Ana sayfa Haberler Şirket Haberleri BASF’nin Yeni...

BASF’nin Yeni Sistemi, Penceresiz Odaları Aydınlatıyor

BASF’nin yenilikçi ışık yönlendirme sistemi, penceresiz odaları aydınlatıyor. Bu yeni çözüm insan sağlığına daha fazla katkıda bulunurken, daha düşük enerji tüketimi sağlayacak. BASF’nin bu yeni akıllı çözümü, mimarlar için de çok çeşitli tasarım olasılıkları sunuyor.

BASF, penceresiz odaların bile gün içerisinde suni ışığa ihtiyaç duymayacağı şekilde binaların iç kısımlarına doğal gün ışığının iletilmesi ve herhangi bir parlamaya neden olmadan cam cephelerin arkasında güneş ışığının optimal bir şekilde kullanılabilmesi için akıllı bir çözüm üretti. Işığın yönlendirilmesi ilkesine dayanan sistem, bir film, bir ışık bacası ve aydınlatma armatürlerinden oluşuyor. Film, yalıtımlı camın içerisine yerleştiriliyor ve ışığı optimal bir şekilde buradan, yansıtıcı film içeren bir ışık bacasına yönlendirirken, ışık bacası, binanın iç kısmının derinliklerine güneş ışığını getiriyor ve böylece aydınlatma armatürleri odaların içerisinde güneş ışığını yayıyor. Bu aydınlatma armatürleri, doğal güneş ışığı bulunmadığında veya yetersiz olduğunda odaları aydınlatmak üzere kullanılan LED ampullerle donatıldı. BASF, Bartenbach GmbH ile birlikte 1:10 ölçekli modeli ile bu yenilikçi gün ışığı yönetimi sistemini Almanya’da gerçekleştirilen Aydınlatma + Bina fuarında sergiledi.

BASF Akıllı Güneş Işığı Yönetimi Başkanı Cristobal Garrido Segura, geliştirilen bu yeni akıllı çözüm ile ilgili olarak, “Özellikle kış aylarında pek çok insan, evlerinden güneş doğmadan çıkıyor, akşam karanlık çöktükten sonra eve dönüyor ve neredeyse sadece suni ışık görüyor. Doğal ışıktaki geniş renk spektrumunun sağlığımız ve performansımız üzerinde önemli bir etkisi bulunuyor. Işık algısı kişiden kişiye büyük farklılık gösteriyor. Benim vizyonum, doğal güneş ışığının kullanıcının kişisel tercihlerine uygun olarak yansıtıldığı odalar.” dedi.

İnsan odaklı aydınlatma konseptleri

İnsan odaklı aydınlatma (HCL), insanlara ve insanların sağlığına önem veren bütünsel aydınlatma konseptlerini içeriyor. HCL, ışığın görsel, duygusal ve biyolojik etkilerini bir araya getiriyor. BASF’nin geliştirdiği yeni gün ışığı sistemi, okullar, hastaneler, alışveriş merkezileri ve iş merkezleri gibi yerlerde mekansal kaliteyi artırmaya katkıda bulunacak. İnsanoğlu doğal ışıkta kendini daha iyi hisseder, daha iyi konsantre olur, çalışma konusunda daha motive olurlar ve hastalanma olasılıkları azalır. Ayrıca, gün içerisinde doğal ışık kullanımı, suni ışık kullanımının yüzde 50’den fazla azalmasını sağlar. Danışmanlık şirketi A.T. Kearney, HCL’nin insanlığa olan faydalarının 2020 yılında Avrupa’da 870 milyon Euro gibi yüksek bir rakama ulaşacağını hesaplıyor.

Mimarlar için çok çeşitli tasarım olasılıkları

Bu sistem, binanın cephesinde herhangi bir ek yapıya ihtiyaç olmadan gün ışığının binaların iç kısmının derinliklerine ulaştırılmasını sağlıyor. Sistem, binanın içerisinde esnek bir şekilde hayata geçirilebiliyor ve ister bir asma tavanın içerisine gizlenerek, ister binanın iç tasarımının bir parçası olarak görünür bir öğe olarak kullanılabiliyor. Aydınlatma armatürleri aracılığıyla gün ışığı, pencerelerden uzak alanlara ve hatta güneş ışığının bulunmadığı koridorlara ve odalara kadar gidebiliyor. Sistem, tasarım seçeneklerini sınırlandırmadan binaların mevcut yüzeylerine ve yeni bina yüzeyi konseptlerine entegre edilebiliyor. Buna ek olarak, yaşam kalitesini artırmak üzere doğal yeşil alanlara sahip olan çalışma ve dinlenme alanlarına sahip ofis ortamları gibi yeni tasarım konseptleri oluşturma fırsatları yaratıyor.

Fikir aşamasından pazara sunulmaya hazır sistem çözümüne
Gün ışığı yönetimi fikri, BASF’nin 150. kuruluş yıldönümü kapsamında uygulamaya sokulan Creator SpaceTM programı sırasında ortaya çıktı ve İsviçre’den gelen ekipler, bu fikre dayanarak binaların dışındaki ışık ve enerji konusunu inceledi. Çeşitli birimlerden BASF uzmanlarıyla birlikte, bir inkübasyon projesi haline gelen ve pazara sunulmaya hazır bir sistem çözümü olarak geliştirilen bir konsept oluşturdular. İlk prototip ise Avusturya’daki Bartenbach GmbH genel merkezinde kullanılmaya başlandı.

