Ana sayfa Raporlar Ekonomi Raporları ve Gelişmeleri TCMB Faiz İnd...

TCMB Faiz İndirimini Açıkladı, Uzmanlar Yorumladı…

Küçük adımlarla yola devam… İş Yatırım

Merkez Bankası (TCMB) bugünkü Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini 75 baz puan (beklentimiz 50bp) indirerek %11,25’e çekti. Piyasanın 2020 yılı için %10’luk enflasyon tahminine göre Türk lirası %1,1 ile gelişmekte olan ülke ortalamasının altında bir reel faiz sunuyor. Aralık 2019 yıllık enflasyonunu baz alarak hesapladığımız %-0,1 cari reel faiz ise 2018 Ekim ayından bu yana ilk negatif bölgede.

100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Sanal Para ile Deneyin!

Piyasa görüşü: Hisse senedi, özellikle faize duyarlı otomotiv, banka ve GYO (+), uzun dönemli Türk lirası tahviller (-), Türk lirası (nötr).

Değerlendirme: Merkez Bankası 75 baz puan ile 50 olan beklentilerin hafif üzerinde bir faiz indirimi yaparak Temmuz ayından bu yana yapılan beş PPK toplantısında toplam 1275 baz puan indirmiş oldu.

Gelişmekte olan ülkeler medyan reel faiz değeri %1,4’ün altına inmemiz, ve enflasyondaki baz etkisinin tersine dönüşü faiz indirim döngüsünün küçük adımlarla süreceği yönünde ipuçları veriyor.

PPK açıklaması: Merkez Bankası’nın açıklamasında Aralık ayına göre önemli bir fark bulunmuyor. “Enflasyonun ana eğilimine dair göstergeler, arz yönlü faktörler ve ithalat fiyatları enflasyonu olumlu etkilemektedir” cümlesi açıklamadan çıkartılmış.

“2020 yılı için öngörülen dezenflasyon patikasına dair risklerin dengeli olduğuna işaret etmektedir” ifadesi yerine “Enflasyondaki seyrin yıl sonu tahminiyle büyük ölçüde uyumlu olduğu değerlendirilmektedir ” cümlesi konmuş.

PPK açıklamasında gıda ve petrol fiyatlarının Enflasyon Raporundaki varsayımların üstünde kalmasına yönelik risklerden söz edilmiyor.

Gelişmekte olan ülkelerle karşılaştırma: Gelişmekte olan ülkelerle karşılaştırma yaptığımız “Güzellik Yarışması” analizi faiz indirim döngüsünün enflasyon beklentilerindeki düşüşe bağlı olarak küçük adımlarla sürdürülebileceğini gösteriyor. 2020 sonu için %10,0 enflasyon beklentisine göre, Türk lirası %1,1 ile gelişmekte olan ülkeler ortalamasının altında, ama Brezilya ve Hindistan gibi yatırımcıların gözdesi ülkelerin üzerinde, bir reel getiri sunuyor. Kur oynaklığına göre düzeltilmiş politika faizi getirisi gelişmekte olan ülkelere göre cazip konumunu sürdürüyor.

Enflasyon Raporundaki %8,2 enflasyon tahmini kullanıldığında reel faiz %2,8 ile gelişmekte olan ülke ortalamalarının iki katına çıkıyor. Ancak piyasa beklentisinin Merkez Bankası’nın tahminine yönelmesi için zamana ve kanıta ihtiyaç var.

Bundan sonra ne olacak? PPK açıklaması Merkez Bankası’nın faiz indirimlerine küçük adımlarla devam edeceğine işaret ediyor. Küresel risk iştahındaki iyileşme ve enflasyon beklentilerindeki gerileme Merkez Bankası’nın politika faizini %10 civarına indirebileceğini gösteriyor. Gıda ve petrol fiyatlarındaki artış nedeniyle manşet enflasyonun yükselmesi bu sürecin önündeki temel risk olarak öne çıkıyor.

 

Politika faizinde 75 baz puan indirim… Oyak Yatırım

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısını gerçekleştirdi ve Temmuz 2018’den bu yana 1200 baz puan indirimi takiben 1 haftalık repo faizinde 75 baz puan daha indirime gitti. Böylece politika faizi %11,25 oldu. Piyasada medyan beklenti 75 baz puan olurken bizim beklentimiz TCMB’nin faiz değişikliğine gitmemesi yönündeydi. Kararın piyasa etkisi kur ve faiz tarafında pozitif oldu. Karardan önce 5.87’nin üzerine olan USD/TRY kuru 5.85’in altına düşerken, karar öncesi %10.5’in üzerinde olan 2Y gösterge tahvil getirisi %10.27’ye geriledi.

Parasal gevşemeye devam… TCMB yılsonu beklentisi olan %8.2 ile ilgili belirsizliğe rağmen enflasyondaki seyrin yılsonu tahminiyle büyük ölçüde uyumlu olduğu değerlendirmiş ve para politikasında gevşemeyi devam ettirme yönünde karar almıştır. Bu kararına gerekçe olarak ise enflasyon görünümündeki iyileşmenin devam etmekte olduğunu göstermiştir. Ayrıca mevcut para politikası duruşunun hedeflenen dezenflasyon patikasıyla uyumunu koruduğu belirtilmiştir. Öte yandan TCMB önümüzdeki döneme dair risk faktörleri arasına İran sonrası jeopolitik riskleri de eklemiş görünüyor. Metinde, TCMB küresel risklere ek olarak jeopolitik gelişmelerin sermaye akımları ve dış ticaretin yanı sıra emtia fiyatları kanalıyla da oluşturabileceği etkilere dikkat çekmiştir. Bizim beklentimiz mevcut belirsizlikler ışığında yılsonu enflasyonun çift hanelerde kalabileceği yönünde olduğu için para politikasında gevşemenin devamı ile ilgili temkinli beklentimizi koruyoruz.

Sıkı duruş ifadesi metinden çıkartıldı… TCMB geçen seferki açıklamasında olduğu gibi bu PPK notunda da enflasyondaki düşüş sürecinin devamlılığının, ülke risk priminin gerilemesi, uzun vadeli faizlerin aşağı gelmesi ve ekonomideki toparlanmanın güç kazanması açısından büyük önem taşıdığını belirtmiştir. Bu çerçevede oluşturulacak “parasal sıkılık” düzeyi yerine “parasal duruş” ifadesini kullanmayı tercih eden Merkez Bankası’nın parasal duruşu, ana eğilime dair göstergeleri dikkate alarak enflasyondaki düşüşün sürekliliğini sağlayacak şekilde belirleyeceğini belirtmiştir. TCMB’nin açıklamalarından anladığımız kadarıyla piyasa koşulları elverişli ve küresel riskler canlı olmadığı sürece TCMB faiz indirimlerine devam edecek. Bu nedenle sonraki hamlesi ile ilgili olarak bir sonraki toplantı tarihi olan 19 Şubat’a kadar verilerin ve küresel gelişmelerin seyrine göre görüş bildirmeyi tercih ediyoruz

 

Parasal Duruş Artık Sıkı Değil, Gedik Yatırım

TCMB, faiz indirimlerine devam etti. TCMB, yılın ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizinde, 75bp ile beklentilerle uyumlu indirime gitti (Konsensüs: -75bp, Gedik Yatırım: 0bp). Böylelikle, 1Y19 sonunda %24 seviyesinde olan politika faizi temmuz (-425bp), eylül (-325bp), ekim (-250bp), aralık (-200bp) ve ocakta (-75bp) olmak üzere son 5 toplantıda yapılan toplam 1275 baz puanlık indirimle %11,25’e geriledi.

