Ana sayfa Raporlar Forex Raporları Görmek İsteme...

Görmek İstememek Sorunların Ortadan Kaybolmasını Sağlamıyor, Eren Can Ümüt

Küresel piyasalarda görülen coşku ile BİST100 endeksinde pozitif fiyatlamaların devam ettiğini görmekteyiz. Bu sayede endeks geçtiğimiz hafta en yüksek 98.800 seviyesini test etti. Aslına bakarsak piyasalarda şiddetli bir yükseliş hareketinin yaşanmasını gerektirecek ölçüde net bir gelişme yaşanmış değil. Tam tersi; finansal piyasalarda belirsizliğin oluşmasını sağlayacak gelişmelerin son dönemde arttığını görüyoruz.

Özellikle Trump kaynaklı gelişmeler ön plana çıkması dikkat çekiciydi. ABD Başkanı olarak seçilmesinin ardından vaat ettiği genişleyici maliye politikaları nedeniyle piyasalar özellikle hisse senedi endeksleri öncülüğün keskin ölçüde pozitif fiyatlamalar gerçekleştirdiler. Bir nevi Trump’ın seçimleri kazanmasını seçim öncesi kimsenin aklına gelmeyecek derecede kutladı. Bu sayede ABD endekslerinde hemen her gün yeni rekorların oluştuğuna yönelik haberler okumaktaydık. Yalnız, Trump’ın önce Obamacare olarak bilinen sağlık reformunu iptal edememesi sonra ise Rusya’ya IŞİD hakkında gizli bilgileri vermesi ve FBI Başkanı’nı görevden alması ile gelişen süreç Trump’ın azledilerek görev süresini tamamlayamayacağı beklentilerini oluşturdu. Ayrıca Cumhuriyetçilerin desteğini bira daha kaybederek ekonomik büyümenin hızlanmasını sağlayacak olan vaatlerini gerçekleştirme olasılığı tehlikeye girdi. Tüm bu gelişmeler endekslerde hafif geri çekilmeleri beraberinde getirse de piyasada ki pozitif havayı bozmaya yetmedi.

Trump kaynaklı gelişmeler ve FED’in politikalarını dikkatle takip etmemizin yanında piyasaların moralini bozma potansiyeli bulunan riskler henüz masadan kalkmış değil. Kısa vadede de kalkacakmış gibi görünmüyor. Hatta sinsi bir şekilde büyümeye devam ediyor. Piyasanın gündemini bir dönemde bir hayli meşkul eden Kuzey Kore, füze denemelerine devam ederken ABD’nin bu konuda esli tepkisinden uzak görüntüsü piyasalarda rahatlamayı beraberinde getirmiş olabilir. Fakat bu düşüncenin yanlış olduğunu ve Kuzey Kore’nin hala en önemli risklerden birisi olarak sayılması gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle dün ABD’de bölgeye 3. Uçak gemisini de gönderdiği haberleri piyasanın pek dikkatini çekmemiş gibi duruyor.

Piyasanın şimdilik gözlerini kapattığı bir diğer konu ise Brexit… 8 Haziran’da İngiltere’de gerçekleştirilecek seçilerde Başbakan May’in Muhafazakar partisi ile muhalefette bulunan işçi partisinin arasındaki oy oranı farkı YouGov anket şirketin göre 5 puan daraldı. Genel seçimlerde muhafazakar partinin yeniden seçimleri kazanması beklense de Brexit konusunda ‘Hard Brexit’ olarak bilinen daha zorlu ve siyasi çatışmaya açık bir süreç yüksek sesle dillendiriliyor. Dolayısıyla sterlinde son zamanlarda görülen yükseliş hareketi sorgulanmalı.