Gün ışığı sistemi hakkında daha fazla bilgi için: www.basf.com/daylighting

BASF Hakkında

BASF olarak sürdürülebilir bir gelecek için kimya yaratıyoruz. Ekonomik başarıyı, sosyal sorumluluk ve çevre korumasıyla birleştiriyoruz. 115.000’in üzerinde BASF Grup çalışanı, neredeyse her ülke ve sektörde faaliyet gösteren müşterilerimizin başarısı için gayret gösteriyor. Ürün portföyümüz beş segmentten oluşmaktadır: Kimyasal Ürünler, Performans Ürünleri, Fonksiyonel Malzemeler ve Çözümler, Tarım Çözümleri, ve Petrol ve Gaz. BASF, 2017 yılında 64,5 milyar Avro’nun üzerinde satış gerçekleştirdi. BASF hisseleri Frankfurt borsası (BAS), Londra borsası (BFA) ve Zürih borsasında (BAS) işlem görmektedir.

 

BASF Türk Kimya CEO’su Buğra Kavuncu şirketteki görevinden ayrılıyor

28.03.2018 – Ocak 2016’dan beri BASF Türk Kimya Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin CEO’luk görevini yürüten Buğra Kavuncu, kariyerine farklı bir yolda devam etmek için 31 Mart 2018 tarihinde şirketteki görevinden ayrılmaya karar verdi.

1 Nisan 2018 tarihinden itibaren Rami Atikoğlu’nun BASF Türk’ün Genel Müdürü görevini geçici olarak yürütmeye başlayacağını belirtmek isteriz.

Kimya sektöründe engin deneyime sahip bir girişimci ve yönetici olan Kavuncu, 2006 yılında BASF’ye katılmıştı. 2006 yılına kadar kendi işini yapmakta olan Kavuncu, Ocak 2016’da BASF Türk Kimya CEO’su olarak atanmadan önce Avrupa, BDT ve Türkiye’de çeşitli yöneticilik pozisyonlarında görev yaptı.

 

Good Life İnisiyatifi ‘İyi Tarım’ ve ‘İyi Kimya’ Çalıştayları Yapıldı

02.03.2018

Küresel Sustainable Brands platformu kapsamında bireyleri kendileri, aileleri ve yaşadıkları toplum, ülke ve gezegen için, iyi yaşamın ne anlama geldiğini yeniden tanımlamaya teşvik etmek üzere hayata geçirilen Good Life İnisiyatifi’nin Türkiye çalışmaları başladı. Bu doğrultuda ilk çalıştaylar, ‘Tarım’ ve ‘Kimya’ sektörleri özelinde düzenlendi.

Sektörlerin ‘İyi Yaşam’a olan katkısının artırılması yönünde yenilikçi fikirlerin ve iletişim modellerinin keşfedilmesi amacıyla yapılan ‘Good Agriculture’ çalıştayı Anadolu Efes’in, ‘Good Chemistry’ çalıştayı ise BASF’nin destekleriyle gerçekleştirildi.

Good Chemistry çalıştayında tüketicinin iyi yaşamında kimya sektöründen beklentileri, tüketicilerde kimya algısı, kimya sektörünün tüketici beklentilerini karşılamak için sektörle yaptığı çalışmalar, iş birliğiyle inovasyon ve bunun önündeki engeller, iyi kimya ile ilgili işbirlikleri, tüketici beklentilerine uygun yapılması gereken iletişim gibi konular tartışıldı.

Good Agriculture çalıştayında ise paydaşlar ile iyi tarım ve tüketicinin beklentileri, iyi tarımın tanımı, ülkemizde iyi tanım gerçekleştirebilmek için tarafların sorumlulukları, markalara düşen görevler, işbirlikleri ve iletişim stratejileri başlıklarında tartışmalar yaptı.

Good Life İnisiyatifi’nin çalıştayları, 21 Mart’ta yapılacak ‘Good Retail’ ve ‘Good Apperal’ ile devam edecek.

Çalıştayların içeriğine ilişkin hazırlanacak raporlar, 18-19 Nisan’da düzenlenecek olan Sustainable Brands 2018 Istanbul’da paylaşılacak.

‘İyi Yaşam’ yeniden tanımlanıyor

Köklü ve etkili değişimin ancak bütüncül bir yaklaşımla gerçekleşebileceğinin bilincinde olan Global Susta­nable Brands®; ‘Good L­ife’ ana teması altında Good Homes, Good Food, Good Retail, Good Lojistik, Good Mobility, Good Chemistry, Good Apparel, Good Packing, Good Suuply Chain, Good Energy, Good Teknology, Good Cities ve daha bi­rçok alana dokunarak, her bi­r markanın kend­is­ine yer bulacağı bi­r platform sunuyor.

 

BASF, Dünya‘nın en beğenilen kimya şirketi seçildi

08.02.2018

Fortune Dergisi tarafından belirlenen “Dünyanın En Beğenilen Firmaları“ listesinde BASF, kimya sektöründe birinci oldu.

BASF, Fortune Dergisi’nin, Korn Ferry ile birlikte derlediği, 1500 aday arasından seçilen “Dünya’nın En Beğenilen Firmaları” listesinde, kimya sektöründe birinci sırayı aldı.

