Ana sayfa Raporlar Ekonomi Raporları ve Gelişmeleri Uzmanlar TCMB...

Uzmanlar TCMB Faiz İndirimini Yorumladı

Ekonomistler TCMB’nin faiz kararını değerlendirirken, yılsonu faiz ve piyasa öngörülerini de revize ettiler. Aşağıda ilgili raporları okuyabilirsiniz.

100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Sanal Para ile Deneyin!

Kudret Ayyıldır, Araştırma Müdür Yardımcısı – USDTRY, Faiz indirimine rağmen trendini korudu!

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından merakla beklenilen faiz kararı açıklandı. Para Politikası Kurulu 19,75% olan politika faiz oranını 325 baz puan indirim ile 16,50%’ye çekti. Piyasa beklentisi 250-275, kurum beklentimiz ise 300 baz puanlık bir faiz indirim olması yönündeydi.
Bankanın verdiği karar, piyasa ve bizim beklentimizin üzerinde olmasına karşın sürpriz bir sonuç olarak nitelendirilmedi ve bu sebeple de USDTRY kuru mevcut karar ardından anlık negatif fiyatlama davranışını 5,6750 seviyesine taşıyarak dikkatleri üzerine çekti. Ancak bu düşüşe rağmen baz aldığımız göstergelerin altında bir performans oluşturmadığı için de kur son düşüşe rağmen pozitif trend görünümünde herhangi bir değişime gitmedi.
Teknik açıdan kısa vadeli olarak 200 periyotluk basit hareketli ortalama (5,66), Orta vadeli olarak da 200 ve 233 günlük üssel hareketli ortalamaların (5,55-5,60 bölgesi) üzerinde kaldığı müddetçe pozitif fiyatlama reaksiyonun etkisini sürdürebilme beklentisi gündemimizde yer almayı sürdürmektedir. Bu düşünce ile 5,79 – 5,86 bölgesine doğru olası çıkışlar şaşırtıcı olmamalıdır. 5,86 üzerindeki kalıcı bir reaksiyonda ise ilgili dönüş teyit kazanabilir. Aksi takdirde bir müddet 5,66 – 5,86 arasında sıkışma eğilimi izlenebilir.
Makro – ekonomik anlamda her ne kadar TCMB kararını geride bırakıyor olsak da yeni süreçte gerek Avrupa ve ABD Merkez Bankalarının kararları, gerekse Türkiye ve ABD’ye ilişkin önemli ekonomik göstergelerin sonuçları (Enflasyon, Büyüme, İstihdam gibi) ve Türk Lirasının gelişen ülke para birimleri arasında ABD Doları karşısındaki performansı, USDTRY beklentileri yorumlayabilmek açıdan yakinen takip edilmelidir.

 

Eda Karadağ, Araştırma Uzmanı – Merkezden ikinci büyük indirim

TCMB politika faizini beklentiler doğrultusunda 325 baz puan faiz indirerek, %19.75’ten %16.50’ye çekti. Beklentiler doğrultusunda bir indirim olduğu için sürpriz olmadı. Ağustos ayında açıklanan enflasyon rakamlarındaki düşüş, Merkezin elini daha da rahatlattığı için faiz konusunda alanı bulunuyordu. Temmuzdaki 425 baz puanlık indirimin ardından ikinci büyük adımını bu toplantısında atmasını bekliyorduk ve beklentiler doğrultusunda 325 baz puan indirime gitti.

Karar metnini incelediğimizde, temmuz ayındaki metne göre birkaç ifadenin eklendiğini gözlemliyoruz.

* Yılın ilk yarısında net ihracatın büyümeye katkısı devam ederken, yatırımlar zayıf seyrini korumuş, özel tüketim kademeli olarak katkısını artırmıştır.

* Öncü göstergeler iktisadi faaliyetin sektörel yayılımının bir miktar iyileştiğine işaret etmektedir.

* Türk lirasındaki istikrarlı seyrin yanı sıra enflasyon beklentilerindeki iyileşme ve ılımlı iç talep koşulları çekirdek enflasyon göstergelerindeki düşüşte belirleyici olmuştur.

* Gelinen noktada, mevcut para politikası duruşunun hedeflenen dezenflasyon patikasıyla büyük ölçüde uyumlu olduğu değerlendirilmektedir.

Yukarıdaki ifadelerin eklemesiyle, Merkezin net bir şekilde enflasyon konusunda iyimser olduğunu görmek mümkün. Temmuz ayı enflasyon raporunda 2019 yıl sonu enflasyon beklentisi %13.9 seviyesinde bulunuyor. Bugünkü karar metninde, yıl sonunda enflasyonun %13.9’un da altında kalabileceği ifade edilmekte. Merkezin enflasyon konusunda elinin her geçen ay daha da rahatlamasını bekleyebiliriz. Aralık ayında aylık bazda negatif enflasyon ile karşı karşıya bile kalınabilir. Bu doğrultuda, enflasyon hedefler doğrultusunda ilerlediğinde, Merkezinde kademeli bir şekilde faiz indirimine devam etmesini bekleyebiliriz. Bu yıl sonuna kadar TCMB’den toplamda 150-200 baz puan aralığında ilave bir indirim olmasını öngörebiliriz.   