Suriye konusu ise yurtiçi piyasalar adına en büyük riski teşkil ediyor. Geçtiğimiz haftalarda ABD Başkanı Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerçekleştirdiği toplantıda ABD’nin ypg konusunda geri adım atmadığını gördük. Dolayısıyla siyasi ve askeri boyutta Suriye’ye yönelik risklerin devam ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Petrol fiyatlarına yönelik olarak OPEC’in üretim kesintisini 9 aylık ek süre uzatımı kararına rağmen petrol fiyatlarında aşağı yönde baskının oluştuğunu gördük. Özelikle süre uzatımının yanında üretim miktarında da daralmaya gidilebileceği beklentilerinin karşılanamaması satış baskısının önemli nedenlerinden birisi olarak gösterilmekte. Biraz daha orta – uzun vadede düşünürsek ABD’de üretim miktarındaki artışa bağlı olarak stokların genişlemeye devam etmesi zaten petrolde çok keskin yükseliş beklentilerinin önüne geçmekteydi. Türkiye her ne kadar petrol fiyatlarının zayıf seyrinden makro bazda olumlu etkilenen bir ülke olsa da GOÜ piyasalarının negatif etkilenme ihtimali bir hayli yüksek. Böylelikle GOÜ sepetine yönelik satışların spesifik bir durum olmadığı müddetçe ülke ayırmamakta. Bunun örneklerini petrol fiyatları sert düşerken geçtiğimiz yıllarda sıkça gördük.

AB ekonomilerinde ise toparlanma devam ediyor.  Özellikle Euro Bölgesi PMI verilerinin 2016 yılının son çeyreğinden bu yana yukarı yönde ivmelenmesi AB ekonomilerine yönelik olumlu görüşlerin artmasını sağlamakta. Bu durumu ECB’nin de izlediği bir gerçek. Ekonomide olumlu görünümün sürmesi durumunda Aralık 2017’de sonlanacak olan varlık alım programının uzatılmaması ve hatta 2018’de faiz artırım adımlarının tartışılmaya başlanması FED’den sonra ECB’nin de likiditeyi kısması anlamına geleceği için piyasalarda oluşacak reaksiyon ilk anda olumlu olamayacaktır. Kısa vadede bu durumda TL’ye yönelik carry trade akımlarının önünü kesebilir. Böylelikle TL üzerinde değer kayıpları oluşabilir. Fakat en büyük ticaret ortağımızın ekonomisinde yaşanan güçlü toparlanma orta ve uzun vadede Türkiye ekonomisine pozitif yansıyacak bir durum olarak kabul edilmeli. Tabii AB ile olan siyasi ilişkilerimizin hızla düzelmesi kaydıyla… Yalnız ECB’nin politikasına yönelik şimdiden konuşmak erken. Zaten ECB Başkanı Mario Draghi’de son konuşmasında para politikası duruşunda değişim beklemek için erken olduğunu söylemesi önemliydi. Yalnız para politikasına yönelik değişim beklentilerinin 2018 yılı üzerinde yoğunlaşması nedeniyle Draghi’nin yaptığı açıklamayı sürpriz olarak değerlendiremeyiz.

Çin ekonomisine yönelik endişeler şaşırtıcı derecede göz ardı ediliyor. Özellikle hafta içerisinde kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s ‘in Çin’in aşırı borçlu yapısından dolayı notunu düşürmesine rağmen. Toplam borç yükü gayri safi yurt içi hasılanın 2.74 katına ulaşmış durumda. Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi ve en büyük gelişmekte olan ülkesinin notu düşüyor ve piyasa buna olumsuz reaksiyon vermiyor!!  Tek başına bu gelişme bile piyasanın bardağın dolu tarafını görme çabasını bize yansıtıyor. Fakat görmek istememek sorunun ortadan kaybolmasını sağlamıyor.

Peki, piyasalarda yaşanan olumlu fiyatlamalar devam eder mi? Teknik görünümde bozulma henüz yok. Hani pozitif havanın devam etme ihtimali henüz canlılığını koruyor. Fakat risklerin masadan kalkmadığını da söylemek gerekiyor. Teknik olarak pozitif hava oluşsa da temel gelişmelerin bu denli bir yükseliş için yeterli desteği sağlayabilecek güçten yoksun olduğunu düşünüyoruz. Evet, piyasa daima haklıdır. Evet, trendler yatırımcının arkadaşıdır. Fakat tedbiri de elden bırakmamak gerekiyor.