Ana sayfa Raporlar Ekonomi Raporları ve Gelişmeleri Türkiye Ekono...

Türkiye Ekonomisi Üzerindeki İktisadi Sorunlar, Serhat Yıldız

PAYLAŞ

serhat-yildiz-01Büyüme: TCMB yeni dönem raporları, başkanın açıklamaları ve özellikle Moody’s ile yakın dönemde tekrar tekrar vurgulanan büyüme kaygısı, GOÜ arasında TL’nin pozitif ayrışması için büyük engel oluşturuyor. Kalkınma Bakanlığı orta vadeli program hedefine göre potansiyel olarak yüzde 5 büyüme ihtiyacı duyan ekonomimiz 2. Çeyrek yüzde 3.1’lik büyümesi ve yılın devam eden sürecinde etkisini göstermesi beklenen turizm sektör gelirleri, Rusya ve ülke içi “terör” gündemiyle sekteye uğrama beklentisiyle büyüme konusunda ekonomimiz bu yılı pekte iyi kapatacağa benzemiyor. Meselenin çözümü ile ilgili görüşlerimi yazının ilerleyen bölümünde paylaşacağım.

Yüksek enflasyon: Tüm ekonomik verileri incelerken kişisel olarak ben hep iyi-kötü her geçiş sürecinin nedenlerini sorgulamaktan ve böylece çözümlerin yada problemlerin kalıcı olup olmayacağını düşünmekten yanayım. Şunu demek istiyorum; eğer nedenleri sorgularsak problemleri kalıcı çözme adımlarını bulabiliriz ve bunu başarabilirsek daha “saptanabilir” daha popüler bir söylem ile daha “istikrarlı” bir ekonomiye sahip olabiliriz. Bu saptanabilirlik sağlanabilirse hem yurtiçi talep hem de yabancı yatırımcı açısından ülke görünümü pozitif etkileyecektir. Konumuza dönüyorum, 2001 krizi sonrası rakamsal olarak çözüldü gibi gözüken ama ne hikmet ki son 3 yılın ortalaması 8.1 olan enflasyon ekonomi için iktisadi bir problem teşkil ediyor. Yine çözüm ile ilgili görüşlerimi ilerleyen bölümlerde paylaşacağım.

Cari açık-bütçe açığı: Bu konunun detaylarına indiğimizde yapısal ve kısa vadeli çözülmesi zor bir problem ile karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum. Basit mantık; ürettiğimizden fazla tüketirsek dış açık olur, bu cümle bir miktar tasarruf çağrışımı yaptığı için konuyu ithalat-ihracat dengesi üzerinden incelemek istiyorum. Eğer büyüme büyük miktarda bir ekonomide iç talep durumuna bağlıysa ve ithalat miktarı ihracattan büyük ise hem dış açık oluşacaktır, hem de büyümede aslında büyük anlamda bir sorunsala bağımlı olacaktır. Şimdi yazının bu kısmına kadar bahsettiğim başlıkların çözümünü beraber incelemek istiyorum.

Cari açık-bütçe açığı meselesinin ihracat seviyesinin iç talep canlı tutularak artırılması ile çözüleceğini bununda kısa vadeli “yüksek kur” ile çözülemeyeceği yüksek kur ile sadece bir anlamda sorunun vadesi ertelenebileceğini, esas çözümün; (a) ithal edilen malların içlerinde yurtiçinde üretilmesinin maliyet açısından uygun ve yatırımın hızlı yapılıp reel ekonomiye katkısının kısa vadede görülebilecek olanlarının ülke içerisinde yatırım yapılarak üretilmesi görüşündeyim. Böylece hem ithal edilen miktar azalacak dolayısıyla ihracat etkisi ön plana çıkacak ve iç talep ülke içerisinde yapılan yatırım ile karşılanacağından hem açık kapanacak, büyüme pozitif etkilenecek, enflasyon dizginlenecek, ve bence en önemlisi istihdam sağlanacak ve işsizlik azalacaktır. (b) Aslında meselenin tamamen ithalatı azaltmaya odaklanarak değil de, önce iç talebi ülke içi yatırımla karşılayarak ve bununla beraber ihracatı verimli seviyelere çekerek çözmeye odaklanarak toparlanabileceği aşikar. Konuyu çok karmaşıklaştırmaya gerek yok. Kişisel görüşüm madem ihracat yapmak istiyoruz, benzer ülke ekonomilerinde örnekleri çok olan teknoloji üretme meselesine yoğunlaşmamız gerektiği kanısındayım. Dünyanın en büyük şirketlerini incelediğimizde ya enerji üretmeli yada teknoloji üretmeli gerçeğine dayanıyor konu. Petrol kaynakları olan bir ülke olmadığımızdan (en azından şimdilik öyle biliyoruz) ülke olarak eksiğimiz olan teknoloji üretme, marka yaratma hamlelerine yoğunlaşmamız gerektiğini düşünüyorum.