Merkez bundan sonraki süreçte de başta Fed olmak üzere diğer Merkez Bankalarını da yakından izlemeye devam edecektir. Gelecek hafta 18 Eylül günü Fed toplantısı bulunuyor. Fed’den 25 baz puanlık bir faiz indirimi bekleniyor. Bu durum, gelişmekte olan ülkeler açısından olumlu olabileceği gibi Türkiye tarafından da pozitif karşılanabilir.

Piyasalara etkisi, Merkezin bu kararının ardından USDTL kurundaki baskı kalktı ve kur aşağı yönde tepki vererek daha da rahatlamış oldu. Net bir şekilde yönünü aşağı çevirdi demek zor. Ancak bu ortam kurun yükselişini bir süre daha zorlaştıracak gibi duruyor. Kısacası, TL varlıklar adına olumlu bir karar geldi. Teknik olarak, 50 haftalık ortalamanın 5.60 seviyesinde olduğunu, bu seviyenin altına düşmekte zorlanabileceğini söyleyebiliriz. Bu seviyelerden Dolara talep gelebilir. Ancak, ciddi bir yükseliş beklemiyoruz. Yukarıda kritik direnci 22 haftalık ortalamasının geçtiği 5.78 seviyesinden geçiyor. Bu doğrultuda, bundan sonraki süreçte kur için çok büyük bir değişiklik beklemiyoruz ve fiyat hareketi 5.70-5.75 aralığında yoğunlaşmaya devam edebilir.  

 

Uzmanlar TCMB Faiz İndirimini Yorumladı 25.07.2019

Önden Yüklemeli Faiz İndirim, İş Yatırım

Merkez Bankası (TCMB) bugünkü toplantısında politika faizi 425 baz puan indirerek %19,75’e çekti. Beklentimiz 400 baz puan piyasa öngörüsü ise 250 baz puan indirim yönündeydi.

TCMB enflasyon görünümünde devam eden iyileşmeyi faiz indirimine gerekçe olarak gösteriyor. Enflasyonun ana eğilimine dair göstergelerin, arz yönlü faktörlerin ve ithalat fiyatlarının enflasyon görünümünü olumlu etkilediğini belirten Banka bu gelişmelere bağlı olarak, güncel tahminlerin yılsonu itibarıyla enflasyonun Nisan Enflasyon Raporu’nda verilen öngörülerin (Nisan raporu yıl sonu enflasyon beklentisi %14,6) bir miktar altında kalabileceğini belirtiyor.

Gelişmiş ülke merkez bankalarının genişleyici para politikası adımları atma ihtimalinin arttığına değinen TCMB bu durumun gelişmekte olan ülke varlıklarına yönelik talebi ve risk iştahını arttırdığını söylüyor. Ancak korumacılık önlemleri ve küresel ekonomi politikalarına bağlı belirsizlikler nedeniyle Merkez Bankası temkinli bir iyimserlik gösteriyor. Önümüzdeki aylarda bahsedilen belirsizliklerin azalması faiz indirimini konusunda Merkez Bankası’nı destekleyecektir.

İktisadi faaliyette ılımlı bir toparlanma eğiliminden bahseden TCMB rekabet gücündeki gelişmelerin (kur kaynaklı) ihracatı desteklemesi ve turizmdeki güçlü seyrin katkısı ile toparlanmanın devam edeceğini öngörüyor. Büyüme cephesinde önceki toplantı notlarına kıyasla daha iyimser olan Banka ekonomide dengelenmenin süreceğinin sinyalini veriyor.

Son olarak TCMB, enflasyondaki düşüş sürecinin önemine değiniyor ve enflasyonda düşüşün devamı için para politikasında “temkinli duruşun” devamının gerektiğini not ediyor. Bu çerçevede parasal sıkılığın düzeyi enflasyonda düşüşün sürekliliğini sağlayacak şekilde olacağı belirtiliyor. Bu söylemden çıkardığımız nokta önümüzdeki faiz toplantılarında Merkez Bankası’nın daha sınırlı (temkini) faiz indirimine gideceği yönünde.

Sonuç olarak Merkez Bankası önden yüklemeli güçlü bir faiz indirimi ile reel para politikası faizini %3,2 ile %2,6’lık gelişmekte olan ülke emsalleri ortalamasının bir miktar üzerine taşıdı. TCMB’nin önümüzdeki döneme dair para politikası duruşunda verdiği temkinli gevşeme sinyalini dikkate alarak yılın kalanındaki 3 toplantıda haftalık repo faizinde 100’er baz puanlık (toplamda 300 baz puan) indirim beklentimizi koruyoruz. Önümüzdeki aylarda enflasyonun ve Dolar/TL’nin izleyeceği seyir faiz indirim beklentimizi değiştirebilecek temel unsurlar olacak.

 

TCMB, Faiz Kararı Yorumu, Deniz Yatırım

Yeni dönemde enflasyon görünümü açısından kritik ifade artık “hedeflenen patika”, Orkun Gödek

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından Temmuz ayı olağan Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı yüzde 24 seviyesinden yüzde 19.75’e düşürüldü.