29 farklı ülkeden, 680 şirketin yöneticilerinin belirlediği sıralama; yatırım değeri, yönetim kalitesi, kurumsal sosyal sorumluluk ve yeni yetenekleri cezbetmek gibi dokuz farklı kritere göre oluşturuldu.

BASF, yöneticilerin, kendi şirketlerinin içinde bulunduğu sektörler dışındaki alanlardan en beğendikleri firmaları seçtikleri ve kurumların itibar listesi olarak da bilinen bu listede, geçtiğimiz sene altıncı sırada yer alırken, 2018 yılında kimya alanında ilk sıraya oturdu. Aynı zamanda Fortune 500 listesinde 126. sırada bulunan BASF, kurumsal değerleri kullanma, finansal sağlamlık, ürün ve servislerin kalitesi ve global rekabet yeteneği gibi kriterlerde sektörde öncü olarak nitelendirildi.

 

BASF’nin süper bilgisayarı “Quriosity” buluşları hızlandıracak

03.11.2017 – BASF’nin Ludwigshafen’de kurulan süper bilgisayar modelleme çalışmalarını hızlandırarak, karmaşık simülasyonların işlenmesini mümkün hale getirecek. Çalışanlar tarafından “Quriosity” (Merak) ismi verilen yeni bilgisayar, BASF araştırmacılarına daha önce mevcut olan genel bilgisayar gücünün yaklaşık 10 kat daha fazlasını sunuyor.

BASF’nin süper bilgisayarı faaliyete geçti. Tam kapasite ile çalışan süper bilgisayarda ilk hesaplamalara da başlandı. BASF İcra Kurulu Başkan Yardımcısı ve Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Dr. Martin Brudermüller, “Bu, araştırmanın dijitalleştirilmesine yönelik önemli bir adımı işaret ediyor. Artık kimya sektöründeki diğer tüm şirketlerden farklı olarak araştırmacılarımıza bilgisayarın gücünü sunabiliyoruz.” dedi.

Şirketin Almanya, Ludwigshafen’deki genel merkezinde bulunan süper bilgisayar, yaratıcılık açısından daha fazla imkân sağlarken çok fazla sayıda ve daha karmaşık simülasyonların işlenmesini ve daha kısa sürede modelleme yapılmasını mümkün hale getiriyor. Brudermüller, ayrıca, bu özelliklerin küresel rekabette son derece önemli başarı faktörleri olduğunu vurguladı.

Bir yılda hayata geçirildi

1,75 petaflopluk (1 petaflop, saniyede bir katrilyon gezer nokta operasyonuna eşittir) işleme gücüne sahip olan ve çalışanlar arasında gerçekleştirilen online isim yarışması neticesinde “Quriosity” (Merak) ismi verilen yeni bilgisayar, BASF araştırmacılarına daha önce mevcut olan genel bilgisayar gücünün yaklaşık 10 kat daha fazlasını sunuyor. Dünyada en büyük 500 bilgisayar sistemi arasında yer alan BASF süper bilgisayarı şu anda 65. sırada yer alıyor. Bilgisayarın çalıştırılmasının ilk şirket içi planlama toplantılarının ardından yaklaşık bir yıl sürdüğünü belirten Proje Lideri Dr. Stephan Schenk, Bunun, bir süper bilgisayarın kurulum ve çalıştırma operasyonu için son derece hızlı bir süre olduğunu aktardı.

Süper bilgisayar kurulurken, sunucu odasındaki zeminin güçlendirilmesinin yanı sıra, toplam uzunluğu 15 km.yi bulan binden fazla ağ kablosu döşendi ve ayrıca süper bilgisayarı saatte 60 bin litre suyla soğutabilen ayrı bir suyla soğutma sistemi eklendi. Tam kapasiteyle çalıştığında saatte yaklaşık 600 kilovatlık bir elektrik tüketimine sahip olan süper bilgisayar, süreç sırasında önemli bir atık ısı oluşturuyor.

Doğru altyapının sağlanmasının yanı sıra, süper bilgisayarın BASF’nin IT yapısına entegre edilmesin de önemli olduğunu vurgulayan Schenk, “BASF’nin farklı birimlerinden kendilerini işine adamış bir ekibin desteği olmadan bu mümkün olamazdı.” dedi.

Süper bilgisayarda ilk hesaplamalar

Schenk, ayrıca “Yeni bilgisayarın kullanılacağı bir proje sırası var. Buradaki zorluk, Quriosity’nin kapasitesinden en iyi şekilde faydalanabilmek için birçok projenin ve çeşitli bilgisayar programlarının yönetilmesi. Biraz Tetris oynamaya benziyor.” dedi.

Endüstriyel katalizörlerin, bitki koruma ürünlerinin ve malzemelerin simülasyonları gibi oldukça yüksek bilgisayar gücü gerektiren görevler, gerçekleştirilecek ilk hesaba dayalı (kompütasyonel) görevler arasında yer alıyor. Süper bilgisayar ile hedeflenenler arasında; hammadde girişini azaltarak ve daha az atığa neden olarak katalizörlerin verimliliğini ve böylece sürdürülebilirliğini arttırmak, güncel gereksinimleri ve geleceğe dair gereksinimleri daha iyi karşılayabilmek için bitki koruma ürünlerinin de daha etkin ve daha hedefli bir şekilde kullanılabilmesi ve köpükler ve formülasyonlar gibi malzemelerin ve sistemlerin modellenmesi bulunuyor. Süper bilgisayarın performansı, bu hedeflere yönelik olarak işlevsellik ve özelliklerle ilgili daha hassas tahminlerde bulunmayı mümkün kılıyor.

