Ana sayfa Editör Tunç Şatıroğl...

Tunç Şatıroğlu: İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Projesi İddialı Bir Hedef mi Yoksa Hayal mi?

istanbul-04

FX World İstanbul Sergisi sırasında İstanbul’un uluslararası bir finans merkezi olması hakkında sektörün önde gelenlerinden bazılarının görüşlerini dinleme fırsatı buldum. Yapılan bir finans merkezleri sıralaması çalışmasında İstanbul’un 47. sırada çıkmış olmasının bu alandaki tartışmalarda önemli bir yer tuttuğunu gördüm.

100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Sanal Para ile Deneyin!

Türkiye, dünyanın en büyük 17. ekonomisine sahip diye övünürken İstanbul’un finans merkezleri sıralamasında 47. olmasını biz nasıl açıklayacağız? Buradan yola çıkarak soracak olursak, 47. sıradaki İstanbul’un uluslararası bir finans merkezi konumuna gelmesi bir hayal değil midir? İşte bu soruların sıkça sorulduğuna şahit olduktan sonra konuyu tartışmaya öncelikle şu 47. sırada olma işinden başlamamız gerektiğine inanıyorum. Önce nerede olduğumuzu anlayalım ki buradan ileri gidebilmek için neler yapmamız gerektiği hakkında sağlıklı bir plan yapabilelim. İlk sorumuz “Bu sıralamayı kim, nasıl yapmış” olmalı. Sonra da “İstanbul neden 47. Sırada bulunuyor” diye sormalıyız.

Finansla ilgili olup yabancı ekonomi kanallarını takip edenler hatırlayacaktır. Birkaç yıl öncesinde yabancı kanallarda sürekli dönüp duran bir reklam vardı. Reklamda yepyeni bir karayolunda son yol çizgisi çiziliyor, bir boru hattındaki son vida sıkılıyor, inşaatı yeni bitmiş binalar gösteriliyor, orada sonuncu ampul yerine takılıyor ve bir el asansörün göstergesindeki koruyucu şeffaf naylonu kaldırıyordu. Sonunda tok bir ses “Katar Finans Merkezi işe hazır” diyordu. İşte İstanbul’un finans merkezleri arasında 47. sırada olduğu bilgisine o daha birkaç yıl öncesine kadar reklamla kendini tanıtmaya çalışan Katar Finans Merkezi’nin desteğiyle hazırlanan “Global Finans Merkezleri Endeksi” araştırmasından ulaşıyoruz. Bu endeks şimdiye dek 16 defa hesaplanmış ve 15. hesaplamada İstanbul 47. sırada yer almış. 16. hesaplamada ise İstanbul 42. sıraya yükselmiş bulunuyor.

Endeksin hesaplanmasında The Economist dergisinin, Dünya Bankası’nın ve Birleşmiş Milletler’ in bir takım verileri kullanılırken önemli bir kısmında ise anketlerden yararlanılmış. Sonuç olarak dünyadaki 83 finans merkezi incelenmiş ve sıralanmış. 16. hesaplamaya kısaca GFCI 16 (Global Financial Centres Index) deniyor. Buna göre 1. sırada New York bulunurken, Reykjavik sonucu olmuş. İstanbul’un 47. sırada olduğu endekse ise GFCI 15 deniyor. Şimdi isterseniz endeksin ilk 50 şehrine şöyle bir göz gezdirelim:

GFCI 16’ya Göre Dünya Finans Merkezleri Sıralaması

merkezler

GFCI 16 Endeksi’nde merkezler küresel, uluslararası ve yerel olarak üç türe ayrılmışlar. Ancak sıralama türlere göre yapılmamış. Örneğin yerel bir merkez olan Riyad 21. sırada yer alırken küresel bir merkez olan Paris 31. sırada bulunuyor. Veya uluslararası bir merkez olan Abu Dabi 19. sıradayken, küresel bir merkez olan Pekin 32. sırada yer bulabilmiş.