425 baz puanlık faiz indirimi hamlesi Deniz Yatırım Araştırma Bölümü ve piyasa katılımcıları ile düzenlenen anketlerin medyan düzeyi olan 250 baz puan düzeyinin üzerinde olmasına rağmen swap piyasası işlemlerinin ‘oyun alanı’ olarak ifade ettiği 300-400 baz puan aralığından ciddi sapma göstermedi.

Daha önce 2019 yılının tamamı için açıkladığımız politika faizi indirimi beklentimizi 550 baz puandan 600 baz puan düzeyine yükseltiyoruz. Yılsonu politika faizi seviyesi tahminimiz bugün itibarıyla yüzde 18.

Kamuoyu ile paylaşılan politika metninde yapılan değerlendirmeleri yurt içi ve yurt dışı gelişmeleri kapsaması ve yönlendirme yapması açısından oldukça faydalı buluyoruz.

TCMB’nin yeni dönemde daha önce Başkan Uysal’ın yaptığı Anadolu Ajansı açıklamalarında da belirttiği üzere fiyat istikrarı ve finansal istikrar kavramlarını birlikte değerlendireceği kanaatindeyiz.

Daha önce 25 Nisan tarihinde belirttiğimiz “enflasyon patikası düşüncesi ön plana çıkabilir” düşüncemizin PPK metni ile birlikte belirginleştiğine inanıyoruz. Buna göre, orta nokta hedeflemesi politika açısından varlığını koruyabilir ancak patika içerisinde enflasyon görünümü sağlanması para politikasını şekillendirecek ana düşünce olarak öne çıkmakta.

TCMB tarafından merakla beklenen Temmuz ayı PPK toplantısı sonuçları kamuoyu ile paylaşıldı. Anketlerin medyan beklenti düzeyi olan 250 baz puanın üzerinde faiz indirimi ayarlaması politika faizi oranında takip edilirken, swap piyasası işlemlerinde sağlandığını düşündüğümüz ‘oyun alanı’ aralığından ciddi anlamda sapma olmaması nedeniyle yerel varlıklara yönelik algıyı ciddi anlamda bozucu bir etkisi olacağını düşünmüyoruz.

Daha önceki dönemlerde paylaşılan PPK metinlerine kıyasla daha kapsamlı yerel ve global analizlerin yer aldığı Temmuz ayı değerlendirmesinde önemli değişiklikler ve sözlü yönlendirmeler olduğu kanaatindeyiz. Daha önce iktisadi faaliyet için yapılan “yavaş seyir” tanımlamasının bugün itibarıyla “ılımlı toparlanma” şeklinde güncellendiğini görmekteyiz. Söz konusu düşünceye gerekçe olarak ise iki önemli başlık dikkat çekmekte: i) Mal ve hizmet ihracatındaki artış eğiliminin sürmesi. ii) Turizm sektöründeki olumlu gelişmeler.

Merkez Bankası tarafından yapılan değerlendirmeye göre gelecek dönem açısından ekonomide kademeli toparlanma eğiliminin devamı bekleniyor. Net ihracat katkısının sürmesi, enflasyondaki düşüş eğilimi ve finansal koşullardaki kısmi iyileşme bahse konu beklentinin alt kalemleri konumunda.

Politika metninde yapılan önemli yönlendirmelerden birisi, daha önce Nisan ayı Enflasyon Raporu sunumunda kamuoyu ile paylaşılan öngörülere kıyasla yılsonunda bir miktar daha aşağıda bir resim oluşabileceği düşüncesi. 31 Temmuz’da düzenlenecek olan Enflasyon Raporu sunumu öncesinde yapılan yönlendirmeden yola çıkarak gerek patika gerekse orta nokta değerlendirmelerinin aşağı yönde güncellenmesi ihtimalinin arttığını düşünüyoruz. Buradan hareketle, TCMB’nin uygun iç ve dış koşullar oluşması durumunda politika faizinde güncelleme düşüncesini canlı tutabileceği düşünmek yanlış olmayacaktır.

Haziran ayı PPK metninde “sıkı parasal duruş” olarak nitelendirilen TCMB yaklaşımı 25 Temmuz itibarıyla “temkinli duruş” şeklinde güncellendi. Söz konusu yaklaşımın tabanı ise “enflasyonda hedeflenen patika ile uyumlu” cümlesi ile ifade edilmekte. Bu nedenle yeni dönemde Enflasyon Raporu sunumunda paylaşılacak olan patika aralığının aynı zamanda politika faizine dair değerlendirmeler açısından da referans olabileceğini değerlendiriyoruz.

Daha önce Merkez Bankası’nın elindeki bütün araçları kullanmaya devam etmesi için gerekçe olarak gösterilen ve “fiyat istikrarı” kavramı PPK metni ile birlikte “Merkez Bankası fiyat istikrarı ve finansal istikrar amaçları doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir” ifadesi ile güncellendi. Böylece bizler açısından çıkarılması gereken en önemli mesajın artık para politikası yaklaşımına dair yapılacak değerlendirmelerde sadece enflasyon görünümünü dikkate almanın yanlış olacağı, finansal istikrar kavramı kapsamında büyümeye dair her iki yöndeki risklerin de gözetilmesi gerektiği olduğunu düşünüyoruz.

