Ana sayfa Raporlar Forex Raporları TL’de O...

TL’de Orta Vadede Riskler Hala Masada, Eren Can Ümüt

TL’de Kısa Vadeli Pozitif Görünüm Oluşsa da Orta Vadede Riskler Hala Masada

Hafta başından bu yana TL lehine fiyatlamaların güçlendiğini izliyoruz. Özellikle TCMB’nin Nisan ayı PPK toplantı kararları TL lehine fiyatlamaları destekler nitelikteydi. Banka, piyasalardaki genel beklentinin aksine Geç Likidite Penceresinde ( GLP ) 50 baz puanlık artırıma giderek %11.752den %12.25 seviyesine yükseltti ve sıkılaştırmanın ölçüsünü artırdı. Bu kararlar ile birlikte TCMB’nin belirlediği faiz oranlarının son şekli aşağıdaki gibi oldu:

  • Gecelik faiz oranları: Marjinal fonlama oranı % 9,25, Merkez Bankası borçlanma faiz oranı % 7,25
  • Bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı  ( Politika faizi ) % 8
  • Geç Likidite Penceresi faiz oranları: Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde, Bankalararası Para Piyasası’nda saat 16.00–17.00 arası gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borçlanma faiz oranı % 0, borç verme faiz oranı ise %12.25

Kararın ardından TL’nin ABD doları karşısında değer kandığını ve bu sayede 3.55 seviyelerine kadar gerilemenin yaşandığını görmekteyiz. Tabii TCMB’nin almış olduğu karar ile diğer GOÜ para birimlerine göre pozitif ayrışmamız söz konusu. Bu bağlamda hafta başından bu yana TL’nin ABD doları karşısında değer kazancı %2’yi aşmış durumda. TCMB’nin kararı TL adına olumlu bir etki oluştursa da bu pozitif havanın devamı için küresel ölçekte risk alma iştahının seyrini yakından takip etmek gerekiyor. Bu durumda sadece TL için değil, diğer GOÜ para birimleri için de geçerli bir olgu. Fakat biz konuyu TL özelinde değerlendirirsek önümüzde bulunan riskleri ve olumlu gelişmeleri kısaca irdeleyerek TL’nin yakın dönmede seyri açısında fikir sahibi olmaya çalışalım.

Kısa Vadede Pozitif Etkileyen Gelişmeler

  1. İlk olarak ABD kaynaklı gelişmeleri incelemek gerekiyor. Bu noktada iki önemli gelişmeyi takip etmemiz gerekecek. Birincisi Trump’ın ekonomi politikaları. Bir diğeri ise FED… Özelikle Trump’ın vergi indirimleri politikasına yönelik açıklayacağı yol haritası bir hayli önem arz ediyor. Dün bu konuda Trump’n ekonomi baş danışmanı ve ABD Hazine Bakanı  Steven Mnuchin  kurumsal vergi oranlarını %15 seviyesine indireceklerini söylediler.  Ayrıca bireysel vergi dilimlerinin de aşağı yönde revize edileceği ve en yüksek dilim olan %39.6 oranının %35 seviyesine çekileceğinin ön görüldüğü açıklandı. Şimdilik açıklama şeklinde konu gündemde yer almaya devam ediyor. Yalnız henüz somut bir adım atılabilmiş değil. Somut adımın henüz atılamaması ise bu politikanın uygulanabilirliği konusunda şüphe uyandırıyor ki bu durum daha az güçlenen ABD doları ve daha pozitif performans gösterecek GOÜ para birimleri olarak algılanıyor. Dünkü açıklamalara rağmen ABD dolarının değer kaybı ve devlet tahvili getirilenin sabit seyri bunun göstergesi.
  2. Trump seçilmeden önce piyasalarda tedirginlik oluşturan vaatlerini gerçekleştirememeye devam ediyor. Önce Obamacare olarak bilinen sağlık sigortası yasasını iptal ettirememesi – Çin’i döviz manipülatöre olarak ilan etmemesi ve Meksika sınırına duvar örme konusunu rafa kaldırmasının ardından son yaptığı açıklamada da ABD’nin NAFTA’dan ayrılmayacağını belirtti. Bu konu serbest ticaret açısından piyasalarda tedirginlik oluşturmaktaydı. Tabii Trump’ın vaatlerini yerine getir(e)memesi piyasaları da mutlu ediyor.
  3. Suriye konusunda ABD – Rusya arasında kısa süreli gerilimin ardından iki ülkenin iş birliğine devam etme kararı jeopolitik riski en azından Suriye kaynaklı bir miktar azalttı. Fakat bu konuda TL üzerinde hala tedirginlik oluşturmaya devam ediyor. Küresel piyasalar ise daha çok Kuzey Kore ile ilgilenmekte.

