Ana sayfa Raporlar Ekonomi Raporları ve Gelişmeleri TCMB’den Yuan...

TCMB’den Yuan Swap Açıklaması

TCMB’den Yuan Swap Açıklaması

22.06.2020 – TCMB’den Yuan swap açıklaması: TCMB Cuma günü TCMB ile Çin Halk Cumhuriyeti Merkez Bankası arasında 2019 yılında yenilenen swap anlaşması (1 milyar $ karşılığı) çerçevesinde, Çin Yuanı (CNY) fonlamasının ilk kullandırımlarının 18 Haziran 2020 tarihinde yapıldığını açıkladı. Bu sayede ilgili bankalar aracılığı ile çeşitli sektörlerdeki Türk şirketlerinin Çin’den ithalatlarının CNY cinsinden ödeme yaparak gerçekleştirildiği belirtildi. TCMB ayrıca, swap anlaşması kaynaklarının kullanılmış olması, uluslararası ticaret ödemelerinde yerel para kullanımı ve Türk firmalarının uluslararası likiditeye erişimi açısından önem arz etmekte olduğunu belirtiyor.

100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Sanal Para ile Deneyin!

Türkiye ve Çin arasında çok sayıda ekonomi forumu ve yatırım toplantıları organize eden Ligarba Group Yönetim Kurulu Başkanı İrfan Karslı, yapılan Swap anlaşması hakkında önemli açıklamalarda bulundu:

Çin İle Yapılan Swap Anlaşması Ticareti Güçlendirecek

Pandemi herkesi bir araya getirdi; Yen Tip Koronavirüs (Covid-19) Pandemisi sağlık, ekonomik ve sosyal anlamda tüm insanlığı etkilemektedir. Bu durum devletlerin ve milletlerin birlikte hareket etmesinin yolunu açmaktadır. Çünkü küresel bir salgını ancak ve ancak küresel birliktelikle savuşturulabileceği anlaşılmıştır. Bu bağlamda devletler ve şirketler ekonomik anlamda birbirleriyle swap anlaşmaları yapmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti ve Çin Halk Cumhuriyeti pandemi sürecini daha az hasarla atlatabilmek amacıyla karşılıklı swap anlaşması yaptı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) yaptığı açıklamaya göre: “TCMB ile Çin Halk Cumhuriyeti Merkez Bankası arasında 2019 yılında yenilenen swap (para takası) anlaşması çerçevesinde Çin Yuanı (CNY) fonlamasının ilk kullandırımları 18 Haziran 2020 tarihinde yapılmıştır. Bu sayede ilgili bankalar aracılığı ile çeşitli sektörlerdeki Türk şirketleri, Çin’den ithalatlarını CNY cinsinden ödeme yaparak gerçekleştirmiştir” denilmektedir.

Swap, dalgalanma riskinden koruyor;
Swap anlaşması ile iki ülke faiz ödemelerini ve para birimlerini karşılıklı olarak değiştirdiler. 18 Haziran tarihi itibariyle Türk şirketleri CNY ile işlem yapabilecektir. Yine sabit faizle veya değişken faizle borçlanan iki taraf şirketler faiz ödemelerini birbirleriyle değiştirebileceklerdir. Böylece şirketler, döviz kurları ve faiz oranlarındaki dalgalanmaların yarattığı riskten kaçınmış olacaklardır.

Çin ile ticaret Türkiye’yi dünyanın üretim üssü yapıyor;

Türkiye’nin Çin ile yaptığı swap anlaşmasının, özellikle 2002 sonrası gelişen Türk-Çin dostluğunun bir sonucu olarak doğduğunu söyleyebiliriz. Türkiye’nin coğrafi konumu ve barındırdığı genç nüfus ile bölgenin lider devleti olma özelliği, Çin’in Türkiye’ye yatırımlarını artırmaktadır. Türkiye dünyanın üretim üssü olma konumunu güçlendirirken, Çin’in büyüyen ekonomisinden yararlanmaya devam edecektir.