16 Temmuz tarihinde paylaştığımız ve Temmuz ayı PPK toplantısına dair beklentilerimizin yer aldığı TCMB Değerlendirme, Temmuz 2019 raporumuzda yer verdiğimiz ve 2019’un tamamı için 550 baz puanlık politika faizi indirimini içerir düşüncemizi TCMB’nin verdiği mesajlar ve önden yüklemeli politika ayarlaması nedeniyle 600 baz puan düzeyine yükseltiyoruz. Buna göre, 2019 sonunda 1 hafta vadeli repo ihale faiz oranı düzeyini yüzde 18 olarak öngörüyoruz. Ana senaryomuzda bugünün koşulları ile 12 Eylül’de gerçekleştirilecek olan PPK toplantısında 125 baz puan, 24 Ekim tarihindeki oluşumda ise 50 baz puan faiz indirimi olabileceğini düşünüyoruz. Öte yandan, Eylül ayında belirginleşecek olan ve yüzde 10-11 aralığına dek manşet enflasyonun geri çekilmesi ihtimalinin olduğu koşullar gözetildiğinde TCMB’nin Ekim ayı PPK toplantısı için sahip olduğumuz 50 baz puanlık indirimi tek toplantıda 175 baz puan indirim şeklinde adım atarak öne çekebileceği ihtimalini de göz ardı etmiyoruz. Ancak, söz konusu senaryonun hayata geçmesi için i) Destekleyici dış finansal koşulların devam etmesi ii) Ülke risk primindeki düşüşün korunması iii) Stabil lira duruşunda bozulma olmaması başlıklarının mevcudiyetini koruması gerektiğinin altını çizmek isteriz.

 

TCMB/PPK-Temmuz 2019 Değerlendirmesi, Gedik Yatırım

TCMB, politika faizinde 425 bp ile beklentilerden daha güçlü bir indirime gitti. (Konsensüs: -250bp, Gedik Yatırım: -200bp). Böylelikle, politika faizi %24’ten %19,75’e geriledi. Karar metni neredeyse tamamen değişti ve daha çok detay içerdi. TCMB Başkan değişikliği sonrasında faiz indirimine yönelik beklentiler artmıştı. Ancak, TCMB’nin artan beklentilerin de üzerinde güçlü bir faiz indirimine gittiğini gördük. Dış dinamiklerde gelişmekte olan ülkeler lehine değişen genel hava, finansal koşullardaki sıkılık ve düşük iç talebin enflasyondaki düşüş eğilimi ile birlikte zayıf ekonomik aktiviteyi beraberinde getirmesi bugün alınan aksiyonun ana gerekçeleri olarak değerlendirilebilir. TCMB’nin gerçekleştirdiği güçlü faiz indiriminin enflasyon görünümü açısından sınırlı negatif, büyüme görünümü açısından pozitif olarak yorumluyoruz.

TCMB’nin kararla birlikte yayınlanan metinde dikkat çekici bir diğer vurgu “Kurulun, enflasyondaki düşüş sürecinin devamlılığının, ülke risk priminin gerilemesi, uzun vadeli faizlerin aşağı gelmesi ve ekonomideki toparlanmanın güç kazanması açısından büyük önem taşıdığını değerlendirdiği; parasal sıkılığın düzeyi ana eğilime dair göstergeler dikkate alınarak enflasyondaki düşüşün sürekliliğini sağlayacak şekilde belirleneceği” ifadeleriydi. Enflasyon görünümü ve TL’nin değerinde önemli bozulma görülmezse TCMB’nin faiz indirimlerine kademeli bir şekilde devam etmesi beklenebilir. Bugünkü metinde güncel tahminlerin enflasyonun yılsonunda nisan enflasyon raporundaki tahmin olan %14,6’dan düşük olacağını işaret ettiğini belirtirken, TCMB Başkanı Uysal Anadolu Ajansı’yla gerçekleştirdiği röportajda para politikasındaki sıkılık belirlenirken kurumun projeksiyonlarını dikkate alan makul bir reel getirinin korunduğu bir çerçevenin esas alınacağını belirtmişti. Bu doğrultuda, politika faizinin yılsonuna kadar 225bp daha düşüşle %17 seviyesine gerileyeceğini tahmin ediyoruz. Enflasyon görünümü ve TL’nin oynaklığında önemli bir bozulmadan gerçekleşecek faiz indirimleri, finansal koşullardaki sıkılığın azalmasını sağlayarak ekonomik büyümeyi destekleyebilir. Bu senaryoda şirket kârlılıkları ve borsanın da olumlu etkilenmesi beklenebilir.

 

Merkez Bankası’ndan “proaktif” faiz indirimi…Enver Erkan

Merkez Bankası, yeni Başkan Sn. Murat Uysal’ın ilk PPK toplantısında bir hafta vadeli repo faiz oranını 425 baz puan ile %19,75’e düşürerek konsensüs tahminlerinin ve bizim tahminimiz olan %21,5’in ötesine geçti. Merkez Bankası’nın piyasa beklentisi ötesine geçen faiz indiriminin TRY başta olmak üzere Türk varlıkları tarafında olumlu yansımaları olduğun görüyoruz. Ortaya çıkan bu resim piyasanın 400 baz puan civarında bir faiz indirimi beklentisi önden satın almış olduğunu ve buna hazır olduğunu da göstermektedir.

