Ana sayfa Haberler Şirket Haberleri Huawei, 400 B...

Huawei, 400 Binden Fazla 5G Anteni Sevkiyatı Gerçekleştirdiğini Açıkladı

Huawei’den GSM şirketlerine ticari 5G tüyoları

18.10.2019 – Huawei Başkan Yardımcısı ve Taşıyıcı İş Birimi CEO’su Ryan Ding şirketin önemli küresel etkinliklerinden Global Mobil Geniş Bant Forumu 2019’da (MBBF 2019) gerçekleştirdiği açılış konuşmasında hem tüketiciler hem de dikey endüstriler özelinde 5G’ye yüksek bir talep olduğunu söyledi. Dünya çapında önemli oranda 5G ürünün piyasaya sürülmeye başlandığını söyleyen Ding, GSM şirketlerinin 5G’yi ticarileştirilebilecek hizmetleri hızla geliştirerek, 5G’den önemli gelirler elde edebileceğinin de altını çizdi.

100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Sanal Para ile Deneyin!

Global Mobil Geniş Bant Forumu, bu yıl da küresel iletişim sektörünü bir araya getirdi. Zürih’te gerçekleştirilen etkinlikte konuşan Huawei Başkan Yardımcısı ve Taşıyıcı İş Birimi CEO’su Ryan Ding, “5G’de Ticari Başarıyı Yakalamak” temalı sunumunda, geniş band alanındaki gelişmeleri değerlendirirken, şirketin bu kapsamdaki güncel faaliyetleri ile ilgili açıklamalarda da bulundu. Ryan Ding, yalnızca bir yıl gibi kısa bir sürede; standartların, spektrumun ve cihazların 5G’ye hazır hale geldiğini ve bunun son 30 yıldır mobil iletişim araçlarında ilk kez karşılaşılan bir durum olduğunu söyledi.

Küresel GSM şirketleri, 5G ağlarını ticari pazara sunmak için yarışıyor

Ryan Ding konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “2019’un başlarında, Güney Kore 5G hizmetini veren ilk ülke oldu. Bundan kısa bir süre sonra ise Çin 5G hizmetlerini başlattı ve 2020’nin sonuna kadar 600 ila 800 bin 5G baz istasyonu inşa etmek hedefiyle çalışmaya devam ediyor. Bugün, küresel GSM şirketleri 5G ağlarını ticari pazara sunmak için yarışıyor. Şimdiye kadar, dünya genelinde 56 şirket 5G ağı kurdu ve 40 şirket 5G hizmetini başlattı. Huawei bu süreçte 60’dan fazla 5G sözleşmesine imza attı ve 400.000’den fazla 5G antenin sevkiyatını gerçekleştirdi.”

5G kapsamındaki servislerin, gelecek yıllarda büyük bir endüstriyel gelişme faktörü olacağını söyleyen Ding, GSM şirketlerinin aşağıdaki üç iş alanında 5G’den önemli gelirler elde edebileceğini belirtti.

“Tüketici pazarında, 5G’nin band genişliği ve düşük gecikme süresi, bu servisleri yeni bir seviyeye taşıyacak. 5G, AR / VR, canlı yayın, video ve oyun gibi yeni hizmetleri hayata geçirerek, kullanıcıların da bütçe ayıracağı yeni deneyimler sunacak. GSM şirketleri bu süreçte farklı gecikme süreleri için farklı ücretler talep ederek, kazanç elde etmeye yönelik yeni ölçütler yaratabilir ve yerel pazara yönelik katma değerli içerikler sağlayabilir. GSM şirketleri ayrıca, 5G abonelerini artırmak için ilgi çekici 5G servis paketleri de tasarlayabilirler. Bu hem şirketler hem de tüketiciler için kazanç olacaktır.”

“Ev geniş band piyasasında, dijital uçurumun kapanması ve geniş band hızlarının arttırılması bir zorunluluktur ve 5G’nin ticari dağıtımında yeni bir iş hedefidir. Avrupa’da bugün yaklaşık 70 milyon hane bu hizmetlerden yoksun durumda. GSM şirketleri, ev geniş band erişimindeki sorunları hızla çözmek için hem sabit hem de kablosuz fiber sistemlerini kullanabilirler. Huawei, önde gelen birçok firmaya, 5G’de yeni büyüme fırsatları sunarken, hanelerin ihtiyaçlarını hızlı bir şekilde karşılamak için de 5G Sabit Kablosuz Erişim (FWA) kullanarak, fiber benzeri bir geniş band ürünleri sunmalarına yardımcı oldu.”

“B2B pazarında, birçok endüstri 5G’yi benimsiyor ve 5G’nin yüksek performansla dijital dönüşümü mümkün kılmasını bekliyor. Bir işletme için band genişliği, güvenilirlik ve uçtan uca gecikme sürelerinin kontrolü gibi kriterler son derece önemlidir. Bu ihtiyaçlar, farklı endüstrilerin gereksinimlerini karşılamak açısından şirketler için de önemli fırsatlar anlamına gelir.”

Ryan Ding, GSM şirketlerinin B2B dönüşümü için yeni ağ yetenekleri, operasyonel yetenekler ve iş modelleri geliştirmeleri gerektiğini söyledi. Ding, “Bu geleceği inşa etmek için GSM şirketleri, regülasyon kurumları, dikey endüstrinin aktörleri, ekipman satıcıları ve sistem entegratörleri birlikte çalışmalıdırlar” dedi.

Huawei Mobil Geniş Bant Forumu 2019, GSM şirketlerinden, dikey sektörlerden, ekipman üreticilerinden, standart organizasyonlardan, analist firmalardan ve medyadan 1.500’den fazla temsilciyi bir araya getirdi. Forumun sergileme alanlarında; 5G teknolojisine yönelik ticari çözümler, 5G destekli bulut AR / VR sistemleri, 8K yayın, bulut oyun ve 5G destekli uzaktan yönetim sistemleri de dahil olmak üzere; bireysel tüketiciler, evler ve işletmeler için zengin deneyimlere yer verildi.

 

Google Yaptırımları: Huawei Telefonu Olanlar Şimdi Ne Yapacak?

28.06.2019 – Google’ın Huawei’yi yazılımlarından dışlama kararı Çinli teknoloji devi için bir ölüm kararı niteliğinde. Peki Huawei telefonu olanlar Google’ın kararından nasıl etkilenecek?

Kolay Bülten CEO’su veİletişim Tasarımı Uzmanı Ömer Yoluk, pazarlama stratejileri açısından bakıldığında büyük resmin ne olduğuna dair şu bilgileri aktardı: 

Kısa bir süre daha Huawei telefonları işlevini sürdürecek, fakat sonunda artık işlemez olacak. Google mevcut cihazların Play Store’a erişimi olduğunu söylüyor fakat bunun ne kadar süreceği konusunda bir süre belirtmiyor.

GOOGLE BİR GÜNCELLEME YAYINLADIĞINDA NE OLACAK?

Huawei teknolojisini kullanan müşteriler hala Play Store’a erişebilse de güncellemeleri alamayacaklar. Bu, LG ve Samsung gibi diğer Android platformlarının güncellemeleri alabileceği, fakat Huawei müşterilerinin alamayacağı anlamına gelmektedir.  

Bu nedenle tüm büyük ve küçük güncellemeler, her tür güvenlik yamaları da dahil olmak üzere, Huawei’yi atlayacak. Uygulamanın bir sonraki versiyonuna güncelleme de durduruldu. Eğer Huawei telefonunuz varsa güvenlik güncellemelerini alamayacaksınız.

Güncellemelere erişemedikçe Huawei güvensiz bir cihaz olacak ve milyonlarca kullanıcı daha güvenlik açığı içinde olacaktır.

Bunun gelecekteki Huawei müşterileri için anlamı nedir?  

Gelecekte Huawei cihazı alacak müşteriler yeni Huawei telefonların Gmail, Google Maps ve diğer uygulamalara erişimi olmayacak. Google, yeni kullanıcılar için sonuçların ne olacağı konusunda henüz bir açıklama yapmadı, ancak Google Play Store’a erişiminin iptal edilme ihtimali bulunuyor. Güvenlik kaygısı, zaman ilerledikçe ve platformdaki uygulamaların sürümleri değiştikçe günden güne artacaktır. Bu cihazlara hackerların ve potansiyel suçluların sızması ve kullanıcıların bunu önleyebilmesinin pek de mümkün olmadığı açıktır. 

Google’ın bu kararı Huawei için ne anlama geliyor?

Android sistemi, LG, Samsung ve Sony de dahil olmak üzere birçok üretici tarafından kullanılıyor. Hepsi, en son gelişmelerden haberdar olmak için Google’ın Play Store’una ve kendi lisanslarına güvenmektedir.  Google, en azından şimdilik müşterilerin Google Play Store’a ve Gmail, Google Haritalar, Arama, Asistan gibi tüm genel Google uygulamalarına erişebileceklerini söylüyor. Mevcut kullanıcılar uygulamaları kullanıyorlar, fakat yeni versiyonlara yükseltemeyecekler.  

Google mühendislerinin de herhangi bir güncelleme için Huawei mühendisleri ile işbirliği yapmaları yasaklanmış durumda. Huawei, açık kaynaklı malzemelerden kendi özelliklerini kurmayı planladıklarını açıkladı ama bu çok zor.

Google Play Protect, Android cihazlara yerleşik olan ve kötü amaçlı yazılım ve virüs belirtileri için otomatik olarak tarama yapan bir sistemdir.

Bunun Huawei cihazlarında çalışmaya devam edeceğine dair haberler, müşterilere en azından olumlu şeyler söylüyor, ancak bunun ne kadar süreceği konusunda bir açıklama bulunmuyor. 

Samsung’un Sorunlarla Boğuşan Katlanabilir Ekranından Sonra…

Samsung geçtiğimiz aylarda gündemi oldukça meşgul eden katlanabilir ekranlı telefonunu tanıttıktan sonra şikayetlerle boğuşmaya başlamıştı. Tasarımın kaba olduğu yorumları, ekranın çabuk deforme olduğu iddiaları ve dış ekranın küçüklüğü gibi konularda eleştirilere maruz kalan Samsung’un aksine Huawei ile ilgili yaptırımlardan sonra avantajlı konuma geçeceğini düşünmek de yanlış olmaz. Burada sektör liderlerinden olan Samsung kadar diğer aktörlerin de pazardaki konumlarının değişeceği aşikar. Zira sürekli gelişim ve değişim gösteren Huawei özellikle mobil teknolojilerde çıtayı devamlı yükseltiyordu. 

