Ana sayfa Yazarlar Şant Manukyan Şant Manukyan...

Şant Manukyan: Cyrpto Para Konusuna Kısa Bir Bakış

PAYLAŞ

Dijital/CyrptoCurrency detaylarına girmeden önce Merkezi ve Serbest dijital para karşılaştırması yapan şu tabloyu paylaşmak istiyorum.

Tablo dijital para kavramını üçe ayırmış;  merkezileştirilmiş” yani MB kaynaklı veya Banka kaynaklı (MDP) ve “serbest” (SDP). Dijital para kavramı bir süredir devlet ve akademisyenler katında farklı bir amaçla zaten tartışılıyor. Örneğin Rogoff , Willem Buiter, Larry Summers ve realiteye dönüşmüş hali ile Hindistan.

Bu kesimler açısından dijital para vergi kaçırma, yer altı ekonomisinin önünün kesilmesi ve merkez bankası politikalarının daha etkinleştirilmesi açısından faydalı bir alternatif. Özellikle zerobound yani sıfır faiz tabanına vurulduğunda eksiye düşürülecek faizlerin “cash hoarding” ile etkisiz hale geliyor olması merkez bankları nezdinde dijital parayı kağıt paraya göre daha muteber bir hale getiriyor. Paranın nominal değerinden farklı bir değeri olması gibi bir takım uygulamalar olası bir deflasyonda gerçekten de işe yarayabilir. Ancak bunlar ayrı bir araştırma konusu.

İlk linkte paylaştığım tabloya geri giderek çok kısaca merkezi ve serbest dijital paranın çeşitli unsurlar üzerindeki etkisini paylaşıyorum.

  • Enflasyona etkisi açısında yorum tartışılabilir. Daha doğrusu enflasyonun kaynağına göre farklı yorumlayabilirsiniz. Ancak “merkezi” dijital para deflasyonla savaşta Merkez Bankalarının en büyük rüyası. Eksi faizlerin gerçekten çalışabileceği tek ortam.
  • Gözetim- serbest sistemde çok zor, merkezi yapıda ise çok basit. Bu nedenle devletlerin hangisini tercih edeceğini söylemek kolay
  • Vergi- Sanal İpek yolu, hatırlayanlar vardır, FBI tarafından basılmış ve her türlü yer altı faaliyeti nedeni ile kapatılmıştı. Devletler elbette merkezi dijital parayı tercih edecektir.
  • Regülasyonlar– Müşterini tanı gibi regülasyonların etrafından dolaşmak için serbest dijital para birimleri ideal.
  • Micro management– SDP bir otorite olmadığından mikro veya makro hiçbir şekilde manipüle edilemezken MDP tam aksi özelliklere sahip.

Finansal Sistemin evrilmesi veya yeni bir sistem oluşması açısından da farklı etkiler var. SDP yeni finansal aktörler ortaya çıkartıp eskileri yeni duruma uymaya zorlarken MDP eski koruyucuların gözetimi altında olmayı sürdürecek.

  • SDP ikili bir sisteme neden olabilir MDP’da ise bu risk düşük.
  • SDP zaman içinde kabul görecek. MDP ise hızla, zira empoze edilmiş olacak.
  • Maliyet ve sürat açısından SDP ve MDP aynı özelliklere sahip ancak sınır ötesi işlemlerde SDP daha iyi görünüyor.
  • SDP kağıt para ile uyumsuz MDP ise uyumlu tespiti var. Tam aksini düşünüyorum. SDP özellikle “özgürlükler” açısından kağıt paraya daha yakın. Ancak finansal sistemde uyumdan bahsediyorsak bir şey diyemem.
  • Siber saldırı riski ise  SDP’de şimdilik daha yüksek görünüyor ve regülasyonlar vs açısından SDP mudiler/yatırımcılar için daha güvensiz. Ancak aşağıda göreceğiniz üzere teknoloji bu sorunu çözmek üzere.

Bitcoin Nedir?

Bitcoin kavramını dünya Satoshi Nakamoto takma adlı bir programcının paylaştığı şu whitepaper ile tanıdı. Satoshi “güven ve düzenleyici” unsurları ile çalışan finans piyasalarından daha az maliyetli ve sürtünmeli dijital para ile çalışan piyasalara geçişi öneriyordu. Onun tanımına göre elektronik para bir “dijital imza zincirinden” oluşuyordu:

We define an electronic coin as a chain of digital signatures. Each owner transfers the coin to the next by digitally signing a hash* of the previous transaction and the public key of the next owner and adding these to the end of the coin.