Schenk süper bilgisayardan beklentilerini aktarırken, “Bugüne kadar sadece simülasyonlardaki birkaç parametreyi değiştirebiliyorduk ve sonuçları beklemek zorunda kalıyorduk. Süper bilgisayar ile birlikte, çok daha fazla sayıda parametre varyasyonu aracılığıyla çok daha karmaşık modeller mümkün hale geliyor.” dedi. Bu sayede, tamamen yeni araştırma yaklaşımlarını teşvik ederek geliştirme sürelerinin yüksek oranda azaltılması ve daha önceden bilinmeyen ilişkilerin fark edilmesi ve kullanılması ile sağlanabilecek.

 

BASF, Üçüncü Çeyrekte de Satış ve Kazançta Büyüme Açıkladı

30.10.2017 – 2017 yılı üçüncü çeyrek sonuçlarını açıklayan BASF, satışlarında 15,3 milyar Euro ile geçtiğimiz yılın ikinci çeyreğine göre yüzde 9’luk artış gerçekleştirirken, özel kalemler öncesi FVÖK ise yüzde 16 artış ile 1,8 milyar Euro oldu.

BASF’nin üçüncü çeyrek sonuçlarına göre hisse başına kazanç yüzde 49 artışla 1,45 Euro olurken, düzenlenmiş hisse başına kazanç ise yüzde 27 artarak 1,40 Euro oldu. İşletme faaliyetlerinden elde edilen nakit ise, 2017 yılının üçüncü çeyreğinde geçen yıla göre yüzde 52 artış ile 3,8 milyar Euro’ya yükseldi.

Üçüncü çeyrekte alınan sonuçlar doğrultusunda BASF, 2017 yılı için özel kalemler öncesi FVÖK ve FVÖK’te önemli bir büyüme beklemeye devam ediyor.

BASF, 2017 yılının üçüncü çeyreğinde önemli bir satış ve kazanç büyümesi kaydetti. BASF SE İcra Kurulu Başkanı Dr. Kurt Bock üçüncü çeyrek sonuçları ile ilgili olarak, ” Pozitif talep gelişmesi, 2017 yılının üçüncü çeyreğinde de devam etti. Geçen yılın güçlü geçen üçüncü çeyreğiyle karşılaştırdığımızda dahi hacimde sağlam bir büyüme elde ettik.” dedi.

BASF Group’un satışları, 2016 yılının üçüncü çeyreğine oranla yüzde 9 artarak 15,3 milyar Euro’ya yükseldi. Bu artış özellikle hacimlerde yaşanan iyi gelişmeler ve ayrıca Kimyasal Ürünler segmentindeki çok daha yüksek satış fiyatları sayesinde yaşanırken, Aralık 2016’da satın alınan Chemetall şirketiyle birlikte satışlarda yükselme oldu. Açıklamada ayrıca, tüm segmentlerin küçük de olsa olumsuz kur etkileri kaydettiği belirtildi.

Kimyasal Ürünler segmentinin güçlü katkısı, özel kalemler öncesi faaliyet gelirini (FVÖK) 244 milyon Euro arttırarak 1,8 milyar Euro’ya yükseltirken, BASF, Petrol ve Gaz segmentinde özel kalemler öncesi FVÖK’te hafif bir düşüş yaşadı ve ağırlıklı olarak daha yüksek hammadde fiyatları neticesinde geriye kalan segmentlerde ve Diğer segmentinde önemli bir düşüşle karşılaştı.

Üçüncü çeyreğe ait FVÖK, 198 milyon Euro’luk net özel kalemleri içerirken, net özel kalemlerin önceki yılın aynı çeyreğinde değeri eksi 52 milyon Euro olarak gerçekleşmişti. Bunun nedeni büyük oranla, BASF’nin deri kimyasalları şirketinin Stahl Group’a devredilmesi neticesinde Performans Ürünleri segmentinde elde edilen özel gelir oldu. Sonuç olarak FVÖK, 1,5 milyar Euro’dan 2 milyar Euro’ya yükseldi.

Önceki yılın aynı çeyreğiyle karşılaştırıldığında amortisman, itfa ve özel kalemler öncesi faaliyet gelirleri (özel kalemler öncesi FVAÖK) 303 milyon Euro artarak 2,8 milyar Euro’ya yükselirken, FVAÖK ise 570 milyon Euro artışla 3 milyar Euro olarak gerçekleşti.

Net gelir 448 milyon Euro artarak 1,3 milyar Euro’ya yükseldi ve hisse başına kazançlar, 2016 yılının aynı çeyreğinde 0,97 Euro iken, 2017 yılının üçüncü çeyreğinde ise 1,45 Euro oldu. Özel kalemler ve maddi olmayan duran varlıkların amortismanı için düzenlenen hisse başına kazanç önceki yılın aynı dönemine göre 0,30 Euro artarak 1,40 Euro oldu.

2017 yılının ilk üç çeyreğinde faaliyetlerden elde edilen nakit 1,8 milyar Euro’luk bir artışla 7,6 milyar Euro’ya yükseldi. Bunun nedeni ise ağırlıklı olarak net gelirdeki artış oldu. Serbest nakit akışı, 2017 yılının ilk dokuz ayında 2,9 milyar Euro’dan 5 milyar Euro’ya yükseldi.