Pazarlama Penceresinden Bakınca

Teknoloji markaları özellikle mobil alanda çok ciddi bir pazarlama savaşı içindeler. Her geçen gün artan marka ve model sayısı bu alandaki savaşı giderek kızıştırdı ve şu an Huawei için çekilen duvar kolay aşılacak gibi değil. Mobil cihazların temelini oluşturan parçalarda ve özellikle işletim sistemi ve uygulama marketi tarafında çember dışına itilmek o çemberin içindeki tüm müşteri potansiyelini bir anda ortadan kaldırmış oluyor. Ardarda yapılan çalışmayı durdurma kararlarından vazgeçilse bile marka üzerinde oluşan  algı, bundan sonra Huawei’nin tüm geleceğini değiştirdi. Bu manzara bize Nokia nın Microsoft ile işletim sistemi anlaşmasından sonraki ani düşüşünü hatırlatıyor. 

Yeni İddia

Ortaya atılan yeni bir iddiaya göre Huawei telefonlara (ki bunlara P30 Pro ve Mate 20 gibi modeler de dahil) Android Q güncellemesi gelebilir. Birkaç gün önce Huawei’nin HongMeng isimli açık kaynaklı işletim sistemi ve bu sistemin performansına dair gelen haberlerin Google, Microsoft ve diğer kuruluşların tavırlarında bir değişikliğe neden olup olmayacağı merak konusu. Zira Huwei yaptığı optimizasyonlar sayesinde sistem akıcılığı, yanıt hızı ve uygulamalarda yer yer yüzde 60 a varan performans artışına ulaştıklarını iddia etti. Teknolojide özellikle genç kullanıcıların hıza verdiği önem düşünüldüğünde performans artışı vurgusunun pazarlama açısından önemini ve Huawei açısından pozitif getirilerini öngörmek zor değil.’’

 

 

HUAWEI, Haksız Cezalandırılmaya Karşı ABD’ye Dava Açtı

31.05.2019 – HUAWEI mahkemeden, tahdit beyannamesini anayasaya aykırı ilan etmesini isteyen bir dava açtı. 28 Mayıs 2019 tarihinde dava dilekçesi Texas mahkemelerine sunuldu. ABD Anayasası, Kongre’nin bir kişiye veya gruba yargısız infaz cezası vermesini yasaklıyor.

ABD’li milletvekilleri geçen yaz HUAWEI’yi hedef alan bir yargısız infaz yasası çıkardı. 2019 Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası, belirli HUAWEI ekipmanlarına geniş bir yasak koyuyor: Federal kurumlar bunları tedarik edemez, federal müteahhitler kullanamaz ve federal kredi ve hibe alıcıları, HUAWEI ekipmanlarını satın almak için devlet fonlarını kullanamaz.

Savunma sekreteri, “makul bir şekilde inanıyorsa”, Çin hükümetine ait olmaları, kontrol edilmeleri veya başka bir şekilde bağlı olmaları durumunda bu yargısız infaz diğer şirketler için de geçerli oluyor. Ancak bu ceza, doğrudan ve kalıcı olarak, temyiz veya itiraz hakkı olmadan yalnızca HUAWEI’ye uygulanıyor.

Dahası bu yargısız infaz, HUAWEI’ye suçlamaları reddetme, savunmasında delil sunma veya tarafsız hakemlerin gerçeği ortaya çıkartmak için diğer prosedürlerden faydalanma imkânını sağlamıyor. Aksine yasa, HUAWEI’i suçlu ilan ediyor ve HUAWEI’yi ABD pazarından çıkarmak amacıyla net kısıtlamalar getiriyor. Bu durum, ABD Anayasasının yasakladığı, “yasama organının yargılaması” dayatmasıdır.

Anayasal olsa bile bu durum, ulusal güvenliği geliştirmek ya da hükümet bilgi ağlarının güvenliğini güçlendirmek için çok az işe yarayacak. Bu yargısız infaz yasası, Çin bileşenlerini veya yazılımını kullanan ekipmanlardan kaynaklanan iddia edilen küresel tedarik zinciri risklerini ele almıyor; sadece HUAWEI’yi hedefliyor. Federal kurumların HUAWEI ekipmanını kullanmaya devam etmesini bile engellemiyor; yalnızca yeni alımları yasaklıyor. Ayrıca, Çin hükümetinin diğer büyük telekomünikasyon şirketleri ile ortak girişimleri tarafından üretilen ekipmanların kullanımına da herhangi bir kısıtlama getirmiyor.

2019 Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası, Amerika Birleşik Devletleri’nin teknolojik ve ekonomik çıkarlarını önemli biçimde baltalıyor. HUAWEI, 5G de dahil olmak üzere ağ anahtarlama ekipmanlarında dünyanın lider şirketi. HUAWEI’nin ABD’de ekipman satma kabiliyetinin kısıtlanması rekabeti azaltıyor, böylece HUAWEI’nin rakiplerinin iş yapmamayı tercih ettiği özellikle ABD’nin kırsal ve taşra bölgelerinde internet hizmetlerine erişim kısıtlanıyor.

Dünyanın dört bir yanındaki diğer hükümetler, HUAWEI’nin Çin hükümetinin bir aracı olmadığını, HUAWEI’nin siber güvenliği geliştirmek ve en iyi teknolojileri uygun fiyatlarla sağlamak için çalışmak istediğini biliyor. Bu diğer hükümetler, ABD’ye rağmen HUAWEI ile birlikte ilerliyorlar. Amerikan halkının en iyi umudu, ancak hukukun üstünlüğünün kabulüne dayanabilir.

 

Huawei Kurucusu Ren Zhengfei’den Çarpıcı Açıklamalar

Huawei Kurucusu Ren Zhengfei, Google ve Android servislerinin Huawei ürünleri özelindeki kısıtlamalarını değerlendirmek ve şirketle ilgili merak edilen diğer soruları yanıtlamak üzere basın kuruluşları ile bir araya geldi.  

Amerikalı şirketler ve Huawei aynı kaderi paylaşıyor 

Amerika Birleşik Devletleri’nin yasalarla yönetilen bir ülke olduğunu, yasalara uyması ve reel ekonomiye bu çerçevede yaklaşması gerektiğinin altını çizen Ren Zhengfei, “Bu ortamda ABD şirketlerini suçlamamamız gerekir. Huawei ve bu şirketler şu anda aynı kaderi paylaşıyor. Hepimiz aynı piyasa ekonomisinin oyuncularıyız. Her ülkenin kendi çıkarları vardır. ABD’nin kampanyası, herkesi peşinden sürükleyecek kadar güçlü olmayacaktır. ABD’li politikacılar güçlü yönlerimizi hafife almış olabilirler. Elbette bu süreçte bazı alanlarda zarar görmemiz mümkün. Bu zararlar zaman içinde telafi edilecektir. Ancak liderlik ettiğimiz 5G gibi alanlara önemli bir etkisi olacağını düşünmüyorum. Bu alanda rakiplerimiz 2-3 yıllık bir süreçte dahi bizi yakalayamayacaktır” dedi. 

Amerika Birleşik Devletleri’nin aldığı 90 günlük erteleme kararını değerlendiren Ren Zhengfei, “Bahsi geçen 90 günlük süreç bizler için çok önemli değil, bizim için en önemli şey işimizi iyi yapmaktır. Amerika Birleşik Devletleri’nin bu süreçteki uygulamaları bizim tasarruflarımızın dışındaki gelişmelerdir. Birlikte çalıştığımız Amerikalı şirketlere de teşekkür ediyorum. 30 yıllık süreçte bugünkü duruma gelmemizde bize çok yardımcı oldular. IBM ve Accenture gibi markalar da dahil olmak üzere Huawei’ye danışmanlık hizmeti veren birçok Amerikalı şirket söz konusu. Bunun dışında uzun yıllardır çok sayıda ABD menşeili şirket ile yazılım ve donanım ürünleri kapsamında da ticari iş birliğimiz bulunuyor. Bu son olay karşısında da tüm bu şirketlerin bizlere adalet duygusu ve empati ile yaklaştığını hissedebiliyorum. 5G atom bombası değil, topluma faydası olan bir teknolojik gelişimdir. Google da iyi ve sorumluluk sahibi bir şirket. ABD hükümetini bu sorunu çözmesi için ikna etmeye çalışıyorlar. Bunun için uygun çözümleri tartışıyoruz ve uzmanlarımız bunun üzerinde çalışıyor” dedi.  

İş ortaklarımızla birlikte büyümek isteriz 

Bir basın mensubunun Amerikalı çip üreticilerinin açıklamaları ile ilgili sorduğu soru üzerine Ren Zhengfei şu değerlendirmelerde bulundu; “ABD’li ortaklarımız sorumluluklarını yerine getiriyor ve Washington’dan onay istiyorlar. Bu onay verilirse, yine de bu tedarikçilerden çip almayı sürdüreceğiz. Bizler de ABD şirketlerine, daha gelişmiş ürünler ortaya koymaları için çip satabiliriz. Bu süreçte kimse kimseyi dışlamamalı, bizler de tek başımıza değil, birlikte büyümek ve gelişmek isteriz. Ancak bu süreçte iş ortaklarımızdan yeterli düzeyde tedarik olmasa dahi sorun yaşayacağımızı düşünmüyorum, bunun da nedeni, ihtiyaç duyduğumuz tüm üst düzey çipleri üretebilmemizdir. Uyguladığımız 1+1 politikası çerçevesinde, çiplerimizin yarısı ABD şirketlerinden gelirken yarısı Huawei tarafından üretiliyor. Kendi çiplerimizin maliyetleri çok düşük olmasına rağmen, yine de bu ticarete devam etmeyi tercih ediyoruz. Dünyadan soyutlanamayız, bu ekosistemin bir parçası olmaya devam etmeliyiz. ABD şirketlerinin ürettiği kadar iyi çipler üretebiliriz, ancak bu ABD’den çip almayacağımız anlamına gelmiyor.” 

