Ana sayfa Yazarlar Enver Erkan Enver Erkan: ...

Enver Erkan: Piyasalarda Trump “Ters” Rüzgarı Esiyor…

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray’ın 20 yıllık ABD Merkez Bankası’nın bağımsızlığına saygı kapsamında para politikasına ilişkin yorumlardan kaçınma geleneğini kırdı ve Fed’in faiz artırımlarını eleştirdi. Bir ABD Başkanı’nın para politikası hakkında yorum yapması elbette ilk değildir; ancak son 20 yılda görevde olan Başkanlar olan Bill Clinton, George W. Bush ve Barack Obama’dan hiç böyle bir şeyler duyulmadı. Trump, Perşembe günü CNBC yayınına verdiği röportajda Fed’in borçlanma maliyetlerini artırması ve ekonomiyi potansiyel olarak yavaşlatmasının kendisini heyecanlandırmadığını söyledi ve ekonomi ne zaman büyümeye geçse Fed’in faiz artırdığını söyleyerek eleştirdi. Trump; “Bu konuda mutlu değilim. Ama aynı zamanda kendilerinin en iyi olduğunu hissettiklerini yapmalarına da izin veriyorum” dedi.

Fed, Trump Ocak 2017’de göreve başladıktan bu yana 5 kez faiz artırdı. Gelişmiş ülke merkez bankalarına hükümetlerden bir dereceye kadar bağımsızlık verilmekte, para politikası yapıcıları da politikacıların kaprislerine boyun eğmez. ABD’de de durumun böyle olduğunu biliyoruz, ancak yine de Fed, faiz artırımlarını geçerli ekonomik nedenlerle duraklatsa bile bazı kesimlerin bunu politik olarak görme ihtimali olabilir. Powell, bu hafta Kongre’ye hitaben bir konuşma yaptı ve senatörlere “şimdilik” en iyi yolun federal fon oranını kademeli olarak yükseltmek olduğunu söyledi. Fed yetkilileri bu yıl yaptıkları iki faiz artırımından sonra, iki faiz artırımı daha öngörüyor. Trump’ın Fed açıklamalarından sonra Fed opsiyonları tarafında Eylül faiz artırım ihtimali %96 olarak fiyatlanmaya devam etmekte…

Trump yönetimi altında ABD ekonomisinde ekonomik büyüme güçlenirken işsizlik oranı 50 yıldaki rekor düşük seviyelere geriledi. Fed faizleri artırırken, bir yandan da faizler halen tarihsel düşük oranda kalmaya devam ediyor. Son artırımla beraber fonlama oranı %1,7’ten %2’ye geldi ve %2 üzerindeki enflasyon etkisinden arındırıldığında ABD’de reel faizler halen ekside ve büyüme ve borçlanma için destekleyici olmaya devam ediyor. Yani Trump’ın eleştirileri biraz yersiz, gevşek mali koşullar halen kademeli bir şekilde sıkılaştırılıyor ve ikinci çeyrekte de büyümenin %4’e yükselmesi bekleniyor. Bu ABD’de uzun süredir yakalanamayan bir büyüme oranıdır.

Başkan Donald Trump, ABD’nin ithal ettiği 505 milyar USD’lik Çin malına gümrük vergisi koymaya istekli olduğunu belirtti. Trump hali hazırda 34 milyar USD’lik ilk ateşi yakmıştı, bu gibi reotirkler ise ABD ve Çin ticaret savaşını bir adım öne götürmeye aday… Çin ABD’nin 34 milyar USD’lik hamlesine karşı hemen misillemeyi devreye soktu, ancak 505 milyar USD’ye karşı farklı önlemler düşünmek zorunda kalacaklar, çünkü ABD’nin Çin’e ihracatı 130 milyar USD tutarında. İthalat hacimlerindeki bu fark nedeniyle Çin, ABD’nin bu tarz bir gümrük tarifesine aynı şekilde aynı şekliyle karşılık verme imkanı yok. Aradaki yaklaşık 150 milyar USD’lik boşluğu muhtemelen ABD ürünlerine daha yüksek gümrük vergileri uygulayarak kapatacaklar veya daha başka önlemler düşünecekler. Trump ve Xi cephesi arasındaki gerilim arttıkça piyasalar üzerindeki gerilim de artacak ve küresel ekonomiler üzerinde aşağı yönlü riskler belirginleşecektir.

