Ana sayfa Raporlar Ekonomi Raporları ve Gelişmeleri Fed Sonrası F...

Fed Sonrası Fiyatlamalar ve TCMB, Dr. K. Dağhan Gökçe

PAYLAŞ

FED beklendiği üzere Aralık toplantısında 25 baz puan artışa gitti. Önemli olan konunun ileriye dönük projeksiyonlardaki öngörüler olduğunu geçen hafta yazmıştık. Bu bağlamda 2017 senesine ait faiz artırım hızı piyasa beklentisi olan 2 seferden 3 sefere çıkarılmış durumda. Piyasanın tepkisi ise geçtiğimiz sene Aralık ayındaki ilk artırım sonrası tepkiye oldukça benziyor. Hatırlanacağı üzere 2016 yılı için FED 4 adet faiz artırımı hesaplarken seneyi 1 adet artırımla kapatıyoruz.

Önemli nüans farkı ise 2016 yılı için FED aşağı yönlü risklerde petrol ve Çin konusunu ön plana taşırken, bu sene hemen hemen hiçbir aşağı yönlü riskten bahsetmemesi ve basın toplantısının Trump ve genişlemeci maliye politikası üzerine odaklanması.

ABD’nin dünyanın genelinden bu şekilde ayrışmış değerlendirilmesi alışık olmadığımız bir duruş değil. 2013 Bernanke sonrası, 2014 yazı petrol şoku ve 2015 yazı Çin-Yuan gelişmeleri FED’in faiz artırımlarında beklenenden daha ihtiyatlı olmasını sağlamıştı, 2017 yılı için sıra bakalım nasıl bir sistemik bir gelişmede diye düşünmüyor değilim. Zira arkasında durduğum ve her fırsatta vurguladığım husus dünya büyümesinin tek taraflı değil, AB ve Çin geneline yayılmış şekilde topyekün büyüme ile gerçekleşmesi gerekliliği.

TCMB’nin ise bu esnada 2017 1.çeyrek sonuna kadar faiz konusunda sıkıntı yaşaması, FED fiyatlaması sonrası maalesef daha da problemli hale geldi. Haftalık repo faizi ile gerçekleşen enflasyon rakamlarının arasındaki fark güncel hali ile bile diğer gelişmekte olan ülkelerden ayrışmış durumda.

Kabaca haftalık repo ile manşet enflasyon farkının 130 baz puan civarında olduğu düşünülürse (Rusya ve Brezilya hariç tutulduğunda bile benzer ortalama 200-220 baz puanlar civarında diğer gelişmekte olan ülkeler ortalamasında) ve buna ek olarak 3.50 civarında ortalama oluşturmaya çalışan kurun enflasyona geçişinin 2017 Ocak ve sonrası daha da belirginleşebileceğini hesaplarsak, koridor üst bandının daha da açılması gerekliliği ortaya çıkıyor.

Buradaki üst bant artırımı ile 2017 büyüme dinamikleri ve çıktı açığı arasındaki ilişki en kritik noktalardan biri. Basit bir tahmin yapmamız gerekirse, kur hareketlerinin manşet enflasyona geçişinin %3 civarında olabileceğini 2013 Mayıs sonrası gelişmelerde görebiliriz. Bu da manşet rakamı %9’lar mertebesine taşırken, üst bant fonlamasını da yeniden %10.50 seviyelerine taşıma ihtiyacını doğurabilir. 20 Aralıktaki TCMB toplantısında bu olası faiz patikası konusunda PPK’nın nasıl bir tavır izleyeceğini hep birlikte göreceğiz. Şahsi görüşüm 50 baz puan ile bu aydan başlanarak denge noktaya gidilmeye başlanabileceği yönünde.

PAYLAŞ