Yıllardır süren iş ortaklığımızı bir kâğıt parçası yok etmemeli 

Huawei’nin ABD şirketleri ile olan yakın ilişkilerinin her iki tarafın on yıllarca süren çabalarının bir sonucu olduğunu söyleyen Ren Zhengfei; “Bu ilişkiler, ABD hükümetinden gelen bir kâğıt parçası tarafından yok edilmeyecek kadar değerli. Şartlar elverdiği sürece, ABD şirketleri ile ticaretimizi sürdüreceğiz. Bilgi toplumunun gelişimi için birlikte çalışacağız. ABD’li politikacıların ne düşündüğünü tam olarak bilmiyorum. Ancak sadece bir ülkenin teknolojik olarak önünde olduğumuz için hedef tahtasında olmak doğru değil. Bu süreçte kızımı tutukladılar, başarı isteğimizi sarsmaya çalıştılar ama ailemin beni cesaretlendirmesi bu isteğimi sağlamlaştırdı. Kızım bana yazdığı mektupta zihinsel olarak kendisini motive ettiğini söyledi. O çok iyimser. Bu beni çok rahatlattı ve üzerimdeki baskıyı hafifletti.  

Huawei Kurucusu Ren Zhengfei, basın mensuplarının farklı başlıklardaki sorularına şu şekilde yanıt verdi; 

5G’de ilk adımı Türk Profesör Erdal Arıkan attı 

“5G standartlarının toplum üzerinde çok büyük bir etkisi olacağına inanıyoruz. Belki de çok az insan bu teknolojinin on yıl önce Türk Profesör Erdal Arıkan tarafından hayata geçirilen bir matematik çalışmasıyla ortaya çıkacağını hayal edebilirdi. Doktor Arıkan’ın makalesinin yayınlanmasından iki ay sonra biz de üzerinde çalışarak, bu çalışmanın ne kadar değerli olduğunu anladık. Daha sonra bu çalışmaya dayanarak patent başvurusu yapmaya başladık. Binlerce Huawei çalışanı bu araştırmaya dahil oldu. Bu kaynağı, teknolojik bir standarda dönüştürmek 10 yılımızı aldı. Dünyadaki en güçlü 5G patentlerine sahibiz ki bu da sektörün %27’lik bir dilimini kapsıyor. Profesör Arıkan’ın daha fazla doktora öğrencisi yetiştirebilmesi için de ayrı bir destek programı yürütüyoruz. Gelecekte de akademi ve araştırma odaklı yaklaşımımızı sürdüreceğiz. Global olarak Ar-Ge tarafında 26 uzmanlık merkezimiz var. Şu anda Huawei’de çalışan 700’den fazla matematikçi, 800 fizikçi ve 120 kimyagerimiz var. Dünyadaki en iyi üniversitelerdeki tanınmış profesörlere büyük miktarda finansman sağlayan bir Stratejik Araştırma Enstitüsü’ne sahibiz. Bu kaynaklarımızla birlikte gelecekte, farklı aşamalarda teknolojileri araştıran daha fazla bilim insanıyla birlikte çalışacağız.” 

Kısıtlamalar bizi etkilemeyecektir 

“Bizler her koşulda müşterilerimize hizmet vermeye devam edebileceğiz. Seri üretim kapasitemiz çok büyük ve Huawei’nin bazı alanlarda maruz kaldığı kısıtlamalar büyük bir etki yaratmayacaktır. Elbette etkileri olacak, ancak büyüme endeksine önemli bir zarar vermeyecek ve endüstrimizin gelişmesine engel olmayacaktır. Şirket olarak, ABD şirketlerinin bileşenlerini kullanmayı bırakmak niyetinde değiliz. Bu süreçte şirketimiz büyük bir tedarik sıkıntısı çekmeyecek, buna çok iyi hazırlandık. ABD’nin harekete geçmek için hukuki sürecin sonucunu bekleyeceğini ve değerlendirme için yaklaşık 2 yılımızın olacağını düşündük. Ancak Meng Wanzhou’nun tutuklanması, sürecin böyle ilerlemediğini hepimize gösterdi. Huawei ürünleri, sonuç olarak metadır. İnsanlar isterlerse onları isterse diğer ürünleri kullanırlar. Politika bunun dışında bırakılmalıdır. Huawei sadece bir şirkettir. İşimize popülizmi asla karıştırmamalıyız. Huawei yöneticileri kişisel çıkarlarına veya kurumsal çıkarlarımıza dayalı sorunları dikkate almaz. Biz küresel bir şirketiz, bizi dünyada bu özelliğimizle kabul eden ve destekleyen birçok kişi ve kurum var.” 

5G teknolojimiz yeni baz istasyonu kulelerine ihtiyaç duymuyor 

“5G ağ kapasitesi açısından, 4G’den 20 kat, 2G’den 10.000 kat daha büyüktür. 5G baz istasyonlarımızın bit başına güç tüketimi, 4G’den on kat daha düşüktür ve boyut olarak da %70 daha küçük, daha hafif ve neredeyse bir evrak çantasıyla aynı büyüklüktedir. Bu nedenle Huawei 5G baz istasyonları için bir kule inşa etmek zorunda değilsiniz. Ayrıca onlarca yıl çalışabiliyorlar çünkü korozyon önleyici malzemelerden üretiliyorlar. Bu da 5G ekipmanımızın yeraltı kanalizasyon sistemlerine bile kurulabileceği anlamına gelir. Özellikle önemli tarihi binalara sahip Avrupa pazarları için son derece uygun bir seçenek. Avrupa’daki müşterilerimiz inşaat gerektirmeyen 5G baz istasyonlarımızla mühendislik maliyetlerini saha başına 10.000 Euro’ya kadar azaltabilirler.”  

Farklı sektörlere girmeyeceğiz 

“Huawei, bilgi ve iletişim teknolojileri alanında çalışıyor ve başka alanlara girmeyecek. Otomobil güvenliği ile ilgili bir çalışmamız olduğu söyleniyor, ancak bu doğru değil. Bağlantı odaklı ürünlerimiz, dünyanın önde gelen otomotiv markalarına hizmet sunmakta ve temel olarak araca monte bilgi işlem ve elektronik ürünleri içermektedir. Bu büyük bir endüstriye dönüşebilir. Otomotiv endüstrisindeki firmalarla birlikte çalışıyoruz. Ancak bu, Huawei’nin otomobil üreteceği anlamına gelmiyor.”

 

 

Huawei, Google Kararı ile ilgili Resmi Açıklama Yaptı

20.05.2019 – Google, Huawei’nin Android işletim sistemleri için bazı güncellemeleri almasını yasakladı. Yeni dizayn edilen Huawei akıllı telefonlar Google uygulamalarına erişemeyecekler. Google’ın bu kararı, Trump yönetiminin Huawei’yi Amerikan şirketlerinin iş yapmaları yasaklanan şirketler listesine almasının ardından geldi.

Edinilen bilgiyere göre Huawei artık Google’ın güvenlik güncellemelerine ve teknik desteğine ulaşamayacak. Yeni geliştirilecek Huawei telefonları YouTube ve Maps gibi Google uygulamalarını kullanamayacak.

Mevcut Huawei telefonlar ise uygulamalara için güncellemeleri alabilecekler. Ancak Google, Android işletim sistemi için yeni bir versiyon çıkardığında Huawei telefonlar bunu alamayacaklar.

Konu ile ilgili olarak Huawei’den gelen resmi açıklama şu şekilde oldu:

HUAWEI, Android’in dünyadaki gelişimine ve büyümesine önemli katkılarda bulunmuştur. Android’in en önemli küresel iş ortaklarından biri olarak hem kullanıcılara hem de sektöre fayda sağlayan bir ekosistem geliştirmek için açık kaynaklı platformlarıyla yakın bir şekilde çalışmaktadır.

HUAWEI, tüm dünyada bugüne kadar satılan ve halihazırda stokta bulunan tüm HUAWEI ve Honor akıllı telefon ve tablet ürünleri için kullanıcılarına güvenlik güncellemeleri ve satış sonrası hizmetler sunmaya devam edecektir.

Dünya çapında tüm kullanıcılara en iyi deneyimi sunmak amacıyla güvenli ve sürdürülebilir bir ekosistem kurmaya devam edeceğiz.

Ayrıca referans için Google ve Android’den gelen açıklamaları sizinle paylaşmak isteriz:

Google:

“Kanuna uyuyor ve sonuçları gözden geçiriyoruz. Hizmetlerimizin kullanıcıları için Google Play ve Google Play Protect’teki güvenlik korumaları mevcut HUAWEI cihazlarında çalışmaya devam edecek.”

Android:

“ABD hükümetinin son eylemlerine uymak üzere attığımız adımlarla ilgili olarak HUAWEI kullanıcılarından gelen sorulara istinaden, ABD hükümetinin tüm gereksinimlerine uymakla birlikte, tüketicilerin halihazırda kullanmakta olduğu mevcut cihazlarda Google Play ve Google Play Protect’in güvenliği gibi hizmetlerin çalışmaya devam edeceğini garanti ederiz.”

 

Huawei, 2019 İlk Çeyrek Sonuçlarını Açıkladı

02.05.2019 – Huawei 2019 yılının ilk çeyrek sonuçlarını açıkladı. Bu yılın ilk çeyreğinde Huawei, yıllık yüzde 39 artışla 179,7 milyar CNY (Çin yuanı) gelir elde etti. Şirketin ilk çeyrekteki net kâr marjı geçen yılın aynı dönemine göre artış göstererek yüzde 8 seviyelerine ulaştı.

Huawei, bilişim teknolojileri altyapısına ve akıllı cihazlara odaklanmaya devam ederek 2019 yılında da operasyonlarının verimliliğini ve kalitesini artırmaya devam ediyor. 2019 yılının dünya çapında 5G’nin öne çıktığı bir yıl olması bekleniyor. Huawei şu ana kadar, 5G özelinde global düzeyde 40 ticari sözleşme imzaladı ve dünya genelindeki pazarlara 70.000’den fazla 5G baz istasyonu sevkiyatı gerçekleştirdi.