Kuşak ve Yol İnisiyatifi swap anlaşması ile güçlenmiş olacak;

Türkiye ile Çin arasında yapılan swap anlaşması iki ülke arasındaki ilişkileri daha da geliştireceği aşikardır. Başlangıçtaki ekonomik ilişkiler ticari, turistik ve sosyal ilişkileri de güçlü bir şekilde etkileyecektir. Önümüzdeki yıllarda zaten başlamış olan Bir Kuşak Bir Yol İnisiyatifinde, Türkiye’nin konumu daha da belirgin hale gelecektir. Özellikle ihracat açısından avantajlar sağlayacak olan bu anlaşma Türk işadamları için önemli bir fırsat durumundadır.

Türk yatırımcıları her alanda Çin’e yatırım veya Çin’den yatırım kazanmak için birbirleriyle yarışacaklardır. Aynı şekilde Çinli iş insanları da Türkiye’de yatırıma öncelik vereceklerdir. Karşılıklı yapılan yatırımlar 2020 yılı başında nefesimizi kesen Covid-19 durgunluğunu kısa sürede sona erdirecektir. 

Çin Yuan’ı Devalüe Edecek mi?

TCMB’den Yuan Swap Açıklaması

02.06.2020 – ABD’nin Çin’e karşı verdiği dış ticaret açığının 2018 yılında 418 milyar dolar seviyesine yükselerek tüm zamanların rekor seviyesine ulaşması 2020 seçimlerinde elini kuvvetlendirmek isteyen Trump’ın Çin karşıtı retoriğini sertleştirmesine neden oldu. ABD’de korumacılık eğilimleri her ne kadar Trump’ın başkan seçildiği 2016 yılı sonrasında hız kazansa da gelenekselleşmiş dış ticaret açığını azaltmaya yönelik çalışmalar önceki başkan Obama döneminde başlamıştı bile. 2010-2011 yıllarından itibaren başlayarak kaya gazı ve petrolü üretimindeki hızlı artış, dünyanın en önemli enerji ithalatçılarından biri olan ABD’nin “kendi kendine yetebilen” bir ülke olma yolunda ilerlediğini ve bir enerji ihracatçısı haline gelebileceğini gösterdi. ABD Enerji konusundaki dışa bağımlılığını azaltırken, bu sefer de yüksek birim maliyetleri nedeniyle teknoloji konusundaki üstünlüğü artık Doğu’ya kayıyordu.

ABD Başkanı Donald Trump göreve gelmesinden önce bilgi ve iletişim teknolojilerindeki artan Çin hâkimiyetine karşı batı ülkelerindeki panik havası iyiyden iyiye kendisini göstermeye başlamıştı. Trump’ın Beyaz Saray’a yerleşmesiyle birlikte Çin’e karşı ticaret savaşı fiilen başlamış oldu. Fikri mülkiyet hırsızlığıyla suçladığı Çin’i ithalat vergileri ve kotalar yoluyla tehdit ediyordu. ABD ve Çin arasında yaklaşık üç yıl karşılıklı hamlelerin gölgesinde süren ticaret savaşı sürecine 15 Ocak’ta imzalanan Faz 1 anlaşmayla ara verilmişti. Bir çok stratejistin ortak görüşü de dar çerçevede imzalanmış bir anlaşmanın, dünyanın en büyük iki ülkesi arasındaki jeopolitik ve jeoekonomik rekabeti dindirmeye yetmeyeceği yönündeydi. Kovid-19 pandemisi bir süreliğine iki ülke arasındaki gerilimi gündemden düşürse de Donald Trump’ın ve Dışişleri Bakanlığı’nın virüs konusunda Çin’i suçlaması tansiyonun yeniden yükselmesine neden oldu. Kasım ayında gerçekleştirilecek ABD Başkanlık seçimlerine eli kuvvetli girmek isteyen Donald Trump, elindeki korumacılık kozunu Çin’e karşı kullanması ve taraflar arasındaki gerilimi yükseltmesi beklenebilir. 

