Ana sayfa Editör Drahmiden Din...

Drahmiden Dinara Yüzyıllar Boyunca Altın: Altın Yerde Paslanmaz

PAYLAŞ

    Altın yerde paslanmaz, taş yağmurdan ıslanmaz.  Türk Atasözü

    Dünya piyasalarında yaşanan çalkantılar nedeniyle “acaba altın güvenli liman olabilir mi?” sorusu zaman zaman gündeme geliyor. Altın para, tarihten bu yana insanlar için somut bir değer.

    Zamanında dünyanın en başarılı para biriminin yaratılmış olduğu Atina’da ise bugün Avrupa Birliği tamamına etki eden bir krizin yaşanmaya devam ediyor. Bu duruma tarihsel perspektiften bakıldığında ise büyük bir tezat görülüyor. Oysa bugünün sorunları ve çözüm yolları daha o zamandan biliniyordu…Nasıl mı? Şimdi biraz tarih karıştıralım ve o zamandan bu zamana bir bakalım…

    Yaygın kullanılan ilk altın sikke, Drahmi

    Lidyalılar parayı MÖ 7. Yüzyıl’da bulduklarında Atina’da yaşayanlar daha parayla tanışmamışlardı. Para, Anadolu ortaya çıkmış, Atina’ya daha sonra gitmiştir. Hükümdar Solon zamanında Atina ilk kez kendi parasını bastı. Atinalıların Drahmi adını verdikleri bu para altından değil gümüşten oluşuyordu.

    MÖ 600 yıllarında basılan bu drahmiler 4,34 gram ağırlığındaydı. (İşte buna dikkat) Solon zamanından Büyük İskender’e kadar geçen 300 yıllık süre içinde de drahminin ağırlığı hiç değişmedi. Drahmi sadece Akdeniz Bölgesi’nde egemen olmadı, Hindistan’a kadar giden paralar Asya’nın da standardı haline geldi. Roma İmparatorluğu tarafından varlığına son verildiğinde ise drahmi 4,24 grama düşmüş yani ağırlığından sadece %3 kadarını kaybetmişti. Bu kadar uzun zaman boyunca değerinden bu kadar az yitirmiş bir para birimi de o günden sonra bir daha ortaya çıkmadı…

    Drahmi’nin varisi, Denarius (Dinar) ve Paranın Değeri

    Romalılar drahminin başarısını görmüşlerdi ve MÖ 277’de kendi paraları olan denariusu drahmi boyutlarında ve eşit ağırlıkta bastılar. Denarius, ortaya çıkışından Sezar dönemine kadar geçen yaklaşık 300 yıl boyunca ağırlığının yalnızca %10’unu yitirdi.

    Denarius, Roma İmparatorluğu’nun parası olarak Akdeniz ve çevresinde geçerli standart para birimi haline geldi. Bugün bile birçok ülkenin para biriminin dinar olması işte bu nedendendir. Ancak MS 54 yılında İmparator Neron, denariusun boyutlarını aynı tutarken içindeki gümüş oranını %11 azalttı. Neron bunu yaparken denariusun değerini resmi olarak aynı tuttu. Daha sonra gelen imparatorlar da aynı yolu izlediler ve sikkelerin içindeki gümüş oranını azalttılar…

    150 yıl sonra başlangıçta %99 oranında gümüş ihtiva eden denariusun içinde artık sadece %60 oranında gümüş kalmıştı. Septimus Serverus zamanındaki devalüasyonla birlikte denarius içindeki gümüşün %61’ini kaybetmiş oldu. Bundan 22 yıl sonra ilk olarak 215 yılında Hindistan ticarette denariusu kabul etmeyerek satılan malların karşılığında altın talep etmeye başladı. 238 yılında İmparator III. Gordianus zamanında denarius artık sadece 1 gr kadar gümüş ihtiva ediyordu. Augustus dönemine göre para %72 değer kaybetmiştir. Bundan sonra da Roma’nın parası geçerliliğini kaybetti ve Roma için çöküş başladı…

    denarius
    CC BY-SA 3.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=256575

    Resim 1: Farklı zamanlarda basılmış denarius sikkeler; sol üst köşedeki sikke Roma Cumhuriyeti zamanında, sağ alt köşedeki ise imparatorluğun son zamanlarında basılmıştır.