Yani; Trump Çin’i ve AB’yi faiz oranlarını düşük tutup para birimlerini manipüle etmekle suçlarken ABD’nin faiz artırdığını ve USD’nin günden güne güçlendiğini, bunun da ABD’nin rekabetçi gücüne zarar verdiğini söylüyor. Oyun adil değil Trump’a göre… Ayrıca Fed’e yönelik faiz eleştirileri de devam ediyor. Fed’in politikaları sıkılaştırması, Trump’a göre şu ana kadar başardıkları her şeyi yok ediyor. Bunu söylerken de %4’ün altına düşen işsizlik oranına, artan ekonomik aktiviteye ve büyümeye güvenerek söylüyor.

Piyasalarda gerilim artıyor.

 

Ticaret Savaşları Türkiye ve Dünya Piyasalarını Nasıl Etkileyecek? Enver Erkan

Enver Erkan ABD Başkanı Trump’ın korumacı politikalarına Çin’in karşılık vermesiyle başlayan dünya ticaret savaşlarının olası sonuçlarını tartışıyor, dünya ve Türkiye piyasalarına olan etkilerini anlatıyor. 02.07.2018

 

Enver Erkan: Ticaret Savaşları Endişe Verici Bir Yöne Doğru Gidiyor…

11.07.2018

Başkan Trump’ın son ticaret hamlesi ile birlikte ABD – Çin ticaret ilişkileri endişe verici bir yöne doğru gitmektedir. Trump yönetimi, geniş bir ürün yelpazesini içeren 200 milyar USD’lik ithalata ek gümrük vergisi uygulama planını öne sürdü. Tarifeler, kamuoyu istişareleri sona erdikten sonra 30 Ağustos itibariyle yürürlüğe girebilir.

Çin Ticaret Bakanlığı, ABD’nin aksiyonunu “tamamen kabul edilemez” olarak nitelendirdi ve misilleme yapmak zorunda kalacaklarını açıkladı. Halen yürürlükte olan 34 milyar USD’lik ithalat için ABD’nin Çin mallarına uyguladığı tarifeye Çin adında misilleme yapmaya başlamıştı. 16 milyar USD’lik bir dilim daha gözden geçiriliyor ve yürürlüğe girecek. Çin’in ise 200 milyar USD’lik hamleye bire bir karşılık verme şansı yok, çünkü ABD’den 200 milyar USD’lik ithalatı yok.

Aradaki yaklaşık 150 milyar USD’lik boşluğu muhtemelen ABD ürünlerine daha yüksek gümrük vergileri uygulayarak kapatacaklar. 34 milyar USD’lik tarifeler ilk yürürlüğe girdiğinde asıl korkulan buydu. Trump’ın 200 milyar USD’lik gümrük duvarları tedarik zincirlerine önemli ölçüde zarar verecek ve başta Çin olmak üzere birçok ihracatçı Asya ekonomisinde de ekonomik büyüme yavaşlayabilir. Küresel ticaretteki daralma kapsamında USD’nin dolaşımı da sınırlanacağı için USD çok değerlenebilir, ki bu özellikle EM’ler açısından son derece problematik olacaktır. Üretici maliyetlerinde ise ciddi artışlar olması beklenebilir. Üreticiler maliyet artışlarını bir noktaya kadar üstlenseler bile ister istemez ilave enflasyonist tepkiler söz konusu olabilir. Her ne şekilde olursa olsun, küresel ticaret aktörlerin birbirini yok etmesine doğru gitmekte…

Çin’in ABD ürünlerine daha çok vergi uygulaması kadar olası olan diğer olası karşı hamleleri de söz konusu olabilir. Çin hükümeti turizm ve eğitim gibi iki ülke arasındaki hizmet ticaretini hedef alabilir ya da Çin’de faaliyet gösteren büyük Amerikan şirketleri için hayatı zorlaştırmaya çalışabilir.

Sonuç, ticaret savaşının kazananı yok. ABD’nin önlemleri ihracatla büyüyen ekonomileri vuracağı gibi kendi lokal endüstrisine de zarar verecek ve yavaşlamaya yol açacak.