TCMB’den Yuan Swap Açıklaması

Soğuk Savaş döneminde Sovyet Rusya ile büyük bir teknolojik ve stratejik rekabet içerisine giren ABD, sistemik bir tehlike olarak gördüğü Çin’e karşı bir süredir çevreleme stratejisi izliyor. İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurduğu küresel hegemonyasını devam ettirme konusunda ise oldukça kararlı gözüküyor. ABD’nin borçluluk seviyesinin ötesinde, Çin’in dış politikadaki inşaacı ve genişlemeci politikası dünyanın en büyük iki ülkesi arasındaki rekabeti kızıştırıyor. Uygarlık tarihinin en iddialı altyapı projelerinden biri olarak görülen, dünya nüfusunun %65’i ve global GSYİH’nın % 40’ı dahil olmak üzere 68’den fazla ülkeyi kapsayan Kuşak ve Yol Girişimi ise ticaret savaşı buzdağının görünmeyen yüzünü simgeliyor. Bu proje ile Çin’in yapısal açıdan kırılgan ülkeleri kendisine bağlayıp, müttefikler kurmaya çalıştığı iddia ediliyor. Öyle ki; Kuşak ve Yol girişiminin ekonomik ve politik açıdan  “oyun değiştirici” olabileceği kabul ediliyor.

Çin, ihracatının büyük çoğunluğunu gerçekleştirdiği ABD’nin uyguladığı tarifeler ve gümrük duvarları nedeniyle ciddi bir gelir kaybıyla karşı karşıya kalmıştı. ABD’deki başkanlık seçimleri öncesinde ABD ile kalıcı bir anlaşma yapmak istemeyen Çin, stratejik denge arayışıyla 1.Faz anlaşmaya razı oldu. Bundan sonraki süreçte izleyeceği strateji ise Kasım ayındaki seçim sürecine göre şekillenecektir. 2015 yılında sanayi üretimindeki yavaşlama sinyallerini gören Çin, dış ticaretteki rekabet gücünü desteklemek ve ihracatı artırmak amacıyla Yuan’ı kısa süre içerisinde 3 kere devalüe etmişti.

Ticaret savaşı konusunda yayınladığımız analizlerimizde de üzerinde durduğumuz üzere, Yuan’ı devalüe etmek Çin’in en güçlü silahlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Ticaret savaşının kızışmaya devam etmesi durumunda, vergiler yoluyla uğradığı kaybı parasını kontrollü bir şekilde devalüe ederek kompanse etmekten çekinmeyecektir. Ekonomi açısından dünyanın en büyük iki ülkesi arasındaki savaş periferi ülkeleri de olumsuz etkiliyor. Savaş kızıştıkça global ticaret hacminin daralması Avustralya, Güney Afrika gibi Çin’in emtia tedarikçilerinin para birimlerin de olumsuz etkilenmesi beklenebilir.

Geçen sene %2’ye yakın bir yükselişle psikolojik seviye olarak kabul edilen 7’nin üzerine çıkan Dolar Yuan kuru, Çin’in kuru manipüle ettiği şeklinde yorumlanmıştı. Çin’in Nisan ayı itibarıyla 3.09 trilyon dolarlık döviz rezervi bulunuyor. Güçlü döviz rezervine karşın diğer gelişmiş ve gelişen piyasa ülkeleri gibi dalgalı bir döviz kuru rejiminin olduğunu söylemek mümkün değil.    Yuan’ın güçlü dolar karşısında değer kaybetmesi Çin’de faaliyet gösteren ABD’li şirketlerin de elini büyük oranda zayıflatması beklenebilir.