    Ve Denarius tahtını Bezant’a bırakır

    325 yılında İmparator Konstantin imparatorluğun merkezini bugünkü İstanbul’a taşıdı ve solidus isimli altın parayı bastı. Solidusu drahmiye benzeten Konstantin, ağırlığını da 4,21 grama sabitledi. Bizans’ın gücü artıp solidus etrafa yayılmaya başladıkça halk arasında solidus bezant olarak adlandırıldı. Artık Hindistan’dan İskandinavya’ya kadar olan coğrafyada güvenilir tek para bezant olmuştu. 1082 yılına kadar da bezantın altın oranı aynı kalmıştı ancak İmparator Alexius Comnenus eski Roma imparatorlarının oyunlarına başvurması ile paranın içindeki altını azaltmaya başladı. Bezant içindeki altın ilk haline göre %72 oranında azalmıştı. İmparator ayrıca kendisi ödemelerini altını azaltılmış bezant ile yaparken vergilerin de saf altın olarak ödenmesini emretmişti. Bundan sonra Bizans’ın gücü giderek geriledi ve parası da geçerliliğini hızla yitirdi.

    solidus
    By Classical Numismatic Group, Inc. http://www.cngcoins.com, CC BY-SA 3.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=347688

    Resim 2: Bizans altın parası solidus yani bezant

    İslam Dinarı’nın yükselişi

    İslamiyet’in ortaya çıkmasından sonra ilk altın İslam parası Halife Abdülmelik zamanında basıldı. Denariustan esinlenerek İslam parasına dinar dendi ve boyutları ve ağırlığı bezant ile aynı tutuldu. Öyle ki 691’de Halife Abdülmelik zamanında basılan dinar ile İmparator Herakles tarafından 641’de bastırılan bezant üzerindeki işaretler dışında birebir aynı olduğu görülmüştür. 400 yıl boyunca da dinarın içindeki altın oranı %10’dan fazla düşmemiştir. Ancak 1150’de Çin’den gelen kâğıt para emirliklerde altının yerini almaya başlamış, son dinar da 1245’de basılmıştır.

    dinar

    Resim 3: Halife Abdülmelik zamanında basılan altın dinar

    nav.navigation a.next

    Roma’dan Osmanlı’ya tağşiş çıkmazı

    Paranın içindeki gümüş veya altının oranını düşürmek gibi paranın değerini düşüren oyunlar Roma’dan Bizans’a oradan da Osmanlı İmparatorluğu’na geçmiştir. 1327 yılında Orhan Gazi zamanında 100 dirhem (yaklaşık 321 gram) gümüş hamurundan 270 tane gümüş sikke kesilmiş ve buna akçe denmiştir. Ancak 1451 yılında Fatih zamanında 100 dirhem gümüşten 270 yerine 293 sikke kesilmesiyle Osmanlı Devleti de devalüasyon yoluna girmiştir. Devlet dolaşımdaki sikkeleri toplayıp içindeki gümüş oranını azaltıp tekrar kesmeye başladı. Bu işleme tağşiş denirdi. 1740 yılında Sultan I. Mahmud zamanında artık 100 dirhem gümüşten 270 yerine 950 adet sikke kesiliyordu. Yani paranın içindeki gümüşün değeri Orhan Bey’in zamanına göre %72 oranında düşmüştü. Kanuni zamanında Fransa’ya geçici olarak verilen kapitülasyonlar 1740’da daimi olarak verilmiş, ondan sonra da Osmanlı İmparatorluğu’nun gerileme dönemi başlamıştır…

    Uzak tarihe baktık şimdi ise yakın zamana geliyoruz….

    Altın standardı

    Avusturya Ekonomi Ekolüne büyük katkıları bulunan Nobel Ödüllü Friedrich August von Hayek, “Altın standardının geçerli olduğu dönem haricinde gelmiş geçmiş hükümetlerin hemen hemen tümü ellerindeki para basma yetkisi sayesinde insanları kandırıp yağmalamıştır” demiştir. Eskiden paranın içindeki altın veya gümüşün miktarını düşürerek parayı değersizleştiren anlayış bugün de piyasadaki para arzını arttırmak suretiyle enflasyon yaratarak paranın değerini düşürmektedir. Altın standardında ise para altına endekslenmektedir. Yani devlet sabit fiyattan altın satmayı taahhüt etmektedir.

    Örneğin 1 gram altın 100 lira diye altın fiyatını sabitlediğimizde, 100 lira getiren herkese devlet 1 gram altın ödeyecektir. Bu durumda ne paranın içindeki altın miktarı azaltılabilmekte ne de karşılıksız para basılabilmektedir. Öyleyse altın standardına mı dönmeliyiz? ABD Merkez Bankası eski başkanlarından Alan Greenspan de “Altın standardı olmadan enflasyon nedeniyle birikimlerinize el konulmasını önlemek mümkün değildir” demiştir. Aslında para sadece enflasyon nedeniyle değer kaybetmez. İmparator Neron nasıl bir günde devalüasyon yapılarak denariusun gümüş karşısındaki değerini %14 oranında düşürdüyse bizde de 2001’de liranın değeri bir gecede %28,5 oranında düşürülmüştür. 21 Şubat 2001’de 1 dolar 685.391 lira iken 22 Şubat 2001’de 1 doların değeri 957.879 liraya çıkmıştır.