Parasal duruş artık sıkı değil. Kararla birlikte yayınlanan metinde en dikkat çekici değişiklik, önceki metinde yer alan “parasal sıkılığın düzeyi” ifadesinin metinden çıkarılarak yalnıza “parasal duruş” ifadesinin tercih edilmesi oldu denilebilir. Son durum itibariyle politika faizinin, yıllık TÜFE’nin altına gerilemiş olması söz konusu değişikliğin ana nedeni olarak değerlendirilebilir. Yayınlanan metinde, iç ve dış talep koşullarına yönelik önemli bir ifade değişikliği görülmezken; gelişmekte olan piyasaları destekleyici yönde gelişen mevcut küresel finansal koşullara ek olarak yakın dönemde küresel ticaret ilişkin beklentilerdeki kısmi iyileşmenin de risk iştahını desteklediği ifadesi metne eklenmiş. Diğer taraftan, jeopolitik gelişmelerin emtia fiyatları üzerinden oluşturabileceği etkilerin yakından izlendiği yönünde bir ifadenin de metne eklenmiş olması dikkat çekmekte. Enflasyon başta olmak üzere makroekonomik göstergelerdeki iyileşmenin risk primi ve maliyet unsurları üzerindeki baskıların sınırlanmasına katkı verdiği ifade edilirken; “enflasyonun ana eğilimine dair göstergeler, arz yönlü faktörler ve ithalat fiyatları enflasyon görünümünü olumlu etkilemektedir” ifadesinin metinden çıkarıldığı görülmekte. Enflasyondaki seyrin yıl sonu tahminiyle (Ekim Enflasyon Raporu: %8,2) büyük ölçüde uyumlu olduğu ve bu çerçevede ölçülü bir indirim yapılmasına karar verildiği ifadesi kullanıldığı görülüyor. Ayrıca, gelinen noktada para politikası duruşunun hedeflenen dezenflasyon patikasıyla uyumunu korumakta olduğunun (önceki metinde doğrudan “uyumlu olduğu” ifadesi yer almaktaydı) değerlendirildiği belirtilmiş. Son iki PPK toplantısının ardından yayınlanan karar metinlerinin detaylı karşılaştırmaları sonraki sayfada yer almaktadır.

Küresel risk iştahının yüksek seyretmeye devam etmesi önemli. Son durum itibariyle, TCMB politika faizi, yıllık TÜFE’nin altına inmiş durumda. Bizim tahminlerimiz ve TCMB Beklenti Anketi’ndeki aylık enflasyon tahminleri, yıllık TÜFE’nin Ocak-Mart 2020 döneminde yataya yakın hafif yukarı yönlü bir eğilimde olacağını işaret etmekte. Diğer bir ifadeyle, hâlihazırda negatif bölgeye geçen reel faizin gelecek birkaç boyunca bu bölgede kalması muhtemel görünmekte. Türkiye Ekonomisinin dengelenmeden toparlanma evresine geçiyor oluşu genel algı açısından olumlu bir görüntü oluşturuyor olmakla birlikte; bugünkü kararın ardından, başta enflasyon olmak üzere makroekonomik beklentilerdeki iyileşme eğiliminin bozulmaması ve finansal istikrar açısından, küresel finansal koşulların ve risk iştahının destekleyici olmayı sürdürmesinin daha büyük önem arz eder hâle geldiğini düşünmekteyiz.

Toparlamak gerekirse, yapılan indirim piyasa beklentileriyle uyumlu gerçekleştiğinden kısa vadeli piyasa etkisini “Nötr” olarak değerlendiriyoruz. Diğer taraftan, mevcut yıllık TÜFE seviyesi ile gelecek birkaç aylık tahminlerimizi baz alarak söz konusu indirimin reel getiriyi eksiye getirdiğini dikkate alarak söz konusu kararın, TL ve enflasyon görünümü açısından potansiyel etkisini sınırlı negatif; büyüme açısından ise sınırlı pozitif olarak yorumluyoruz. 2020 yılında planlı toplantı sayısı 8’den yeniden 12’ye yükselen TCMB’nin bir sonraki PPK toplantısı 19 Şubat tarihinde gerçekleşecek olup 2020 yılının ilk Enflasyon Raporu 30 Ocak’ta basın toplantısı ile tanıtılacak.

 

Yılın ilk kararı sonrası piyasa sakin, Enver Erkan

2020 yılının ilk TCMB faiz kararı açıklandı. Piyasaların beklentisi doğrultusunda Merkez Bankası 75 baz puan faiz indirerek politika faizini %12.00’dan %11.25’e çekmiş oldu. Karar metninde en son yapılan aralık ayı toplantısına göre çok ciddi değişiklikler bulunmuyor. Enflasyondaki iyileşmenin devam ettiği metinde yineleniyor. 2019 yılında agresif bir şekilde faiz indiren Merkezin 2020 yılında önden yüklemeli alanının sonlandığını anlamak mümkün düşüncesindeyiz. Dolayısıyla bundan sonraki süreçte enflasyondaki görünüme bağlı olarak faiz hamlesini devam ettireceğini düşünüyoruz.  

Global görünümdeki risk iştahının artması, Türkiye’nin risk priminin geçtiğimiz aylara göre daha da düşmesi ve enflasyondaki iyileşmenin devam ediyor olması, Merkezin elini rahatlatıyor. Dolayısıyla bugünkü karar kurum olarak da beklentilerimiz doğrultusunda gerçekleşti. Aynı zamanda, Majör Merkez Bankalarındaki gevşemeci adımlarda aslında Merkezin karar verme sürecini daha da rahatlatıyor. En azından 2020 yılında başta Fed olmak üzere diğer Majör Merkez Bankalarından faiz artışına yönelik sinyalin bulunmaması da global konjonktürdeki olumlu havanın bir süre daha korunmasını destekleyebilir.

30 Ocak günü Merkez bu yılın ilk enflasyon raporunu yayınlayacak. Raporda enflasyon hakkında yapılacak revizyonlar ilerleyen süreçte Merkezin izleyeceği yol haritası açısından da önemli olacağını düşünüyoruz.

Karar sonrası, USDTL kurundaki hareket sınırlı kaldı. Piyasa öncesinde beklentileri fiyatladığı için kurda ciddi bir harekete neden olmadığını gözlemliyoruz. Kurda teknik görünüm hala yatay ve zayıf. Olağanüstü bir durum olmadıkça kurda bu seyrin sürmesini bekleyebiliriz. Borsada ise sabah saatlerinden bu yana rekor seviyeler izleniyor. Karar borsa açısından da olumlu bir şekilde fiyatlanmaya devam ediyor. Endeks içinde bugün 122.000 seviyesinin üzerindeki seyrin devam etmesi yükselişin devamı açısından önemli.

Merkez Bankası Faiz Kararını Açıkladı

16.01.2020 – TCMB, faiz kararını açıkladı. Karara göre politika faizi 75 baz puan ile yüzde 12’den yüzde 11,25’e indirildi. Piyasadaki beklentiler ise 0 ile 100 baz puan aralığında dağılmakla beraber 50-100 puan arasında yoğunlaşmakta idi. Merkez Bankası 2019’un son PPK toplantısında ortalama piyasa beklentisi 150 baz puan iken 200 baz puanla politika faizini yüzde 12,00’ye çekmişti. Son günlerde piyasada risk iştahındaki iyileşme ile beklentilerin faiz indirimine doğru kaymaya başlamıştı.

TCMB tarafından yapılan açıklama şu şekilde yer aldı:

“Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 12’den yüzde 11,25’e indirilmesine karar vermiştir.

Son döneme ilişkin veriler iktisadi faaliyetteki toparlanma eğiliminin devam ettiğini göstermektedir. İktisadi faaliyetin sektörel yayılımındaki iyileşme devam etmekle birlikte yatırımlar zayıf seyrini sürdürmektedir. Rekabet gücündeki gelişmelerin olumlu etkisi sürerken küresel büyüme görünümündeki zayıflama dış talebi kısmen yavaşlatmaktadır. Net ihracatın büyümeye katkısı gerilerken, dezenflasyon süreci ve finansal koşullardaki iyileşmeyle birlikte ekonomideki toparlanmanın devam edeceği öngörülmektedir. Son dönemde belirgin bir iyileşme kaydeden cari işlemler dengesinin alınan tedbirlerin de katkısıyla önümüzdeki dönemde ılımlı bir seyir izlemesi beklenmektedir.