Çin Merkez Bankası (POBC) ABD ile yaşanan gerilimin ardından referans kuru 7.12’ye çekerek son 8 yılın en yüksek seviyesine çıkardı. Bu referans oranı aynı zaman 2008 Küresel Finans Krizinin ardından ulaşılan en yüksek seviye olma özelliği taşıyor. Onshore Yuan PBOC’nin belirlediği referans oranın -+%2 aralığında fiyatlanıyor. Geçtiğimiz günlerde Çin hükümetinin de ABD’den gelen tehditlere Yuan’ın kontrollü bir şekilde değer kaybetmesine göz yumacağı haberleriyle değeri Hong Kong döviz piyasasında belirlenen offshore Yuan 7.20 sınırını test etti. Birinci faz ticare müzakereleri sürecinde değer kazanan Yuan, koronavirüs salgınının ortaya çıkmasıyla dolara karşı kazançlarını geri verdi. Sonuç olarak; ABD ile gerilim yükseldikçe Çin’in Yuan’a kontrollü bir şekilde değer kaybettirme kozunu kullanması beklemekteyiz. Donald Trump Cuma günü düzenlediği basın toplantısında offshore Yuan’ın işlem gördüğü Hong Kong’un özel statüsünü kaldırdı. Doların global bazda değer kaybetmesiyle bir miktar gerileyen USD/CNH paritesinin ABD ve Çin arasındaki tansiyon yükseldikçe yükselişini sürdürmesini beklemekteyiz.

 

Piyasalarda Yuan Etkisi

TCMB’den Yuan Swap Açıklaması

05.08.2019 – Asya piyasasında Çin Yuan’ı büyük kayıp yaşayarak Dolara karşı 7 seviyesinin üstüne çıktı. Çin Merkez Bankası, ABD’nin gümrük vergisisöylemi ardından kısa vadeli sert önlemler almaya hazır olduğunu belirterek yuan’ın dolar karşısında 2008’den bu yana yani 11 yıl sonra ilk kez 7 seviyesinin üzerine çıkardı. Bu durum başta Türk lirası olmak üzere tüm gelişen ülke para birimlerini olumsuz etkiledi:

Çin yuanındaki gerileme gelişen ülke para birimlerini olumsuz etkiledi, Ekin Akbaş

Hatırlayacağımız üzere ABD Ticaret Temsilcisi Robert Lighthizer ve üst düzey yetkililer geçtiğimiz hafta Şangay’da bir araya gelmiş ve ticaret görüşmeleri gerçekleştirmişti. Görüşmelerin askıya alındığı Mayıs ayından bu yana iki ülke arasında ilk defa yüksek düzeyde ve yüz yüze bir görüşme gerçekleşmiş olması piyasalarda ticaret görüşmelerine yönelik iyimser beklentilerin oluşmasına neden olmuştu. Ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın Perşembe günü sosyal medya üzerinden Çin’e yönelik ek gümrük vergisi getirileceğini açıklaması, ticaret krizini yeniden tırmandırdı. ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamasında, ABD’nin Çin’den gelen 300 milyar dolarlık mal için %10’luk ek bir tarife uygulamaya başlayacağını belirtmiş ve bu ek verginin, hali hazırda %25 gümrük vergisi konmuş 250 milyar dolarlık ürünü kapsamadığını ifade etmişti. Trump’ın bu açıklaması sonrasında küresel piyasalarda risk iştahı hızlı bir şekilde değer kaybederken; küresel borsalarda ve petrol fiyatlarında sert satış baskıları oluşmuş, ons altında sert yükselişler yaşanmış ve gelişmekte olan ülke para birimleri, azalan risk iştahı ile birlikte sert bir şekilde değer kaybetmişti.

