olsalar, güç aktarım teknolojisi olarak hibrid elektrikli modelleri tercih edeceklerini belirtiyor. Hibrid araçları sırasıyla, yakıt hücreleri elektrikli araçlar (yüzde 15), şarj edilebilen hibrid elektrikli araçlar (yüzde 15), iç yakımlı motorlar (yüzde 13), bataryalı elektrikli araçlar (yüzde 9) ve mesafesi uzatılabilen bataryalı elektrikli araçlar (yüzde 6) takip ediyor.

En büyük sorun şarj

Türkiye’deki yöneticilerin yüzde 39’u tamamen elektrikli araçlarla ilgili en büyük sorunun ‘şarj etme’ olduğunu belirtirken, yüzde 30’u ‘fiyatmasraf’ olduğunu söyledi. Yöneticilerin yüzde 83’ü, “Eğer elektrikli bir araç alırsam, araç üreticisinin her türlü şarj etme problemiyle ilgilenmesini beklerim (uygun bir elektrik sözleşmesi sağlanması, evde kullanım için şarj kutusu kurulumu, hızlı şarj etme hizmetleri, vb) ifadesine katıldıklarını ifade etti. Katılımcıların yüzde 61’i, enerji deposu olarak hidrojenin, geleneksel bataryalara göre çok daha tercih edilir olacağını düşündüklerini belirtti.

‘Otonom araçlar sorun yaratabilir’

Araştırmaya Türkiye’den katılan yöneticilerin yüzde 74’ü hem otonom, hem şoförlü araçların trafiğe birlikte çıkmaları durumunda ciddi güvenlik problemleri ve sorumluluk davalarına sebep olacağına inandıklarını söylerken, katılımcıların sadece yüzde 15’i bu görüşe karşı çıkıyor.

Müşteriye göre marka önemli

Araştırma araç satın alma veya bir hareketlilik hizmeti kullanma konusunda karar verirken müşterilerin nelere dikkat edeceği konusunda tüketicilerle yöneticiler arasında görüş farklılıkları bulunduğunu da ortaya koydu. Araştırmaya katılan müşterilerin yüzde 69’u araç ya da hizmet alırken ilk dikkate aldıkları unsurun marka ve imaj olduğunu ifade ederken bu oran yöneticilerde yüzde 54’te kaldı.

Araştırmaya göre müşterilerin ödeme yapmaya hazır olduğu fonksiyonların başında yüzde 25’le navigasyon sistemi geliyor. Navigasyonu yüzde 21’le güç yükseltimi (motor gücü), yüzde 16’yla da medya kontrolü takip ediyor.

Paylaşım ekonomisinde ilk şart güvenilirlik

Otomotiv yöneticilerine göre hareketlilik ortamında başarılı bir paylaşım ekonomisine sahip olmak için en önemli faktör güvenilir marka. Listede ikinci sırada ‘her zaman ve her yerde araca ulaşılabilirlik geliyor. Ulaşılabilirliği ‘benzer toplum ve değerleri’ ve ‘toplam mülkiyet masrafları’ takip ediyor.

 

KPMG 2019 Otomotiv Raporu: 2019 Otomotivde Birleşmelerin Yılı Olacak

13.02.2019 – KPMG Türkiye hazırladığı son raporda, Türk otomotiv sektöründe son yıllarda yaşanan gelişmeleri ve 2019’da sektörde beklenen değişimleri ele aldı. KPMG’ye göre başta tedarik firmaları olmak üzere Türk otomotiv sanayisinde önümüzdeki yıllarda birleşme ve satın almalar artacak.

KPMG Türkiye’nin, otomotiv sektörüne ilişkin hazırladığı yeni rapor, son yıllarda büyük değişim geçiren sektörün 2019’u nasıl geçireceğine dair çarpıcı öngörüler içeriyor. Türkiye otomotiv sektöründe 2015’ten bu yana yaşanan birleşme ve satın almaları inceleyen KPMG, 2019’da özellikle otomotiv tedarik sanayisinin yatırımcıların ilgi odağı olacağını vurguladı.