Küresel iktisadi faaliyetteki zayıf seyir ve küresel enflasyonun düşük düzeyi gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikalarını genişleyici yönde sürdüreceklerine dair beklentileri güçlendirmektedir. Mevcut küresel finansal koşullar ve son dönemde küresel ticarete ilişkin beklentilerdeki kısmi iyileşme gelişen ülke finansal varlıklarına yönelik talebi ve risk iştahını desteklemektedir. Bununla birlikte, korumacılık önlemlerinin, küresel ekonomi politikalarına dair diğer belirsizliklerin ve jeopolitik gelişmelerin sermaye akımları, dış ticaret ve emtia fiyatları kanalıyla oluşturabileceği etkiler yakından takip edilmektedir.

Enflasyon görünümündeki iyileşme devam etmekte, enflasyon beklentilerindeki genele yayılan düzelme sürmektedir. Enflasyon başta olmak üzere makroekonomik göstergelerdeki iyileşme ülke risk primindeki düşüşü desteklemekte ve maliyet unsurları üzerindeki baskıların sınırlanmasına katkıda bulunmaktadır. Döviz kuru, iç talep koşulları ve üretici fiyatlarındaki gelişmelere bağlı olarak çekirdek enflasyon göstergelerinin eğilimleri ılımlı seyretmektedir. Enflasyondaki seyrin yıl sonu tahminiyle büyük ölçüde uyumlu olduğu değerlendirilmektedir. Bu çerçevede Kurul, enflasyon görünümünü etkileyen tüm unsurları dikkate alarak, politika faizinde ölçülü bir indirim yapılmasına karar vermiştir. Gelinen noktada, mevcut para politikası duruşunun hedeflenen dezenflasyon patikasıyla uyumunu koruduğu değerlendirilmektedir.

Kurul, enflasyondaki düşüş sürecinin devamlılığının, ülke risk priminin gerilemesi, uzun vadeli faizlerin aşağı gelmesi ve ekonomideki toparlanmanın güç kazanması açısından büyük önem taşıdığını değerlendirmektedir. Enflasyondaki düşüşün hedeflenen patika ile uyumlu şekilde gerçekleşmesi için para politikasındaki temkinli duruşun sürdürülmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, parasal duruş ana eğilime dair göstergeler dikkate alınarak enflasyondaki düşüşün sürekliliğini sağlayacak şekilde belirlenecektir. Merkez Bankası fiyat istikrarı ve finansal istikrar amaçları doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir.

Açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanmalıdır.”

 

 

Merkez Bankası Yabancı Para Zorunlu Karşılık Oranlarında Değişikliğe Gitti

20.09.2019 – Merkez Bankası yabancı para zorunluk karşılık oranlarında değişikliğe gidildiğini açıkladı. Açıklama şu şekilde oldu:

“Finansal istikrarı desteklemek amacıyla, yabancı para mevduat/katılım fonlarına uygulanan zorunlu karşılık oranlarının tüm vade dilimlerinde 100 baz puan artırılmasına karar verilmiştir. Alınan bu kararla, piyasadan yaklaşık 2,1 milyar ABD doları tutarında likidite çekilmesi beklenmektedir. 

Söz konusu değişiklikler, tesisi 4 Ekim 2019 tarihinde başlayacak olan 20 Eylül 2019 tarihli yükümlülük döneminden itibaren geçerli olacaktır.  “

TCMB’den Finansal İstikrarı Destekleyecek Zorunlu Karşılıklar Düzenlemesi

19.08.2019 – Zorunlu karşılıkların finansal istikrarı destekleyecek şekilde makro ihtiyati bir araç olarak daha esnek ve etkin kullanılmasına karar verilmiştir. Bu doğrultuda zorunlu karşılık oranı ve zorunlu karşılıklara ödenen faiz/nema uygulamalarında değişikliğe gidilmiştir. Yürürlüğe girecek değişiklikler ile Türk lirası zorunlu karşılık oranları ve Türk lirası cinsinden tesis edilen zorunlu karşılıklara ödenecek faiz/nema oranı, bankaların dövize endeksli kredileri ile bankalara kullandırılan krediler hariç Türk lirası cinsi standart nitelikli ve yakın izlemedeki nakdi kredileri toplamının yıllık büyüme oranları ile ilişkilendirilmiştir.

Buna göre, kredi büyümesi yüzde 10 ile yüzde 20 arasında (referans değerler) olan bankalar için Türk lirası zorunlu karşılık oranları, 1 yıl ve 1 yıldan uzun vadeli mevduat/katılım fonu (yurt dışı bankalar mevduatı/katılım fonu hariç) ve 3 yıldan uzun vadeli diğer yükümlülükler (yurt dışı bankalar mevduatı/katılım fonu dâhil) hariç tüm vade dilimlerinde yüzde 2 olarak uygulanacaktır. Diğer bankalar için zorunlu karşılık oranlarında herhangi bir değişikliğe gidilmemiştir.

Ayrıca, mevcut durumda Türk lirası cinsinden tesis edilen zorunlu karşılıklara uygulanan yüzde 13 faiz/nema oranı, kredi büyümesi referans değerler arasında gerçekleşen bankalar için yüzde 15, diğer bankalar için yüzde 5 olarak dikkate alınacaktır.

Yeni yöntemle; kredi büyüme oranları her zorunlu karşılık döneminde hesaplanacak, büyüme oranları referans değerler arasında kalan bankalar takip eden üç ay boyunca  (6 tesis dönemi) ilgili zorunlu karşılık oranları ve faiz/nema oranlarına tabi olacaktır.

 

Dövize endeksliler ile bankalara kullandırılanlar hariç
Türk lirası nakdi kredilerin yıllık büyüme oranı

Yüzde 10 ile Yüzde 20 referans değer aralığı için

Diğer

TL zorunlu karşılık oranları

1 yıl ve 1 yıldan uzun vadeli mevduat/katılım fonu ve
3 yıldan uzun vadeli diğer yükümlülükler hariç 

%2

Mevcut oranlar

TL zorunlu karşılık/nema faiz oranı

%15%5

Yeni uygulama ile ilk aşamada piyasaya yaklaşık 5,4 milyar TL ve 2,9 milyar ABD doları karşılığı altın ve döviz likiditesi verilmesi beklenmektedir.

 

Merkez Bankası Zorunlu Karşılıkları Artırdı ve Swap Piyasasındaki İşlemlerin Vadesini Uzattı

Merkez Bankası Zorunlu Karşılıkları Artırdı ve Swap Piyasasındaki İşlemlerin Vadesini Uzatttı. TCMB’nin söz konusu uygulama değişikliğinin etkisi ne olacak? Uzmanlar yorumladı:

İş Yatırım: Resmi Rezervlerin Artacağını Düşünüyoruz

Merkez Bankası biraz önce yaptığı duyuru ile yabancı para mevduat/katılım fonlarına uygulanan zorunlu karşılık oranlarını tüm vade dilimlerinde 100 baz puan artırdı. Ayrıca TCMB nezdinde tutulan ABD doları cinsi zorunlu karşılıklara, rezerv opsiyonlarına ve serbest hesaplara uygulanan faiz oranının 100 baz puan indirilerek yüzde 1 olarak belirlenmesine karar verilmiştir. Banka söz konusu değişiklikler ile piyasadan yaklaşık 2,1 milyar ABD doları likidite çekileceğini söylüyor.

Merkez Bankası dün bir basın açıklaması ile 1 hafta vadeli olarak gerçekleştirilmekte olan döviz karşılığı Türk lirası swap işlemlerinin, geleneksel ihale (çoklu fiyat) yöntemiyle 1, 3 ve 6 ay vadeli olarak da gerçekleştireceğini duyurdu. Söz konusu vade uzatımı ve fiyatlama yönetimi değişimi (geleneksel ihale yönteminin eklenmesi) ile TL ve döviz yönetimindeki esnekliğin artırılması amaçlanıyor.