Basit bir şekilde anlatamıyorsanız kendiniz de anlamamışsınız demektir. Albert Einstein’ın bu sözünü düstür alarak çok basit bir şekilde Bitcoin’in ne olduğunu açıklarsak:

Bir elma sahibi olduğumu düşünelim ve bu elmayı 5 TL karşılığında size sattım. Siz fiziki olarak elmayı aldınız ben de parayı aldım. Artık sizin olan elmayı tekrar satmak gibi bir imkanım olmadığı gibi bu ticarette kaydı tutması gereken bir 3. kişi de gerekmiyor.

Şimdi dijital versiyonuna bakalım. Dijital yani laptopumda bulunan elmamı yine, çünkü elma çok güzel ve facebook’ta/instagram’da vs. paylaşacaksınız ve insanlar aslında hiç önemsememesine rağmen likelayacak, 5 TL karşılığında size sattım. Ancak aynı anda veya yarın yine bir tuşa basarak Ayşe’ye Mehmet’e de satabilirim. Bunun önüne nasıl geçebiliriz? Aslında borsalar buna güzel bir örnek. Menkul kıymet benim bilgisayarımda değil bir merkezi takas bankta benim hesabımda duruyor. Dolayısı ile satış talimatı verdiğimde takas bank malı benden çıkartıp sizin hesabınıza aktarıyor. Böylece ikinci bir kez satma ihtimalim de ortadan kalkmış oluyor. “Merkezi” dediğimizde anlaşılan bu. Bu fonksiyonu güvendiğimiz bir devlet kurumu veya özel sektör şirketi de yerine getirebilir. Ancak araya 3. bir kurumu sokmanız maliyet demek (dahası devlet kurum değil de özel sektörse halen sahtekarlığa açık demektir, isterse elma ekleyebilir)

Bir diğer alternatif ise “herkesin” kayıt tutması. Herkese açık herkesin aynı anda güncellediği bir excel dosyası (ledger) düşünün. Ben elmayı size sattığım anda herkesin kayıtları güncellenecek. Bu nedenle dijital elmamı tekrar satmaya çalıştığımda sistem elma sahibi olmadığımı hemen görebilecek. İşte şimdi elma dijital ortamda olsa bile fiziki elma özelliklerini göstermeye başladı. Üstelik aracısız. Bitcoin (diğer özelliklerine ek olarak) işte bu elma. Söz konusu “güncellenen kayıtlar zinciri” ise Blockchain kavramı.      

Peki bu elmayı nasıl fiyatlarsınız. Temelde paranın özellikleri belli. Değişim aracı, değer ölçüsü, yatırım/tasarruf aracı. Resmi paraya bir de vergilerin ödenebilme unsuru özelliğini ekleyebiliriz. O halde “elma” bu unsurların ne kadarını yerine getirebildiğine bağlı olarak değer sahibi olacaktır. Bitcoin’in sınırlı arzı olduğunu biliyoruz, 21 milyon adet. Şu anda 1. Tabloda görebileceğiniz üzere 16.353mn adet Bitcoin var. Dolayısı ile gerçekten çalışan bir varlıksa sınırlı arzı nedeni ile yüksek talep yüksek fiyat demektir.

T-1 Dolaşımdaki Bitcoin

Bitcoin nasıl çalışıyor?

  1. Yeni işlemler tüm “birimlere (node)” duyurulur (birimler bir PC olabileceği gibi bir Havuz da olabilir)
  2. Her birim yeni işlemleri bir “blokta” toplar
  3. Her birim bir -proof of work*- (PoW) problemi üzerinde çalışır bir tanesi başarılı olur
  4. PoW tamamlandığında bu tüm birimlere duyurulur
  5. Birimler blok içindeki tüm işlemler geçerli ise kabul eder
  6. Blok zincire eklenir ve birimler yeni bir blok üzerinde çalışmaya başlar. Yani yeni lemler>son onaylanmış işlem (1 blok)>daha önce onaylanmış işlemler(bloklar)