Huawei Enterprise, 2019 yılının ilk çeyreğinde Dijital Platform ve yeni “Huawei Inside” stratejisini hayata geçirdi. Huawei Enterprise, dünyanın ilk 5G etkin Wi-Fi 6 erişim noktasını da kurarak 2019’un ilk çeyreğinden itibaren dünya çapındaki tüm şirketlerden daha fazla Wi-Fi 6 ürününün satışını gerçekleştirdi.

Huawei’nin Tüketici Elektroniği Grubu, yenilikçi ürünleri ile tüketiciler için değer yaratmaya devam ediyor. Temel stratejisi tüm senaryolarda tüketicilere akıllı bir deneyim sunmak olan Huawei Tüketici Elektroniği Grubu, 2019 yılının ilk çeyreğinde 59 milyon akıllı telefon sevkiyatı gerçekleştirdi. PC, giyilebilir bilgisayar ve akıllı ev gibi diğer iş segmentlerinde Huawei, lider, yenilikçi ürünleri ve üstün kullanıcı deneyimi sayesinde küresel tüketiciler tarafından memnuniyetle karşılandı.

Huawei Bulut Bilişim İş Birimi, mümkün olan en iyi hibrit bulut sistemini oluşturmayı hedefleyerek endüstriler için yapay zeka çözümlerini bu dönemde hayata geçirdi. Huawei Bulut Bilişim İş Birimi, 1 milyondan fazla profesyonel tarafından tercih ediliyor. Huawei Bulut Bilişim İş Birimi, ilk çeyrekte Singapur’da “HUAWEI CLOUD AI” modelini pazara sunarak çalışmalarına başlamıştı. HUAWEI CLOUD one-stop-shop AI geliştirme platformu ModelArts ise hem görüntü sınıflandırma eğitiminde hem de Stanford DAWNBench derin öğrenme yarışmasında birincilik elde etmeyi başardı.

*Burada açıklanan finansal veriler, Uluslararası Finansal Raporlama standardına uygun olarak derlenen rakamlardır; Mart 2019 sonunda döviz kuru: 1 ABD Doları = CNY6.7112

 

Huawei’nin Net Karı Yıllık Yüzde 25 Arttı

02.04.2019 – Huawei 2018 yılı finansal sonuçlar raporunu yayınladı. Rapora göre şirket, 2018 yılında önemli bir büyüme kaydetti. Satış geliri bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19,5 artarak 107,5 milyar dolar seviyesine ulaşan Huawei’nin net karı ise yıllık yüzde 25,1 artışla 8,9 milyar dolara ulaştı.

Huawei 2018 yılında, AB Endüstriyel Ar-Ge Yatırım Puan Tablosu dünya sıralamasında beşinci sırada yer alarak Ar-Ge’ye 15,8 milyar dolar (satış gelirinin yüzde 14,1’i oranında) yatırım yaptı. Son 10 yılda, Huawei’nin Ar-Ge harcaması 67 milyar dolardan fazla oldu. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) tarafından yayınlanan resmi verilere göre, Huawei 2018 yılında 5 bin 405 patent başvurusunda bulunarak dünya genelinde en çok patent başvurusunda bulunan şirket oldu.

“Dünyanın en iyi ağ bağlantılarını kurma yolunda ilerliyoruz”

Huawei Dönüşümlü CEO’su Guo Ping konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu:

“Bilgi iletişim teknolojileri tüm sektörlerde hızla gelişiyor. Bu da dijital ekonominin arkasındaki itici güç olan dijital ve akıllı dönüşümü tetikliyor. Büyük ölçekli ticari dağıtımın yanı sıra 5G yeniliğine sürekli yatırım yapan Huawei olarak, dünyanın en iyi ağ bağlantılarını kurma yolunda ilerliyoruz. Bu süreç boyunca Huawei, güvenli ve yüksek kaliteli ürünler oluşturmak için tüm ilgili standartlara uymaya kesinlikle devam edecektir. Siber güvenlik ve kullanıcı gizliliğinin korunması her zaman en önemli gündem maddemiz olmuştur. Huawei ile çalışmayı seçen şirketlerin 5G döneminde en rekabetçi kuruluşlar olacağından eminiz. Huawei ile iş birliğinde olan ülkeler, bir sonraki dijital ekonomi büyüme dalgasında da avantajlar elde edeceklerdir. “

Huawei iş birimleri satış gelirlerini arttırıyor

Huawei, taşıyıcı iş alanında en yeni 5G ve SoftCOM AI çözümlerini piyasaya sunarak kullanımlarını ve bakımlarını mümkün olduğunca basit hale getirmeye odaklanıyor. Ayrıca Huawei, üst segment ev genişbant ürünleri ve Nesnelerin İnterneti (IoT) gibi alanlarda devam eden yenilikleri takip ederek taşıyıcıların yeni büyüme fırsatlarını yakalamalarına da yardımcı oluyor. Huawei’nin sevkiyat satış gelirinin 2018 yılında da önceki yıl olduğu gibi yaklaşık 43,8 milyar dolar seviyesinde olduğu görülüyor.

Huawei, kurumsal alanda bulut, büyük veri, yapay zeka (AI) ve IoT çözümleri ile veri merkezleri, tüm flaş depolama ve WiFi için çeşitli ürünler sunmaya devam ediyor. Bu teknolojileri dijital platforma entegre ederek, akıllı, güvenli şehir ve kampüslerin inşasında teknolojik kolaylık sağlıyor. Müşterilerinin finans, ulaşım ve enerji sektörlerinde dijital dönüşümüne yardımcı olurken, 2018 yılında şirketin ticari faaliyetlerinden satış geliri yıllık yüzde 23,8 artışla 11 milyar dolar seviyesine ulaşmış oldu.

Huawei, bulut bilişimde, 160 bulut hizmeti özelinde 140 ayrı çözüme imza atarak 23 bölgede ve 40 alanda, dünya çapındaki tüm müşterilerine ortaklarıyla iş birliği içerisinde hizmet veriyor. İş ortaklarının sayısı 6.000’i aşan Huawei, 10 ana sektörde, 200’den fazla projenin AI hizmetlerinde aktif olarak araştırmalarını sürdürüyor.

Tüketici iş biriminde Huawei, küresel akıllı telefon pazarındaki payını daha da arttırarak yüksek teknoloji cihazların konumunu da ileriye taşıyor. Ayrıca, tüm kullanıcı senaryoları için akıllı bir ekosistem oluşturulması konusunda büyük atılımlar yapan şirketin 2018 yılında tüketici birimi satış geliri yıllık yüzde 45,1 artışla 52,1 milyar dolar seviyesine ulaştı.

Raporda yer alan finansal sonuçlar, bağımsız bir uluslararası şirket olan KPMG tarafından denetlenmiştir.

 

 

Huawei Katlanabilir Telefonu Piyasaya Sürüyor : HUAWEI Mate X: Katlanabilir 5G Akıllı Telefon

25.02.2019 – HUAWEI Mate serisinin DNA’sını yansıtan HUAWEI Mate X, keşfedilmemiş yerlere olan yeni bir yolculuğu temsil ediyor. HUAWEI Mate X, tüketicilere benzeri görülmemiş bir kullanıcı deneyimi sağlamak ve yeni bir tür akıllı telefon ortaya çıkarmak için 5G, katlanabilir Full View teknolojisi ile 6,6 inçten 8 inçe büyüyen ekran, AI ve tamamen yeni bir arayüzü birleştiriyor.

HUAWEI Mate X ikisi bir arada akıllı telefon ve tablet olarak esnek bir OLED paneline ve teknolojiyi stille harmanlayan bir Falcon Wing menteşeye sahip. Tek elle açılabilen, hafif ve katlanabilir akıllı telefon, teknolojinin güzelliğini özetleyen ve gelecekteki akıllı telefonlar için daha yüksek bir çıta oluşturan yeni Interstellar Blue Wave rengiyle kullanıcılarla buluşuyor.

HUAWEI Mate X bir akıllı telefon veya tabletten fazlası olarak parçalarının toplamından daha büyük. Esnek OLED katlanabilir FullView ekranı ve dünyanın en hızlı 5G modem çip seti Balong 5000, geniş ekran deneyiminin ve taşınabilirliğin uyum içinde bulunduğu yeni bir arayüz modu sunmak üzere bir araya geliyor. Ekran üzerinde çoklu görevleri yönetmekte de her zamankinden daha iyi sonuçlar elde ediliyor. Güç düğmesi üzerinde entegre bulunan parmak izi okuyucu ile HUAWEI Mate X tek harekette aktif hale geliyor. HUAWEI Mate X, katlandığında 17mm, açıldığında ise 5,4 mm kalınlığında oluyor.

HUAWEI’nin amiral gemisi akıllı telefonları her zaman güçlü kameralarla birlikte geliyor. HUAWEI Mate X, katlanabilir tasarımla birlikte kamera sisteminin hem ön hem de arka kameraların rolünü birlikte oynamasını mümkün kılarak devrim niteliğinde bir fotoğrafçılık deneyimi sunuyor.

Çip, cihaz ve iletişim teknolojilerinde lider yeteneklere sahip HUAWEI, 5G döneminde de lider olmaya hazırlanıyor. Dünyanın ilk 7nm 5G çok modlu modem çip seti Balong 5000 ile donatılan HUAWEI Mate X, gelecek 5G akıllı telefonlarının da bir göstergesi olma niteliği taşıyor.

Ayrıca HUAWEI SuperCharge’ı destekleyen yüksek kapasiteli 4.500mAh pil, 5G döneminde daha yüksek pil performansı talebini karşılamak üzere HUAWEI Mate X’te bulunuyor. Huawei Mate X 55 watt gücünde, Matebook dizüstü bilgisayarları da şarj edebilen şarj adaptörü ile, her akıllı telefondan daha hızlı şarj olabiliyor.

Katlansa da ÖTV’ye Tabi

Yakın zamanda hayatımıza girmeye başlayacak olan katlanabilir cep telefonlarının vergilendirilmesi tüketiciler için önem arz ediyor. KPMG Türkiye Gümrük ve Dış Ticaret Direktörü Hakan Uçak, söz konusu cihazların gümrük idaresi tarafından cep telefonu olarak kabul edilmesi halinde Özel Tüketim Vergisi’ne (ÖTV) tabi olacakları yorumunda bulundu 

Önde gelen teknoloji firmalarının son günlerde tüketicilerin beğenisine sunduğu katlanabilir cep telefonlarının (tablet ve telefon özelliklerine sahip) Türkiye’ye ithal edilirken ne şekilde sınıflandırılacağı vergilendirme açısından büyük önem taşıyor. 