Söz konusu değişiklikler ile Merkez Bankası resmi rezervlerinin artacağını düşünüyoruz. Öte yandan özellikle munzam karşılık oranlarının yükseltilmesi ile birlikte fonlama maliyetlerini artıracağı için bu adımın bankacılık sektörü için olumsuz olduğunu düşünüyoruz.

 

Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap Piyasasına İlişkin Basın Duyurusu 05.08.2019

31 Ağustos 2018 tarihli ve 2018-36 Sayılı Basın Duyurusu ile Merkez Bankası bünyesinde Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap Piyasasının açılmasına karar verildiği, işlemlerin Döviz ve Efektif Piyasalarında işlem yapmaya yetkili bankalarla limitleri dahilinde kotasyon yöntemiyle gerçekleştirileceği kamuoyu ile paylaşılmıştı.

Türk lirası ve döviz likiditesi yönetimindeki esnekliğin artırılması amacıyla, söz konusu piyasada halen kotasyon yöntemiyle 1 hafta vadeli olarak gerçekleştirilmekte olan döviz karşılığı Türk lirası swap işlemlerinin, geleneksel ihale (çoklu fiyat) yöntemiyle 1, 3 ve 6 ay vadeli olarak da gerçekleştirilmesine karar verilmiştir. İhtiyaç duyulan günlerde açılacak ihalelere ilişkin ayrıntılar aynı gün saat 10.00’da veri dağıtım sistemleri aracılığıyla ilan edilecektir.

Kotasyon ve ihale yoluyla gerçekleştirilecek işlemler, halen kotasyon yöntemiyle gerçekleştirilen işlemler için belirlenmiş olan toplam limit dahilinde yapılacaktır.

 

Zorunlu Karşılıklara İlişkin Basın Duyurusu

05.08.2019 – Finansal istikrarın desteklenmesi amacıyla yabancı para mevduat/katılım fonlarına uygulanan zorunlu karşılık oranlarının tüm vade dilimlerinde 100 baz puan artırılmasına, aynı zamanda Bankamız nezdinde ABD doları cinsinden tutulan zorunlu karşılıklara, rezerv opsiyonlarına ve serbest hesaplara uygulanan faiz oranının 100 baz puan indirilerek yüzde 1 olarak belirlenmesine karar verilmiştir.

Söz konusu değişiklikler ile piyasadan yaklaşık 2,1 milyar ABD doları tutarında likidite çekilmesi beklenmektedir.

 

TCMB Faiz Kararını Açıkladı

25.07.2019 – Merkez Bankası politika faizini yüzde 19,75 indirdiğini açıkladı. TCMB tarafından yapılan açıklama şu şekilde yer aldı:

Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 24’ten yüzde 19,75’e indirilmesine karar vermiştir.

Son dönemde açıklanan veriler iktisadi faaliyetin ılımlı bir toparlanma eğilimi sergilediğini göstermektedir. Küresel büyüme görünümündeki zayıflamaya rağmen rekabet gücündeki gelişmelerin etkisiyle mal ve hizmet ihracatı artış eğilimini sürdürmekte, özellikle turizmdeki güçlü seyir doğrudan ve bağlantılı sektörler kanalıyla iktisadi faaliyeti desteklemektedir. Önümüzdeki dönemde net ihracatın büyümeye katkısını sürdüreceği; enflasyondaki düşüş eğilimi ve finansal koşullardaki kısmi iyileşmeyle birlikte ekonomideki kademeli toparlanmanın devam edeceği öngörülmektedir. Büyüme kompozisyonu dış dengeyi olumlu etkilemektedir. Cari işlemler dengesindeki iyileşme eğiliminin sürmesi beklenmektedir.

Yakın dönemde küresel iktisadi faaliyetin zayıflaması ve enflasyona dair aşağı yönlü risklerin belirginleşmesiyle gelişmiş ülke merkez bankalarının genişleyici para politikası adımları atma olasılığı güçlenmiştir. Bu durum, gelişmekte olan ülke finansal varlıklarına yönelik talebi ve risk iştahını desteklemekle birlikte, korumacılık önlemlerinin ve küresel ekonomi politikalarına dair diğer belirsizliklerin gerek sermaye akımları gerekse dış ticaret kanalıyla oluşturabileceği etkiler yakından takip edilmektedir.

Enflasyon görünümündeki iyileşme devam etmektedir. Yılın ikinci çeyreğinde enflasyon işlenmemiş gıda ve enerji fiyatlarındaki yavaşlamanın da katkısıyla belirgin bir düşüş sergilemiştir. İç talep gelişmeleri ve parasal sıkılaştırmanın etkileri enflasyondaki düşüşü desteklemektedir. Enflasyonun ana eğilimine dair göstergeler, arz yönlü faktörler ve ithalat fiyatları enflasyon görünümünü olumlu etkilemektedir. Bu gelişmelere bağlı olarak, güncel tahminler yılsonu itibarıyla enflasyonun Nisan Enflasyon Raporu’nda verilen öngörülerin bir miktar altında kalabileceğine işaret etmektedir. Bu çerçevede Kurul, enflasyon görünümünü etkileyen tüm unsurları dikkate alarak, politika faizinin 425 baz puan indirilmesine karar vermiştir.

Kurul, enflasyondaki düşüş sürecinin devamlılığının, ülke risk priminin gerilemesi, uzun vadeli faizlerin aşağı gelmesi ve ekonomideki toparlanmanın güç kazanması açısından büyük önem taşıdığını değerlendirmektedir. Enflasyondaki düşüşün hedeflenen patika ile uyumlu şekilde gerçekleşmesi için para politikasındaki temkinli duruşun sürdürülmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, parasal sıkılığın düzeyi ana eğilime dair göstergeler dikkate alınarak enflasyondaki düşüşün sürekliliğini sağlayacak şekilde belirlenecektir. Merkez Bankası fiyat istikrarı ve finansal istikrar amaçları doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir.

Açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanmalıdır.

 

12.06.2019 – Merkez Bankası politika faizini yüzde 24’te sabit tuttuğu açıkladı. TCMB tarafından yapılan açıklama şu şekilde yer aldı:

Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 24 düzeyinde sabit tutulmasına karar vermiştir.

Son dönemde açıklanan veriler ekonomideki dengelenme eğiliminin devam ettiğini göstermektedir. Dış talep nispeten gücünü korurken finansal koşullardaki sıkılığın da etkisiyle iktisadi faaliyet yavaş bir seyir izlemektedir. Cari dengedeki iyileşme eğiliminin sürmesi beklenmektedir.  

İç talep gelişmeleri ve parasal sıkılaştırmanın etkileri enflasyondaki düşüşü desteklemektedir. Bununla birlikte Kurul, fiyatlama davranışlarına dair riskleri sınırlamak ve enflasyonun düşüş sürecini hızlandırmak amacıyla sıkı parasal duruşun korunmasına karar vermiştir.  

Merkez Bankası fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir. Enflasyon görünümünü etkileyen unsurlardaki gelişmeler yakından izlenerek, parasal duruş enflasyonu hedeflenen patika ile uyumlu seviyelerde tutacak şekilde belirlenecektir.

Açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanmalıdır.

Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti beş iş günü içinde yayımlanacaktır.

 

TCMB Faizi Sabit Tuttu

25.04.2019 – Merkez Bankası politika faizini yüzde 24’te sabit tuttuğu açıkladı. TCMB tarafından yapılan açıklama şu şekilde yer aldı:

“Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 24 düzeyinde sabit tutulmasına karar vermiştir.

Son dönemde açıklanan veriler ekonomideki dengelenme eğiliminin devam ettiğini göstermektedir. Dış talep nispeten gücünü korurken finansal koşullardaki sıkılığın da etkisiyle iktisadi faaliyet yavaş bir seyir izlemektedir. Cari dengedeki iyileşme eğiliminin sürmesi beklenmektedir.

