Ana sayfa Editör Orta DoğuR...

Orta Doğu’nun Neocon Güçler Tarafından İşgali Planı, Tunç Şatıroğlu

PAYLAŞ

ortadogunun-neoconlar-tarafindan-isgali-plani2003’de Irak’a Girildi, Oysa Karar 2001’de Alınmıştı. Irak, İşgal Edilecek 7 Ülkeden Biriydi…

ABD’nin Irak’a 20 Mart 2003 tarihinde saldırmasının resmi nedeni olarak Irak’ın kitle imha silahlarına sahip olması hakkındaki sonradan asılsız oldukları anlaşılan iddialar gösterilmiştir. Ancak ABD Ordusu’ndan emekli Orgeneral Wesley Clark’ın 2 Mart 2007 tarihinde yapmış açıklamalar bize kitle imha silahları iddiasının sadece bir bahane olduğunu, Irak’ın işgalini başını Paul Wolfowitz’in çektiği bir kısmın Yeni Muhafazakar “Neocon” denilen bir grup komplocunun çok önceden planlamış olduğunu anlatmaktadır.

wesley-clarkOrgeneral Wesley Clarke 1966-2000 yılları arasında ABD Ordusu’nda görev yapmıştır. 11 Eylül 2001 tarihindeki saldırılardan 9 gün sonra ne olup bittiğini anlamak istediği için Pentagon’a ziyarete gitmiş ve burada ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ve yardımcısı Paul Wolfowitz ile görüşmüştür. Görüşmesi bittikten sonra da eskiden emrinde çalışmış kişilere bir merhaba demek amacıyla alt kata inmiştir. Burada Orgeneral Clark’ın ismini açıklamadığı bir general yaklaşmış ve kendisine “Efendim gelip benimle bir dakika konuşmalısınız” demiştir.

20 Eylül 2001 tarihinde bu kişi Orgeneral Clark’a “Irak ile savaşa girme kararı aldık” diye aktarmıştır. Orgeneral Clark da kendisine “ Saddam’ın El Kaide ile bağlantısını ortaya çıkartan bir bilgi mi buldular?” diye sorduğunda “Hayır, hayır. O tarafta yeni bir şey yok. Sadece Irak ile savaş girme kararı aldılar.” demiştir.

paul-wolfowitzBirkaç hafta sonra ABD Afganistan’ı bombalarken orgeneral Clark yeniden Pentagon’a gelip bu generali ziyaret etmiştir. Kendisine “Hala Irak ile savaşa girecek miyiz?” diye sorduğunda “Daha da beteri var” cevabını almıştır. Orgeneral Clark’ın ismini vermediği bu general Savunma Bakanı’nın ofisini kastederek “Bugün yukarıdan bu yazı geldi” diyerek bir kağıda Clark’a uzatmıştır. “Bu bize Irak ile başlayıp ardından Suriye, Lübnan, Libya, Somali, Sudan ile devam edip İran ile bitirerek 5 yıl içinde toplam 7 ülkeyi nasıl işgal edeceğimizi anlatan bir yazıdır” demiştir. Orgeneral Clark “Bu gizli bilgi midir?” diye kendisine sorunca “Evet efendim” cevabını almış ve bunun üzerine de kendisine “Öyleyse bana gösterme” demiştir. Aşağıdaki videoda orgeneral Clark’ın söylediklerini siz de dinleyebilirisiniz.

Orgeneral Clark daha sonra bu konuşmayı The Commenwealth Club’da tekrar etmiş ve bazı eklemelerde bulunmuştur. 1991’de Paul Wolfowitz ile bir buluşmasını hatırladığını anlatmıştır. O zaman Wolfowitz’e  “Çöl Fırtınası Harekatı’na katılan askerlerimizin performanısından mutlu olmalısınız” demiştir.

Burada ek bir bilgi olarak Çöl Fırtınası Harekatı’na katılan askerlerin eğitimlerinin o tarihte tuğgeneral rütbesinde bulunan Wesley Clark tarafından verildiğini söyleyelim. Bunun üzerine Wolfowitz kendisine “Tam olarak değil. Esasında Saddam Hüseyin’den kurtulmalıydık ama bunu yapmadık. Ama bir şey öğrendik. Öğrendik ki biz bu bölgede askeri gücümüzü kullanabiliriz ve Sovyetler bizi durdurmaz. Yeni bir süper güç bölgeye gelip bizi karşısına almadan önce Suriye, İran ve Irak gibi Sovyetlere bağlı rejimleri temizlemek için beş on yılımız var.” Aşağıda Orgeneral Clark’ın The Commenwealth Club’da yapmış olduğu konuşmanın ilgili bölümünü izleyebilirsiniz.