KPMG Türkiye Danışmanlık Bölüm Başkanı Hande Şenova, yüksek kur, yüksek borçlanma maliyeti ve girdi maliyetlerindeki artış nedeniyle mücadelelerle dolu bir yıl geçiren otomotiv sektörünün, yatırımcılar için önemli fırsatlar sunduğunu söyledi. Hande Şenova, “İhracat oranı yüksek, kur riski göreceli olarak düşük olan ve karlılığını koruyabilen şirketler, stratejik ve finansal yatırımcıların radarında. Ayrıca mali olarak sıkıntıya düşmüş ve piyasadan borçlanamayan yani sermaye finansmanı gereksinimindeki firmaları takip eden yatırımcılar için önümüzdeki dönemde önemli fırsatlar gelişeceğini düşünüyoruz” diye konuştu.

Rapordan öne çıkan bazı satırbaşları şöyle:

Tedarikçiler revaçta

KPMG’nin raporuna göre Türkiye’de 2015-2018 yılları arasında otomotiv sektöründe görülen 23 birleşme ve satın alma işleminin büyük çoğunluğu tedarik sanayi alanında gerçekleşti. Aynı dönemde Türkiye pazarına giren yabancı yatırımcıların daha çok Türkiye ve Avrupa pazarlarındaki konumlarını güçlendirmeyi ve önde gelen ana üreticilere ulaşmayı amaçladığı görülüyor.

Yeni Ar-Ge merkezi

Son dönemde kapsamlı bir teknolojik dönüşüm içinde olan otomotiv sektörü, teknoloji firmalarının otomotiv sektörüne girişiyle birlikte Ar-Ge faaliyetlerinin merkezine dönüşmüş durumda. Sektörün değişimine ayak uydurmak isteyen firmalar sıklıkla teknoloji şirketleriyle ortaklık kurmaya çalışıyor.

İhracat lideri

Türkiye otomotiv sektörü, 2018’de gerçekleştirdiği 31.6 milyar dolarlık ihracat ile toplam ihracatın yüzde 19’unu, toplam istihdamın ise yüzde 6’sını oluşturdu. Geçen yıl küçülme gösteren otomobil üretiminin 1 milyon adet seviyesini yakalamasının birkaç yıl sürmesi bekleniyor.

Rapora göre otomotiv üretiminin büyüme trendine girebilmesi için yapısal reformların yapılmasına ihtiyaç sürüyor.

Hint yatırımları sürecek

Türkiye otomotiv sektöründe gerçekleşen yabancı sermayeli yatırımlar incelendiğinde adet bazında büyük çoğunluğun ABD ağırlıklı olmak üzere Avrupa ülkeleri, Japonya ve Hindistan’ın önde geldiği görülüyor.

Traktör ve tarım makineleri alanında ise Hindistan menşeili Mahindra yatırımları sektöre damga vurmuş durumda. Raporda, Türkiye’de üretilen ürünlere yönelik vergi teşviki ve iç pazarın büyüklüğü sebebiyle Hindistan’ın Türkiye yatırımlarının süreceği öngörüsünde bulunuldu.

 

 

KPMG Otomotiv 2018 Raporu: Otomotivde ‘100 milyon’ Yılı!

17.01.2018 – KPMG Türkiye, sektörlerin 2018 raporlarını açıklıyor. Ekonominin lokomotif sektörlerinden otomotiv bu yıl yeni kilometre taşlarıyla buluşacak. Teknolojiyle dönüşen sektörde bu yıl üretimin dünyada 100 milyona yaklaşması, Türkiye’de ise 1,7 milyona ulaşması bekleniyor. Dünyada sektör 2018’de sürücüsüz araçları, sıfır emisyon ve sıfır kaza çalışmalarını konuşmaya devam edecek. Türkiye’nin gündeminde ise vergi oranları, artan hibrit otomobil satışları ve yerli otomobil var. KPMG Türkiye Otomotiv Sektör Lideri Hakan Ölekli, “Teknoloji firmalarının da pazara girmesiyle otomotiv sektörü; geleneksel tasarım ve üretim yapanlar ve otonom çözümler sunanlar olarak ikiye ayrıldı. Artık otomotiv şirketleri birer Ar-Ge merkezi haline geldi. 2018 Türkiye için dönüşüm planlarına uyum sağlanması gereken bir yıl olacak” dedi.