İç talep gelişmelerine bağlı olarak enflasyon göstergelerinde bir miktar iyileşme gözlenmektedir. Bununla birlikte, gıda fiyatları ve ithal girdi maliyetlerindeki artışlar ile enflasyon beklentilerindeki yüksek seyir fiyat istikrarına yönelik risklerin devam ettiğini göstermektedir. Bu çerçevede Kurul, enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar sıkı parasal duruşun korunmasına karar vermiştir.

Merkez Bankası fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir. Enflasyon görünümünü etkileyen unsurlardaki gelişmeler yakından izlenerek, parasal duruş enflasyonu hedeflenen patika ile uyumlu seviyelerde tutacak şekilde belirlenecektir. Açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanmalıdır. Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti beş iş günü içinde yayımlanacaktır.”

PPK Notundan Çıkan Mesajlar, İş Yatırım

Merkez Bankası (TCMB) bugünkü toplantısında politika faizinde bir değişiklik yapmadı ve haftalık repo faizini %24’te tuttu. Beklentimiz ve piyasa öngörüsü de faizlerde herhangi değişiklik yapılmayacağı yönündeydi.

Bugünkü PPK notundaki en önemli değişiklik önceki metinlerde “enflasyonu etkileyen gelişmeler yakından izlenerek ihtiyaç duyulması halinde ilave parasal sıkılaştırma yapılabilecektir” ifadesinin kaldırılması oldu. Yeni eklenen cümle ise şu şekilde: “Enflasyon görünümünü etkileyen unsurlardaki gelişmeler yakından izlenerek, parasal duruş enflasyonu hedeflenen patika ile uyumlu seviyelerde tutacak şekilde belirlenecektir”. Öte yandan enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar sıkı parasal duruşun korunmasına karar verildiği söylemi yerini koruyor. Bu bağlamda yapılan değişiklikler para politikasının geleceği açısından enflasyonun seyrini daha önemli hale getirdi.

Enflasyon cephesinde TCMB gıda fiyatları, ithal girdi maliyetlerindeki artışlar ve enflasyon beklentilerindeki yüksek seyir nedeniyle fiyat istikrarına yönelik risklerin devam ettiğini söylüyor. Daha önceden enflasyonu düşürücü yönde etki eden ithal girdi maliyetleri (kur gelişmeleri ve petrol fiyatı) bu toplantıda tam aksi yönde enflasyonu yukarı çeken faktör olarak öne çıkıyor. Öte yandan iç talep gelişmeleri (büyümedeki yavaşlama) enflasyon göstergelerindeki iyileşmeyi desteklemeye devam ediyor. Yapılan değişiklikler enflasyon konusunda Merkez Bankası’nın önceki toplantıya kıyasla daha karamsar olduğuna işaret ediyor.

İktisadi faaliyet cephesine dair görüşte bir değişiklik var ancak bu değişikliğin çok önemli olmadığını düşünüyoruz. Önceki notunda ekonomideki dengeleneme eğiliminin belirginleştiğini söyleyen Merkez Bankası bugünkü notunda dengelenmenin devam ettiğini söylüyor ancak belirginleşme sözünü kaldırıyor.

Özetle nottan çıkardığımız 3 mesaj artık ilave faiz artışı olmayacak, koşullar (kur ve enflasyon) müsaade ettiğinde faiz indirimleri başlayacak, ancak faiz indirimi için şartlar kısa vadede uygun görünmüyor. Bu bağlamda her ne kadar ilave sıkılaştırma söyleminin kaldırılması güvercin bir mesaj olarak algılansa da, enflasyon düşene kadar sıkı duruşun korunacağı görüşünün korunması ve fiyat istikrarına etki eden faktörlerin (kur, gıda) enflasyon üzerinde yaratacağı ilave riskler nedeniyle Haziran ayındaki faiz indirimi ihtimali oldukça azalıyor. Gelecek hafta Salı günü açıklanacak enflasyon raporunda TCMB’nin enflasyonun seyrine yönelik vereceği yönlendirme faiz indirimleri konusundaki fikrimizi netleştirecek.

 

TCMB, Repo İhalelerine Bir Süre Ara Verildiğini Duyurdu

22.03.2019 – Merkez Bankası, Türk Lirası likidite yönetimine ilişkin bir kara açıklayarak 1 hafta vadeli repo ihalelerine bir süreliğine ara verildiğini duyurdu. TCMB tarafından yapılan açıklama şu şekildedir:

Finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler dikkate alınarak, 1 hafta vadeli repo ihalelerine bir süreliğine ara verilmesi kararlaştırılmıştır. Kamuoyunun bilgisine sunulur.

Bu hamle sıkılaşma hamlesi ile Merkez, piyasadaki TL likiditesini azaltarak ve spekülatif kur pozisyonlarının önüne geçmeyi planlıyor.

 

TCMB, Faizi Sabit Tuttu

06.03.2019 – Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 24 düzeyinde sabit tutulmasına karar verdiğini açıkladı. TCMB tarafından yapılan açıklama şu şekilde yer aldı:

“Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 24 düzeyinde sabit tutulmasına karar vermiştir.

Son dönemde açıklanan veriler ekonomideki dengelenme eğiliminin belirginleştiğini göstermektedir. Dış talep nispeten gücünü korurken finansal koşullardaki sıkılığın da etkisiyle iktisadi faaliyet yavaş bir seyir izlemektedir. Cari dengedeki iyileşme eğiliminin sürmesi beklenmektedir.  

İthal girdi maliyetleri ve iç talep gelişmelerine bağlı olarak enflasyon göstergelerinde bir miktar iyileşme gözlenmektedir. Bununla birlikte, fiyat istikrarına yönelik riskler devam etmektedir. Bu çerçevede Kurul, enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar sıkı parasal duruşun korunmasına karar vermiştir.

Merkez Bankası fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir. Enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları, para politikası kararlarının gecikmeli etkileri, maliye politikasının dengelenme sürecine vereceği katkı ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki gelişmeler yakından izlenerek ihtiyaç duyulması halinde ilave parasal sıkılaştırma yapılabilecektir.

Açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanmalıdır.”

 

Olası Faiz İndirimi İçin Sinyal Henüz Yok, Gedik Yatırım

TCMB, yılın ikinci Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini (1 hafta vadeli repo ihale faizi) beklentilerle uyumlu olarak % 24,00 seviyesinde sabit tuttu. Böylelikle, sadeleşme süreci sonrasında yapılan ayarlama kapsamında otomatik olarak gecelik borç alma faizi (faiz koridoru alt bandı) %22,5, gecelik borç verme faizi (faiz koridoru üst bandı) % 25,5, geç likidite penceresi borç verme faizi de %27,00 seviyesinde kaldı. Karar metninde, politika faizinde olası indirimin zamanlamasıyla ilgili sinyal yer almaması nedeniyle olası ilk indirim için nisan ayından ziyade haziran ayındaki toplantının olasılığının arttığını değerlendiriyoruz.

Karar metninde, olası faiz indiriminin zamanlamasıyla ilgili sinyal yer almadı. Karar sonrasında yayınlanan metnin, iktisadi faaliyet ve enflasyonkonusundaki bazı küçük ifade değişiklikleri haricinde bir önceki metinle büyükölçüde aynı olduğu görüldü. TCMB, dış talebin seyrine dair görüşünü doğrudan“gücünü koruyor” demek yerine “gücünü nispeten koruyor” şeklinde ifade ederekbir miktar yumuşattı. Ayrıca, iktisadi faaliyetin genel seyrine yönelik olarak“yavaşlamanın devam ettiği” ifadesinin de “yavaş bir seyir izlediği” ifadesiyle azbir miktar da olsa yumuşatıldığı görüldü. Enflasyon tarafında ise TCMB’nin genelolarak sıkı politika duruşunu koruduğunu yansıtan ifadeler kullanmayı sürdürdüğüsöylenebilir. Metinde, enflasyonda yakın dönemde gözlenen iyileşmenin genelenflasyon görünümü yerine enflasyon göstergeleri düzeyinde bıraktığı görülüyor. Fiyat istikrarına yönelik risklerin devam ettiği ve enflasyon görünümünde belirginbir iyileşme sağlanana kadar sıkı parasal duruşun korunacağı ifadelerinin yinelenmesi hem metnin ana mesajı hem de politika faizinin sabit bırakılmasınıntemel gerekçesi niteliğinde. Son iki PPK toplantısının ardından yayınlanan kararmetinlerinin detaylı karşılaştırmaları sonraki sayfada yer almaktadır.