Tasarruf: Düşük tasarruf meselesini uzun süredir Türkiye’de güncel tartışmalarda sıkça duyuyoruz. Aslında büyüme, enflasyon, cari açık gibi problemleri incelerken düşük tasarruf oranını da bu konulardan bağımsız düşünmek imkansız. Konunun özü, iç tasarrufların GSYH oranının yatırımların GSYH’ya olan oranından düşük kalması ve böylece yukarıda irdelediğimiz cari açık problemini yaşamamız, ihracat ile uyumsuz ithalat seviyemiz ise tasarruf meselesini ayrıca incelememizi gerektiriyor. Malezya gibi benzer ekonomilerde gördüğümüz yüksek tasarruf oranı ve büyüme oranı korelasyonu Türkiye açısından da istikrarlı büyüme için önem arz ediyor ve meselenin sonucu olarak ithalat yapma zorunluluğu yani daha açık bir dille dış borçlanma zorunluluğu özellikle FED’in faiz artırım sürecinde yabancı sermaye maliyetinin de yükselme isteği içerisinde olduğundan yakın süreçte çözülmesi gereken önemli problemlerden biri olarak çözülmeli.

Teşvik: Pek dillendirilmeyen ama fark yaratan unsurlardan biri olduğunu düşündüğüm, halk arasında sadece “tarıma teşvik” olarak bilinçaltımıza kazınmış bu meselenin aslında global bir çarpışma aracı olduğunu unutmayalım. Şimdi yazının bu bölümüne kadar bahsettiğim, kendi penceremden gördüğüm problemleri birleştirerek teşvik kavramının konuların çözüme nasıl destek vereceğini anlatmak istiyorum. Cari açığı düşürme odaklı, yani aslında ekonomiyi dışa bağımlı halden kurtarma amaçlı ithal ettiğimiz ürünlerden “belirli kriterlere göre” uygun olanları ülke içerisinde üreterek, maliyet açısından destek vermek amacıyla uzun vadeli istihdam, ihracat yani büyüme kalemlerini destekleyecek ürünlerin yatırımını teşvik ederek iyileşmeye pozitif katkı yapılabileceğine odaklanmalıyız. Burada teşvik konusu bir sürü alt başlık ile anlatılabilir, özellikle vergi indirimi hatta sıfır vergi ile konu mikro seviyede tüm halka yayılabilir.

Yatırım ortamının iyileştirilmesi: Tüm iktisat politikalarının yanında yerli ve yabancı yatırımcı açısından yatırımın özendirilmesi için en büyük teşvik hamlesinin yatırım ortamının iyileştirilmesi olduğunu düşünüyorum. Suriye’de fiziki olarak bulunan Türk ordusunun, çok siyasete girmemek açısından detaylandırmak istemediğim 15 Temmuz ve öncesinde başlayıp devam sürecin, ülkenin doğusunda yoğun olarak süren terörün ve birçok sürekli değişen ülke gündemiyle iç piyasanın yatırımcı açısından pekte iyi bir izlenim vermediği düşüncesindeyim.

 

Serhat Yıldız

Twitter @yildizserhat

 

PAYLAŞ