Enflasyonda %15’lere gelen düşüş ile Türkiye’nin %8 üzerinde reel faiz vererek emsal piyasalarının çok önünde bu ligde lider durumda olması, Fed ve ECB gibi büyük merkez bankalarından beklenen gevşeme politikalarının küresel faizleri düşürüyor olması gibi etmenler Merkez Bankası’nın faiz indirimi için gerekli fırsatı ona vermekteydi. Buna Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın ekonomik canlanma için faizlerde daha hızlı indirim gerektiğine dair talep ve söylemleri ile akabinde olan gelişmeler, piyasanın Sn. Çetinkaya dönemindeki faiz beklentilerini, daha hızlı bir faiz indirim beklentisine doğru revize etmesini beraberinde getirdi. 

Şu anda enflasyonda önümüzdeki aylarda (Ağustos, Eylül, Ekim) işlemesi beklenen baz etkisi ile beraber matematiksel anlamda geri çekilme, bu beklentiyi bozacak bazı faktörler söz konusu olmazsa, devam edecek ve Eylül – Ekim dönemlerinde dibi göreceğiz. Küresel merkez bankalarının faiz indirme ve parasal genişleme yapma beklentileri de bu noktada bize yardımcı olacak etmenlerden olabilir, bu bağlamda Fed’in de adımlarını dikkatle izlemek gerekir. Ancak görünen şu ki, Merkez Bankası faiz indirmeye devam edecek görünüyor. Bir sonraki toplantı 12 Eylül’de, Eylül ve Ekim enflasyonu beklentileri de dikkate alındığında faizde indirim döngüsü devam ettirilecektir. Reel faiz faktörüne de baktığımızda %4’ler üzerinde oluşacak reel faiz yine hareket alanı tanıyor görünüyor.

31 Temmuz’da Enflasyon Raporu’nda Merkez Bankası’nın bir önceki raporda ilan ettiği yılsonu enflasyon tahmini olan %14,6’yı revize etme olasılığı bulunuyor. Bu da, Merkez Bankası’nın faiz oranlarında varış noktası hakkında piyasalara oldukça net bir fikir verecektir. Merkez Bankası’nın 425 baz puanlık faiz indirimi ile geçen sene yapmış olduğu 625 baz puanlık sıkılaştırmanın geri dönüşünde 200 baz puanlık bir yer kalmış oldu. 31 Temmuz’da Enflasyon Raporu’nda Sn. Uysal’ın Merkez Bankası’nın para politikasının ulaşabileceği noktalar konusunda piyasalara vereceği mesaj ve enflasyon tahminlerindeki revizyonlar yılsonuna kadar ne kadar faiz indirimi olacağı konusunda fikirlerin oluşmasını sağlayacaktır. Bu bakımdan gelecek haftaki Enflasyon Raporu sunumunu izleyeceğiz. 

 

 

 

Uzmanların Faiz İndirim Beklenti Ne Yöndeydi?

25.07.2019 – TCMB, Para Politikası Kurulu toplantısında politika faiz oranı kararı saat 14:00’te açıklanacak. Piyasalar için son derece önemli olan bu karar, 2015 Şubat sonrası ilk faiz indirimi niteliğinde. Mevcut politika faiz oranı olan haftalık repo faizi şu anda %24.0 seviyesinde. Faiz indirimine dair ortalama piyasa beklentisi 250 baz puan olup yıl sonuna kadar Merkez Bankası’ndan toplam 600baz puana kadar faiz indirimine giderek politika faizlerini %18.00’e çekmesi bekleniyor.

Global ve yerel piyasalar açısından haftanın en önemli işlem günü geldi, Deniz Yatırım

14.00 itibarıyla TCMB-PPK toplantısından kurum olarak beklentimiz 250bp düzeyinde politika faizinde indirim yapılması. Yıl geneline dair toplam beklentimiz ise 550bp olarak şekillenmekte. Swap piyasası işlemleri ise –trader pozisyonlanmaları, gösterge niteliğinde- 400bp düzeyini işaret etmekte. Beklenti anketlerinin medyanı da 250bp olarak karşımıza çıkmakta. Lira cinsi varlıklarda bir süredir gerçekleşen olumlu pozisyonlanmanın ardından piyasa beklentileri kadar – swap pozisyonlanması dahil- TCMB hamlesinin negatif algılanacağı kanaatinde değiliz. Ancak, bu noktada

  1. i) PPK metninde paylaşılacak olan mesajlar
  2. ii) Beklentilerin içerisinde yer alan muhtemel zorunlu karşılık düzenlemesine dair mesaj gibi iki önemli başlığı da yakından takip edeceğiz. Beklentilerin karşılandığı senaryoda liranın ciddi ölçekte satış baskısı ile karşılaşmasını öngörmüyoruz.

