Ana sayfa Vergi Holding Merke...

Holding Merkezi Uygulaması Türkiye’ye de Getiriliyor, Osman Arıoğlu

PAYLAŞ

hesap-vergi-03Maliye Bakanı Naci Ağbal, bir gazeteye verdiği röportajda, vergi ile ilgili önemli düzenlemelerin yer aldığı bir paket konusunda bilgiler aktarmış. Bu düzenlemelerin içerisinde iş hayatını kolaylaştıran, özellikle damga vergisi yükünün bazı alanlarda sadeleştirilmesini sağlayan hususlar olduğu gibi, Türkiye’ye yabancı sermaye çekmeye yönelik öteden beri Hollanda’da uygulanan ve holding merkezini bu ülkede tutanlar için kâr dağıtımında vergi yükü avantajı sağlayan uygulamanın bir benzerinin Türkiye’de de uygulamaya konulacağını belirtmiş. Biz bu uygulamayı önemli buluyoruz. İstanbul’un finans merkezi haline getirilmesi bakımından finans üzerindeki vergi yüklerinin azaltılması da son derece önemlidir.

Vergi gelirleri içerisinde anlamlı bir paya sahip olan damga vergisi uygulaması öteden beri haklı olarak da en fazla eleştiriyi alan bir uygulama durumundadır. Bu verginin kayıt dışılığı teşvik edici mahiyette bir rol üstlendiği eleştirisi en yoğun olanlarından biridir. Bunun yanında finans sistemi üzerine de yük bindirdiği ve yatırım ortamını bozucu etki yarattığı gerekçesiyle zaten birçok alanda istisna getirilmiş olan bu vergiye Bakanın açılamasına göre biraz daha sınırlama getiriliyor. Belki de burada tam olarak ifade edilmemiş olmakla birlikte, birden fazla örnek için tek vergi alınması aşamasına gelinmesi en doğru yaklaşımlardan biri olacaktır. Zaten açıklamada da her imza sahibinden ayrı ayrı vergi alınmayacak denilmek suretiyle sanki bu yönde bir adım atılma emaresi gözlenmektedir. Bu alanda damga vergisinde yapılacak çok iyileştirme olduğunu ve Bakanlığın bu konuya ilişkin özellikle Bankalar Birliği ile de bir çalışma yürüttüğünü biliyoruz.

Maliye Bakanı’nın açıklamasında, kurumlar vergisi ile ilgili olarak holding merkezi uygulaması benzeri bir düzenlemeye teşvik getirilmesinin yanında, yurt dışına verdiği hizmetler, kazancının yüzde 85’ini oluşturan şirketlerden de kurumlar vergisi alınmayacağını belirtiyor. 2015’te yapılan bir düzenleme ile zaten yurt dışı hizmet ihracı gelirlerine kurumlar vergisinin yarı yarıya uygulanacağı getirilmişti. Bu uygulamanın kapsamını bir adım daha ileri götüren bir uygulamanın ilave edileceğini anlıyoruz.

Söz kurumlar vergisine gelmişken, bu köşede daha önce de dile getirildiği üzere grup şirketler için kurumlar vergisinin konsolide bilanço üzerinden alınması uygulamasının da birçok sorunu otomatik olarak çözebileceğini bir kez daha hatırlatalım. Ayrıca sanki daha önce gözden kaçmış olduğuna inandığım ve mevcut haliyle sermaye birikiminde yeterli etkiyi sağlayamayacak olan alt yapı gayrimenkul yatırım ortaklıklarından elde edilen iştirak kazançlarının genel prensip olan iştirak kazançları istisnası dışında bırakılması uygulamasının da bir an önce düzetilmesinde büyük yarar vardır. Vergi uygulamasında temel prensip eğer tam mükellef kurumlar için iştirak kazançları istisnası ise bu gelirin elde edildiği tam mükellef kurum bünyesinde vergilenip vergilenmediğinin bir önemi olmamalıdır. Önemli olan, bu kazancın gerçek kişiye dağıtımında da yine genel prensibin yani stopaj uygulamasının korunmasıdır. Biz bu ayrıntıyı önemsiyoruz; zira vergi kanunlarında mantık bütünlüğü ve sadelik uygulama etkinliği bakımından önemlidir. Bu nedenle son derece kolayca tasarı içerisine eklenebilecek bu husususun yine gözden kaçırılmaması için altını tekrar çizmek istedik.

Bakanın açıklamasında daha birçok husus var. Ama biz şimdilik bunların altını çizmekle yetinelim. Tasarı kamuoyuna açıklandığında üzerinde elbette daha sağlıklı değerlendirme ve öneride bulunabileceğiz. Şimdilik önemli olanın mali disiplini bozmadan vergi sisteminde yatırım ortamını daha da iyileştirici düzenlemelerin büyük yarar sağlayacağını belirtmekle yetinelim.

PAYLAŞ