Endeksteki ilginç sonuçlar bunlarla da sınırlı değil. Bir önceki endekse göre bazı merkezlerin değişimleri de dikkat çekiyor. Örneğin GFCI 15 Endeksi’nde İstanbul’un sırası 47 idi. Yeni endekste İstanbul 5 basamak yükselmiş. Ancak Tel Aviv 21. sıradan tam 15 basamak düşerek 36. sıraya gerilemiş bulunuyor. 49. Sıradaki Pekin ise 17 basamak yükselerek 32. sıraya yerleşmiş.

Endeksteki sıralamaya bakarak Pusan’ın Paris’e göre daha önemli bir finansal merkez olduğunu iddia etmek ne kadar anlamlıdır? Merak edenler için Pusan, Güney Kore’nin en büyük ikinci şehridir ve burada bulunan Pusan Birleşmiş Milletler Kore Savaşı Şehitliği’nde ve 462 şehidimiz yatmaktadır. Listenin son sıralarında daha da ilginç sonuçlar bulunuyor. 83 merkez içinde 79. Sırada bulunan Güney Kıbrıs Rum Kesimi, 80. Sırada bulunan ve küresel bir merkez olan Moskova’nın üzerinde yer alıyor. Yani bu durumda Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin, Moskova’ya göre daha gelişmiş bir finans merkezi olduğunu mu anlamalıyız?

Bu sonuçları gördükten sonra endeksteki genel sıralamaya bakarak bir finansal merkezin dünyadaki konumu hakkında sağlıklı bir yargıya varmanın mümkün olmadığını düşünüyorum. 2013 verileriyle ve satın alma gücü paritesine göre hesaplanan GSYİH sıralamasında Türkiye’nin ekonomisi dünyadaki en büyük 17. ekonomidir. Endeksi ve metodolojisini inceledikten sonra “Dünyanın 17. büyük ekonomisiyiz ancak finans merkezimiz 42. sırada bulunuyor” karşılaştırmasını da anlamsız bulduğumu söylemeliyim.

Ancak yine de çalışmayı biraz daha incelediğimizde faydalanabileceğimiz önemli noktaları olduğunu görüyoruz. Bir kere her şeyden önce merkezlerin küresel, uluslararası ve yerel olarak üç sınıfa ayrılması o merkezin dünyadaki konumu hakkında bize önemli bir bilgi veriyor.

Buna göre İstanbul henüz küresel bir finans merkezi olmamakla beraber uluslararası bir merkez olarak karşımıza çıkıyor. Bulunduğumuz coğrafyada küresel finans merkezi olabilmiş olan iki şehir görüyoruz. Bunlar Moskova ve Dubai’dir.

Bir finansal merkezinin küresel olması nasıl belirleniyor? Burada herhangi bir sayısal veri kullanmak yerine anketlere bakılarak karar veriliyor. Anketlerde sadece kişisel olarak tanıdığınız merkezler hakkında yorum yapınız deniyor. Bu durumda örneğin İstanbul’dan doldurulan anketlerde başka hangi şehirler hakkında yorum yapıldığına bakılıyor ve diğer şehirlerden İstanbul hakkındaki yorumlara bakılıp bunların ağırlıklı ortalaması alınıyor. Eğer sonuç %70 ve üzerindeyse o merkez küresel, %55 ile %70 arasındaysa uluslararası olarak kabul ediliyor. Bu hesaba göre Dubai ve Moskova, İstanbul’a göre küresel finans sistemi ile daha fazla bütünleşmiş durumdalar.