Ancak, iletişimin sağlanamadığı ve faiz indirimlerinde sürecin daha hızlı-yüklü ilerleneceği algısının oluştuğu ortamda USDTRY paritesinin 5.77-5.93 aralığına, BİST 100 endeksinin ise 100.600 desteğine yönelimi söz konusu olabilir. Genel kanaatimiz yerel varlıklardaki iyimserliğin korunacağı yönünde…

 

TCMB Ne Kadar Faiz İndirecek? Alan Yatırım

FED ve Avrupa Merkez Bankası cephesinden gelen parasal genişlemeye yönelik söylemler, gelişen piyasa ülkeleri merkez bankalarını faiz indirimi konusunda cesaretlendirirken, geçtiğimiz hafta Güney Afrika, Endonezya ve Güney Kore gibi ülkeler politika faizlerinde 25’er baz puan indirime gittiler. Avrupa Merkez Bankası faiz kararını TCMB ile aynı gün açıklayacakken; yavaşlayan büyüme ve zayıf seyreden enflasyon rakamları, Avrupa Merkez Bankası’nı parasal gevşeme konusunda teşvik ediyor. Piyasa analistleri Avrupa Merkez Bankası’ndan bu toplantıda faizlerde herhangi bir indirim beklemezken, Eylül’ deki bir faiz indirimine yönelik olarak kapıyı aralamasına kesin gözüyle bakılıyor. FED ise 30-31 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştireceği toplantı sonrasında faiz kararını açıklayacak. FED toplantısına yönelik beklentiler bu ay 25 baz puan indirime gidileceği yönünde ağırlık kazanıyor. Küresel ticarette yaşanan ivme kaybı ve ABD ile Çin arasındaki ticaret gerilimi gelişmiş piyasa ülkelerinin büyüme oranlarında da yavaşlamalara sebep olurken, küresel iktisadi faaliyetteki aşağı yönlü riskler canlı kalmaya devam ediyor. Tüm bu sebepler gelişmekte olan piyasa ülkelerine yönelik portföy akımlarının dalgalı bir seyir izlemesine neden olabilecek gelişmeler olarak karşımıza çıkıyor.

Enflasyondaki düşüş trendinin devam etmesi ve küresel bazda faizlerin düşeceği beklentileri TCMB’ ye Temmuz ayında faiz indirimine gitmesi için hareket alanı yaratırken, yukarıda sıraladığımız aşağı yönlü riskler ise politika faizi belirlenirken dikkate alınması gereken hususlar arasında yer alıyor. Önceki analizlerimizde de değindiğimiz üzere Merkez Bankası politika faizi konusunda enflasyonun dinamiklerini yakinen takip ediyor. Haziran ayı toplantısından sonra açıklanan enflasyon verisi piyasa beklentilerinden bir miktar daha iyi gelerek %15.72 seviyesinde gerçekleşirken, enflasyonda enerji ve dayanıklı tüketim malları fiyatlarının etkileri görülmüştü. Merkez Bankası Başkanı değişikliği sonrasında yapılacak ilk toplantı olması nedeniyle Temmuz ayı Para Politikası Kurulu toplantısı daha önemli hale geldi. Piyasa beklentilerinin büyük çoğunluğu bu toplantıda politika faizinde indirime gidileceği yönünde iken indirim miktarına dair farkı görüşler dikkat çekiyor. Toplantı sonrasında yayınlanacak karar metnindeki ifadeler de kurulun önümüzdeki dönemde izleyeceği stratejiye dair yol gösterici olacak. 

Grafik 1: Yıllık TÜFE Beklentileri (%) 

Kaynak: TCMB TÜFE Beklenti Anketi

Merkez Bankasının yayınladığı TÜFE beklenti anketinde yıllık enflasyon beklentilerinin düşüş eğiliminde olduğunu Grafik 1’de gözlemlemekteyiz. 2018 yılında döviz kuru ve gıda fiyatları farklı şoklara maruz kalmıştı. Bu durum enflasyon beklentilerinin de yukarı yönlü şekillenmesine neden olurken, bu sebeple 2019 yılında aşağı yönlü baz etkilerinin olacağı piyasalar tarafından bilinmektedir. Geçen sene Kasım ve Aralık aylarında dayanıklı tüketim mallarındaki vergi indirimleri sebebiyle, bu sene negatif yönlü baz etkisi görülecekken, geçen sene yaz aylarında temel mal ve hizmet fiyatlarındaki hızlı yükseliş nedeniyle baz etkisinin Haziran Eylül arasındaki zaman diliminde pozitif bir şekilde yansıyacağını söyleyebiliriz. Yıllık enflasyonun baz etkisiyle Ekim ayında tek hanelere kadar düşeceği, yıl sonuna doğru tekrardan yükseliş eğilimine geçeceği bilinmekte. Yılsonu tüketici enflasyonu beklentileri ise %15 seviyelerinde kümeleniyor. Enflasyonun gerilemesinde Merkez Bankasının kararlı duruşu ve atacağı adımların oldukça önemli olduğunu hatırlatmakta fayda var. 

Grafik 2 bize tarihsel perspektifte reel faizin seyrini göstermekte. 2006 yılından başlamak üzere reel faizler gerileme eğiliminde olurken, bu dönemde enflasyon ve faiz arasındaki makasın daraldığı gözlemleniyor. Son dönemde enflasyon ve faizler arasındaki makasın açılması da dikkat çekiyor. 