KPMG Türkiye Gümrük ve Dış Ticaret Direktörü Hakan Uçak’a göre satışa sunulacak bu ürünlerin tablet olarak kabul edilmesi durumunda, ithal anında Özel Tüketim Vergisi ödenmeyecek.

Anılan eşyaların cep telefonu olarak kabul edilmesi durumunda ise, yüzde 25 oranında Özel Tüketim Vergisi ödenecek. 

İthalat yoluyla ülkemize gelecek bu eşyaların vergilendirilmesinde gümrük idarelerinin bakış açısı önemli olacak. Zira ithalat anında tahsil edilecek vergilerde gümrük idaresi söz sahibi.

Gümrük idaresi tarafından benzer bir eşya için verilen bağlayıcı tarife bilgisi kararında, GSM üzerinden telefon görüşmesi yapılabilen tabletlerin cep telefonu olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. 

Gümrük idaresinin bu kararından yola çıkarsak, tablet ve telefon kullanımını bir arada sunacak yeni teknolojik ürünlerin tablet olarak değil cep telefonu olarak ülkemize ithal edileceği değerlendiriliyor.

 

Tartışmaların Odağındaki Şirketin CEO’su Siber Güvenlik ve ABD ile Sorunları Değerlendirdi

Çinli teknoloji devi Huawei’nin sahibi Ren Zhengfei’nin kızı ve şirketin Mali İşler Direktörü (CFO) Ming Vancou’nun ABD’nin İran yaptırımları kapsamında 1 Aralık 2018’de Kanada’da tutuklanması haberi uluslararası piyasaları son derece huzursuz etmişti. ABD’nin bu hamlesi hem Çin ile ABD arasındaki ticaret savaşları hem de Washington’ın, yaptırımlarını başka uluslararası şirketlere karşı kullanıp kullanmayacağı endişelerini de beraberinde getirmişti. Ming Vancou 29 Ocak’ta Kanada’da bir mahkemeye çıksa da halen tutuklı ve bu konudaki belirsizlik sürüyor.

ABD, Çin’in teknoloji şirketlerini devre dışı bırakarak dünyadaki ekonomik ve teknolojik üstünlüğünü korumaya devam etmek istiyor. Huawei firması, Çin hükümetinin en büyük gelir kaynaklarından bir tanesini oluşturduğu için ABD, özellikle bu markaya saldırmaya çalışıyor. Huawei, bilindiği üzere 5G ağları kurmak için Avrupa’nın birçok noktasında da faaliyetlerine devam ediyor. İlerleyen dönemlerde; ABD’nin Huawei şirketi’ne yapacağı ticari saldırıların artacağı tahmin edilmekte.

 

Huawei CEO’su Eric Xu, Siber Güvenlik ve ABD ile Sorunları Değerlendirdi

27.02.2019 – Huawei CEO’su Eric Xu, İngiltere’de gerçekleştirdiği basın toplantısında gündemde yer alan konularla ilgili açıklamalarda bulundu. Eric Xu, şirketin yazılım mühendisliği yeteneklerinin geliştirilmesi, Ar-Ge operasyonları, Siber Güvenlik ve ABD özelinde yaşanan sorunları değerlendirdi. 

AR-GE’nin temelinde müşteri ihtiyaçları var

Huawei, ilk bakışta sektördeki diğer markalara benzer bir Ar-Ge yatırım yönetim sistemi kurdu, fakat bazı açılardan da farklı olduğunu söylemek gerekir. Ar-Ge sürecimize ve yönetim sistemimize; IPD, yani “Entegre Ürün Geliştirme” adı verilmiştir. Bu süreç, 1998 yılında Huawei’ye danışmanlık hizmeti veren IBM’in yardımıyla kuruldu. Bu süreç ve yönetim sisteminde hem geleceğe yönelik yatırımlar hem de araştırma ve yenilikçilik özelinde, müşteri gereksinimlerine yönelik yatırımlar söz konusu. Özellikle müşterilerimize sunduğumuz ürünlerin nasıl geliştirileceği ile ilgili olarak, mühendislik yeteneklerine doğrudan yapılan yatırımlar, bu noktada öne çıkıyor. Dolayısıyla Ar-Ge ile ilgili yatırımları üçe ayırmak mümkün. Yıllık iş planımıza göre her faz için ayrı bir bütçemiz var. Bu Ar-Ge yatırımlarının nasıl bir dağılım sürecinin olacağına yönelik olarak özel yönetim ekipleri oluşturduk. 

Müşteri gereksinimlerine yönelik yatırımlara, Yatırım İnceleme Kurulu ve Entegre Portföy Yönetimi ekibi karar veriyor. Bu birimler, temel olarak, neyin geliştirileceği, neyin geliştirilmeyeceği ve ne zaman sunulacağı konusundaki karar mekanizmalarıdır. Zamanlama açısından baktığımızda inceleme döngüsü, Ar-Ge sürecinde kontrol noktaları olarak adlandırdığımız sürece dayanıyor. Araştırma, inovasyon veya yatırım üreten patentler için karar alma organımız ise ITMT, yani Bütünleşik Teknoloji Yönetimi Ekibi olarak adlandırılıyor. Daha önceki dönemlerde, araştırma ve inovasyonla ilgili yatırımların ortalama yüzdesi toplam Ar-Ge harcamalarımızın yaklaşık %10’uydu. Ancak son yıllarda bu oranı %20’ye çıkardık ve gelecekte %30’a ulaşabileceğimizi umuyoruz. Bu nedenle, geleceğe yönelik bu yatırımı yönetmek için özel ekipler, özel bütçeler ve karar mekanizmalarımız var. Aynı zamanda, pazardaki müşteri ihtiyaçlarını karşılayacak ürünler geliştirmek için oldukça büyük bir ekibimiz ve buna bağlı karar mekanizmalarımız da var. 

4G gelmeden 5G’yi düşünüyorduk, bugünse 6G’yi düşünüyoruz

2009 yılında, 5G’deki araştırma çalışmalarımızı başlatma kararını veren ITMT birimiydi. İngiltere’de, Huawei’nin 5G araştırmasına 600 milyon ABD doları yatırım yapacağını duyurduk. İçinde bulunduğumuz mobil iletişim endüstrisine baktığımızda, belli bir akış ve belli kurallar var. 2G’den bugüne geldiğimizde bizler 5G’yi konuşuyoruz ama benim aklımda şu anda 6G var. Aynı şekilde 4G ürünleri piyasaya sürülürken de ekiplerimiz henüz o andan itibaren 5G’ye yönelik olarak çalışmaya başlamıştı. 

Aslında, 5G tek bir teknoloji terimi değil, mobil iletişim teknolojilerinin şu an gündemde olan son neslidir. 4G’nin araştırma çalışmaları tamamlandıktan sonra, doğal olarak ekiplerimiz gelecek nesil mobil iletişim teknolojilerini araştırıyorlardı. 5G, yeni nesil mobil iletişim teknolojilerinin bugünkü toplamıdır. 5G özelindeki araştırmalar temel olarak 2019 yılına kadar tamamlanmış olacak ve araştırma ekiplerimiz gelecekte mobil iletişim teknolojilerinin nasıl gelişeceği gibi sorulara cevap arayacaklar. Örneğin ileride 6G kategorisine dahil edilebilecek teknolojiler nelerdir? Araştırma ekiplerimiz, araştırmalarını bu tür sorular etrafında organize edeceklerdir. 2028, 2029 veya 2030 tarihlerinde 6G’yi bugün 5G kadar geniş bir şekilde tartışacağımızı tahmin ediyorum. Bu bir anlamda sektörümüzün bir kuralıdır. 5G’den sonra çalışmazsanız, bu sizin için bir gelecek olmadığı anlamına gelir. Her yeni nesil teknoloji farklı dinamikler içerir ve bazı şirketler bu dönemlerde daha güçlü bir şekilde ortaya çıkar. 

Dünyadaki 7 milyar insanın bilgeliğine inanıyorum

ABD Dış İşleri Bakanı Mike Pompeo’nun Macaristan ve Polonya’daki açıklamaları, ABD hükümetinin Huawei’ye karşı iyi koordine edilmiş bir jeopolitik kampanya başlattığının bir başka göstergesi gibi görünüyor. Bu süreçte susam tanesi kadar küçük bir şirkete karşı, ulusal bir güç kullanılıyor. Huawei 30 yıllık bir şirkettir ve 170 ülke ve bölgede 3 milyardan fazla kişiye hizmet vermektedir. Müşterilerimiz, birlikte çalıştığımız iş ortakları ve hizmet verdiğimiz 3 milyardan fazla insanın bazı noktaları çok doğru değerlendireceğini düşünüyorum. Biz de merak ediyoruz, bu endişeler gerçekten siber güvenlik konusunda mı, yoksa başka motivasyonlar olabilir mi? Gerçekten de siber güvenlik ve diğer ülkelerdeki insanların gizliliğinin korumasını mı düşünüyorlar, yoksa başka nedenler de var mı? Bazı kesimler, Huawei ekipmanı bahsi geçen ülkelerde kullanılırsa, ABD ajanslarının bu kişilerin bilgilerine ulaşmasının zorlaşacağını ya da bu ülkelerin / liderlerinin mobil iletişimini kesmenin daha zor olduğunu savunuyorlar. Ben ise dünyadaki 7 milyar insanın bilgeliğine inanıyorum. Bence bu farklı olasılıkları onlar da açıkça görebiliyorlar. 

5G ve siber güvenlik politik tartışmaya dönüştü

Siber güvenlik, kesinlikle kendi başına ele alınması gereken ve uzmanlık gerektiren teknik bir sorundur. Bu bağlamda Huawei, kabul görmüş standartları uygulamaya koymak için hükümetlerle ve farklı endüstri ortaklarıyla birlikte çalışmaktadır. Son zamanlarda, 5G ve siber güvenlik arasındaki yakın ilişkiyi birçok farklı gündemle birlikte yakından gördük ve bence insanlar bu ilişkinin kaynaklarının ne olduğunu açıkça biliyorlar. 5G’nin önde gelen donanım sağlayıcılarına baktığımızda, Nokia, Ericsson, Huawei, Samsung ve ZTE’yi görüyoruz.  