Orgeneral Clark’a göre bazı “dik başlı” adamlar ABD’de bir politika darbesi yapmışlardır. Orgeneral Clarke’ın ne demek istedğini anlayabilmek için ABD’nin Vietnam Savaşı’ndan sonra o zamanlar Vietnam’da savaşıp yaralanmış olan Wesley Clark’ın da katkılarıyla geliştirdiği bir Weinberger Doktrini’ne bakmalıyız. Bu doktrin ABD savunma bakanı Caspar Weinberger tarafından açıklandığı için Weinberger Doktrini olarak bilinmiştir. Buna göre:

  1. ABD kendisinin veya müttefiklerini hayati çıkarları tehlikeye girmedikçe savaşa girmemelidir.
  2. ABD bir savaşa girecekse bu savaşa gönülden ve net olarak kazanmak amacıyla girmelidir. Aksi taktirde asker göndermemelidir.
  3. Askerler ancak açıkça belirtilen askeri ve siyasi hedefler olduğunda ve bunlara ulaşacak kapasiteleri bulunduğunda gönderilmelidir.
  4. Savaşın hedefleri ve bunlara ulaşmak için gönderilen güçlerin yapısı ve büyüklüğü gerekirse yeniden değerlendirilmeli ve düzeltilmelidir.
  5. Askerler ABD Parlamentosu ve halkın “makul desteği” olmadan harekata başlamamalıdır.
  6. Ancak son çare olarak asker gönderilmelidir.

Weinberger Doktrini ile Wolfowitz’in sözlerini karşılaştırdığımızda o zamanki geçerli doktrine tam ters olduğunu görülmektedir. Başkan George W. Bush zamanında Weinberger Doktrini Neocon’lar tarafından çok eleştiri almıştır ve günümüzde geçersiz olduğu iddia edilmiştir. Neocon’lar tarafından geliştirilen Bush Doktrini ise şöyle ortaya çıkmıştır:

Başkan George W. Bush’un hükümetine göre ABD, ortak bir ideolojiyle demokrasiden nefretle birbirine bağlanmış olan güçlere karşı küresel bir savaşın içindedir. Başkan Bush’un kendi kitabında ifade ettiği şekliyle bu doktrinin maddeleri şöyledir:

  1. Teröristler ile onlara yardım eden ülkeler arasında bir fark gözetmeksizin ikisini de sorumlu tutmak.
  2. Bizi burada evimizde vurmadan önce savaşı onların topraklarına taşımak.
  3. Tehditlerin karşısında onlar daha tamamen gerçekleşmeden çıkmak.
  4. Düşmanın baskılama ve korku ideolojisine alternatif olarak özgürlük ve ümidi güçlendirmek.

Bu düşünceye göre Orta Doğu’da zaten ABD’nin “özgürlük ve demokrasi” gibi değerlerine düşman birileri vardır ve bunlar ABD’yi yok etmek istedikleri için ellerine bu fırsat geçmeden ABD’nin onları yok etmesi gerekmektedir.

Bu noktada artık ABD’nin Orta Doğu politikası hakkında şunları anlamamız lazım:

1. ABD’nin Orta Doğu’ya yaptığı askeri müdahalelerin petrol kaynakları ile bir ilgisi yoktur. Ortadoğu’dan ABD’ye gelen petrol ABD’nin ihtiyacının yüzde 10’u kadardır. (Bir önceki yazımızda bu maddeyi anlattık.)

2. Bu müdahaleler İsrail’in güvenliği ile ilgili de değildir.

3. Savaşlardan, müdahalelerden elde edilecek bir ganimet varsa bile bunu elde etmek için ödenenen sadece maddi bedel bile çok yüksektir. ABD’deki askeri sanayi bu işten bir kazanç elde ediyor olsa bile bunun ABD’ye ağır bir maliyeti vardır. Yani bu işler para için yapılmamaktadır. (Bir önceki yazımızda bu maddeyi anlattık. ABD’nin Afganistan ve Irak Savaşlarının Maliyeti, Tunç Şatıroğlu)

4. ABD’de Neocon yapının başını çektiği bir grup zaten Orta Doğu’ya saldırmayı bir nedenden kafaya koymuştur. Bunun haricinde gösterilen bütün nedenler bir bahanedir.