Tablo 1: Gelişen Piyasa Ülkelerine Ait Faiz, Enflasyon ve CDS Verileri 

Sütun1

Politika Faizi

Enflasyon

CDS

Brezilya

6.50%

3.37%

128

Endonezya

5.75%

3.28%

85

Hindistan

5.75%

3.18%

67

Güney Afrika

6.50%

4.50%

157

Türkiye

24.00%

15.72%

363

Türkiye Hariç Ortalama

6.13%

3.58%

109

Kaynak: Alan Yatırım Araştırma 

 
Merkez Bankası Temmuz Ayı Toplantısında Kaç Baz Puan Faiz İndirimi Yapabilir?

Türkiye’nin faiz ve enflasyon grafiğini 2005-2008, 2008-2019 ve 2005-2019 olacak şekilde 3 farklı zaman serisine ayıracak olursak reel faizin kimi zaman ekside seyrettiğini gözlemlemekteyiz. 2008-2019 zaman aralığında eksili seviyelere kadar düşen reel faizler ortalamada enflasyonun 1.01 üzerinde seyretmiş bu durum da enflasyon ve kura negatif olarak yansımış. 2005 ve 2008 yılları zaman aralığında ise faizler enflasyonun 1.83 katı olarak gerçekleşmiş. Türkiye’nin o dönemdeki risk primi dikkate alındığında, yüksek faiz düşük kur şeklinde tanımlanan bu zaman aralığı Türkiye’nin dışarıdan yabancı sermaye çektiği yıllar olarak karşımıza çıkmakta. 2005 ve 2019 yılları arasındaki zaman aralığına baktığımızda da faizler ortalamada enflasyonun 1.26 katı üzerinde seyretmiş.

Türkiye’nin risk primini ve gerçekleştirmesi gereken yapısal reformları dikkate aldığımızda ortalama faiz/enflasyon oranının 1.25 olduğunu söyleyebiliriz. Merkez Bankası geçmiş verilerin ışığında, Türkiye’nin ekonomik realitesini göz önüne alarak faizleri yıl sonu enflasyon beklentisi olan %14-15 seviyesinin 1.25 katı olan %18  seviyelerine kadar indirmesi beklenilebilir. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin ekonomi dinamikleri yabancı portföy akımlarına bağlı olduğu için, reel faizlerin düştüğü zaman dilimlerinde bu durum kura ve finansal istikrara da olumsuz yansımakta. Dengeler yerine tam manada oturmamışken önden yüklemeli yapılacak bir faiz indirimi kurdaki istikrarı da tehlikeye sokma ihtimali bulunuyor. ‘’Manevra alanı’’ bu noktada kısıtlanıyor.

Enflasyondaki düşüş trendini hesaba kattığımızda Merkez Bankasından Temmuz ayı toplantısında 300 baz puan indirim bekliyoruz. Yılsonuna kadar Eylül, Ekim ve Aralık aylarında 3 toplantı daha yapacak olan TCMB’ nin faiz indirimlerini zaman yayması da muhtemel gözüküyor. Eylül ve Ekim aylarında kademeli olarak 200 ve 100 baz puan indirime daha gitmesi, aşağı yönlü riskler dikkate alındığında uygun olacağı görüşündeyiz.

 

TCMB Faiz İndirim Beklentisi, İş Yatırım

16.07.2019- Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal Röportajı… Merkez Bankası yeni Başkanı Murat Uysal hafta sonu bir röportaj gerçekleştirdi. 2019 yılında maliyet baskılarının azalması ve iç talep koşullarındaki zayıflamanın etkileriyle dezenflasyon sürecinin devam etmesini beklediklerini söyleyen Uysal bu gelişmelerin para politikasında hareket için bir manevra alanı oluşturduğunu, bu çerçevede Para Politikası Kurulunun elindeki bütün verileri analiz ederek ortak akıl ve istişare çerçevesinde uyun kararı vereceğini belirtti.

Röportajda önümüzdeki dönemde para politikası süreçlerinin tasarımında, başta enflasyon ve iktisadi faaliyet olmak üzere makroekonomik göstergelerin tamamını dikkate alan veri odaklı bir yaklaşım ile hareket edileceği belirtildi. Başkan Uysal önümüzdeki dönemde küresel konjonktür ve sermaye akımlarının seyrine bağlı olarak, rezervleri güçlendirmek amacıyla mevcut araçlarda revizyona gidilebileceğini söyledi. Son olarak Başkan Uysal yoğun tempo ve PPK toplantısının yaklaşması nedeniyle Basın ile tanışma toplantısının Enflasyon Raporu toplantısında yapılacağını not etti.

25 Temmuz’daki PPK toplantısındaki faiz indirimi miktarı için nihai kararımızı Başkan Uysal’ın yapacağı basın toplantısı ardından netleştirecektik. Yapılan röportajla birlikte Temmuz toplantısındaki faiz indirim beklentimizi 400 baz puan olarak güncelledik. Temmuz sonrasındaki kalan 3 toplantıda da 100 baz puanlık indirimler ile yıl sonunda politika faizinin %17’ye çekilmesini bekliyoruz. Piyasa beklentilerinde de benzer bir değişim olursa kurda yukarı yönlü hareketlilik görülebilir.