Yeni işlemlerin bir bloka eklenmesini sağlayanlara “madenciler” diyoruz. Madenciler işlemlerin dürüst olup olmadığına bakacak, zamanlamasını hesaplayacak ve bloka ekleyecek. Tüm bu işlemler Bitcoin özelinde 10 dakika sürüyor. Böylece birbiri ile yarışan pek çok madenciden ve çok sayıda bloktan en uzun olanı (yani önceki işlemlerden en çoğunu dahil eden zincir) kabul görecek. Cari koşullarda 6 bloktan sonra işlemlerin geri alınması imkânsız görüldüğünden (yani en uzun zincire dahil olmanız kesinleştiğinden) özellikle büyük para transferlerinde vs min 6 blok kuralı işletilmektedir.  Peki madenciler bu işi nasıl ve ne karşılığında yapacak?

Proof of Work*

Bu özette sanırım en karmaşık terim Proof of Work (PoW) . Bu kavram özü itibarı ile şifrelenmiş bir asma kilidin şifresini tahmin etme çalışmasıdır. Yüzlerce alternatif denenir (work) ve nihayet bir tanesi kilidi açar . 1996 yılında Adam Bac “Hashcash” adını verdiği bu tip bir sistemle çok büyük boyutlarda spam mail atılmasının önüne geçti. Burada kullanılan Hash* SHA256-based proof of work- olarak adlandırılıyor. Hash bir verinin “parmak izi” olarak tanımlanabilir. Verilerden bir Hash üretmek kolay ancak Hash’tan geri giderek veriye ulaşmak çok çok zor. SHA256 cryptographerların tek yönlü fonksiyon olarak tanımladıkları bir fonksiyon. Yani bir girdi baz alınarak çıktının hesaplanması çok kolay (kilidin kilitlenmesi) ancak çıktı üzerinden girdiye ulaşmak çok fazla çaba (şifreyi bulmaya çalışmak) gerektiriyor. Daha kolay anlayabilmek için bir Hash hesap makinesi paylaşıyorum.  Makineye girdi yüklüyorum -Günaydın nasılsınız- yazdığımızda karşımıza çıkan çıktı yani  Hash 8a0b74c7904c345397c68ffda204c44145ca3ab827a9a5cb81d6932394ff8a0a oldu.  Sadece bir -?- işareti eklediğimizde yani çok ufak bir değişiklik yaptığımızda ise tamamen farklı bir Hash oluştuğunu görüyoruz: 67e6422360b2088b0489f8bc5829d9f273f33f17c30d11fcb2dde155bf76cf28. 

Hash’in 2 adet 6 ile başlamasını sağlamak için biraz uğraştıktan sonra bir de 3 adet 6 ile başlamasını sağlamaya çalışın. Bitcoin mantığında da aynı. Block Header yani Blok Başlığı olarak adlandırılan “girdi” sonsuz manipüle edilerek sistem tarafından o anda talep edilen “çıktı Hash”ına ulaşılır.

Bu hesaplama muazzam bir bilgisayar gücü ve enerji gerektiriyor. Öyle ki bir blok için 16 galona yakın benzin harcanır durumda ve Bitcoin madenciliği artık ufak bir ülke kadar karbon ayak izin-  bırakıyor. Bu çaba ve masraf karşılığında ise “madenciler” bitcoin kazanıyor. Ancak her 4 senede bir üretilen/kazanılan Bitcoin miktarı 50% azalıyor (şu anda 12.5 Bitcoin ve 2020’de tekrar yarılanacak) ve 2140 yılında daha 21 milyon adet Bitcoin tavanına erişilmiş olacak.  Madencilik için harcanan çaba karşılığı alınan Bitcoin miktarı ilerideki bir tarihte harcanan enerjiyi karşılamaz hale geldiğinde (veya hiç Bitcoin kazanılmadığında) ise sistem işlem ücretleri üzerinden işleyecektir.

İlk günlerin aksine artık evinizdeki PC kullanılarak Bitcoin madenciliği yapmanız olanaksız. Önce oyun bilgisayarları ardından ASIC adı verilen teknoloji kullanılmaya başlandı ve şu anda başta Çin olmak üzere dünyanın pek çok yerinde madenciler güçlerini birleştirerek “Havuzlar” oluşturmuş durumda.