 

Ticaret Savaşlarında Son Gelişmeler: ABD ve Çin

27.06.2018

Trump, Çin Yatırımlarına Karşı En Sert Önlemleri Uygulamayacak…

Beyaz Saray, ekonomik acil durumlar için olan ve az kullanılan bir yasayı uygulamaya koymak yerine mevcut gözden geçirme sürecini güçlendirerek ABD’deki Çin yatırımlarına karşı daha az çatışmalı bir yaklaşım sergilemeyi tercih etti; bu Trump’ın Çin yatırımlarına karşı en sert derecede önlemleri almayacağını gösteriyor. Trump’ın, Amerikan şirketlerinin fikri mülkiyet haklarının ihlal edilmesini engellemek için International Emergency Economic Powers Act (Uluslararası Acil Durum Ekonomik Güçleri Yasası) yerine CFIUS’u (Committee on Foreign Investment in the U.S, ABD’deki Yabancı Yatırım Komitesi) yetkilendirmesi konuya daha yumuşak ve geri adım atan bir yaklaşım içinde olduğunun göstergesi olarak yoruımlanabilir. Çünkü 1977’de kabul edilen Uluslararası Acil Durum Ekonomik Güçleri Yasası, Başkan’a ülkedeki yabancı yatırımlarını durdurma konusunda daha geniş yetki veriyor.

Trump’ın tercihi, Çin’in geniş çapta fikri mülkiyet hırsızlığı yaptığı iddiaları konusunda acil ve sert önlemler almak yerine Kongre ile koordinasyon gerektiren daha ölçülü bir stratejiyi desteklediğini gösteriyor. Tabii belirsiz bir çerçeve yaratacak olan acil durum güçlerinin yerine ölçülü önlemlerin gündeme alınması olumlu bir gelişmedir. S&P’nin tepkisi olumlu ve 2743 seviyesine yükseldi, ve daha da yükselmeye devam ediyor biraz risk iştahında iyileşme var. Avrupa’da alımlar %1,5’a yaklaşıyor. DXY’de durum pozitif, 95 bandına yeniden gelmiş durumda… Dolar endeksinin tekrar 95,10 seviyesine göz kırpması ile birlikte EURUSD ve GBPUSD tarafında da negatif görünüm güçlendi.

 

Ticaret Savaşı Kazananı Olmayan Bir Çıkmaz!

ABD ve Çin arasındaki dış ticaret anlaşmazlığında tansiyon, Başkan Trump’ın Çin’e yönelik 200 milyar USD’lik tarife planını açıklaması ve Çin’in de “kuvvetli,” bir şekilde karşılık vermeyi değerlendirmesiyle beraber iyice yükseldi. Hatırlanacağı gibi, Trump daha geçen hafta Çin’e karşı, 50 milyar USD’lik ithalata %25’lik tarife uygulayacağını açıklamış, Çin ise ABD’ye karşılık 6 Temmuz’dan itibaren yürürlüğe girecek gümrük tarifesiyle karşılık vermişti. Trump’ın son 200 milyar USD’lik hamlesi ile beraber ticaret savaşları önemli ölçüde alevlenecek görüntüsünde ve bundan ABD ekonomisi belki daha sınırlı etkilenecek ama Çin’in ve Avrupa’nın ekonomik küçülme anlamında daha çok etkilenmesi sürpriz olmayacaktır.

Çin ve ABD’nin ticaret savaşı küresel ekonomiyi kazananı olmayan bir çıkmaza sürükleyebilir…

İş, korumacı önlemlerin daha çok ağırlık kazandığı bir ortama doğru gidiyor. ABD’nin sanayi ürünlerine uygulayacağı ilave tarifeler Çin’in imalat sektörünü olumsuz etkileyecek ve Çin’in girdilerinin sağlandığı Güney Kore, Japonya, Tayvan gibi ekonomiler de bu durumdan etkilenecektir. Çin, GSYH büyümesinde önemli bir yavaşlama yaşayabilir. AB ve AB içerisinde özel olarak Almanya, ABD’nin Çin, Kanada ve Meksika ile ticaret hacminin azalmasından faydalanabilir konumda gibi görünüyor, ancak çelik ve alüminyum tarifelerine ek olarak ABD, Avrupa’dan ithal edilen otomobillere de ilave tarifeler uygulamaya karar verirse işin rengi değişecektir. Almanya’nın ve Çin’in ABD’ye uygulaması beklenen misilleme tarife hamleleri ise ABD şirketleri açısından negatif, çünkü Çin ve Avrupa gibi bir talep ağını ikame edemezler ve bu durum endüstriyel üretimin yavaşlamasına neden olur. Korumacı önlemlerle azalan ticaret hacmi ve yavaşlayan üretim lokal enflasyonist baskıların gereğinden fazla artmasına sebebiyet verecektir.