Yeni haftanın başlangıcında, Çin yunanında görülen sert satış baskıları ile birlikte küresel piyasalardaki risk algısının daha da bozulduğunu ve gelişen ülke para birimlerindeki satış baskısının artmış olduğunu görüyoruz. Çin Merkez Bankası, ABD’nin Çin mallarına yönelik tarife kararıyla, para birimini stabil tutabilmek için kısa vadeli sert önlemler almaya hazır olduğunu belirtmesi ve Beijing yönetiminin, ABD’nin Çin’den gelen 300 milyar dolarlık mal için %10’luk ek bir tarife uygulamaya başlaması durumunda Çin’in karşılık vereceğini iade etmesi üzerine Çin yuanı sert bir şekilde değer kaybetti. Böylece USDCNY, 2008 yılından bu yana ilk defa 7 seviyesini aştı. Yuandaki bu satış baskısı diğer Asya ve gelişen ülke para birimlerini de aşağı çekti ve Çin hisse senetlerindeki satışları artırdı. Diğer yandan, ABD – Çin arasında tırmana gerilimin etkisi ile birlikte dolar endeksinin de sert satış baskılarına maruz kaldığını gördük. Ancak, dolar endeksindeki gerilemeye rağmen, gelişen ülke para birimlerine yönelik zayıf risk iştahı etkili olmaya devam ediyor.

  • Bununla birlikte USDTRY paritesi Asya seansında 5,6215 seviyesine kadar yükselirken, ons altın artan güvenli liman talebi ile birlikte 1456 seviyesi üzerini test ederek Mayıs 2013’ten bu yana en yüksek seviyesini test etti.
  • Geçtiğimiz hafta içerisinde 98,90 seviyesi üzerine çıkarak Mayıs 2017’den bu yana en yüksek seviyesini test eden dolar endeksi, ABD – Çin arasında tırmanan gerilim ile birlikte sert satış baskılarına maruz kalarak kazançlarının bir kısmını geri verdi. Bununla birlikte endeks Asya seansı içerisinde 98 seviyesi altına gerileyerek 97,87 seviyesine indi.
  • EURUSD paritesi ise, dolar endeksinde görülen geril çekilme ile birlikte yeniden 1,11 seviyesi üzerinde yerleşti ve Asya seansı içerisinde 1,1130 seviyesi üzerine çıktı.

 

Çin’in Sanayi Üretimi Beklentilerin Altında Kaldı

15.05.2019 – Çin’den beklentilerin altında gelen sanayi üretimi, perakende satışlar ve sabit yatırım verileri Çin ekonomisinde yavaşlama endişelerini derinleştirdi; Çin Ulusal İstatistik Bürosu tarafından yapılan açıklamaya göre, Nisan Ayı sanayi üretimi önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,4’lük artış kaydederek yüzde 6.5 olan beklentinin altında kaldı. Perakende satışlar da yüzde 8,6’lik beklentinin altında kalarak, yüzde 7,2 oldu. Sabit yatırımlar ise yüzde 6,1’lik arttı. Beklenti yüzde 6,4 seviyesinde gerçekleşmesi yönündeydi.

 

Çin Ekonomisi Beklentilerin Üzerinde Büyüdü

TCMB’den Yuan Swap Açıklaması

17.04.2019 – Merakla beklenen Çin ekonomisinin ilk çeyrek büyüme performansı ortalama beklenti rakamı olan yüzde 6.3’ün 0.1 puan üzerinde gerçekleşerek sürpriz yaptı.

Çin’de bu sabah açıklanan 1. çeyrek büyüme verileri, ekonominin beklentilerin sınırlı da olsa üzerinde yıllık %6,4 büyüdüğünü ortaya koydu. Ülkede Mart ayında sanayi üretimi büyümesi yıllık %8,5 artarken, yatırım harcamalarındaki artış Mart’ta yıllık %6,3 ile beklentilere paralel gerçekleşti. Çin ekonomik aktivite verilerinin beklentilerin üzerinde açıklanması, alınan destekleyici önlemlerin etkisini göstermeye başladığına işaret ediyor.

Sanayi üretimi karları ve perakende satışlar verileri ile desteklenen büyüme rakamı Kasım 2018’den bu yana kamu eliyle alınan önlemlerin şu aşamada çalıştığını teyit ediyor. 300 milyar dolarlık vergi indirim paketi, indirilen munzam karşılık oranları ve 6 trilyon rembinbi RMB kamu bankaları üzerinden ulaşılan kredi rakamı büyümenin ivmelendirici kalemleri olarak dikkat çekiyor.

TCMB’den Yuan Swap Açıklaması