Ana sayfa Yazarlar Kerem Alkin TCMB Teröre P...

TCMB Teröre Prim Vermedi, Prof.Dr. Kerem Alkin

PAYLAŞ

TCMB’nin bu yılın son Para Politikası Kurulu toplantısında, 20 Aralık Salı günü, politika faizlerinin sabit bırakılması kararı çıktı. TCMB iki nedenden dolayı doğru bir karar aldı. Birincisi, olası bir faiz artışı kararı, terör saldırılarından endişe duyulduğu izlenimi verirdi. Teröre prim vermek olurdu. İkincisi, önümüzdeki yılın ilk 3 ayında, döviz kurlarındaki dalgalanmanın enflasyona geçirgenliği konusunda net bir görüş yok. TCMB’nin kendi analizi, sepet kurdaki her yüzde 10’luk sıçramanın yıllıklandırılmış manşet enflasyona 1.5 puan yansıdığını gösteriyordu. Son 3 ay bunu gözlemlemedik. Bu nedenle, TCMB’nin ‘faiz artırımı’ kozunu en etkili olabileceği zamana ertelemesini doğru bir adım olarak görüyorum. Unutmayın, kurdaki köpük önünde sonunda sönecek.

ÖNCELİK BÜYÜME

Döviz kurlarındaki dalgalanma ön plana çıkarılarak, dalgalanmanın önüne geçilmesinin öncelikli koşulunun TCMB Para Politikası Kurulu’nun anlamlı bir faiz artışı olduğu kimi ekonomistlerce vurgulanıyor. Benim de içinde yer aldığım ekonomistler ise Türkiye ekonomisi için önceliğin büyüme olduğu konusunda ısrarcıyız. Bu nedenle, Ekonomi Yönetimi’nin büyümeyi destekleyici paketleri sürdürmesi, tüketici güvenini artıracak tedbirler kritik önemde. Üretimin desteklenmesinin istihdam açısından son derece anlamlı yönleri olduğu gibi, ekonomik aktivitenin güçlü kılınmasının kamunun vergi gelirlerinin sürdürülebilirliği açısından da önemi ıskalanmamalı. TCMB’nin büyümeyi destekleyici bir duruş ortaya koymasını eleştirenler şu noktayı atlamasın: ‘2017’de de küresel enflasyon riski yok.’

KÜRESEL ENFLASYON RİSKİ HAYLİ DÜŞÜK

2008 küresel krizi öncesindeki küresel büyüme performansı dikkate alındığında, 1.5-2 puan aşağıdayız. Bu durum, küresel tüketimdeki keyifsizliğin, küresel ticaretteki sıkıntıların üretime yansıması. Dünya ekonomisinde üretimde genel bir momentum kaybı var ise bunun küresel emtia fiyatlarına yansımaması mümkün değil. 2010 yılı fiyatları baz alındığında, 100 kabul edildiğinde, 2012 yılında 128 puan olan enerji fiyatları, 2016 yılında 55 puanı dahi gördü. Küresel petrol fiyatları 2016 yılını 43 dolar düzeyinde bir ortalama ile kapatmaya hazırlanıyor. Tarım ürünleri 2012’de 114 puan iken, 89 puana, metal ve mineral fiyatları ise 96 puan iken 61 puana gelmiş.

TOPARLANMA DEVAM EDECEK

Küresel emtia fiyatlarındaki bu trend, dünya ekonomisi açısından, 2015 yılından bu yana küresel ölçekte bir enflasyon riski olmadığına işaret ediyor. ABD, AB, Japonya ekonomilerinde toparlanmanın desteklenmesi adına, Çin’de ekonomik aktiviteyi desteklemek adına izlenen yumuşak para politikası süreci, büyük ölçüde küresel enflasyon riskinin olmamasına dayandırılarak yürütülüyor. 2017 yılı ile ilgili projeksiyonlar, küresel emtia fiyatlarında zayıf bir toparlanmanın devam edeceğini, küresel enflasyon riskinin gözlenmeyeceğini ve buna bağlı olarak, Avrupa Merkez Bankası ile Japon Merkez Bankası’nın en az bir yıl daha genişletici para politikası izleyebileceklerini gösteriyor.

Dünya Bankası’nın 2017 projeksiyonu, petrol fiyatının, ortalama 55 dolar seviyesini yakalayacağını; enerji fiyatlarının yüzde 24, tarım fiyatlarının yüzde 1.4, metal ve mineral fiyatlarının ise yüzde 4.1 artmasının beklendiğini gösteriyor. Lütfen, TCMB’yi ‘enflasyonu ihmal ediyorsun’ diye saçma sapan eleştirmeyin.

‘EKONOMİ KALKANI’ İÇİN ÇALIŞMALIYIZ

Dünya siyasetinde, küresel dengelerin yeniden pozisyonlandığı bir ortamda, Türkiye’nin üzerindeki ‘basınç’ sürekli artırılıyor. Türkiye ise, Atlantik ile Pasifik arasında süregelen yeni rekabet sürecinin tam sıklet merkezinde yer alan bir ülke olarak, çok taraflı, Atlantik ile Pasifik arasında ‘köprü’ görevi görebileceği, ‘diyalog’ kanalını etkili kılacak, bir pozisyon adına yükselişini sürdürüyor. Bu yeni pozisyon, Türkiye’ye uluslararası ticarette yerel para birimlerinin kullanılması, küresel ölçekte bir lojistik ve ulaştırma kavşak noktası olma, bölgesel enerji koridoru profili ve İstanbul’un bölgesel bir finans ve ticaret merkezi olması adına önemli misyonlar yüklüyor.

Türkiye, bu yeni pozisyonun gerektirdiği tüm mega projeleri, üzerindeki tüm basınca rağmen, tüm ‘vahşi’ saldırılara rağmen, kararlılıkla yürütüyor ve birbir hayata geçiriyor.

 

KAYNAK: İTO HABER

PAYLAŞ