Aslında Bitcoin teknolojisi içinde blok oluşturmak için madenciler bir şart değil. Ve fakat 1- işlemlerin değiştirilemez bir zaman damgası olmadığından (yani zaman damgası değiştirilip aynı bitcoin elimizden çıkmış olsa bile kullanılabileceğinden) ancak bir blok zinciri oluşturulduğunda zaman akışı da sağlanabilmiş olunuyor 2- PoW harcanan zaman ve enerji(maliyet) nedeni ile dürüst olmayan madencilerin sahte bloklar hazırlayarak sistemi bozmasını engelliyor. 

Ancak yine de bir sorun var. Yüzde 51 saldırısı olarak tanımlanan bu soruna göre Bitcoin evreni dışında bir devlet, milyarder yatırımcı vs yani çok kuvvetli bir işlemci ağı oluşturabilecek bir varlık blok zincirine saldırıda bulunarak zinciri kendi çıkarları için değiştirebilir.

Bitoin’in avantajları:

  • Paranın 3 ana fonksiyonunun yerine getiriyor. Store of value, medium of exchange ve unit of currency.
  • İşlemler tamamen anonim. Kişisel anahtarınız (Private key yani imzanız/şifreniz) ve kamuya açık adresiniz (yani bir nevi email adresiniz ) sadece rakam ve harflerden oluşuyor. Bu nedenle adresin arkasındaki ismin tespit edilmesi imkânsız.
  • İşlemler bankacılık sisteminde iz bırakmıyor. Kullanılan bir aracı olmadığından Swift tavanı veya gümrüklerde deklare edilmesi gereken 10.000 dolar gibi sınırlamalar bir anda anlamsız kalıyor.
  • Sistem güven unsuru veya bir regülatöre dayanmadığından dünyanın her yerinde aynı standartta çalışıyor.
  • Küçük şirketler veya tasarruf sahipleri çok daha düşük masraflarla işlem yapabiliyor ve hatta halka arzlarda bulunabiliyor.
  • Arzı sınırlı olduğundan merkez bankalarının politikalarından rahatsız olanlar için bir yatırım aracı. Öte yandan sistem hacklendiğinde veya hesabınıza erişiminizi kaybettiğinizde Bitcoin sonsuz uzayda kaybolduğundan aslında deflatif bir birim
  • Faiz veren kurumlar oluşmaya başladı

Bir Adım Ötesi: Ethereum Platformu

Tıpkı Bitcoin gibi Ether ve Ripple da çok hızlı bir şekilde yükseldikleri için Bitcoin ile aynı kategoride yani “dijital para” olarak görülüyor olmalarına rağmen çok büyük farklar mevcut.

Konuyu incelediğinizde karşınıza sık sık çıkacak olan bir cümle var: “Email is to the internet the way bitcoin is to blockchain” yani internet kavramı içinde email ne ise blockchain kavramı içinde bitcoin odur” Yani evrenin çok ufak bir parçası. Bu açıdan bakıldığında Ethereum sadece bir dijital para birimi değil aslında blokchain tabanlı bir platform. Yani  merkezi bir koordinatör olmaksızın veri ve “smart contract” adı verilen programların bir networkte işlenmesi ve kaydedilmesini sağlayan bir yazılım . Blockchain teknolojisini yani işlemlerin dünyadaki pek çok bilgisayarda onaylanıp, kaydedilip, replike edilmesi alınıyor ve smart contractlarla bir adım öteye taşınıyor.

Bu noktada smart contract nedir veya Ethereum neyi başarıyor konusuna  değinmekte fayda var. Çok kullanılan bir örnek üzerinden gideceğim. Arabanızı satmak istiyorsunuz ve bu işlemi bitcoin ile yapmaya karar verdiniz. Yine böyle bir alıcı da bulduğunuzda bitcoin gönderilir ve karşılığında arabanızı satarsınız. Elbette bir de noter/ ruhsat ve diğer gerekli belgeler yani işin “kamu/resmi makamlar” üzerinden yürüyen kısmı var. Ancak bu işlemlerden sonra arabanın sahipliği el değiştirebilir. Bu örnekte bitcoin sadece bankacılık sistemini bypass etti. Arabanın anahtarının kimde olduğu vs fark etmez resmi belgeler üzerinde kimin adı varsa sahibi o.