Gördüğünüz gibi, burada Amerikan şirketi yok. Çin ve Avrupa, birlikte çalışmakta ve toplam maliyeti düşürmek, bu sektördeki tüm oyuncular için yatırım getirisini artırmak amacıyla, 5G için birleşik bir küresel standart ve aynı zamanda mobil iletişim teknolojilerinin geleceğini ortaya koymaya çalışmaktadır. Endüstrinin ortak çabaları sayesinde, 5G için birleşik bir küresel standardın oluştuğunu görüyoruz. Bu da sektördeki tüm oyuncuların 5G ile ilgili ürünler geliştirirken, bu standartları takip edebilecekleri anlamına gelir. Fakat bugün bazı politikacılar, 5G ve siber güvenliği, sürdürülebilir olmadığını düşündüğümüz politik ya da ideolojik tartışmalara dönüştürdüler. 

İstesek de tüm dünyaya hizmet veremeyiz

Teknolojinin teknoloji olduğuna inanıyorum. Sonuçta, bunun geliştirilmesi, bilim insanlarına ve mühendislere bağlı olacaktır. Bilim insanlarının ve mühendislerin, daha iyi ürünler geliştirmek ve insanların bu teknolojiyi takip edebilmeleri için, bu birleşik standartları tercih edeceğine inanıyorum. Elbette, farklı ülkeler kendileri açısından doğru satıcıları seçmek için, kesinlikle farklı bir seçeneklere sahipler. Mobil iletişim endüstrisinin tarihine baktığımızda da bu durum son derece doğaldır. Huawei’nin 4G ekipmanı dünyadaki tüm ülkelerde kullanılmamaktadır ve kesinlikle 5G ekipmanımızın da tüm ülkelerdeki tüm müşteriler tarafından seçilmesini beklemiyoruz. Her zaman olduğu gibi Huawei’yi seçen ülkelere ve telekom operatörlerine en iyi hizmeti vermeye odaklanacağız. 

Örneğin China Mobile Guangzhou, Guangzhou şehri Shenzhen’deki merkezimize çok yakın olmasına rağmen, Huawei’nin 4G ekipmanını seçmedi. Bu yüzden bunun oldukça normal olduğunu düşünüyorum. Avustralya’nın pazar büyüklüğü China Mobile Guangzhou’dan bile daha küçük. Yeni Zelanda’nın pazar büyüklüğü, Çin’de benim memleketim olan küçük bir şehir olan Yiyang’dan daha küçük. İyi hizmet için tüm şirketler gibi bizim de sınırlı kapasitemiz var. Elbette, tüm ülkelerdeki tüm müşterilere hizmet veremeyiz ve kesinlikle tüm pazara hakim olamayız. Shenzhen’deki merkezimize çok yakın bazı pazarlarda bile, ekipmanlarımız kullanılmıyor. Bu sektörümüzde gerçekten normal. 

ABD’de iletişim altyapımız yok

Huawei’nin altyapı ekipmanının ABD pazarında bulunmadığını bir kez daha paylaşmak istiyorum. Şimdiyse akıllı telefonlarımız da orada kullanılmıyor. Geçmişte, Huawei’nin 4G cihazları Amerika Birleşik Devletleri’nde kırsal alanlarda kullanıldı ve uzak kırsal bölgelerde yaşayan insanlara evrensel hizmetler sağladı. Dolayısıyla, Huawei’nin işinde önemli bir etkisi olmayacağını düşünüyorum. Çünkü, şu an, ABD’de neredeyse hiç ticari varlığımız yok. Orada büyük bir varlık oluşturma beklentimiz de yok. 

İngiltere bilimsel yaklaştı ve Huawei ile devlet kurumları standartlar çerçevesinde iş birliğine gitti

İngiltere hükümetinin de Huawei’nin ekipmanının güvenliği konusunda endişeleri vardı. Bu endişeleri gidermek üzere İngiltere hükümetiyle birlikte HCSEC, Siber Güvenlik Değerlendirme Merkezi’nde birlikte çalıştık. Bu çalışma, Birleşik Krallık hükümeti ile Huawei arasında, Birleşik Krallık ağlarında konuşlandırılan Huawei ekipmanıyla ilgili endişeleri gidermek için yapılan açık iş birliğidir.İngiltere’nin dijital istihbarat örgütü GCHQ, mobil iletişim ağlarının güvenli bir şekilde yönetimini ve düzenlenmesini sağlamak için bir dizi sistem ve mekanizmayı uygulamaya koydu. Teknik kararların potansiyel tehdit hakkında net bir görüşle alınması gerekiyor. Bu konular basitçe siyasallaştırılmamalı. Kısa süre önce Oxford’un artık Huawei’den bağış kabul etmeyeceği açıklandı. Bu kararın da aynı şekilde Huawei ile hiç konuşmadan, Huawei’yi çevreleyen kısmi ve temelsiz iddialara dayanarak alınması nedeniyle üzgünüz. Vakfın geçmişte gençlere yardımcı olmak için yaptıkları ortadadır ve gelecekte elbette yine destek olabilmeyi isteriz.  

Five Eyes (Beş Göz) ülkeleri ile ilişkiler

Eric Xu, Huawei’nin Beş Göz ülkeleri olarak bilinen Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda, Birleşik Krallık ve ABD ile olan ilişkileri ile ilgili soruya yönelik olarak şunları söyledi; “Huawei’nin Beş Göz ülkelerinin istihbarat teşkilatları ile olan iş birliğinden pek emin değilim. Ancak Huawei’nin İngiltere’de GCHQ ile olan ilişkisini biliyorum. Huawei’nin İngiltere ile iş birliği yapıcı bir iş birliğidir. Bu ortaklığın ilerleyebilmesi için de her iki kurum birlikte teknik ve düzenleyici çözümler bulmaya çalışmaktadır. Huawei’nin İngiltere hükümeti ve ayrıca İngiltere endüstrisi ile olan iş birliği, Çin-İngiltere iş birliğinin de bir rol modeli olmuştur.  

Huawei’nin İngiltere’deki yatırım ve gelişimi örnek bir çalışma olarak ele alınmıştır. Bu, doğu ve batıdaki değer ve kültür farklılıklarını ele almaya ve yapıcı köprüler kurmaya yardımcı olan bir iş birliği modelidir. Bu model, Huawei’nin İngiltere’de sürekli olarak yatırım yapmasına ve gelişmesine olanak sağladı ve telekomünikasyon müşterilerinin Huawei’nin teknolojilerini, ürünlerini, çözümlerini İngiliz halkına ulaştırmalarını sağladı. Değer ve kültür farklılıklarının ışığında, birçok olumsuz duruma şahit olduk. Son günlerde birçok alanda tarafların birbirlerinin kaygılarını ve önceliklerini iyi ele alan yapıcı ve dostane bir iş birliği modeli bulması oldukça zorlaştı. Biz bu durumu değiştirmek üzere yapıcı ve teknik çözümler sunmak üzere çalışıyoruz. Huawei, İngiltere ile çok iyi bir iş birliğine gitti. Bu da büyük ölçüde İngiltere’nin açık politikalarla sürdürdüğü serbest ticaretin, güçlü bir savunucusu olmasına dayanıyor. İngiltere, bu endişeleri gidermek için açık kurallar ve rasyonel düzenlemeleri tercih ediyor. Bu bakış açısının, İngiltere’nin özgürlükler ülkesi haline gelmesinin de temel taşı olduğuna inanıyorum. 

Huawei ağın “çekirdek” bölümüne girmiyor

Siber güvenlik sorunları teknik meselelerdir ve bunları çözmek için kesinlikle teknik veya düzenleyici çözümler bulabileceğimizi düşünüyorum. Siber güvenlik, dünyada herkesin tartıştığı bir sorun. Ülkeler, 5G ile ilgili standartların ve 5G ile ilgili teknolojilerin seçiminde siber güvenliğe özel önem veriyorlar. 5G, önceki nesil mobil iletişim teknolojileri olan 2G, 3G veya 4G’den daha güvenlidir. Bu gerçeği, 3GPP veya GSMA uzmanları da kolayca teyit edeceklerdir. 5G ağları üzerinden iletilen bilgilerin içinde yerleşik 256 bit şifreleme vardır. Bu da insanların aktarılan bilgileri kırmak için, günümüzde piyasada bulunmayan kuantum bilgisayarları kullanmaları gerektiği anlamına geliyor.  

5G’nin temeline bakarsanız, cep telefonlarından ve baz istasyonlarına çıkan bir sinyaliniz var ve sonra doğrudan ağa bağlanıyorsunuz. İngiltere şebekelerinde, Huawei sadece baz istasyonları sağlar. Baz istasyonlarının üstündeki ağ katmanları için, Huawei hiçbir ekipman sağlamaz. Yani Huawei ağın “çekirdek” bölümüne girmiyor. Baz istasyonlarının üzerindeki ağ katmanları, diğer işletmeler tarafından sağlanır ve Huawei ile ilgisi yoktur. Veri şifrelemesi veya şifre çözme işlemleri telekom operatörleri veya hükümetlerin işi. Şifrelemenin anahtarları kesinlikle Huawei’nin elinde değil, hükümetlerin veya telekom operatörlerinin elindedir. 

Üçüncü parti yazılım kullanımı ve arka kapı iddiaları

Herhangi bir ürün için, donanım veya yazılım ne olursa olsun, ürün geliştirirken bir işletim sistemine güvenmeniz gerekir. Örneğin, geliştiriciler uygulama yazılımı geliştirirken Windows veya Linux kullanıyorlar, biz de baz istasyonu yazılımını geliştirirken bir işletim sistemi kullanmalıyız. İngiltere’de konuşlandırılan Huawei baz istasyonları için, Wind River ürünü olan VxWorks’ü seçtik.  

Temmuz ayında yayınlanan Oversight Board raporunda bahsi geçen konu, Huawei’nin üçüncü taraf yazılımlarını yönetme ile ilgili bazı alanlarda iyileştirme yapması gerektiği. Bu, yazılımın hiç kullanılamayacağı anlamına gelmiyor. Çünkü eğer öyle olursa, tüm şirketler tekerleği yeniden icat etmek veya ürünlerinin içine yerleştirilmiş yazılımı yeniden geliştirmek zorunda kalacaklar. Bu da Oracle, Windows ve Linux veri tabanlarını yeniden inşa etmeniz gerektiği anlamına gelir.