Çin, ABD’nin 200 milyar USD’lik tarife hamlesini karşılayamaz, çünkü ABD’de o kadar ithalat yapmıyor. IMF verilerine göre Çin 2017’de ABD’den 155 milyar USD’lik ithalat yaparken (beyaz sütun) ABD’nin Çin’den ithalatı ise (mavi sütun) 506 milyar USD olarak gerçekleşmiş. (Kaynak: Bloomberg, IMF, GCM Araştırma)

Çin, ABD’nin 200 milyar USD’lik hamlesini karşılayamaz, çünkü ABD’den o kadar ithalatı yok. Bu durumda da daha az tutarda ürün ithalatına daha yüksek oranda vergi uygulaması da bir seçenek olabilir. Muhtemelen bu ticaret savaşı büyüdükçe, iş zero sum game’den (sıfır toplamlı oyun, kazan-kaybet) çıkacak ve kazananı olmayan bir çıkmaza dönüşecek. En büyük risk, ihracatla büyüyen ekonomiler için… Küresel ticaret hacminin küçülmesi, küresel ekonomik büyümeyi de aşağı çekecektir. Şirketler de bu ortamda karlılıklarını korumada zorlanabilirler.

 

ABD’nin ticaret savaşı cepheleri: Çin, AB ve NAFTA konuları…

18.05.2018

Trump yönetiminden yapılan bir açıklama, Çin’in ABD’den ithalatını artırarak aradaki ticaret fazlasını 200 milyar USD düşürmeyi teklif ettiği yönünde oldu. Başbakan Yardımcısı Liu He’nin başında olduğu, Washington’da üst düzey görüşmeler yapan heyet, halen ticari anlaşmazlıkları çözmek için orada bulunuyor. Habere ilişkin ise net bir açıklama ABD tarafından yapılmadı; ancak Çin Dışişleri Bakanlığı; ticaret fazlasını 200 milyar dolar azaltma teklifinde bulunulduğu haberlerini yalanladı.

Çin’in (eğer doğruysa) ABD’den ithalatı artırarak ticaret fazlasını düşürme teklifi, hatırlayacak olursak ABD’nin önceki haftalarda Çin’den bulunduğu diğer taleplerle uyumlu…  Bu talepleri hatırlayacak olursak;

  • Çin, yatırım kısıtlamaları üzerinden ticareti engellemeyecek ve Çin tarafından uygulanacak her türlü yatırım kısıtlaması veya koşulları sıkı ve şeffaf olacak.
  • 1 Temmuz 2020’ye kadar Çin kritik olmayan sektörlerdeki tarifeleri düşürecek ve bu tarifeler ABD’ninkilerden yüksek olmayacak.
  • 2025 Çin Malı Projesi dahilindeki ürün ve sektörler de dahil olmak üzere ABD bazı kritik sektörlerde ithalat kısıtlaması veya tarife uygulayabilecek.
  • Çin, 2025 Çin Malı Projesi kapsamında kapasite fazlası oluşabilecek bazı ürünlerde sübvansiyonları ve hükümet desteklerini iptal edecek.
  • 1 Ocak 2019 itibariyle Çin zorla teknoloji transferine dair politika ve uygulamalarını geri çekecek.
  • Çin, ABD şirketlerinin ticari sır, entelektüel mülkiyet, işletme bilgisi, telif hakları gibi unsurlarının korunması konusunda hassasiyet gösterecek.
  • Çin, WTO nezdinde ABD ile ilgili yaptığı başvuruları geri çekecek.
  • Çin, ABD’nin uyguladığı tarifelere karşılık vermeyecek.
  • ABD’nin Çin’e olan ticaret açığı 2020’nin sonuna kadar en az 200 milyar USD düşürülecek.