Ethereum ise farklı bir model sunuyor ? Y marka bir araba satın aldınız ve üretici firma sizin Bitcoin bilgilerinizi anahtar üzerinden güncelledi. Anahtarı sokete her yerleştirdiğinizde blockchainde var olan bilgi sayesinde arabanız ve size özel anahtarınız arasında bir teyit mekanizmasının ardından motor çalışacak. Arabayı başkasına sattığınızda blockchain’e yeni ve güncel bir block eklenecek ve artık sadece alıcının anahtarı motoru çalıştırabilecek. Teoride fiziki olarak anahtar değişimine bile gerek yok. Dikkat ederseniz teknoloji arabayı sadece sizin çalıştırmanızı sağladığından araya noter veya diğer unsurların girmesine gerek yok. Araba sizin zira zaten başka kimse çalıştıramaz (Private key kırılamaz varsayımı ile) .

Ancak bir sorun var. Alıcı bana parayı gönderse ve fakat bitcoinleri aldıktan sonra arabayı teslim etmezsem veya tam aksine araba artık alıcıya tanımlandıktan sonra bitcoinleri alamazsam? Noter veya herhangi bir resmi daire üzerinden yürümeyen bu işlemde taraflar birbirlerine neden ve nasıl güvensin? İşte smart contract teknolojisi ,yazılımı bu işe yarıyor. [Alıcının ödemesi ve benim bilgilerim versus bitcoinlerin bana geçmesi ve aracın alıcıya transferi] tek bir işlem” olarak tanımlanabiliyor. İşlem gerçekleşirse taraflar hak ettiğini alıyor, madenciler işlemi proses etmezse hiç bir şey el değiştirmiyor. Bu durumda araç sahipliği resmi makamlar üzerinden değil çok kısa bir sürede (bu da Ether-Bitcoin arasında diğer bir fark aslında) yine 6 kademeli bir blockchain/güvenlik sistemi üzerinden el değiştiriyor. Dahası aracınızı satmak için fiziken ortak bir yerde olmanıza da gerek yok. Şehir dışında, ülke dışında ve hatta uzay istasyonunda olduğunuz bir sırada bile bu işlemler gerçekleştirilebilir. Aslında şu anda da hayatımızda var olan bu sisteme daha basit bir örnek ise ofislerde var olan kahve makineleri. Para attığınızda makinenin kahvenizi vereceğini nereden biliyorsunuz? Aynı mantıkla çalışıyor. Makineye tanımlanmış olan “eğer 3 TL atılır ve enter tuşuna basılırsa kahveyi ver. Miktar 3 TL’den düşükse xx kadar daha talep et ve kahveyi verme, yüksekse xx kadar öde” kodu sayesinde işleminizde sorun çıkamayacağını biliyorsunuz.

Bu sistem pratik görünse de günümüz toplum yapısı ile henüz uyumlu değil. Zira merkezi bir otorite üzerinden yapılan işlemler size aracınız çalınsa bile sahipliğini kolaylıkla ispatlamanızı sağlıyor. Sigortalamanız veya bir kontrolde ruhsat göstermeniz vs gibi sadece bir anahtarla , şimdilik, yapamayacağınız işlemler de işin çabası. Ancak eskiden olmayan bir yöntem artık var ve hızla kabul görüyor. Yıkıcı tabir edilen teknolojiye çok güzel bir örnek.

Ethereum Bitcoin de var olan Yüzde 51 saldırısı ihtimalini ise Proof of Stake uygulaması ile aşmayı planlıyor. Yani en yüksek işlemci gücüne sahip olan değil en fazla Ether (veya bitcoin) sahibi olanların blokları düzenlediği bir sistem. Böylece sistem dışsal bir saldırıya kapatılıyor ve içten düzenleniyor. Saldırgan Ether miktarının 51%sini ciddi bir maliyete katlanarak ele geçirse bile sistemi bozması kendi servetini de vuracağından fazla bir anlam içermiyor.

Bu kaba özeti sosyal bir noktaya dikkat çekerek bitirmek istiyorum. Tıpkı finansta olduğu gibi, belki de daha şiddetli bir şekilde, çok sayıda yabancı terim kullandığımı göreceksiniz. Şayet elimizi çabuk tutmaz ve bu konulara çok ciddi bir önem vermezsek Türkçe’nin dışında kalacağı yeni ve yine İngilizce bir teknofinans dili oluşacaktır.

Şant Manukyan

Müdür | Uluslararası Piyasalar Hisse Senedi ve Türev, İş Yatırım

PAYLAŞ