    Altın standardında da paranın değeri devalüasyonla düşürülebilir. Yukarıdaki örneğe dönecek olursak hükümet bundan sonra 1 gram altın artık 100 lira değil 250 lira oldu diyebilir. Öyleyse devletin elinde devalüasyon yapma yetkisi bulunduğu sürece altın standardı da insanların birikimlerini korumaya yetmemektedir.

    George Bernard Shaw “Seçmen olarak altının doğal sağlamlığı ile hükümet üyelerinin dürüstlük ve zekâlarının sağlamlığı arasında bir seçim yapmalısınız. Kusura bakmayın ama kapitalist sistem devam ettiği sürece sizlere altını seçmenizi tavsiye ediyorum” diyerek olayı basitçe özetlemiştir.

    İslam Dinarı yeniden tedavülde

    2010 yılında Malezya’da aynı boyutlarda İslam altın dinarı ve gümüş dirhemi yeniden basılmaya başlanmış ve 2011 yılında bu ülkede kullanılmaya başlanmıştır. İslam dinarının küresel piyasalarda ne kadar geçerli olacağını zaman gösterecek. Öyleyse altın birikimlerimizi korumak için Malezya’nın yaptığı gibi altın paraya mı dönmeliyiz? Hatta çok istesek bile altına dönebilir miyiz? Bunun için önce dünyada ne kadar altın var ona bir bakalım.

    islamic dinar
    By en, Penggunaan wajar, https://id.wikipedia.org/w/index.php?curid=157748

    Resim 4: Malezya altın İslam dinarı ve gümüş dirhem

    Altın standardına dönmek mümkün müdür?

    Altını yeryüzündeki ve yeraltındaki olmak üzere ikiye ayırırız. World Gold Council verilerine göre yerüstündeki altın  yaklaşık 187.200 tondur. Bugünkü fiyattan bir ons (31,103 gram) altın 1258 dolar yani bir kilo altın 40,446 dolar etmektedir. Yuvarlak hesapla yerüstündeki bütün altının değeri bugünkü fiyatlardan 7,6 trilyon dolardır. US Geological Survey verilerine göre yeraltındaki çıkarılabilir altın rezervlerin 100.000 ton olduğu tahmin ediliyor. Bugünkü teknoloji ile yılda yaklaşık 3000 tonluk altın çıkartılıyor. Yani 34 yıl içinde çıkarılması mümkün olan bütün altını yeryüzüne çıkartmış olacağız.

    Okyanuslarda tahminen 10 milyar ton altın bulunmakla birlikte bunları çıkartmak çok maliyetli olduğundan şimdilik bundan daha fazla altına ulaşmamız mümkün görünmüyor. Yeryüzündeki ve yeraltındakinden başka bir de şu an için ulaşmamız mümkün olmayan Dünya dışı altın vardır. NASA’nın asteroid kuşağına gönderdiği Near adlı uydunun verilerine göre sadece Eros asteroidinde bile 110.000 ton altın vardır fakat bu altını da çıkartıp Dünya’ya getirebilmek bugün mümkün değildir. Yani Dünya’daki kullanılabilir bütün altın yakın gelecekte 250.000 ton civarında bir yerde kalacaktır. Biz şu an elimizde olan 187.200 ton altına bakalım.

    187.200 ton altın ne kadar bir yer kaplar? Altının özgül ağırlığı 19,36 gramdır. Yani bir ton altın 51.653 cm3 kadar bir hacim kaplar. Bu da kenarları 37,2 santimlik bir küp kadardır. Bir futbol sahasının 110 metre uzunluğunda ve 75 metre genişliğinde olduğunu düşünürsek, bütün sahayı 117 cm yüksekliğinde altınla doldurduğumuzda 187.200 ton altını buraya yerleştirmiş oluruz.

    Dünya nüfusu geldi 7,5 milyara dayandı. Bu durumda kişi başına düşen altın 24,3 gramdır. Bir altın yüzük ortalama 6 gram desek, 18 ayar altın %75 saflıkta olacağından bir yüzükte 4,5 gram altın vardır diyebiliriz. Kabaca kişi başına 5 yüzük kadar altın düşmektedir. Yani aslında yeryüzündeki altın pek azdır ve yakın gelecekte de önemli oranda artması beklenmemelidir.

    Peki, dünyada ne kadar para vardır?

