Ana sayfa Haberler TCMB’de...

TCMB’den Zorunlu Karşılık Hamlesi

Merkez Bankası’ndan zorunlu karşılık hamlesi: Kredi büyüme şartı kaldırıldı, sadeleşme geldi… Enver Erkan

100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Sanal Para ile Deneyin!

27.11.2020 – Ekonomide yeni dönem algısını kuvvetlendirecek şekilde, Merkez Bankası’nın para politikasını basitleştirmesiyle başlayan süreçte “normalleşme” algısını destekleyecek kararların birer birer alındığını görüyoruz. Önceki gün BDDK, yılsonu itibariyle bankalar için uygulanan aktif rasyosunu elemine ederken, TCMB de zorunlu karşılık hamlesiyle krediye bağlanan şartların ortadan kaldırılması anlamında sürece katkıda bulundu.

Zorunlu karşılık, bankaların yerel para ve FX cinsinden Merkez Bankası hesaplarında tutmak zorunda oldukları paradır. Merkez Bankası da, bu zorunlu karşılıklara belli bir faiz öder ve buna nemalandırma denir. Merkez Bankası, kredi büyümesinin teşvik edildiği eski dönemde zorunlu karşılıklara ödenen faizlerde çeşitliliğe gitmiş ve nemalandırmayı “reel kredi büyümesi” şartına bağlamıştı. Reel kredi büyümesi şartını sağlayan bankalar, daha az oranda ZK tutarak daha fazla faiz ödemesi alabiliyorlardı. Kredi büyümesi şartını sağlamayan bankalar için de dezavantajlı bir konum oluşuyordu.

TRY zorunlu karşılık oranı, vadesiz, 1 ay ve 3 aya kadar vadeli hesaplar için %4’ten %6’ya çıkarıldı. Yabancı para zorunlu karşılık oranı, vadesiz, 1 yıla kadar vadeli hesaplarda %17’den %19’a çıkarıldı. Farklı faiz ödemeleri durumu ortadan kaldırılmış oldu, oranlar sektördeki tüm bankalara aynı uygulanacak. En önemlisi de ZK’lara ödenen faizlerin “reel kredi büyümesi” şartına artık bağlı olmayacak olması. Bankaların, kredi vermeye zorlayan düzenlemelerin kaldırılmasıyla bilanço yönetimi anlamında elleri rahatladı. Bunun yanında da, ZK oranları artırılarak daha önce daha az ZK tutan bankalar Merkez Bankası hesaplarında daha fazla TRY ve FX tutacaklar.

Ekonomi karar alıcıları, hemen hemen her gün yeni bir normalleşme adımı gerçekleştiriyorlar ve piyasanın beklentilerini karşılıyorlar. Bankaların yurtdışı türev işlem limitlerinin de tamamen kaldırılmasının sonraki aşamada gerçekleşmesini bekleriz.

 

 

Zorunlu Karşılıklar ya da Munzam Karşılık Oranları Nedir?

Zorunlu karşılıklar ya da munzam karşılıklar, mevduat toplayan bankaların topladıkları mevduatlara (faiz alacak para hesaplarına) karşılık olarak, Merkez Bankası’nda tutmaları gereken para miktarına denmektedir. Bilindiği gibi bankaların faaliyetleri arasında mevduat toplamak ve kredi vermek vardır. Bankalar mevduat ile piyasadan para toplarken bir yandan da krediler ile piyasaya para verir ve kaynak sağlar. Bankalar topladıkları mevduatların belli bir oranını Merkez Bankası’nda tutarlar, işte bu orana zorunlu karşılık oranı denmektedir.

Zorunlu karşılık oranlarının miktarı değişebilmektedir. Bu miktarlar TL ya da döviz cinsi hesaplar için, kamu ya da özel bankalar için farklı olabilmekte, para politikası kapsamında artırılıp azaltılabilmektdir. Dolayısıyla da piyasadaki para miktarı bu oranlarla ayarlanabilir ve oranlar merkez bankaları için para politikası aracı olarak kullanılabilir.

 

TCMB’den Altın Cinsi Zorunlu Karşılıklarda Değişiklik

18.1.2020 – TCMB altın cinsi zorunlu karşılıktlarda değişikliğe gitti. TCMB’den yapılan açıklamada düzenlemeye dair şu bilgiler verildi:

Parasal aktarım mekanizmasının güçlendirilmesi, finansal istikrarın desteklenmesi ve altın cinsinden tasarrufların ekonomiye kazandırılması amaçlarıyla, Rezerv Opsiyon Mekanizması kapsamında;

  • Türk lirası zorunlu karşılıkların standart altın cinsinden tesis edilebilmesi imkânı azami oranının yüzde 30’dan yüzde 20’ye indirilmesine,
  • Türk lirası zorunlu karşılıkların kaynağı yurt içi yerleşiklerden toplanan işlenmiş veya hurda altın olan standart altın cinsinden tesis edilebilmesi imkânı azami oranının yüzde 10’dan yüzde 15’e yükseltilmesine

karar verilmiştir.