Raporda bu konu gündeme getirildikten sonra, Wind River ile görüştük ve bize VxWorks’ün ve kullandığımız sürümlerin, -bazıları telekomünikasyon endüstrisine kıyasla daha hassas olan- İngiltere’deki diğer endüstrilerde de yaygın olarak kullanıldığını söylediler.  

Yazılım geliştirme sürecimizde üçüncü taraflardan işletim sistemleri ve veri tabanları kullanıyoruz. Ayrıca açık kaynaklı yazılım kullanıyoruz. Bunun kurumsal kültürümüzle ilgisi yok. Bu, ürünlerin gelişimi üzerinde çalıştıkları sürece tüm şirketler için kesinlikle doğal olan bir şeydir, çünkü bir şirketin her şeyi kendi başına yapması imkansızdır. Şu anda bazı ülkelerin arka kapılar çevresinde yaşadığı endişeler uzun süredir İngiltere’de ele alınmıştı. Kaynak kodunu Birleşik Krallık HCSEC’ine teslim etmemiz ve HCSEC’in yaptığı kapsamlı testler, Huawei’nin ekipmanlarında arka kapı olmadığını doğruladı. HCSEC’i İngiltere hükümeti ile kurduğumuz sırada, öncelikle İngiltere hükümetinin Huawei’nin ürünlerinde arka kapı olabileceği endişelerini ele aldık. Daha sonra kaynak kodumuzu HCSEC’e teslim ettik ve DV onaylı İngiliz vatandaşları tarafından kontrol edildi. Detaylı olarak tüm kaynak kodları kontrol edildi ve ürünlerimizde arka kapı bulamadılar. 

Huawei ürünlerinin olası saldırılara ve olası sızmalara karşı savunma yeteneklerini geliştirmek için sekiz yıl harcadık. Geçtiğimiz yılların çabalarıyla Huawei bugün bu alanda lider ve bu bizim iddia ettiğimiz bir şey değil. Bu alanda uzmanlaşmış bir ABD şirketi olan Cigital tarafından yapılan objektif ve kapsamlı değerlendirme ve testler de aynı şeyi söylüyor. Cigital, yazılım güvenliği mühendisliği değerlendirmesi konusunda çalışan uzman bir şirkettir. 2013 yılında Huawei ürünlerini ürün güvenliği konusunda değerlendirmeye başladılar. Bu incelemeyi bir yıl boyunca 12 uygulama alanında yapıyorlar. Huawei dokuz uygulama alanında sektördeki en üst sırada yer alıyor ve Huawei endüstri ortalamasından daha iyi performans gösteriyor. 

Güvenlikte koşullar değişiyor

Güvenlik tehdidi ortamının değişmeye devam ettiğini ve veri sızdırma ile ilgili teknolojilerin gelişmeye devam ettiğini, bilgisayar korsanlarının da boş durmadığını biliyoruz. Yalnızca güçlü güvenlik yetenekleriniz veya olası saldırılara ve sızmalara karşı güçlü bir savunmanız varsa, kabuğun çok sert olduğu bir hindistan cevizi gibi olduğunuzu iddia edebilirsiniz. Ama ya kabuk çatlamışsa? İçinde sadece su bulunan gerçek bir hindistan cevizi gibi de olmamalıyız. İngiltere ile iş birliğimizin odak noktaları da yalnızca hindistan cevizinin kabuğu olmak değil aynı zamanda içerideki malzemeye de bakacak şekilde genişletildi. Ürün geliştirme sürecini; kapsam olarak güvenlikten dayanıklılığa, birçok platformda ele alıyoruz. 

HCSEC’in Huawei’nin kaynak kodlarına erişebildiği de unutulmamalı. Böylece bu kaynak kodlarının okunabilirliği ve kod tabanının sağlam olup olmadığını kolayca değiştirilip değiştirilmediği hakkında da yorum yapabilirler. Biz de odak noktamızı yazılım üretim sürecine ya da yazılım mühendisliği yetenekleri ve uygulamaları olarak adlandırdığımız alana kaydırıyoruz.

Buradaki fikir, 30 yıldan beri var olan eski kod tabanımızın ölçülmesini ve geliştirilmesini sağlamak için geleceğe dönük sağlam bir standart oluşturmaktır. Karşılaştığımız güvenlik riskleri ve geçmişte kullandığımız yazılım teknikleri, günümüzden farklı. İnsanların kodlama becerileri de geçmişe göre gelişme gösterdi. Geleceğe yönelik gereksinimlere karşı doğal boşluklar var. Son 30 yılda oluşturulmuş eski kodu yeniden düzenlemek ve hatta yeniden yazmak istiyorsak, gerekli olacak yatırım çok büyüktür ve bu aynı zamanda bugün müşterilerimize sunduğumuz işlevler ve özellikler açısından proje zamanlamasını da etkilemektedir. 

Bu konuda, Huawei ve NCSC arasında uzun bir tartışma var. Tüm eski kodları yeniden düzenlemek yerine sadece yeni koda odaklanmak istedik. Neredeyse tüm Huawei yöneticileri bu tartışmaya NCSC ile birlikte dahil olmuşlardı. Eski kodun yeniden yapılandırılmasının ve geliştirme sürecinde yüksek kalite ve güvenilirlik sağlamasının ne anlama geldiğini daha iyi anlıyoruz. Bunun kesinlikle sadece kaygıların giderilmesi ile ilgili olmadığını fark ettik. Bu, Huawei’nin uzun vadeli gelişimi için yapması gereken bir şey. Yazılım mühendisliği dönüşüm programına başlamak için geçen senenin sonunda bir kurul kararı aldık. Güvenilir ürünler üretmek amacıyla yazılım mühendisliği yeteneklerimizi ve uygulamalarımızı temelden iyileştirmeye karar verdik. Bu dönüşümün tamamlanması üç ila beş yıl alacaktır. Temel olarak, yazılım üretim sürecimizi yeniden inşa etmek için gelecekteki standartları ve gereklilikleri ele alacağız ve eski kodumuzu yeniden düzenlemek için çalışırken, gelecekteki standartları da takip edeceğiz. 

Kapsamlı bir dönüşüm programına başladık

Düzenleme üzerine çalışırken, müşterilerimizin şu anda sahip oldukları gereksinimleri karşılamak için de çalışmalıyız. Bu yüzden kesinlikle ek bir bütçeye ihtiyacımız var. Bahsi geçen 2 milyar doların işaret edildiği yer de burasıdır. Esas olarak, Ar-Ge mühendislerimizin eski kodu yeniden düzenlemeye yönelik eğitimleri için kullanılacak bir bütçe. Bu dönüşüm programından da sorumlu kişi benim. Önümüzdeki beş yıl içinde yapılacak daha çok işim olacağı anlamına geliyor. Bu 2 milyar dolarlık bütçe, sadece bir başlangıç fonu. Kesinlikle yeterli değil. Önümüzdeki üç ila beş yıldaki çabalarımızla, Huawei’nin uzun vadeli gelişimini desteklemek ve sürdürmek için hükümetler ve müşteriler tarafından güvenilen ürünleri hayata geçireceğiz.  

Önemli olan iyi ve doğru yönetilen bir geleceğimizin olması ve bu en büyük zaferimiz olacak. Çalışanlarımızın çoğu şirket hisselerini elinde bulunduruyor. Bu seçimi doğru bulacaklarını ve anlayacaklarını düşünüyorum. Onlar da bugün şirket için kısa vadeli bir gelecek yerine uzun vadeli gelecek için daha düşük karlılığı tercih edeceklerdir. Planlama sürecini 2019 Mart ayının sonuna kadar tamamlamak istiyoruz.  

Sorun sadece Huawei değil

Bugün sektörle ilgili dile getirilen kaygılar sadece Huawei’ye özgü değil. Bunların, endüstrimizdeki tüm firmaların üzerinde çalışması gereken zorluklar olduğunu düşünüyorum. Tek fark, ihtiyaç duyulacak iyileştirmenin kapsamıdır, ancak burada hiçbir şirketin mükemmel olmadığına inanıyorum ve bunun da ötesinde, bence tüm ekosistem dinamik olarak değişiyor. Kaynak kodunu gönüllü olarak, Birleşik Krallık’a incelemesi için teslim eden herhangi bir şirket, kesinlikle güvenlik süreçleri açısından kendine güveniyordur. Yeniden yapılandırılan kodun tümü, İngiltere ağlarına girdikleri sürece, HCSEC tarafından da gözden geçirilecektir. Bu nedenle sonuçtaki sonuç iyi olsun ya da olmasın, NCSC’nin bu iyi niyeti kesinlikle bileceğine inanıyorum.  

HCSEC’yi uygulamaya koyduğumuzda amaç, gelişim için sorunları ve iyileştirme alanlarını belirlemekti. Bu kesinlikle sadece var olmayan arka kapıları bulmakla ilgili değil. 2018’de HCSEC’e 6 milyon Euro yatırım yaptık ve elbette iyileştirmek için harekete geçebileceğimiz alanları tespit etmelerini istiyoruz. Bu model aynı zamanda Ar-Ge ekiplerimizin ne kadar iyi olduklarını doğrulamanın da bir yolu olduğu için bu ekiplerin de gelişimine katkı sağlayacaktır.

Teknoloji her zaman bir şekilde politika ile ilişkilendirildi. İnsanlık uzun bir yolculuktan geçti ve her ülkede birçok bilge insan var.  

Elbette, teknolojideki gelişmeler insana fayda sağlıyor. Bu özellikle 5G için geçerlidir. 5G, topluma faydalar sağlayabilir ve daha iyi dijital deneyime sahip olmalarını sağlar. Kesinlikle bir atom bombası değil, çünkü 5G insanlara zarar vermeyecek. Gizliliğin korunması için Avrupa Birliği’nde hali hazırda yürürlükte olan GDPR – Genel Veri Koruma Regülasyonu var. İngiltere de şu anda hala bunun bir parçası. İngiltere’nin mahremiyet için kendi standartlarını belirleyeceğine inanıyorum. Oyuncular bu standartları takip ettiği sürece, gizlilik İngiltere ve Avrupa’daki insanlar için uygun bir şekilde korunacaktır. 