KPMG Otomotiv Sektörel Bakış Raporu 2018 raporunu açıkladı. KPMG Türkiye Otomotiv Sektör Lideri Hakan Ölekli, “Otomotiv sektörü büyük bir dönüşüm içerisine girdi. İngiltere, Almanya, Norveç, Fransa ve dünyanın en büyük otomobil pazarı olan Çin’in benzinli ve dizel araç kullanımını yasaklama planları, büyük bir vizyon değişimini beraberinde getirdi. Geleceği inşa etmek adına sıra dışı bir faaliyet içine giren sektörde, otomotiv şirketleri Ar-Ge merkezi haline geldi. Artık otomotiv şirketlerinin geleneksel üretimini yeni trendlerle geliştirmesi bir tercih değil, zorunluluk… 2018’de sektörün dünya gündeminde sıfır emisyon, sıfır kaza, otonom araçlar yer alıyor. Türkiye’de ise artan vergi oranları ve yerli otomobil tartışması gündemin ilk sıralarında” dedi.

KPMG Otomotiv Sektörel Bakış 2018 raporundan öne çıkan notlar şöyle:

2017’deTürkiye’de otomobil pazarı küçüldü, hafif ticari araç pazarı büyüdü. Otomobil satışları 2017 yılında722 bin 759 oldu. 2016’da ise 756 bin 938 adet otomobil satılmıştı. Satışlardaki azalma oranı yüzde 4,52 oldu. Hafif ticari araç pazarı ise 2016’ya göre yüzde 2,93 artış gösterdi.

Vergiler, otomobil tercihlerini etkiledi

Motor hacmine göre vergi uygulaması, müşteri tercihlerini etkiledi. Otomobil pazarında motor hacmine göre satışlarda en yüksek payı yüzde 96,1 oranla 1600cc’nin altındaki otomobiller aldı. 1600cc ve altı için toplam satış rakamı 694 bin 464 olarak gerçekleşti.

1600-2000cc aralığındaki otomobiller 21 bin 568 ile satışlardan yüzde 3 pay aldı. 2000cc üstü otomobiller ise toplam satıştan sadece sadece yüzde 0,3 pay alabildi. 2016’ya göre 2000cc ve üstü otomobillerin satışlarında yüzde 47 azalma gerçekleşti. 

Hibrit araç satışlarında artış büyük

Elektrikli ve hibrit araçların satışları hala beklentilerin altında seyrediyor. 2017 yılında 86 KW altı 55 adet, 121 KW üstü 21 adet olmak üzere toplam 76elektrikli otomobil satışı gerçekleşti. Hibrit pazarında ise toplam 4 bin 507 araç satıldı. Böylece 2016’ya göre hibrit otomobil satışları yüzde 334 seviyesinde çarpıcı bir artış gösterdi.

Dizel otomobil satışları düşüşe geçti. 2016’da 465 bin 152 seviyesinde gerçekleşen dizel araç satışı 2017’de yüzde 5,2 oranında düşüş gösterdi.2017’de 440 bin 890 dizel araç satışı gerçekleşti. Ancak toplam satışlar içerisinde yüzde 61’lik dizel payı önemli bir değişiklik göstermedi.

Otomotiv üretimi yüzde 17 arttı

OSD verilerine göre üretim arttı. 2016’nın ilk 11 ayına göre yüzde 16 artış gösteren toplam otomotiv sektörü üretimi, 1 milyon 544 bin adet düzeyinde gerçekleşti. Otomobil üretimi ise aynı döneme oranla yüzde 24 artış gösterdi ve 1 milyon 47 bin adet olarak kaydedildi.

