Ana sayfa Raporlar Ekonomi Raporları ve Gelişmeleri Milli Gelir R...

Milli Gelir Revizyonu – Türkiye’nin Gizli Zenginlikleri, İş Yatırım

PAYLAŞ

İş Yatırım – Odak Noktası – Milli Gelir Revizyonu

Türkiye’nin Gizli Zenginlikleri

Gelişmekte olan ülkelerde uzmanlaşmış stratejist bir arkadaşımız açıklanan makro veriler Türkiye ekonomisinin gücünü anlatmak için yeterli değil. Türkiye’nin gizli zenginliklerini anlamak için mikro verilere – hane halkı ve şirketler kesimine- daha yakından bakmak lazım derdi.

Türkiye ekonomisi ile ilgili mikro verilere erişimimiz maalesef halen yeterince iyi değil. Ancak Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) makro verilerin kalitesini iyileştirmek adına önemli işler yapıyor. İki hafta önce yayınlanan ve piyasalarda kuşkuyla karşılanan ulusal hesaplar bunun iyi bir örneği.

Ulusal hesaplar modern ekonomik istatistiğin merkezinde olup bir ekonominin durumunu özetlemek ve analiz etmek için kullanılan en önemli veri setidir. TÜİK daha önce anket yöntemi kullanarak tahmin etmeye çalıştığı milli geliri artık idari kayıtlar ve büyük veriyi kullanarak daha iyi ölçüyor.

İdari kayıtların ulusal hesaplar sistemine entegrasyonu sayesinde daha önce anket yöntemiyle tahmini olarak hesaplanan verilere daha sağlıklı erişim sağlanmaya başlandı. Gelir İdaresi Başkanlığı verileri kullanılarak işletmelerin geçici ve yıllık beyannameleri ulusal hesaplar sistemine entegre edildi. Sosyal Güvenlik Kurumu verileri ile 2009 sonrası işgücü ödemeleri ve istihdam hesaplamaları, kamu ve genel devlet istihdamı daha doğru olarak ölçülebildi. Ayrıca BDDK kayıtları ile bankacılık sistemi ve hane halkı harcamalarına dair detaylı istatistik üretimi sağlandı.

Milli gelir hesaplamasında dikkat çeken diğer önemli değişiklik 2002’de yapılan arz, kullanım ve girdi-çıktı tablolarının 2012 yılı itibariyle güncellenmesi oldu. Milli gelir hesaplamalarının temelini oluşturan güncel tablolar ekonominin yapısal analizi ve planlaması, talep yapısı, fiyat ve maliyet, ithalat ve ihracat, yatırımlar ve verimlilik gibi birçok detaylı analizin yapılmasına imkân verecek.

Yapılan değişiklik bunlarla sınırlı değil. Daha önce sadece üretim ve harcamalar yöntemiyle tahmin edilen ulusal hesaplar artık gelir yöntemiyle de hesaplanıyor. Bu sayede kurumsal sektörlerin-çalışanların, şirketlerin ve devletin milli gelirden aldıkları pay hesaplanabiliyor. Gelir dağılımının yıllar itibariyle değişimi görülebiliyor.

Yeni hesaplama yöntemi uluslararası standartlara daha uygun olmasına ve ölçüm hatalarını azaltmasına rağmen piyasalarda şüpheyle karşılandı. Yöntem değişikliğinden ziyade sonuçlarla ilgilenen piyasalar 1998 ve 2009 bazlı serilerin arasında son üç yılda %15-%20 arasında değişen seviye farklarını ve 2009 sonrasında ortalama büyüme oranında 1,9 yüzde puan artışı inandırıcı bulmadı.

Piyasalarda merak yaratan diğer konu da 2009’un (büyümenin eksi olduğu yıl) referans yıl seçilmesinin sonraki yılların büyümesini yukarı çekip çekmediği. Bu endişenin yersiz olduğunu belirtelim. Yeni sistemde büyüme sabit fiyatlar yöntemi yerine zincirleme hesap yöntemi ile yapılıyor. Avrupa Birliği dâhil birçok ülkenin kullandığı bu yöntemde hacim endeksi önceki yılın fiyatları ile yapıldığından seçilen yılın sonraki dönem büyümeleri üzerinde etkisi olmuyor.

Yeni serideki en büyük değişimlerden biri de tasarruf ve yatırım oranlarındaki ciddi artış. TÜİK’in yaptığı sunuma göre yatırımdaki artışın en önemli nedeni inşaat sektörü katkısının daha doğru ölçülmesi. Sektörün katma değerinin milli gelir içerisindeki payında 2009 sonrasında ortalamada görülen 3 puanlık artış ilgili dönemde yatırımların 7 puan yükselmesini sağlıyor. Her ne kadar bu durum artışın sebebini açıklasa da yatırımların kalitesi konusundaki endişeleri gidermeye yetmiyor.

Özetle, bir gecede zengin olduk benzeri atılan şüpheci başlıklara rağmen Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan ulusal hesaplar verisinde yeni ve eski seri arasındaki farkları gerçekçi buluyor ve yeni serinin Türkiye’yi daha iyi anlattığına inanıyoruz.

Ancak yeni seride büyüme hızının 2011 yılından sonra neden bu kadar yüksek olduğu konusunda tatmin edici bir açıklama bulamadığımızı belirtelim. 2013 yılında karşılaşılan dışsal şoklara ve işsizlikteki artışa rağmen büyüme neden hızlanıyor? Yeni seride Türkiye’nin büyüme volatilitesi neden bu kadar artıyor? Bu ve benzeri soruların cevaplanması için Türkiye İstatistik Kurumu uzmanlarına önümüzdeki günlerde çok iş düşüyor.

Serhat Gürleyen, CFA

İş Yatırım Menkul Değerler A.Ş.
Direktör | Araştırma

Muammer Kömürcüoğlu

İş Yatırım Menkul Değerler A.Ş.
Ekonomist | Araştırma

PAYLAŞ