ABD ve Çin arasındaki mal ticaretinde ABD’nin yıllık açığı geçen yıl 375 milyar USD’yi bulmuştu. Çin’in başta enerji, hammadde ve uçak gibi ithalatlarını ABD’nin lehine realoke etmesi gerekiyor. Bu durum aynı zamanda Çin’in ABD’ye ihracatında da önemli düşüşe neden olacağı gibi, Çin ekonomisini, ödemeler dengesi üzerinden aşağı yönlü baskılayabilir. Bu durumda da Çin’in GSYH büyüme hızını koruyabilmek için iç talebi artırması ve borçlanmayı artırması gerekebilir. Tabii para politikasını da genişletecek ve kredi büyümesinin hızlanmasını sağlayacak. Çin’in ödemeler dengesini bozulması CNY’yi değersizleştirir ve Çin’in tahvillerinin de aynı şekilde değer kaybederek faizlere yukarı yönlü baskı yapmasına neden olur.

Görsel: ABD’nin Çin ile olan yıllara göre ticaret açığı… (Kaynak: Bloomberg, GCM Araştırma)

Öte yandan, NAFTA görüşmelerinde de ilerleme sağlanabilmiş değil. Bu yüzden mevcut Kongre’den geçebilecek bir anlaşmanın sağlanabilmesi ihtimali de zaman geçtikçe azalıyor. Çünkü Cumhuriyetçiler, Kongre çoğunluklarını 2019 ile beraber kaybedebilirler. ABD, Meksika ve Kanada yaklaşık 8 aylık bir süredir anlaşma sağlayamadılar. ABD; Çin konusunda olduğu gibi Kanada ve Meksika’yı da çelik ve alüminyum ithalatında gümrük vergisi uygulama konusunda tehdit ediyor. Bu çelik ve alüminyum konusu AB açısından da önemli ve ilerleyen dönemde bu anlaşmazlık devam ederse AB ve Çin bir ortak cephe kurabilirler.

Otomobiller ve katma değer konusu başka bir önemli anlaşmazlık… Üç ülke arasındaki ticarette bir malın gümrüksüz satılabilmesi için belli bir katma değer yüzdesinin Kuzey Amerika’da yaratılmış olması gerekiyor. Otomobillerde bu oran yüzde 62,5’i buluyor. ABD yönetimi istihdamı artırmak amacıyla bu oranın yükseltilmesini ve şimdiye kadar anlaşma kapsamında olmayan otomobil parçalarında da ‘yerli üretim’ oranı aranmasını istiyor.

Bu ayın sonuna kadar bir anlaşma sağlanamazsa ABD’nin bu tarifeleri 1 Haziran’dan sonra devreye sokması mümkün. Meksika’da da 1 Temmuz’da genel seçimlerin olduğunu düşünecek olursak zaman daralıyor.

 

Çin ve ABD Arasındaki Ticaret Savaşı…

04.04.2018

ABD’nin Çin’e yönelik açıkladığı 1.300 ürünü kapsayan ve genel olarak yüksek teknolojili ürünleri kapsayan %25 ek gümrük vergisi planına Çin de karşılığını verdi. Buna göre Çin de ABD’’den ithal edilen 106 ürüne gümrük vergisi getirdi. Çin ABD’ye göre daha az üründe tarife uygulayacak gibi görünse de, toplamda faturanın büyüklüğü aynı, 50 milyar USD, yani Çin bir anlamda aynı oranda ABD’ye karşılık vermiş oldu ve karşılıklı adımlar atılarak sorunun çözülmesi olasılığını azaltıyor. Çin’in tarife getirdiği ABD malları arasında soya fasulyesi, otomobil, kimyasal madde, uçak gibi bir ürün yelpazesi var. Elbette makroekonomik ve şirketsel anlamda yansımalar söz konusu olacaktır.