BASF 2017 yılı genel görünümü

BASF, 2017 yılının global ekonomik ortama yönelik beklentilerini ise bir miktar artırdı. Şirketin, 2017 yılında global ekonomik ortama yönelik beklentileri ise şu şekilde gerçekleşti:

Gayrisafi yurtiçi hasılada büyüme beklentisi yılın ilk yarısındaki beklentilere göre artış göstererek yüzde 2,5’ten yüzde 2,8’e, endüstriyel üretimde büyüme beklentisi de aynı şekilde yüzde 2,5’ten yüzde 3,1’e yükseldi. Kimyasal üretiminde büyüme ise yılın ilk yarısındaki beklentiler ile aynı kaldı. Ortalama Euro/Dolar paritesi için beklenti de yılın ilk yarısı için yapılan değerlendirmelerde belirtildiği şekliyle 1 Euro = 1,10 Dolar ve yıl içerisinde ortalama Brent petrol fiyatı varil başına 50 Dolar seviyesi ile aynı kaldı.

BASF SE İcra Kurulu Başkanı Dr. Kurt Bock ayrıca, “2017 yılının ikinci yarısında BASF Group’un özel kalemler öncesi FVÖK’ünün 2016 yılının ikinci yarısındaki seviyeyi önemli ölçüde aşmasını bekliyoruz. 2017 yılının tamamı için satışlar, özel kalemler öncesi FVÖK ve FVÖK’e ilişkin tahminimizi koruyoruz ve bunların önemli ölçüde artmasını bekliyoruz. Aynısı, daha önceden hafif bir artış beklediğimiz sermaye maliyeti sonrası FVÖK için de geçerli.” dedi.

Segmentlerdeki gelişmeler

Kimyasal Ürünler segmentindeki satışlar, önceki yılının üçüncü çeyreğine oranla yüzde 25 artarak yaklaşık 4 milyar Euro’ya yükseldi. Bu yükselişin nedeni önemli ölçüde, özellikle Monomerlerde olmak üzere tüm bölümlerdeki yüksek fiyatlar olurken, BASF, satış hacimlerini de önemli ölçüde yükseltti. Öte yandan kur etkilerinin, tüm bölümlerde satışları bir parça azalttığı belirtilen açıklamada ayrıca, özel kalemler öncesi FVÖK’ün, 600 milyon Euro artarak 1,1 milyar Euro’ya yükseldiği belirtildi. Bu yükselmenin nedeninin önemli ölçüde, özellikle Monomerler bölümündeki son derece yüksek marjlar olduğu vurgulanırken, sabit maliyetler bir parça artış gösterdi.

Performans Ürünleri segmentinde satışlar, 2016 yılının üçüncü çeyreği ile karşılaştırıldığında, tüm bölümlerdeki hacim büyümesi neticesinde yüzde 2 artarak 4 milyar Euro’nun biraz altında gerçekleşti. Satış fiyatları, önceki yılın 3. çeyreğiyle aynı seviyede oldu. Dispersiyonlar ve Pigmentler ve Bakım Kimyasalları bölümlerindeki fiyat artışları, Beslenme ve Sağlık bölümündeki yüksek fiyat düşüşleriyle büyük oranda dengelendi. Özellikle Amerikan dolarında olmak üzere kur etkileri ve portföy etkileri, satışlardaki artışı azalttı. Özel kalemler öncesi FVÖK ise 88 milyon Euro azalarak 385 milyon Euro’ya geriledi. Bunun nedeni büyük ölçüde, vitamin fiyatlarında yaşanan düşüş ve ayrıca yüksek hammadde fiyatları nedeniyle birçok iş alanında marjlar üzerinde devam eden baskı oldu. FVÖK’e, deri kimyasalları şirketinin Stahl Group’a devredilmesi neticesinde Performans Kimyasalları segmentinde elde edilen özel geliri dahil edildi.

Fonksiyonel Malzemeler ve Çözümler segmentinde satışlar, 2016 yılının üçüncü çeyreğine göre yüzde 7 artarak 5 milyar Euro civarında gerçekleşti. Bu durum, yüksek fiyatlar ve ayrıca Aralık 2016’da Albemarle’den Chemetall şirketinin satın alınması neticesinde meydana geldi. Satış hacimleri, BASF’nin değerli metal ticareti, hacimlerinde önemli bir düşüş bildirdiği Katalizörler hariç, her bölümde yükseldi. 2016 yılının üçüncü çeyreğiyle karşılaştırıldığında, otomotiv ve inşaat sektörlerine yönelik satış hacimleri daha da yükseldi. Satışlar, kur etkileri nedeniyle bir parça düşüş yaşarken, özel kalemler öncesi FVÖK, 397 milyon Euro olarak gerçekleşerek önceki yılın aynı dönemine oranla 100 milyon Euro geride kaldı. Kazançlar, özellikle yüksek hammadde fiyatlarından kaynaklanan düşük marjlar neticesinde azaldı.

