Ana sayfa Haberler SPK’dan...

SPK’dan İmtiyazlı Paylara İlişkin Yeni Düzenleme

“Oy Hakkına ve Yönetim Kurulunda Temsil Edilmeye İlişkin İmtiyazların Kaldırılmasına İlişkin Esaslar Tebliği”

10.01.2020 – 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun (Kanun) “İmtiyazlı Paylar” başlıklı 28’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hazırlanan “Oy Hakkına ve Yönetim Kurulunda Temsil Edilmeye İlişkin İmtiyazların Kaldırılmasına İlişkin Esaslar Tebliği” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sermaye Piyasası Kurulu tebliğe ilişkin aşağıdaki düzenlemeyi yaparak kamu ile paylaşmıştır.

100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Sanal Para ile Deneyin!

Tebliğ 5 yıl üst üste dönem zararı yazmış şirketlerle ilgili olup, finansal tablolardaki zararların tespitine dair değerlendirmeler açıklığa kavuşturulmuş ve imtiyazların kaldırılmasına ilişkin esaslar belirlenmiştir.

Yeni düzenleme ile;

Tebliğde öngörülen şartların oluşması durumunda, şirket paylarındaki yönetimde temsil veya oy hakkında imtiyazların Kurul kararıyla kaldırılacağı ve Kurul karar tarihi itibarıyla söz konusu imtiyazların kullanılamayacağı hükme bağlanmış, Kurulca imtiyazların kaldırılması yönünde karar alınan şirketlerin yapacakları ilk genel kurul toplantısında esas sözleşmelerinde gerekli değişiklikleri yapmaları öngörülmüştür. Tebliğ ile getirilen düzenleme oy hakkına ve yönetim kurulunda temsil edilmeye ilişkin imtiyazların kaldırılmasına yönelik olup Kurul tarafından herhangi bir şekilde Tebliğ kapsamına girecek şirketlere kayyum ve/veya yönetim kurulu üyesi atanmasına dönük değildir.

Üst üste beş yıl dönem zararı eden şirketlerin zarara neden olan faaliyetlerinin makul ve zorunlu kıldığı hallere ilişkin açıklamalarını Kurul’a iletmeleri öngörülmüş ve makul ve zorunlu halin varlığına ilişkin Kurulca yapılacak değerlendirmede dikkate alınabilecek bazı durumlar düzenlenmiştir.

5 yıl üst üste dönem zararı eden ortaklıkların Kurul Kararı ile imtiyazlarının kaldırılması sonucunda, ilgili ortaklıkta mevcut oy haklarının yüzde ellisinden fazlasına sahip olunması nedeniyle yönetim kontrolünün elde edilmesi, pay alım teklifinde bulunma yükümlülüğünün doğmadığı hal kabul edilmiştir.

Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla halka açık olan ortaklıklar için Tebliğ’in ilk uygulama yılının hesap dönemi takvim yılı olan halka açık ortaklıklar için 31.12.2013 tarihinde sona eren, özel hesap dönemine sahip olan halka açık ortaklıklar için 2014 yılı içinde sona eren yıllık özel hesap dönemi olduğu hükme bağlanmıştır. Halka açılacak şirketler açısından ise beş yıllık sürenin, halka açık ortaklık statüsünün kazanıldığı yıldan sonra başlayan ilk yıllık hesap dönemi itibarıyla başlayacağı düzenlenmiştir.

Konsolide finansal tablo hazırlama yükümlülüğü olan ortaklıkların konsolide, bireysel finansal tablo hazırlama yükümlülüğü olanların da bireysel finansal tablolarının esas alınacağı düzenlenmiş ve dönem zararının konsolide finansal tablolarda “ana ortaklığa ait dönem zararı”, bireysel finansal tablolarda ise “dönem zararı” olarak raporlanan dönem zararını ifade ettiği açıklığa kavuşturulmuştur.

Dönem zararının tespitinde kullanılan finansal tablolara ilişkin bağımsız denetçi görüşünün olumsuz olması veya görüş bildirmekten kaçınılması durumunda, ilgili finansal tabloların yönetim kuruluna sunulmasından itibaren sekiz ay içinde yeniden hazırlatılmaları öngörülmüş, sekiz aylık süre içinde olumsuz görüş verilmemiş veya görüş vermekten kaçınılmamış şekilde yeni finansal tabloların yönetim kurulu tarafından hazırlatılmaması durumunda, dönem zararının tespiti kapsamında yapılacak değerlendirmede olumsuz görüş veya görüş vermekten kaçınılmış finansal tabloların Kurulca resen dikkate alınması suretiyle dönem zararı ile sonuçlanmış finansal tablo olarak kabul edilmesi esası benimsenmiştir.

Sermaye piyasalarımız ve ülkemiz için hayırlı olması dileğiyle kamuoyuna saygıyla duyurulur.

 

SPK Para Piyasası Fonlarına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yaptı

13.03.2019 – Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) para piyasası fonlarına ilişkin esaslarda değişiklik yaparak fon değerinin asgari %50’sinin mevduat hesaplarında değerlendirilmesi zorunluluğunu getirdi.

Değişiklik öncesinde mevduat hesaplarının fon değeri içindeki payı için üst sınır %10’du. Son verilere göre para piyasası fonlarının toplam büyüklüğü 29 milyar TL seviyesinde ve mevduatın toplam içerisindeki payı %1’deydi. Düzenleme sonrasında mevduat tabanı artacağı (mevduat bankalarındaki TL mevduatın %1,5’i kadar) için değişikliğin bankacılık sektörü için pozitif olduğunu düşünüyoruz. 

SPK, i-SPK.52.4 sayılı İlke Kararı olarak kabul edilen “Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber”in; 4. Fon Portföyünü Oluşturan Varlık ve İşlemlere İlişkin Esaslar” başlıklı bölümüne “4.7. Para Piyasası Fonlarına İlişkin Esaslar” maddesi olarak aşağıdaki hükmün eklenmesine karar vermiştir:

Para piyasası fonlarının fon toplam değerinin asgari %50’si mevduat/katılma hesaplarında değerlendirilir. Ancak tek bir bankada değerlendirilebilecek tutar fon toplam değerinin %6’sını aşamaz. Söz konusu fonlar tarafından ters repo işlemlerine ve Takasbank para piyasası ve yurtiçi organize para piyasası işlemlerine yapılan yatırımın toplam tutarı ise fon toplam değerinin %40’ını aşamaz.

Buna göre mevduat hacminde 15 milyar TL artış olabileceği öngörülüyor. Toplam 2,1 trilyon TL tutarındaki mevduat hacmi dikkate alındığında uygulamanın katkısı mütevazi düzeyde kalacaktır.

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here