ABD, Afganistan’daki Mücahitlere Sovyetler’in İşgalinden Önce Para Verdi

Herşeyden önce bugün düşman olarak gördükleri El-Kaide ve Taliban, Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgali sırasında ABD’nin desteğiyle güçlenmiş savşçıların oluşturduğu örgütlerdir. Siklon Operasyonu ile mücahitlere CIA tarafından yüz milyonlarca dolar yardım yapılmıştır. Üstelik bu destek mücahitlere Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgalinden önce verilmiştir.

brzezinskiABD başkanlarından Jimmy Carter’ın danışmanlarından Zbigniew Brzezinski 1998’de Fransız Le Nouvel Observateur’e 1998’de verdiği bir mülakatta bunları ilk kez anlatmıştır. O tarihe kadar yaygın kanı Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgal ettiği ve bunun üzerine Sovyetler’e karşı CIA’in mücahitleri silahlandırdığı şeklindedir. Oysa Brzezinski bu mülakatta, Başkan Jimmy Carter’a eğer ABD mücahitleri desteklerse bunun Sovyetler’i Afganistan’ı işgal etmeye yöneltebileceğini anlattığını söylemiştir. Böylelilkle ABD mücahitleri silahlandırarak Sovyetler’i Afganistan’a çekmiştir. Sovyet Ordusu’nun burada aldığı yenilgi nedeniyle Sovyetler Birliğ’nin dağılması süreci hızlanmış ve sonuç olarak Sovyetler Birliği 1991’de sona ermiştir. ABD bu durumda El – Kaide’nin bir anlamda yartıcısı gibi görünmektedir.

Ancak ABD bu tür ithamlara karşı olarak yalnızca mücahitlere yardım ettiklerini söylemekte ve Afganistan’a gelen Arap gönüllülere yardım etmediklerini söylemektedir. 100 bine yakın kişiyi savaşçı olması için eğiteceksiniz, bunlara Arap ülkelerinden de katılım olması için insanları teşvik edeceksiniz ancak sonra dönüp biz bunlardan sadece mücahitlere yardım ettik, yardımlarımız başkasına gitmedi diyecekseniz. Bu tür açıklamalar inandırıcılıktan uzaktır.

Brzezinski’nin planı sonucunda Sovyetler tükenmiş ancak Afganistan da yerle bir olmuştur. Savaştan önce zaten fakir bir ülke olan Afganistan’da sadece altyapı yıkılmamış, eğitimli insan kaynağı da öldürülmüş, hapsedilmiş veya ülkeyi terketmek zorunda kalmıştır.

reagan-afganistan
Başkan Reagan Afganistan ve Pakistan’dan gelen Afgan Özgürlük Savaşçıları ile 2 Şubat 1983 tarihinde görüşürken

Ortadoğu’nun işgali planı yapan Neocon’lar için işte ABD’nin yarattığı bu örgüt harika bir bahane oluşturuyordu. Ortadoğu’yu güya özgürlük ve demokrasi götürüyoruz diye öncelikle 7 ülkeyi işgal edeceklerdi. Buradaki hükümetleri devireceklerdi. Peki sonra ne yapacaklardı?

Irak’ı işgal ettiklerini gördük. Bugün Irak, Saddam Hüseyin’in yönettiğinden daha mı iyi yönetilmektedir? ABD devirdiği Saddam Hüseyin’in yerine daha iyi bir hükümet bırakmış mıdır? Öyleyse neden bu ülkeleri işgal etmek istiyorlar? Bir sonraki yazıda işgal sonrası haritlarını, Türkiye’nin sınırları içinde ve dışında oluşturulmak istenen yeni ülkelerden bahsedeceğiz.

Bu yazı “ABD’nin Ortadoğu Hedefleri”ni inceleyen araştırma – yazı dizisinin 3. kısmıdır.

abd-ortadogu-011. yazı: Darbe Girişiminin Ardından ABD’nin Ortadoğu Hedeflerine Bakış

 

 

 

abd-ortadogu-022. yazı: ABD’nin Afganistan ve Irak Savaşlarının Maliyeti, Tunç Şatıroğlu

 

Tunç Şatıroğlu’nun bu yazısı da ilginizi çekebilir.

tunc-kredi-derecelendirme-kuruluslari

Kapitalizmin Açmazı: Kredi Derecelendirme Kuruluşları, Tunç Şatıroğlu

 

PAYLAŞ