Olası faiz indirimi için haziran ayı olasılığı arttı. Olası faiz indirimi için ilk sinyalin bugünkü karar metninde verilmesini bekliyorduk, ancak TCMB’nin mevcut iletişiminde herhangi bir değişikliğe gitmediği ve sıkı para politikası duruşunu korumayı sürdürdüğü görüldü. Hatırlanacak olursa, TCMB yakın dönemde piyasa ile kurduğu iletişimlerde sıklıkla enflasyonda tek seferlik veya dışsal maliyet unsurları kaynaklı gerilemelerden ziyade kalıcı bir iyileşme trendi görülmedikçe sıkı duruşun kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etmekteydi. Şubat ayı manşet TÜFE rakamlarında gözlenen düşüşün büyük ölçüde talep kaynaklı olduğu görüldü. Buna karşın gıda fiyatlarındaki katılık, ÜFE’deki yüksek seyir (potansiyel geçişkenlik etkisi) ve yılın ilk yarısındaki düşük baz etkisi hâlen önemli yukarı yönlü riskler olarak kalmaya devam ediyor. Ayrıca, yakın dönemde TÜFE’yi düşürücü yönde etki eden bazı sektörlerdeki vergi indirimleri ile gıdadaki tanzim satışların ilk çeyreğin sonrasına uzatılıp uzatılmayacağı da henüz netlik kazanmış değil.

Diğer taraftan, yıllık çekirdek TÜFE göstergelerinde sürmekte olan aşağı yönlü trendin orta vadeli enflasyon görünümü açısından olumlu bir sinyal oluşturduğunu da not etmekte fayda var. Enflasyondaki yüksek seviyeler ve iktisadi faaliyetteki dengelenme eğilimi politika yapıcılar açısından önemli bir ikilem (fiyat istikrarı ve büyümedeki yavaşlama) yaratmaya devam ediyor. Dezenflasyonist (enflasyondaki yavaşlama) sürecin yılın ilk yarısında yavaş seyredip, olumlu baz etkileriyle yılın ikinci yarısında momentum kazanacağını düşünüyoruz. Buradan hareketle, yıllık TÜFE’nin yılın ilk yarısında yataya yakın (%18-20 aralığı) seyredip, baz etkileri sayesinde geçici de olsa üçüncü çeyrek sonunda %12-13 seviyelerine kadar gerileyebileceğini düşünüyoruz. 2019 yılsonu TÜFE tahminimiz %16 seviyesindeyken; TCMB’nin yılın ilk enflasyon raporunda yer alan 2019 yılsonu TÜFE tahmini %14,9, hükümetin ekonomi programındaki resmi tahmini ise %15,9 seviyesinde.

Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak bu sabah katıldığı bir toplantıda önümüzdeki süreçte enflasyon rakamlarına ilişkin iyimser beklentilere sahip olduğunu ve yılsonu enflasyon rakamının ekonomi programındaki tahminlerin altında gerçekleşmesini beklediklerini ifade etti. Tüm bu gelişmeleri bir arada değerlendirdiğimizde, TCMB’nin yılın ikinci çeyreği ile birlikte, dezenflasyonist süreçte beklenen iyileşmenin katkısıyla, politika faizinde kademeli bir şekilde başlayabileceği tahminimizi koruyoruz. Ancak, olası indirimlerin para politikasındaki mevcut sıkı duruşu korunmasını sağlamak üzere kademeli gerçekleşeceğini düşünüyoruz. TCMB’nin bu yönde henüz bir sinyal vermemiş olması nedeniyle olası ilk indirim için nisan toplantısından ziyade haziran (12 Haziran) toplantısına yönelik olasılığın arttığını değerlendiriyoruz. TCMB’nin bir sonraki PPK toplantısı 25 Nisan tarihinde gerçekleşecek olup; yılın ikinci enflasyon raporu 30 Nisan’da basın toplantısı tanıtılarak yayınlanacak.

 

Şartlar Değişmedikçe Merkez’in Görüşü Değişmiyor, İş Yatırım

Merkez Bankası (TCMB) bugünkü toplantısında politika faizinde bir değişiklik yapmadı ve haftalık repo faizini %24’te tuttu. Beklentimiz ve piyasa öngörüsü de faizlerde herhangi değişiklik yapılmayacağı yönündeydi.

PPK notu Ocak toplantı notunun büyük ölçüde aynısı. İthal girdi maliyetleri ve iç talep gelişmelerine bağlı olarak enflasyon “göstergelerinde” bir miktar iyileşme olduğunu söyleyen Merkez Bankası fiyat istikrarına yönelik risklerin devam ettiğini söylüyor. Önceki toplantıda TCMB “gösterge” sözü yerine “görünüm” sözünü kullanıyordu. Bu değişiklikten anladığımız Merkez Bankası son enflasyon verisindeki olumlu sürprizin henüz enflasyon görünümüne tam anlamıyla iyileşme olarak yansımadığını düşünüyor. Nitekim dün açıklanan Aylık Fiyat Gelişmeleri raporunda enflasyonun ana eğilimindeki yükselişe dikkat çekilmesi TCMB’nin enflasyon görünümüne dair ihtiyatlı duruşunu ortaya koyuyor. Bu bağlamda enflasyon görünümünde “belirgin” bir iyileşme sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruşun korunacağı ve gerekirse ilave faiz artışına gidileceği söyleminin tekrarlanmasının son enflasyon verisi sonrasında piyasalarda artan Nisan ayında faiz indirimi beklentisini kaldırdığını düşünüyoruz

Metinde iktisadi faaliyet cephesine dair görüşte bir ekleme var ancak bu değişikliğin henüz çok önemli olmadığını belirtelim. Ekonomideki dengeleneme eğiliminin belirginleştiğini bir kez daha söyleyen Merkez Bankası dış talebin “nispeten” gücünü koruduğunu, iktisadi faaliyetin yavaş bir seyir izlediğini not ediyor. Ocak notuna kıyasla dış talepteki gücün korunması konusunda “nispeten” sözünün eklenmesi dış talepte ivme kaybının işaretçisi olarak okunabilir.

Özetle bugünkü toplantıda bir sürpriz olmadı. Zaten tüm piyasa katılımcıları da faizlerin sabit tutulmasını bekliyordu. Hepimiz için önemli olan konu PPK notunun satır aralarında Nisan için bir faiz indirimi sinyalinin verilip verilmeyeceği idi. Nisan toplantısında bir faiz indirimi beklentimiz yoktu ancak son enflasyon verisi ardından piyasalarda Nisan faiz indirimi beklentisi artmaya başladı. Bugün Merkez Bankası’nın enflasyon “göstergelerindeki” iyileşmeye rağmen “enflasyon görünümü” konusundaki temkinli görüşünü korumasının, fiyat istikrarına yönelik risklerin devam ettiğine dair söylemini yinelemesinin ve sıkı duruşu enflasyon “görünümünde belirgin bir iyileşme görene kadar sürdüreceğini tekrarlamasının bu beklentiyi ortadan kaldırdığını düşünüyoruz. İlk faiz indiriminin Haziran’da olacağı ve yıl toplamında toplamda 475 baz puanlık indirim olacağı yönündeki beklentimizi koruyoruz.