Bir tarafta Çin’i teknoloji transferi gerekçesiyle suçlayan ve kendi şirketlerinin fikri mülkiyet haklarını güvence altına almayı amaçladığını söyleyen Trump, diğer yanda Trump’ın her hamlesine karşılık vereceğini gösteren bir Çin. ABD şu anki haliyle dış ticaretteki en memnuniyetsiz ülke konumunda. Bir tarafta Çin’e karşı korumasını artırmak isterken, bir yandan da kendi şirketlerinin büyümesini, kar etmesini sağlamak istiyorlar. Çünkü Çin bu “teknoloji transferi”ni çok daha ucuza mal ediyor ve ucuz işçilik maliyetleri de bunun üzerine eklendiğinde gümrük tarifesi eklenmemiş bir Çin malı ABD piyasasında daha ucuz olabiliyor. Aynı şey, başka ürünler için de geçerli. Mesela çok yüksek beygir gücüne sahip ve ciddi yakıt tüketimi yapan Amerikan otoları yerine yakıt tasarrufunu daha çok yapan Japon otolarının Amerikan yollarında daha çok görünmesi gibi… Veya Avrupa mallarının… Ki, Trump bu noktadan sonra belki Almanya’nın da peşine düşebilir.

İlk görselde Dünya Ticaret Örgütü (WTO) nezdindeki anlaşmazlıkların, şikayetlerin sayılarını görüyorsunuz. ABD’nin en çok Çin, Avrupa Birliği, Kanada, Hindistan, Japonya, Güney Kore ve Meksika’yı hedef aldığını görüyoruz. Önümüzdeki hafta NAFTA görüşmeleri de risk taşıyor mesela, ABD’nin birlikten çıkış tehditlerini sürdürmesi küresel ticarete zarardan başka bir şey getirmez gibi ve ABD’nin hamlelerinin mutlaka karşılık göreceğini de Çin misillemelerinden görme şansımız olacak. Özellikle bu konuda Çin ile ortak tavır takınan Avrupa’dan endişeli olabiliriz. Bu arada Çin’in WTO’ya ne kadar şikayet edildiğini bu görselden gösterelim; tahmin edildiği üzre Çin’den en memnuniyetsiz olan ABD…

ABD’den soya ithalatına Çin’in getirdiği tarifelere bakacak olursak; bu durum hangi ülkeyi nasıl etkileyecek, buna bakalım. Dünya soya üretiminin liderleri;

  • 1) ABD (108 milyon metrik ton)
  • 2) Brezilya (86,8 milyon metrik ton)
  • 3) Arjantin (53,4 milyon metrik ton),
  • 4) Çin (12,2 milyon metrik ton),
  • 5) Hindistan (10,5 milyon metrik ton),
  • 6) Paraguay (10 milyon metrik ton),
  • 7) Kanada (6 milyon metrik ton),
  • 8) Ukrayna (3,9 milyon metrik ton),
  • 9) Bolivya (3,3 milyon metrik ton) ve
  • 10) Uruguay (3,2 milyon metrik ton) olarak sıralanıyor.

Bu noktada Çin eğer soya ithalatını toplamda azaltmazsa bu diğer pazarlarla ABD ithalatının ikame edilmesi ihtimalini ortaya çıkaracaktır. Bu durumda en avantajlılar Brezilya ve Arjantin gibi durmaktadır. Yani Çin bu faturayı ABD’ye değil başka ülkelere ödemeye devam eder. Brezilya ve Arjantin’in üretim kapasiteleri ABD’ye göre daha sınırlı olduğundan ABD ürettiği fazla soyayı başka ülkelere satabilir.

Soya fiyatları bu durumdan derinden etkilendi tabii; genel olarak tarım emtia grubunda da geçiş etkisinden aşağı yönlü baskı oluştu. Sanayi metalleri de “tarife” gerginliğinden düşüşte, zaten daha öncesinde ABD’nin çelik ve alüminyum ithalatına vergi getirmesi önemli bir negatiflikti. Soya fasulyesi fiyatı Şubat seviyelerine doğru gerilemiş durumda.

Topyekün bir ticaret savaşının bizim ülke ekonomimize etkisi bakımından SN. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in Twitter’da paylaştığı ticaret açıklığı (ihracat ve ithalat toplamının GSYH’ye oranı) oranlarını veriyoruz. Bu oranın en yüksek olduğu ülkelerin ticaret savaşlarından daha olumsuz etkileneceği gibi bir sonuç çıkartabiliriz. Türkiye bu sıralamada altlarda yer almaktadır. Dünya ortalaması %90,6 iken bizde bu oran %49,3’tür. Yani bu yaklaşımdan çıkan sonuç, Türkiye’nin böyle bir durumda sınırlı etkileneceği şeklindedir.