    Peki, dünyada ne kadar para vardır? Parayı, tedavüldeki yani cebimizdeki para olarak düşünelim. Buna M0 da denir. Dünyada tedavülde yaklaşık olarak 5,2 trilyon dolar para olduğu tahmin edilmektedir. Tabi bütün para bundan ibaret değil. Her an nakit paraya çevirebileceğimiz vadesiz hesaplarımız vardır. Bunu da M0’a eklediğimizde M1’i buluruz. Kısa vadeli mevduat hesaplarını da M1’e eklersek geniş para bazı M2’ye ulaşırız. M2 ise 81 trilyon dolara yakındır. Eğer bütün altınları toplayabilsek ve tedavüldeki bütün parayı altına çevirmek isteseydik bir gram altın 27,78 dolar yani bir ons altın 864 dolar olurdu. Ancak M2’yi altına çevirseydik bir ons altın 13.458 dolar olurdu. Yani aslında bir ons altın 1250 dolar olursa dünyadaki her paranın karşılığında altın olması mümkün değildir.

    Tabi dünyadaki bütün altın kasalarda beklememektedir. Altının yaklaşık yarısının mücevher olarak durduğu tahmin edilmektedir. Dünyadaki bütün merkez bankaları ve IMF’nin toplam altını World Gold Council 2017 verilerine göre 33,465 ton kadardır. Yani M0’ın karşılığında altın olabilmesi için bir ons altın yaklaşık 5000 dolar olmalıdır. Pratikte dünya çapında kâğıt paradan altın paraya dönmek mümkün değildir. Bu konudaki tartışmalar altın fiyatlarının şiddetle dalgalanmasına sebep olmaktan öteye gidecek gibi görünmüyor.

    Altın yerde paslanmaz

    Bütün bunları neden konuşuyoruz? İnsanların elindeki birikimlerine, para basma yetkisini elinde bulunduran devletler tarafından enflasyon ve devalüasyon ile el konulmasını engel olmak için konuşuyoruz. Öyleyse devletler üstü bağımsız bir mekanizma olsa ve para arzını da o kontrol edecek olsa nasıl olurdu? 17 ülkenin ortak parası olan avro böyle bir ideal için atılmış bir adımdır. Ancak bunun da yanında başka sorunlar getirdiğini biliyoruz.

    Yazının başına dönecek olursak değerini kaybetmeyen parayı Atinalılar daha drahminin ilk yıllarında keşfetmişlerdi. Platon “Yerin üstü ve altındaki bütün altınlar insan ahlakına karşılık gelmez” demiştir. Aslında problem sistemin çarklarında değil o çarkları çeviren koldadır. Şartlar ne kadar elverişsiz olursa olsun paranın değeri düşürülmeden, enflasyon yaratmadan da başarılı devlet yönetildiği tarihte görülmüştür. Bunun dünyadaki en güzel örneğini de bence kendi tarihimizde buluruz.

    1402’de Ankara Savaşı sonunda Yıldırım Bayezid yenilmiş, ülke parçalanmış ve Fetret Devri’ne girilmiştir. Beyliklerin birbirine düştüğü, toprakların Timur birlikleri tarafından işgal edildiği 11 yıllık sürecin sonunda Çelebi Mehmet padişah olmuş ve tekrar Osmanlı Devleti’ni eski gücüne kavuşturmuştur. Bizzat 24 savaşa katılan Çelebi Mehmet bu savaşlarda 42 yara almıştır. Bütün bu sıkıntılar içinde dahi Çelebi Mehmet tağşiş yoluna giderek akçenin içindeki gümüşü azaltmamıştır. Oğlu II. Murat zamanında da Osmanlı Devleti birçok savaş ve zor günler geçirmiştir. Akçelerin üzerindeki damgalar değişse de 1451 yılında Sultan II. Murat ölünceye kadar akçedeki gümüş oranı değişmemiştir.

    Günümüzde %2 oranında bir enflasyon büyümeyi desteklemek ve işsizliği kontrol edebilmek için katlanılması gereken bir maliyet olarak görülüyor. Hatta bazı merkez bankaları enflasyon düştüğünde “ne yapsak da yüzde 2 enflasyon yaratsak” diye uğraşıyorlar. Bu da 65 yılda paranın değerinin %72 oranında düşmesi demektir. Yani her itibari paranın sonunda değer yitirmesi kaçınılmazdır.

    Oysa altın fiyatları yıllar içinde dalgalanıyor olsa da altın doğal olarak itibari paranın kaderini paylaşmamakta, bir kaç yıl değerini kaybetse bile uzun vadede yeniden değerini kazanmaktadır. Zira atalarımızın dediği gibi “altın yerde paslanmaz”.

    Güncel Altın ve Gram Altın Yorum ve Analizleri

    Tunç Şatıroğlu