Risk Unsuru Olarak İzlenmesi Gereken Gelişmeler

  1. Türkiye için jeopolitik riskler hala yüksek. Özellikle Suriye özelinde son dönemde Rusya ve ABD ile YPG konusunda fikir ayrılıkları sert tartışmaları da beraberinde getiriyor. Türkiye’nin olası askeri harekâtına karışı hem Rusya hem de ABD’nin karşı olduğunu biliyoruz. Önümüzdeki dönemde Suriye’ye yönelik yeni bir kara harekatı ABD ve Rusya ile siyasi gerilimi artırabilir. Piyasaların henüz konuşmadığı ama masada duran risklerden birisi olarak takip ediyoruz. Ayrıca Kuzey Kore – ABD geriliminin küresel ölçekte stres yarattığını ve riskten korunma güdüsünün tekrar güçlenmesi ile GOÜ para birimleri ve hisse senetleri gibi daha riskli varlık sınıfında bulunan enstrümanlarda kaçısın başlama olasılığı da güncelliğini koruyor.
  2. Bu sıralar en önemli konu AB ile olan ilişkiler… Son AKPM’nin Türkiye’yi siyasi denetime alma kararı ile ilişkiler iyice gerildi. AB – Türkiye arasında iplerin kısa vadede kolaylıkla kopacağını söylemek şimdilik yanlış olur. Fakat bu riskin piyasalarda tedirginlik unsuru olarak öne çıkma ihtimali göz ardı edilmemeli.
  3. Her ne kadar yukarıda ABD’de Vergi reformu konusunda somut adımların atılamaması piyasalarda pozitif etki oluşturduğunu söylesek de bu etkinin kısa vadeli olduğunun altını kalın bir çizgi ile çizelim. Kongrenin onayından geçen güçlü bir vergi indirimi paketi daha hızlı büyüyen ABD ekonomisi, daha hızlı yükselen enflasyon ve buna daha sert cevap verecek FED olgusu fiyatlamaların içerisine dahil etmeye başlayabilir. Bu durumda güçlenen ADB doları ve tahvil getirileri ile GOÜ para birimleri üzerinde negatif etki görebiliriz.
  4. Türkiye ekonomisinin seyri – TCMB’nin hamleleri ve hanehalkı davranışları da bir hayli önemli olacak. Ekonomide özellikle enflasyon ve işsizlik kanadında işlerin pek yolunda gitmediğini görüyoruz. Hatta TCMB’nin Nisan PPK’da GLP’yi 50 baz puan yükseltmesini enflasyonda sert yükselişin devam etmesini beklediği şeklinde yorumlar yapıldı. Özellikle fiyatlama davranışlarının bozulması yüksek enflasyon beklentilerine karşı hanehalkının döviz talebini artıran önemli bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Dövize olan talep dövizin değerini artırıyor ve enflasyonu destekliyor. Yükselen enflasyon yine dövize olan talebi artırıyor ve bu sayede bir kısır döngü oluşuyor. Bu döngüyü kırmak için kredibilitesi yüksek bir TCMB’ye ihtiyaç var. Son atılan GLP adımı kredibiliteyi bir miktar yükseltse de para politikasının hala geçici araçlar ile şekillendiğini söylemek gerekiyor.

Piyasada kısa vadede oluşan olumlu havanın nedenlerini sıralamamıza karşılık orta – uzun vadeli perspektifte ise belirsizliğin hala yüksek olduğu uyarısında bulunalım. Kısa vadeli bakış açısı ile 3.5550 desteğine kadar gerileyen USD/TRY’de aşağı yönde fiyatlamanın devamı adına bu desteğin altında kalıcılığın sağlanabilmesi gerekiyor. Bu sayede 3.5120 – 3.5000 bölgesine doğru gevşeme sürpriz olmayacaktır. Fakat belirsizliklerin yüksek seyretmesi nedeniyle gerileyen pariteye alım güçlenme ihtimalini göz ardı etmemek gerekiyor. Bu sayede 3.6000 üzeri fiyatlamalarda 3.6600 – 3.7000 ve özellikle de 3.7500 hareketinin oluşma ihtimali yükselebilir.