 

“Merkez Bankası’ndan Merakla Beklenen Faiz İndirim Adımı”, Enver Erkan

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Temmuz ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısını 25 Temmuz Perşembe günü gerçekleştirecek ve faiz kararını 14.00’de açıklayacak.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 25 Temmuz 2019 tarihli toplantısından GCM Yatırım Araştırma olarak 250 baz puan faiz indirimi bekliyoruz ve mevcut “force majeure” durumlar dikkate alınınca 250 baz puan üzerinde gelebilecek indirim hamlelerini de sürpriz olarak değerlendirmeyiz.

Piyasa anketlerinde de ekonomist beklenti medyanının 250 baz puan seviyesinde oluştuğu görülmektedir. Faiz indirimi tahminleri Temmuz toplantısı için 100 baz puan ile 500 baz puan arasında değişim göstermektedir.

Nedenlerimiz;

  • Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan’ın Merkez Bankası eski Başkanı’nı görevden alması
  • Sn. Erdoğan’ın açıklamalarında kurumsal hedeflere ulaşılamaması bağlamında “faiz indirimi yapılmamasını” net olarak vurgulaması
  • Sn. Cumhurbaşkanı’nın Bosna Hersek dönüşü ve HAK-İŞ toplantısında konuya ilişkin detayları belirtirken, “faiz indirimi konusunda neler yapacağımızı çok kısa zamanda göreceksiniz” söylemi
  • Tüm bu açıklamalar dikkate alınınca, eski durumda Sn. Erdoğan’ın “Merkez Bankası bağımsızdır, faize onlar karar verir” paradigması tamamen ortadan kalkarak farklı bir boyuta evrilmiştir.
  • TCMB’nin yeni Başkanı Sn. Murat Uysal’ın basın açıklamasında, enflasyonun para politikasında hareket alanı oluşturduğuna ve makul bir reel getiri oranı bırakılacağına dair beyanatı
  • TCMB’nin yılsonuna kadar Temmuz toplantısı dâhil 4 toplantısı kalmıştır.
  • GCM Yatırım Araştırma’nın ve piyasa katılımcılarının genel beklentisi kalan 4 toplantıda, toplantı başına 100’er baz puanlık kademeli faiz indirimleri yapılması şeklindeydi.
  • Görevden alınma sonrası ve enflasyonda yılsonu beklentimiz olan %15 civarı olası gerçekleşme, Merkez Bankası’nın %24 politika faizinden gevşeme döngüsünü hızlandırabilir.
  • Temmuz toplantısından sonraki yakın tarihli toplantı 12 Eylül tarihindedir. Enflasyondaki baz etkisinin, pozitif etkilerini kullanabilmek adına Merkez Bankası’nın önden yüklemeli 250 baz puanlık faiz indirimini beklerken, Eylül toplantısında da bu gevşeme döngüsünün devam edebileceğini düşünüyoruz.
  • 2018 Ağustos döneminde Rahip Brunson krizi nedeniyle yaşanan kur saldırısından sonra politika faizine uygulanan 625 baz puanlık şok faiz artırımı, düşünce olarak Merkez Bankası’nın faiz indiriminde nereye kadar devam edebileceği konusunda bir referans eşik olabilir.
  • Mevcut durumda TRY swap oranlarının %20’nin altında hareket ettiği dikkate alındığında, piyasa katılımcıları genel bir faiz indirimine adapte olmuş durumdalar.
  • Yurtiçi dinamikler yukarıda belirttiğimiz şekilde gerçekleşme potansiyeli yüksek olurken, yurtdışında Fed’in faiz artırma tartışmaları yerine faiz indirimine çok yakın olması ve ECB’nin de parasal gevşeme için zaman kollaması TCMB’nin elini güçlendiren unsurlar arasındadır.

Olası etkiler;

Mevcut dinamikler her ne kadar faiz indirim döngüsü etkin bir şekilde yer alsa bile, piyasada belirsizlik unsuru oluşturan ABD – Türkiye ilişkileri (S-400, F-35, Doğu Akdeniz, Orta Doğu), Doğu Akdeniz özelinde AB – Türkiye ilişkilerinde gerginlik ve bütün bu dinamiklerin neticesinde gelebilecek askeri veya ekonomik yaptırımlar, bu parasal gevşeme döngüsünün akıbetini belirsizleştirmektedir. Bu durumda da faiz indirimleri döngüsünde de güncellemeler gerekebilir. Bu olası güncellemelere referans olarak, yeni Başkan Uysal’ın 25 Temmuz PPK kararı sonrasında 31 Temmuz’da yapacağı Enflasyon Raporu sunumunda para politikasının yeni Başkan ile nasıl şekilleneceğine ilişkin güncel sinyaller alabiliriz.

Türk varlıklarında Merkez Bankası’nın piyasa beklentisinin üzerinde faiz indirimi yapması, TRY üzerinde ani bir değer kaybına neden olabilir. Daha sonra ise ana dinamiklerle denge noktasına gelmesi beklenebilir.