Tarım Çözümleri segmentinde satışlar, 2016 yılının üçüncü çeyreğine oranla yüzde 6 gerileyerek 987 milyar Euro olarak gerçekleşti. Brezilya’da azalan fiyatlar ve hacimler bu sonucun alınmasında önemli bir etken olurken, olumsuz kur etkileri de satış geliştirme üzerinde ek bir baskı oluşturdu. BASF, genel hacimlerini bir parça arttırdı. Özel kalemler öncesi FVÖK 76 milyon Euro azalarak 21 milyon Euro’ya geriledi. Bunun ana nedeni de yine Brezilya’daki zorlu pazar durumu oldu. Kazançlar da gerçekleşen kasırgalar nedeniyle Beaumont, Texas ve Manati, Porto Riko’daki üretim tesislerinin kapanmasından olumsuz yönde etkilendi. Sabit maliyetler, önceki yılın aynı çeyreğiyle aynı seviyede gerçekleşti.

Petrol ve Gaz segmentinde ise satışlar, yüksek fiyatlar ve hacimler sayesinde yıllık olarak yüzde 20 artarak 739 milyon Euro’ya yükseldi. Brent ham petrol varilinin ortalama fiyatı, 2017 yılının üçüncü çeyreğinde önceki yılın aynı dönemine göre 6 dolar artarak 52 dolar oldu. Avrupa spot piyasalarında gaz fiyatları, önceki yılın aynı çeyreğine oranla bir artış yaşadı. Hacimlerdeki büyüme ağırlıklı olarak yüksek gaz satışı hacmiyle sağlandı. Üretim hacimleri de bir parça artış gösterdi. Özel kalemler öncesi FVÖK 14 milyon Euro azalarak 180 milyon Euro’ya geriledi. Önceki yılın rakamında, sözleşme müzakerelerindeki tazminat ödemelerini de içerdi. Yine de net gelir 33 milyon Euro’dan 139 milyar Euro’ya yükselerek önemli bir büyüme kaydetti. Bunun büyük ölçüde nedeni, Arjantin’deki doğal gaz sahası imtiyazındaki hisselerin satışından elde edilen özel gelir oldu.

Diğer segmentinde satışlar, özellikle hizmetlerdeki yüksek satışlar nedeniyle 548 milyon Euro ile önceki yılın aynı çeyreğine oranla yüzde 2 artış gösterdi. BASF’nin uzun vadeli teşvik programının değerleme etkilerinin kısmen bir sonucu olarak da özel kalemler öncesi FVÖK, 92 milyon Euro yükselerek eksi 325 milyon Euro olarak gerçekleşti.

 

BASF, Bayer’den Önemli Satın Alma

14.10.2017 – BASF, Bayer’in tohum bölümünün (tarla bitkileri) ve seçici olmayan herbisit iş kolunun önemli bir kısmının satın alınmasına ilişkin sözleşmeyi imzaladı. BASF’nin Tarım Çözümleri ürünlerini güçlendirecek ve genişletecek. Seçili ülkelerde portföye önemli önemli ve çekici ilaveler olacak.

BASF’nin tarıma, inovasyona ve uzun vadeli büyümesine olan bağlılığını artıracak

BASF, Bayer’in tohum bölümünün (tarla bitkileri) ve seçici olmayan herbisit iş kolunun önemli bir kısmının satın alınmasına ilişkin sözleşmeyi imzaladı. Bayer, Monsanto’nun planlanan satın alınması kapsamında bu varlıklarını elden çıkartmayı istiyor. Tamamen nakit olarak ödenecek olan satın alma fiyatı, işlemin kapanışında belirli düzenlemelere tabi olarak 5,9 milyar Euro’dur.

Satın alınacak olan varlıklar arasında;

– Liberty® (glufosinat-amonyum),
– Basta® (glufosinat-amonyum),
– Finale® markaları kapsamında pazarlanan global glufosinat-amonyum seçici olmayan herbisit işi,
– LibertyLink® herbisit tolerans teknolojisi (Kuzey Amerika – kanola)
– InVigor® (Kuzey Amerika – kanola)
– Kanola tohumu (Avrupa & Amerika – GDO olmayan geleneksel)
– Pamuk (global) ve
– Soya fasulyesi (Amerika) gibi seçili pazarlarda önemli iş kollarını içeriyor.

Satınalma ayrıca Bayer’in bu ürünlere yönelik araştırma ve geliştirme imkanlarını ve LibertyLink® teknolojisini ve ticari markasını da içeriyor.

Bayer’den satın alınan işletmelerin 2016 yılının tamamındaki satışları yaklaşık 1,3 milyar Euro oldu ve FVAÖK rakamı ise 385 milyon Euro civarında gerçekleşti. İşlem, Bayer’in Monsanto’yu satın alma işleminin tamamlanmasının ve ilgili makamlardan onay alınmasının ardından gerçekleşebilecek. İşlemin, 2018 yılının ilk çeyreğinde tamamlanması bekleniyor.

BASF SE İcra Kurulu Başkanı Dr. Kurt Bock, “Bu yatırımla, önemli tarla bitkileri pazarlarında son derece cazip varlıkları satın alma fırsatını elde ediyoruz. BASF’nin köklü ve başarılı bitki koruma işini ve ayrıca biyoteknoloji alanındaki faaliyetlerimizi stratejik bir şekilde tamamlayacak. Satın alma işlemi, BASF portföyünün önemli bir ayağını oluşturan tarımsal çözümlerimizi de önemli ölçüde arttıracak.” dedi.