Otomotiv sektörü son 11 yıldır olduğu gibi 2017’de de en çok ihracat yapılan sektör unvanını kaptırmadı. 1 Ocak-30 Kasım 2017 tarihleri arasında 142 milyar doların üzerinde gerçekleşen Türkiye’nin toplam ihracatının 26 milyar dolarlık bölümü otomotiv sektörü tarafından gerçekleştirildi. Sektörün toplam ihracattaki payı ise ilk 11 aylık dönemde yüzde 19 düzeyine yaklaştı.

2017 yılının ilk 11 ayında toplam otomotiv ihracatı yüzde 19 artıp, 1 milyon 228 bin adete yükseldi. 844 bin otomotiv ihraç edilirken, otomobil ihracatı 2016 yılının aynı dönemine göre yüzde 28 artış gösterdi.

Sektör ihracatının yüzde 77’si AB ülkelerine yapıldı

TİM verileri incelendiğinde 2017 yılının ilk 11 ayında AB pazarının Türkiye için önemi ortaya çıkıyor. 2017 Kasım sonu itibariyle toplam otomotiv sektörü ihracatının yüzde 77’si AB ülkelerine yapıldı. İhracatta Almanya ilk sıradaki yerini korurken, sırasıyla İtalya, Fransa, İngiltere ve İspanya, AB ülkelerine en çok ihracat yapılan ülkeler oldu. Brexit kararının ardından henüz AB ülkeleri arasında değerlendirilen Birleşik Krallık’a yapılan otomotiv ihracatı yüzde 25 oranında artış gösterdi.

18 fabrika faaliyetlerine devam ediyor

Türkiye’de 12 firma, 18 fabrikayla otomotiv sektöründeki faaliyetlerini sürdürüyor. 12 firmanın dördü sadece otomobil, altısı sadece ticari araç, ikisi ise hem otomobil hem de ticari araç üretimi yapıyor.

Sektör oyuncularının son dönemdeki otomobil yatırımları olumlu sonuçlar verdi. 351 bin 898 adetle Tofaş, 2017’nin ilk 11 ayında Türkiye otomotiv sektörünün en büyük üretim rakamına ulaştı. Tofaş’ı sırasıyla Ford Otosan, Oyak Renault, Toyota ve Hyundai Assan izledi.

İhracatta ilk sırayı Ford Otosan aldı. Hafif ticari araçlar konusunda pazardaki payını sürekli artıran Ford Otosan, hem üretim hem ihracat büyümesini de bu segmentteki gücüyle yakalıyor. Oyak Renault, Tofay, Toyota ve Hyundai Assan da sırasıyla ihracat listesinin ilk 5’ini oluşturuyor.

Sektörde gelecek değişimlerle gelecek

KPMG Türkiye Denetim Şirket Ortağı ve Otomotiv Sektör Lideri Hakan Ölekli şu değerlendirmeyi yaptı:

“Temkinli girdiğimiz 2017’yi Türkiye otomotiv sektörü başarılı bir şekilde geride bıraktı. İç pazarda kısmi daralma yaşansa da ihracat alanında sektörün aldığı yüzde 18,3’lük pay ekonomiye değer kattı. 2018 yılının da tıpkı 2017 gibi ‘kararlı’ bir şekilde geçeceğini düşünüyoruz. 2018 yılı otomotiv sektörü toplam pazarının 950 bin-1 milyon adet aralığında gerçekleşmesini bekliyoruz. Ancak geniş bir pencereden baktığımızda, sektörün ‘ekonominin lokomotifi’ kimliğini koruyabilmesi için tüm firmaların Almanya başta olmak üzere dünya genelinde başlayan ‘dönüşüm planı’nın içinde yer almaları gerekiyor. Bu dönüşüm planına ayak uydurmak için de Ar-Ge yatırımlarına öncelik vermek ve inovasyonu kurum kültürünün bir parçası haline getirmek gerekiyor. Sektörde gelecek değişimlerle gelecek. Bu nedenle değişime ayak uydurulması, sadece otomotiv sektörü için değil Türkiye ekonomisi için de büyük önem taşıyor.”