Endeksin hesabında o merkezdeki finans sektörlerinin çeşitliliği ölçülüyor. Buna genişlik deniyor. Bir de derinlik var ki o da bu sektörlerde uzmanlaşma olarak belirtilmiş. Hem derinliğe hem de genişliğe sahip olanlar kendi sınıflarında lider olarak yer alıyorlar. Sadece derinlik veya genişliğe sahip olanlar ayrıca belirtilirken, ne derinlik ne de genişliğe sahip olanlar “gelişmekte olan merkez” olarak adlandırılıyorlar. Bu da sıralamayı değerlendirirken dikkat edilmesi gereken bir unsurdur. Örneğin 36. sıradaki Tel Aviv ne derinliğe ne de genişliğe sahip bir yerel merkez iken küresel bir lider finans merkezi olarak sınıflandırılmış olan Amsterdam 39. sırada bulunuyor.

İstanbul yeterince geniş olarak görülürken sektörel uzmanlığının az olması nedeniyle kendi sınıfında lider merkez olamıyor. Benzer şekilde küresel finans merkezi konumunda olan Moskova derinliğinin yeterli olmaması, Dubai ise genişliğe sahip olamaması nedeniyle lider merkezler arasına giremiyorlar.

GFCI 16’ya Göre Dünya Finans Merkezleri Sınıflandırması

merkezler2

Uluslararası gelişmiş merkezlere baktığımızda yakalamamız gereken rakiplerimizi görebiliyoruz. Bunlar: Şikago, Madrid, Montreal, Münih, San Francisco, Şangay, Sidney, Vancouver, Viyana ve Washington DC. Küresel sınıfa girebilmek için ise Brüksel, Dublin, Milano ve Moskova’yı yakalamamız gerekiyor.

Küresel sınıfa girmek daha çok merkezin ilgisini çekmek ve bölgemizde parlayan yıldız olmakla mümkün olabilir. İstanbul için bu uzun vadeli bir hedeftir ve Türkiye ekonominin büyümesiyle doğrudan ilgilidir. Türkiye yasaları ve konumu itibariyle bir İsviçre, Hong Kong veya Singapur gibi tarihi olarak ticaret ve para merkezi olarak ortaya çıkmış bir ülke değildir. Frankfurt, Londra, Paris, Tokyo gibi büyük ekonomilere sahip ülkelere ait merkezler gibi İstanbul da Türkiye’nin daha büyük bir ekonomiye sahip olmasıyla konumunu yükseltebilir.

Uzmanlık konusu ise doğrudan insan kaynağı ile ilgilidir. Bu alanda bazı sektörlerde ciddi yetersizlikler bulunmaktadır. Örneğin aracı kurumlara baktığımızda 2014 yılında çalışan sayısının 5,514 kişi olduğunu görüyoruz. Aracı kurumlarda araştırma bölümlerinde çalışan sayısı 248 kişidir. Bunların ne kadarının günlük yüzeysel analizlerin ötesinde bir sektör ve şirket analizi yapabildiğini ve bu analizleri yabancı kurumsal yatırımcıların ilgisini çekebilecek kalite ve derinlikte İngilizce olarak yazabildiğini bilmiyoruz. Bu sektörde araştırmacı olarak çalışmış biri olarak iyimser bir tahminle yukarıdaki rakamın %20’lik diliminin bu seviyede olabileceğini tahmin ediyorum. Bu kadar az sayıda yetişmiş insan sahibi olmak konu hakkında uzmanlık elde edebilmek için maalesef yeterli değildir. Konuyla ilgili olarak Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği eski başkanı Attila Köksal’ın yapmış olduğu konuşmayı buradan izleyebilirsiniz.

 

Bir sonraki yazımda İstanbul’un küresel bir finans merkezi olabilmesi için önümüzdeki iş yapma kolaylığı ve vergi düzenlemeleri gibi diğer engellerden bahsedeceğim. Daha sonra küresel finans merkezi olma hedefine ulaşmak için önümüzdeki fırsatları tartışacağım.

Bir sonraki yazıyı görüntülemek için: https://kanalfinans.com/editor/tunc-satiroglu-istanbul-finans-merkezi-onundeki-yetismis-personel-ve-vergi-engelleri/

Tunç Şatıroğlu

Kanal Finans