Ana sayfa Raporlar Forex Raporları Vahap Taştan:...

Vahap Taştan: Piyasalar Bu Kadar Yükselişi Hak Ediyor mu?

ABD’de Trump’ın seçilmesi ile başlayan yükselen trend,  kısmi düzeltmelerle de olsa korunuyor. Son olarak aşağıdaki grafikte çizdiğimiz yeşil trend üzerindeki seyri takip ediyoruz. Öncelikle dün yaşadığımız teknoloji şirketlerindeki satışın getirdiği negatif etkiyi bir trend yaratacak güçte görmüyoruz. Endeksin ana destek olarak takip ettiğimiz 2418 bölgesindeki tutunması teknik olarak da olumlu bir görünüm sunuyor. Bu nedenle şimdilik dünkü hareketi kısa vadeli bir şok olarak izlemekteyiz. Kısa vadede ana ortalamaların da üzerindeyiz. Özellikle 50 günlük ortalama üzerinde tutunma sürdükçe önemli bir risk oluşmuş değil. Fakat borsalardaki risk resme daha geniş baktığımızda yüksek.

Büyük resimde ana soru şu: Endeksler bu kadar yükselişi hak ediyor mu?

Bazı istatistiklere baktığımızda; 1 Kasım tarihini baz alırsak

  • FTSE %12,16
  • S&P500 %14,57
  • DJI %18,15
  • DAX %22,99

2017’de 2016’ya göre ekonomi – politik ne değişti diye baktığımızda, en çok konuşulan konu şüphesiz Trump’ın ABD Başkanlığı oldu. Detayları uzun uzun analiz edilse de halihazırdaki durum Trump’ın reformlarına ilişkin güvenin azaldığı yönünde. Bu azalmanın fiyatlara kısmen dahil edildiği görüşündeyim. İkincisi, bence küresel borsalarda bir trend yaratacak nokta olan ve gündemde çok yer almayan Avrupa’daki politik belirsizliğin azalması oldu. Geçen yıl (2016) Avrupa için en büyük riski politik istikrarsızlık olarak konuştuk ve bunun Euro Bölgesi üzerinde olumsuz etkisi olacağını raporlarda izledik. Bununla birlikte gerek IMF, gerek Dünya Bankası, gerekse Dünya Altın Konseyi bile raporlarında 2017 için beklentilerini Avrupa’daki politik risklere göre endekslemişlerdi. Bu görüntünün Fransa seçimleri ile birlikte tersine döndüğünü, Brexit belirsizliğinin yerini 50. madde görüşmelerine bıraktığını izliyoruz. Bu da Avrupa borsalarını besliyor.

Gelelim Ekonomik Görünüme 

Avrupa ekonomisi için ana sorun bizce hala enflasyon. Buna karşın yükselen güven endeksleri (IFO’nun geldiği seviyeyi izledik) ekonomide güvenin tesis edilmesi için olumlu sinyaller üretiyor. Bu çerçevede biz PMI rakamlarını da yakından izliyoruz. Büyümeyi hanehalkı harcamaları yukarı çekse de Avrupa’da firmalar açısından da pozitif bir resim var. Bunun büyümeye yansıyacağı görüşündeyim ve Avrupa için zayıf – ılımlı 2015 ve 2016’dan sonra 2017’nin iyi bir fırsat olduğunu izlemekteyim. ABD ise lokomotifin başı olmakla birlikte veri akışı – borsa performansı ayrışan ana ülkeler arasında. Aşağıdaki grafikte Bloomberg’ün hesapladığı sürpriz endeksi*, S&P500 ve DOW endeksini takip edebiliriz. Son dönemde veri akışında beklenti altı (daha doğrusu Nisan – Haziran’da kısmi  bir hayal kırıklığı) performans izlesek de borsalar yükselişini sürdürdü.

Sonuç ve Değerlendirme: Reel sektör açısından da en önemli göstergeyi PMI rakamları olarak takip etmekteyiz. Markit’in açıkladığı rakamlar nihayetinde sektörün önde gidenleri açısından bir güven endeksi ölçmekte ve firmaların cari dönemi ve gelecek beklentilerin hesaba katarak bir reel sektör bakışı ortaya koymaktadır. Son aylarda Trump etkisinin azalması ile birlikte kısa vadede Kasım – Şubat zirve bölgesini geride bıraktık. Trump fiyatlamasının tersine dönmesindeki ana etkenlerden birini bu olarak görmekteyiz. Tahminlerimiz yılın son çeyreğinde ABD’de enflasyon gündemi ile birlikte iki gündem daha olacağı. 1. Finansal istikrar 2) Büyümede ivme kaybı. Borsalarda daha önceden fiyatlanan risklerin ortadan kalkmasının tabii ki yükseltici etkileri mevcut. Buna karşın reel sektör – borsa ayrışmasını tehlikeli görmekteyiz ve temkinli izlemekteyiz. Bu bağlamda üçüncü çeyrek sonları son çeyrek başlarında önemli bir hareket olacağını düşünmekteyiz.

*ABD Sürpriz endeksi kabaca ekonomistlerin tahminleri ile yayımlanan veri arasındaki farkı ölçmektedir.

Vahap Taştan

Araştırma Uzmanı, Alnus Yatırım