 

TCMB, Faizi Sabit Tuttu

16.01.2019 – Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 24 düzeyinde sabit tutulmasına karar verdiğini açıkladı. Piyasalardaki beklenti PPK’da bir faiz değişikliği görülmeyeceği yönünde bulunuyordu. TCMB’den faiz kararı ile birlikte yapılan açıklamada şu bilgilere yer verildi:

“Son dönemde açıklanan veriler ekonomideki dengelenme eğiliminin belirginleştiğini göstermektedir. Dış talep gücünü korurken finansal koşullardaki sıkılığın da etkisiyle iktisadi faaliyetteki yavaşlama devam etmektedir. Cari dengedeki iyileşme eğiliminin sürmesi beklenmektedir.  

İthal girdi maliyetleri ve iç talep gelişmelerine bağlı olarak enflasyon görünümünde bir miktar iyileşme gözlenmekle birlikte fiyat istikrarına yönelik riskler devam etmektedir. Bu çerçevede Kurul, enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar sıkı parasal duruşun korunmasına karar vermiştir.

Merkez Bankası fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir. Enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları, para politikası kararlarının gecikmeli etkileri, maliye politikasının dengelenme sürecine vereceği katkı ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki gelişmeler yakından izlenerek ihtiyaç duyulması halinde ilave parasal sıkılaştırma yapılabilecektir.

Açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanmalıdır.”

 

TCMB, Belediye, Üniversite ve KİT’lerden Döviz İşlem Bilgisi İsteyebilecek

19.09.2018 – TCMB, Belediyeler, Üniversiteler ve KİT’lerden Döviz İşlem Bilgisi İsteyebilecek. Yeni yönetmelik bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı. İşte yeni yönetmelik:

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından:

DÖVİZ POZİSYONUNU ETKİLEYEN İŞLEMLERİN TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI TARAFINDAN İZLENMESİNE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Kısaltmalar

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, döviz pozisyonunu etkileyen işlemleri izlemek üzere Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının belirleyeceği firmalardan bilgi ve belge toplamasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, Bankanın, döviz pozisyonunu etkileyen işlemlerini izleyeceği firmaları, istenilecek bilgi ve belgeleri, bu bilgi ve belgelerin toplanma ve izlenme yöntemini, paylaşımını, doğruluğunun denetimini ve konuya ilişkin destek hizmeti teminini kapsar.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, 14/1/1970 tarihli ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 44 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar ve kısaltmalar

MADDE 4  (1)  Bu Yönetmelikte geçen;

a) Açıklama formu: Sistemde bulunan, veri formu girişleri yapılırken uyulması gereken kuralları,

b) Banka: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasını,

c) Bağımsız Denetim Standardı (BDS): 26/9/2011 tarihli ve 660 sayılı Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname uyarınca Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yürürlüğe konan, uluslararası standartlarla uyumlu bağımsız denetim standardını,

ç) Denetçi: KGK tarafından bağımsız denetim yapmak üzere yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşunu veya denetim üstlenen bağımsız denetçiyi,

d) Destek kuruluşu: Bankaca belirlenen, Sistemin alt yapı ortamını kuran, yazılım, bakım, operasyon ve destek hizmeti temin eden danışman şirketi,

e) Elektronik imza: 15/1/2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında, başka bir elektronik veriye eklenen veya elektronik veriyle mantıksal bağlantısı bulunan ve kimlik doğrulama amacıyla kullanılan elektronik veriyi,

f) Finansal raporlama çerçevesi: Bildirimle yükümlü olan firmanın, 19/12/2012 tarihli ve 2012/4213 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Karar uyarınca bağımsız denetime tabi olması durumunda KGK düzenlemelerine göre uyguladığı Türkiye Finansal Raporlama Standartlarını veya Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standardını, bunlar dışındaki firmalar için ise Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standardını,

g) Firma: Bildirimle yükümlü olan, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununda tanımlanan banka ve finansal kuruluşlar haricindeki gerçek ve tüzel kişileri,

ğ) İmza oluşturma aracı: Elektronik imza oluşturmak üzere, imza oluşturma verisini kullanan yazılım veya donanım aracını,

h) KGK: Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunu,

ı) MERSİS: Merkezi Sicil Kayıt Sistemini,

i) Sistem: Sistemik Risk Veri Takip Sistemini,

j) Sistem kullanıcısı: Banka ve Sisteme giriş yapan, verileri doğrulayan firma, firma yetkilisi, denetçiyi,

k) Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS): KGK tarafından Türkiye Muhasebe Standardı, Türkiye Finansal Raporlama Standardı, Türkiye Muhasebe Standardı Yorum ve Türkiye Finansal Raporlama Standardı Yorum adlarıyla yayımlanan standartları,

l) Türkiye Muhasebe Standartları (TMS): KGK tarafından yayımlanan, Türkiye Finansal Raporlama Standartları ile Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standardını ve KGK tarafından farklı işletme büyüklükleri, sektörler ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlar için belirlenen standartları ve bunlarla ilişkili diğer düzenlemeleri,

m) Verilerin bağımsız denetimi: Firma tarafından Sisteme girilen verilerin denetçi tarafından KGK düzenlemeleri ile bu Yönetmeliğe göre denetimini,

n) Veri formu: Sistem kapsamında bu Yönetmelik uyarınca belirlenecek firmaların girişini yapmakla yükümlü olduğu ve Banka tarafından belirlenen formu,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Yükümlülük ve Bildirim Usulü

Yükümlülük

MADDE 5 – (1) Yurt içinden ve yurt dışından sağlanan yabancı para nakdi krediler ile dövize endeksli kredilerinin toplamı ilgili hesap döneminin son iş günü itibarıyla 15 milyon ABD doları ve üstünde olan firmalar, veri formu ile talep edilen bilgileri, açıklama formuna uygun olarak Bankaya müteakip hesap döneminden itibaren bildirmekle yükümlüdür. Kredi tutarlarının ABD doları karşılığı ilgili dönemin son iş gününe ilişkin Resmî Gazete’de yayımlanan döviz alış kuru kullanılarak belirlenir.

(2) Bildirimle yükümlü olunup olunmadığının belirlenmesinde, firmanın yabancı para nakdi kredileri ile dövize endeksli kredileri toplamı hesaplanırken varsa son hesap dönemine ilişkin TMS’lere göre hazırlanan finansal durum tablosu, TMS’lere göre hazırlanmış finansal durum tablosunun bulunmaması durumunda ise vergi mevzuatı çerçevesinde kamu idarelerine sunulmak üzere hazırlanan bilanço dikkate alınır.

(3) Bildirimle yükümlü olan firmanın, yabancı para nakdi krediler ile dövize endeksli kredileri toplamı Bankaca tanımlanan sınırın altında kalması durumunda, müteakip yıllık hesap döneminden itibaren bildirim yükümlülüğü sona erer.

(4) Birinci fıkra uyarınca bildirim yükümlülüğü olan firma, yükümlülüğün başladığı tarihten itibaren 60 gün içinde denetçi ile denetim sözleşmesi yapar.

(5) Firma yönetimi Bankaya bildirilecek verilerin tam ve doğru olmasından sorumludur.

Bildirim usulü

MADDE 6 – (1) Firma tarafından finansal raporlama çerçevesine uygun olarak hazırlanan veriler veri formu kullanılmak suretiyle Bankaya bildirilir.

(2) Bildirim, Sistemde bulunan açıklama formuna uygun olarak yapılır. Bu kapsamda veri girişi, açıklama formunun ekinde bulunan ve veri girişiyle ilgili kuralları tanımlayan kullanıcı kılavuzunda ve Sistemde bulunan tüm adımlar izlenerek eksiksiz olarak yapılır.

(3) Bildirimler, finansal raporlama çerçevesine uygun olarak ilgili yılın 31 Mart, 30 Haziran ve 30 Eylül tarihlerinde sona eren ara hesap dönemleri için takip eden birinci ayın sonuna kadar ve 31 Aralık tarihinde sona eren yıllık hesap dönemi için takip eden üçüncü ayın sonuna kadar tamamlanır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Doğruluk Denetimi

Bağımsız denetim

MADDE 7 – (1) Yıllık hesap dönemine ilişkin bildirilen verilerin denetimi, bu verilerin ara dönemlerde bildirilen veriler ile tutarlılığının denetimi de dahil, denetçi tarafından KGK düzenlemelerine uygun olarak izleyen yılın 31 Mayıs tarihine kadar tamamlanır.