GDPR hükümlerini ihlal eden herhangi bir şirket, ağır cezalara tabi olacaktır. Bu nedenle, GDPR gibi açık, şeffaf ve ayrım gözetmeyen standartlar ve düzenlemelerden memnuniyet duyuyoruz. Bu tüm oyuncular için geçerlidir. Teknik açıdan siber güvenlik için benzer standartlar oluşturulabileceğini düşünüyorum. Açık, şeffaf ve ayrım gözetmeyen standartlarla, tüm oyuncular için net kurallar olacaktır. Herkesin standartlara uyması gerekiyor ve onları ihlal edenler cezalandırılacaktır. 

Öncelik talebin güçlü olduğu pazarlarda

5G’nin benimsenmesi için üç tür piyasa var. İlk tip 5G için güçlü talep olan pazarlar. Bu ülkeler arasında Çin, Japonya, Güney Kore ve bazı Körfez-Arap ülkeleri bulunmaktadır. İkinci tür Avrupa’da ve ABD’deki gelişmiş ülkelerdir. Bu ülkeler şu anda 5G için güçlü bir talebe sahip değiller ve henüz 4G pazarında bile gelişmiş değiller. Örneğin Fransa’daki baz istasyonlarının sayısı, yalnızca China Mobile Shenzhen tarafından dağıtılan baz istasyonu sayısından daha az. Üçüncü tür, 5G için gerçek anlamda talep olmayan, gelişmekte olan pazarlardır. Önümüzdeki birkaç yıl içinde 5G’den elde edilecek gelir esas olarak ilk tip piyasalardan sağlanacaktır diye düşünüyorum.

 

 

 

 

 

 

HUAWEI Interbrand En Değerli Global Markalar listesinde 68’inci sıraya yükseldi

HUAWEI dünyanın en değerli 68’inci markası oldu. Interbrand danışmanlığında hazırlanan Best Global Brands – En iyi Global Markalar 2018, listesinde, geçtiğimiz yıl 70’incisırada yer alan HUAWEI, bu yıl 68. sırada yer aldı ve marka değerini %14 artırarak 7,6 milyar dolara yükseltti.

 

Huawei Interbrand En Değerli Global Markalar listesinde 68’inci sıraya yükseldi

09.10.2018 – Dünyanın lider bilgi ve iletişim teknolojileri markaları arasında yer alan HUAWEI hem altyapı hem de akıllı cihazlar özelindeki ürün ve servisleriyle öne çıkıyor. HUAWEI, daha bağlantılı ve akıllı bir dünya için tüm bireylerin ve toplumların iletişim teknolojilerinden faydalanmasını amaçlıyor diyen HUAWEI Kurumsal Pazarlama Birimi Başkanı Zhang Hongxi, yaptığı değerlendirmede şunları söyledi; “Geleceğin sanayi döngüsünde, yapay zekâ, nesnelerin interneti, 5G ve bulut bilişim teknolojileri çok daha önemli bir duruma gelecek.HUAWEI bu kapsamda müşterilerinin daha iyi bir bilişim ve iletişim deneyimi yaşamaları için yapay zekâ, akıllı cihazlar, ağ teknolojileri ve bulut özelinde farklı değer teklifler sunuyor. Sektördeki güçlü iş ortakları ile beraber her ölçekteki işletmeler için teknoloji odaklı ve yenilikçi değerler sunan HUAWEI, ‘Taşıyıcı’ iş birimi ile küresel çapta bulut tabanlı ağ ve veri merkezi çözümlerine imza atıyor. Ev kullanımı için üst düzey genişband çözümleri, tüm ihtiyaç senaryoları için kablosuz çözümler, dijital ağ güvenliği ve mobil ödeme çözümleri ile HUAWEI, tüm süreçlerde operatörlere hizmet vermeye devam ediyor. HUAWEI aynı zamanda 5G konusunda da ticari testlerini sürdürüyor. Şirket bu kapsamda 50’den fazla küresel markayla iş birliği içinde çalışıyor.”

HUAWEI, kurumsal iş çözümleri alanında hayata geçirdiği; bulut, büyük veri, yapay zekâ, nesnelerin interneti ve kurumsal iletişim çözümlerindeki yenilikleri ile de adından söz ettiriyor. HUAWEI; akıllı ve güvenli şehirler, omni-channel (çoklu kanal) bankacılık çözümleri, akıllı şebekeler, lojistik ve eğitim çözümleriyle dünya çapında birçok global markaya hizmet sunuyor. Güncel verilere göre Fortune Global 500 listesindeki 211 şirket ve Fortune 100 listesindeki 48 şirket, dijital dönüşüm süreçlerini HUAWEİ ile birlikte yönetiyor.

HUAWEI Tüketici Elektroniği İş Birimi de teknoloji ve tasarımın göz alıcı kombinasyonu eşliğinde, gerçek anlamda tüketici ihtiyaçlarına odaklanıyor. HUAWEI tarafından bu yıl pazara sunulan P20 serisi, akıllı telefon fotoğrafçılığına yeni standartlar getirirken, sektörden de önemli ölçüde olumlu geri bildirim aldı. HUAWEI’nin Kirin 980 işlemciyle gelecek MATE 20 Pro modelinin de Ekim 2018’de tanıtılması planlanıyor.HUAWEI Tüketici Elektroniği İş Birimi aynı zamanda yenilikçi mobil genişband çözümleri ve akıllı ev ürünleriyle gerçek bir dijital dönüşüm deneyimine imza atıyor.

HUAWEI, Bulut Bilişim ve altyapı çözümleri ile de müşterilerine güvenli, istikrarlı ve gelişime açık bulut çözümleri sunuyor. HUAWEI Bulut Bilişim çözümleri kapsamında 16 kategoride 120’den fazla servis ve 60’tan fazla yapay zekâ tabanlı çözüme imza atıyor.

HUAWEI kurumsal bulut çözümleri; lojistik, üretim, finans ve internet endüstrilerinde kullanılıyor. HUAWEI, 30 yılı aşkın süredir teknolojik yeniliğe, ekosistemin inşasına ve sosyal sorumluluklarının yerine getirilmesine bağlı olarak çalışmayı sürdürüyor. Şirket; açıklık, iş birliği ve ortak başarıyı ön planda tutarken, müşterileri ile de yakın ve şeffaf ilişkileri içinde çalışıyor. HUAWEI, sorumluluk sahibi bir şirket olarak dijital uçurumu ortadan kaldırmayı hedefliyor. Çevreye saygılı yaklaşımıyla; güvenli ve istikrarlı bir şekilde iletişimin sürekliliğini en yüksek teknolojiyle sağlamaya kendini adayan şirket, daha bağlantılı ve akıllı bir dünya inşa edebilmek için yeni teknolojileri ve yeni iş modellerini geliştirmeye devam ediyor.

 

Huawei Tüketici Elektroniği Grubu 2018’in İlk Yarı Yılına Ait Rakamsal Sonuçlarını Açıkladı

04.08.2018 – HUAWEI, birçok başarıya imza attığı ilk yarı yıl performansı ile dünyanın en büyük ikinci akıllı telefon üreticisi olarak konumlandı. 

HUAWEI Tüketici Elektroniği Grubu 2018’in ilk yarısına ait finansal sonuçlarını açıkladı. Şirket, dünya çapında 95 milyondan fazla ürünü kapsayan bir akıllı telefon sevkiyatına imza attı. HUAWEI, IDC verilerine göre %15,8’lik global pazar payı ile dünyadaki en büyük ikinci akıllı telefon üreticisi seviyesine yükseldi.  

HUAWEI Tüketici Elektroniği Grubu CEO’su Richard Yu, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi; “Geçtiğimiz altı ay, tüm pazarlarda ve ürün gruplarında önemli oranda büyüme gösterdik. Bu başarımızın, yenilikçiliğe ve daha da önemlisi müşterilerimize olan bağlılığımızdan kaynaklandığına inanıyoruz. Ürünlerimize entegre ettiğimiz; yapay zeka, bulut ve HUAWEI ekosistemini daha güçlü hale getirecek diğer yeniliklerle, gelişim ve büyüme sürecini devam ettireceğiz.”  

İş performansında öne çıkanlar:

• HUAWEI P20 Serisi: Sanat ve teknolojiyi birleştiren P20 Serisi, tüketiciler tarafından büyük ilgiyle karşılandı. HUAWEI P20 Serisinin dünya çapındaki ürün sevkiyatı 9 milyon cihazı aşmış durumda. 

• HUAWEI Mate 10 Serisi: HUAWEI Mate Serisi, mobil yapay zeka segmentine birçok yenilik getirdi ve dünya çapında 10 milyonun üzerine çıkan sevkiyat rakamıyla pazarındaki konumunu önemli oranda güçlendirdi. 

• HUAWEI Nova Serisi: HUAWEI Nova kullanıcılarının sayısı bu süreçte 50 milyonu aştı ve orta segment akıllı telefon pazarının büyümesine ciddi anlamda katkıda bulundu. Nova Serisi’nin toplam sevkiyatı bir önceki yıla göre yüzde 60 oranında arttı. 

• HUAWEI giyilebilir cihazların sevkiyat oranı, bir önceki yıla göre yüzde 147 değerinde artış gösterdi. 

• HUAWEI, perakende alanında da büyümesini sürdürdü ve dünya çapında 53 bin HUAWEI mağazası ve 3.500 deneyim mağazasıyla adından söz ettirmeyi başardı. Şirket, 2018’in sonuna kadar, dünya çapında 10 bin perakende mağazası ve 700 deneyim mağazası daha açarak perakende ağını güçlendirmeyi planlıyor. 

Marka bilinirliği artıyor 

HUAWEI’nin amiral gemisi ve orta segment akıllı telefonlarının etkileyici performansı, marka değerine de önemi oranda katkıda bulundu. HUAWEI, Brand Finance Global 500 2018 listesinde 25’inci sırada; BrandZ’ En Değerli 100 Küresel Marka listesinde 48’inci sırada, Forbes En Değerli Markalar listesinde ise 79’uncu sırada yer aldı. Diğer yandan HUAWEI, Forbes 2018 ilk 100 listesinde bir yer edinmeyi başaran tek Çinli şirket oldu.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here