Satın alma işlemi, şirketin herbisit portföyünü güçlendirerek ve önemli tarım pazarlarında tescilli varlıklarla birlikte tohum işine girişini sağlayarak BASF’nin bitki koruma işini güçlendiriyor. BASF SE İcra Kurulu Üyesi ve Tarımsal Çözümler segmentinin sorumlusu Saori Dubourg, “Yetkin yeni ekip üyeleri ve geliştirilmiş portföyle birlikte çiftçilere, yüksek kaliteye sahip tohumlar, kimyasal ve biyolojik bitki koruma alanlarındaki ihtiyaçlarına yönelik daha fazla sayıda çözüm sunacağız. Ayrıca bu işlem, geleceğe yönelik büyüme için yeni fırsatlar oluşturacak ve global inovasyon potansiyelimizi güçlendirecek.” dedi.

1.800’ün üzerinde satış-pazarlama, AR-GE, ıslah ve üretim personeli Bayer’den BASF’ye transfer olacak. Bu çalışanlar ağırlıklı olarak Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Brezilya, Kanada ve Belçika’da yer alıyor. Ayrıca BASF, Almanya, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’daki glufosinat-amonyum üretim ve formülasyonuna yönelik üretim tesislerini, Amerika ve Avrupa’daki tohum ıslah tesislerini ve ayrıca Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’daki teknoloji araştırma tesislerini satın alacak. BASF Bitki Koruma Bölümü Başkanı Markus Heldt, “Yeni iş arkadaşlarımızı BASF’ye heyecanla bekliyoruz. Son derece deneyimli, kendilerini işlerine adamış ve motive profesyoneller olarak bitki koruma, tohum ve teknoloji alanlarındaki uzman bilgi birikimleriyle ekibimizi zenginleştirecekler. Birlikte, dünyanın dört bir yanındaki çiftçilerin ihtiyaçlarına hizmet ederken BASF’nin uzun süreli başarısını şekillendireceğiz.” dedi.

Daha fazla bilgi için basf.com/grow-with-us adresini ziyaret edebilirsiniz.

BASF Bitki Koruma Hakkında

Hızla büyüyen nüfus ile birlikte, sürdürülebilir tarım ve sağlıklı çevrelerinin geliştirilmesi ve sağlanması kabiliyetimize artan şekilde ihtiyaç duyuluyor. BASF Bitki Koruma Bölümü, çiftçiler, tarım profesyonelleri, zararlılarla mücadele uzmanları ve diğer sosyal paydaşlarıyla birlikte bunu mümkün kılmak için çalışıyor. Bu işbirliği sayesinde, BASF aktif bir AR&GE hattını, yenilikçi portföy ürün ve hizmetlerini, laboratuvar ve tarlada uzman takımlarını, müşterilerin işlerinde başarılarını geliştirmeleri için sürdürüyor. 2016 yılında, BASF Bitki Koruma Bölümü 5.6 milyar Euro satış hacmi oluşturmuştur.

BASF Bitki Koruma Türkiye ile ilgili detaylı bilgi için, www.agro.basf.com.tr adresinden web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

 

BASF ve NASA İşbirliği, Uzayda Tarımın Önünü Açacak

22.02.2017 – BASF Uzayda bitki yetiştirmenin yollarını arayan öğrencileri destekliyor. Uzayda tohumdan bitki yetiştirmeyi başaran NASA, şimdi BASF’nin katkı verdiği çelikleme yöntemiyle uzayda bitki çoğaltma deneyleri yapacak. Bitki tomurcuklarının sıfır yerçekiminde kök geliştirip geliştirmeyeceğini test etmeye yönelik deney Uluslararası Uzay İstasyonu’na gönderildi.

2050 yılı itibariyle dünya nüfusuna 2 milyar kişi daha eklenecek ve bu nüfusun yüzde 70’ten fazlası şehirlerde yaşayacak ve bu da “150 yeni İstanbul” demek. Sürekli kalabalıklaşan dünya nüfusunun talepleri, gezegenimizi gün geçtikçe daha fazla zorluyor. Kimya sektörünün sağladığı inovasyonlar, bu zorlukların ele alınmasına önemli bir rol oynuyor. Halihazırda dünyanın ürettiğinden fazlasını tüketiyoruz. Daha sürdürülebilir bir kalkınma için ekonomik çevresel ve sosyal ihtiyaçların dengelenmesi ve bunun için de ülke ve kurumların birlikte çalışması gerekiyor. Dünyanın lider kimya şirketi BASF ve Amerikan Uzay Araştırmaları Kurumu NASA bu işbirliğine önemli bir örnek.

Bu kapsamda oluşturulan “uzayda tarım projesi” için hazırlanan deney grubu bitkileri, BASF’nin desteğiyle 19 Şubat 2017 tarihinde Florida’daki Kennedy Uzay Üssü’nden fırlatılan roketle Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) gönderildi. Almanya’daki bir ziraat lisesinde eğitim gören Maria Koch, Raphael Schilling ve David Geray tarafından tasarlanan deney, 19 Şubat 2017 günü yerel saatle 09:39’de SpaceX roketiyle Florida’daki Kennedy Uzay Üssü’nden ayrıldı. Deneyin amacı, bitki çeliklerinin yerçekimsiz ortamda kök salıp salmadığını ve eğer salıyorsa, köklerin davranışını araştırmak. Bitkinin ana gövdesinden koparılan dalların ekildiğinde filizlenmesini inceleyecek olan bu projenin, uzayda tarım çalışmalarında yeni bir çığır açacağına inanılıyor.