(2) Bu denetimlerde, “Özel Hususlar – Tek Bir Finansal Tablonun Bağımsız Denetimi ile Finansal Tablolardaki Belirli Unsurların, Hesapların veya Kalemlerin Bağımsız Denetimi” başlıklı BDS 805 ile birlikte denetimle ilgili tüm BDS’lere uyulur.

(3) Denetçi, bildirilen verilerde, bariz biçimde önemsiz sayılanlar dışında yanlışlık tespit etmesi durumunda firmadan gerekli düzeltmeleri yapmasını Sistem üzerinden talep eder. Denetçi tarafından bildirilen yanlışlıklar firma tarafından beş iş günü içerisinde düzeltilerek Sisteme yüklenir.

(4) Denetçi, olumlu görüş içeren denetim raporunun imzalanmış kopyasını birinci fıkrada belirtilen tarihe kadar Sisteme yükler ve onay işlemini gerçekleştirir.

(5) Denetçi tarafından düzeltilmesi talep edilen yanlışlıkların firma yönetimi tarafından düzeltilmemesi halinde bildirilen veriler için onay işlemi yapılamaz ve olumsuz görüş verilir. Olumsuz görüşü içeren denetim raporunun imzalanmış kopyası birinci fıkrada belirtilen tarihe kadar Sisteme yüklenir.

(6) Bildirilmesi zorunlu olan verilerin denetiminin mümkün olmaması halinde denetçi denetimden çekilir ve bu durumun nedenlerini yazılı olarak Sisteme yükler.

(7) Denetçi, denetim sözleşmesini, Sisteme yüklediği raporları ve altıncı fıkra uyarınca yazdığı yazıyı KGK düzenlemelerinde belirlenen süreler içerisinde KGK’ya bildirir.

Banka tarafından yapılan doğruluk denetimi

MADDE 8 – (1) Banka, firma tarafından bildirilen verilerin çapraz kontrollerini gerçekleştirir.

(2) İhtiyaç duyulması halinde Banka tarafından yükümlüler nezdinde denetim yapılır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Sistemik Risk Veri Takip Sistemi

Sistemin kuruluşu ve işleyişi

MADDE 9 – (1) Banka, kur riski yönetiminde etkinliği arttırmak amacıyla veri tabanı ve düzenlemelerden oluşan Sistemik Risk Veri Takip Sistemini kurar.

(2) Sistemin işletimi, Banka adına ve vereceği talimatlar doğrultusunda destek kuruluşu tarafından gerçekleştirilebilir. Destek kuruluşu, Sistemdeki bilgilerin gizliliğini korumakla yükümlüdür.

(3) Sistemin kullanıcıları Banka, firmalar ve denetçilerdir.

(4) Firma, Sisteme girmiş olduğu verileri denetleyecek denetçiyi Sistem üzerinden kullanıcı olarak belirler ve denetçi ile imzaladığı sözleşmenin bir örneğini Sisteme yükler.

(5) Firmalar, Banka tarafından belirlenen veri formunun Sisteme girişini belirlenen dönemlerde Sistemin genel ağ adresi olan www.tcmbveri.gov.tr üzerinden gerçekleştirir. Firmanın girişini yaptığı verilerin denetimi tamamlandıktan sonra denetçi tarafından aynı adres üzerinden verilerin onay işlemi gerçekleştirilir.

(6) Sistem kullanıcıları, Sistemin genel ağ sitesi üzerinden elektronik imza oluşturma aracı ile kayıt olarak aktif kullanıcı olur. Sistemin MERSİS entegrasyonu ile firma ön bilgileri dolu olarak getirilir.

(7) Banka, Sisteme ilişkin veri formunu, kullanıcıları veya Sistem ile ilgili açıklama formunu gerektiğinde değiştirebilir.

Kullanıcılara yapılacak bildirimler

MADDE 10 – (1) Banka, firma tarafından belirlenen denetçiye Sisteme girişle ilgili bildirimde bulunur. Söz konusu denetçi, Sistem kullanıcısı olduğunda Sistemde kayıtlı cep telefonuna gönderilen kısa mesaj  ve/veya e-posta yolu ile bilgilendirilir.

(2) Sistem kullanıcılarına, kullanıcı tanımlama ve veri girişleri ile ilgili doğrulama kodları, uyarılar, hatırlatmalar, onay bildirimleri ve benzeri bildirimler, Sistemden gönderilecek  kısa mesaj ve/veya e-posta yolu ile yapılır.

(3) Sistemde yapılacak değişiklikler, Banka tarafından Sistemin genel ağ adresi üzerinden bildirilir.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Bilgilerin korunması

MADDE 11 – (1) Bu Yönetmelik kapsamında toplanan bilgilerden kişisel ve özel nitelikte olanlar yayınlanamaz ve açıklanamaz.

Ceza hükümleri

MADDE 12 – (1) Veri bildiriminin yapılmaması, doğru veya eksiksiz gerçekleştirilmemesi veya olumsuz görüş verilmesini gerektiren durumların düzeltilmemesi hallerinde 1211 sayılı Kanunun 68 inci maddesi gereğince işlem başlatılabilir.

(2) Banka, doğru veya tam olmayan verileri onaylayan veya bu Yönetmelikte belirlenen denetim sürelerine uymayan denetçi hakkında KGK’ya bildirimde bulunur.

Yürürlük

MADDE 13 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 14 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı yürütür.

 

Merkez Bankası Faizi 625 Baz Puan Arttırdı

13.09.2018 – Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası haftalık repo gösterge faiz oranını yüzde 17,75’ten 24’e çıkarttı. Merkez Bankası, gecelik vadede gerçekleştirilen fonlamayı 14 Eylül 2018’den tarihinden itibaren haftalık vadede yapacak. Yapılan açıklamada, fonlamanın tamamının haftalık vadede yapılması için bir haftalık geçiş sürecinin öngörüldüğü ve teknik ayrıntıların ayrıca duyurulacağı belirtildi.

TCMB tarafından yapılan açıklama şu şekilde yer aldı:

“Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 17,75’ten yüzde 24’e yükseltilmesine karar vermiştir.

Son dönemde açıklanan veriler iktisadi faaliyette dengelenme eğiliminin belirginleştiğine işaret etmektedir. Dış talep gücünü korumakla birlikte iç talepteki yavaşlama hızlanmaktadır.

Yakın dönemde enflasyon görünümüne ilişkin gelişmeler fiyat istikrarı açısından önemli risklere işaret etmiştir. Döviz kurundaki hareketlerin de etkisiyle fiyat artışlarının alt kalemler bazında genele yayılan bir nitelik gösterdiği dikkat çekmektedir. İç talep koşullarındaki zayıflamaya rağmen fiyatlama davranışlarında gözlenen bozulma enflasyon görünümüne dair yukarı yönlü risk oluşturmaya devam etmektedir. Bu çerçevede Kurul, fiyat istikrarını desteklemek amacıyla güçlü bir parasal sıkılaştırma gerçekleştirilmesine karar vermiştir.

Merkez Bankası fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir. Enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruş kararlılıkla sürdürülecektir. Enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları, para politikası kararlarının gecikmeli etkileri, maliye politikasının dengelenme sürecine vereceği katkı ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki gelişmeler yakından izlenerek ihtiyaç duyulması halinde ilave parasal sıkılaştırma yapılabilecektir.

Açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanmalıdır.

Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti beş iş günü içinde yayımlanacaktır.”

USDTRY Merkez Bankası faiz kararı ile en düşük 6,0137’yi gördükten sonra şu anda 6,15 seviyesinin üzerinde seyretmekte…

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here