Projeyi yürüten öğrenciler, uzayda sebzelerin tohumsuz çoğaltılıp çoğaltılamayacağını görmek istiyor. Çoğalmanın gerçekleşmesi halinde uzayda taze besin yetiştirmek mümkün olacak ve yeryüzünden büyük miktarlarda tohum taşınmasına gerek kalmayacak. BASF ve NASA’nın ilgi gösterdiği projeye BASF bilimsel destek verirken NASA da deneyin gerçekleştirileceği ISS uzay istasyonunda yer ayırdı.

Bu deneyin, takımıyla birlikte bugüne kadar katıldığı en olağanüstü deney olduğunu belirten BASF Bitki Koruma Bölümü’nden Dr. Sebastian Rohrer, “Fırlatmanın gerçekleşeceği günü ve deneyin sonuçlarını merakla bekliyoruz.” şeklinde konuştu.

Çığır açan bir proje

Yerçekimsiz ortamda yapılan deneyler bugüne kadar hep tohumdan çıkan köklerin büyüme sürecindeki davranışlarına odaklanırken, bu deneyde kullanılacak bitki çeliklerinin ise kök sistemi bulunmuyor. Dolayısıyla projedeki öğrenciler, çeliklerin yerçekimi olmadan kök ve yaprak geliştirip geliştiremediğini, eğer geliştiriyorsa sürecin nasıl işlediğini araştırmayı hedefliyor.

Öğrenci araştırma ekibi, deney için ficus pumila (tırmanan incir) bitkisinin 15 mm tomurcuklarını kullandı. Bu bitki, sınırlı alana sığacak kadar küçük ve 4-28°C arasındaki sıcaklık farklılıklarına karşı dirençli olması nedeniyle zorlu uzay seyahati gereksinimlerini karşılıyor. Deney, kalkıştan 36 saat önce NASA’nın operasyon ekibine teslim edildi. Deneyin uzayda gerçekleştirilmesinin ardından, yerçekimi etkisi altında dünyada bir kontrol deneyi de gerçekleştirilecek.

Çelikleme yöntemiyle sıfır yerçekimi koşullarında bitkilerin çoğaltılması deneyi başarılı olduğu takdirde, gelecekte Mars gezegenine yapılması planlananlar gibi uzun süreli uzay yolculuklarında besin yetiştirilmesi için önemli bir kolaylık sağlanacak.

BASF geleceğin tarım uzmanlarıyla işbirliği yapıyor

BASF Bitki Koruma Bölümü’nde Araştırma ve Geliştirme Kıdemli Başkan Yardımcısı Dr. Harald Rang ise proje ile ilgili olarak, “Yüreklerimiz bilim aşkıyla atıyor. Küresel sorunların çözümü için daima yeni yöntemler peşindeyiz. Bir başka deyişle, radikal fikirleri ve sıra dışı düşünmeyi seviyoruz. V3PO takımına bu yüzden bilimsel danışmanlık ve destek sunuyoruz. Bu sayede yalnızca bitkilerin davranışında yeni bir pencere açmakla kalmayacağız, yeni üretim alanları için ilham da bulacağız.” dedi.

Tarım eğitimi gören öğrenciler Maria, Raphael ve David, Edith-Stein School Ravensburg & Aulendorf’ta bir okul sonrası bilim kulübünde “V3PO Projesi”ni 2015 yılında başlattı. Projede çalışan Maria Koch, Raphael Schilling ve David Geray isimli öğrenciler, BASF’nin Limburgerhof’taki Tarım Merkezi’nde staj yaparak, Kennedy Uzay Merkezi’nde gerçekleştirilecek deneyin uygun bir şekilde tasarlanması amacıyla hazırlıklarını gerçekleştirdiler. Projede yer alan öğrencilerden Maria Koch, “Deneyimizin ISS’ye ulaşacak olmasından dolayı son derece heyecanlıyız. Daha önce sıfır yerçekiminin bitki tomurcukları üzerindeki etkisine ilişkin bir araştırma bulunmuyordu. Bu, hayatta bir kez karşılaşabileceğiniz bir deneyim.” dedi.

BASF deney kapsamında, uzay şartlarındaki ısı ve nem farklılıklarından dolayı bitki çeliklerine bakteri ve mantar bulaşması ihtimaline karşı bilgi birikimi ve ürünleriyle destek veriyor. BASF mantar ilaçları, ISS uzay istasyonundaki araştırma sırasında da, gidiş ve dönüş yolculuğunda da çeliklerin mantardan korunmasına yardım edecek.

BASF’nin bitki koruma uzmanları, genç bilim insanlarını araştırma teknik bilgisi, bilimsel danışmanlık, materyaller ve ekipmanlar konularında destekledi. BASF, bu alanda hem bilgi birikimi hem de ürün sağladı. BASF fungisitleri Xemium® ve Initium®, bitki tomurcuklarının ISS’deki araştırma sırasında ve gidiş ve dönüş yolculuğunda sağlıklı kalmasına yardımcı oluyor.

Deney, sonuçların analiz edilmesi için dünyaya dönmeden önce 30 gün boyunca uzayda kalacak. Bu, NASA’nın eğitim programına Almanya’dan kabul edilen ilk okul projesi.