Türk lirası zorunlu karşılıkların standart altın cinsinden tesis edilebilmesi imkânı azami oranının yüzde 30’dan yüzde 20’ye indirilmesi ile piyasaya 1,7 milyar ABD doları tutarında altın cinsinden likidite verilmesi ve piyasadan 4,5 milyar Türk lirası likidite çekilmesi öngörülmektedir.

Diğer taraftan, Türk lirası zorunlu karşılıkların kaynağı yurt içi yerleşiklerden toplanan işlenmiş veya hurda altın olan standart altın cinsinden tesis edilebilmesi imkânı azami oranının yüzde 10’dan yüzde 15’e yükseltilmesi ile piyasadan 0,3 milyar ABD doları tutarında altın cinsinden likidite çekilmesi ve piyasaya 2,0 milyar Türk lirası likidite verilmesi beklenmektedir. Ancak işlenmiş veya hurda altının yurt içi yerleşiklerden toplanması zorunlu olduğundan bahsedilen etki zaman içinde kademeli olarak gerçekleşebilecektir.

Banka bu tedbirle parasal aktarım mekanizmasının daha iyi çalışması ve finansal istikrarın güçlendirilmesini amaçlıyor.

TCMB’nin döviz ZK’lara komisyon uygulaması… Enver Erkan

03.01.2020 – Bloomberg HT’nin çeşitli kaynaklara dayandırdığı haberine göre; ABD Doları olarak tutulan döviz tutarlarının ABD Doları cinsinden mevduat/katılım fonu (yurt dışı bankalar mevduatı/katılım fonu hariç) yükümlülükleri için tutulması gereken tutara kadar olan kısmı üzerinden yıllık %0.025 (binde 25) oranında komisyon alınması,

Euro ve ABD Doları olarak tutulan döviz tutarlarının ABD Doları dışındaki dövizler cinsinden mevduat/katılım fonu (yurt dışı bankalar mevduatı/katılım fonu hariç) yükümlülükleri için tutulması gereken tutara kadar olan kısmı üzerinden yıllık % 0,0025 (on binde 25) komisyon alınması kararlaştırıldı.

Söz konusu uygulama, tesisi 10/01/2020 tarihinde başlayacak olan 27/12/2019 tarihli yükümlülük döneminden itibaren geçerli olacak.

Merkez Bankası bankalardan aldığı döviz zorunlu karşılıklara nema ödememeye başladığı gibi komisyon da kesecek. Yani bankanın DTH tutma maliyeti artacak, bunu da tasarruf sahibine yansıtması çok olası. Bu yapılarak DTH’lar çözülsün isteniyor. Amaç de-dolarizasyon sağlamak… Döviz piyasasında volatilite olacağı endişelerini de yansıtıyor. Bunun yatırımcının döviz tutma eğilimini keseceğini pek düşünmüyoruz. Ancak finansal sistem ile yastık altı arasında geçişi artırabilir. Sonuçta yatırımcı faiz gelirini değil, dövizin değer kazanması ihtimalini değerlendirerek DTH tutuyor.

Merkez Bankası Yabancı Para Zorunlu Karşılıklarında Değişiklik Yaptı

30.12.2019 – Merkez Bankası yabancı para yükümlülükler için ayrılan zorunlu karşılıklar oranlarını 200 baz puan arttırdı. Banka yaptığı açıklamada reel kredi büyümesini yakalayan bankaların bu yeni zorunlu karşılık artışından muaf olacağını belirtti. Merkez Bankası bu kararından sonra piyasadan US$2.9 milyar dolar daha çekmiş olacak.

TCMB, Zorunlu Karşılık Oranlarında Değişikliğe Gitti

09.12.2019 – Zorunlu karşılık oranları ve nema ödemelerini kredi büyümesi oranlarıyla ilişkilendiren zorunlu karşılık düzenlemesinde değişiklik yapıldı.

Merkez Bankası zorunlu karşılıklarla ilişkilendirilecek kredi büyümesi için yöntemi değiştirdi. Buna göre yıllık olarak dövize endeksli ve mali kesime hariç verilen birinci ve ikinci gruptaki kredilerin büyümesi TÜFE’ye göre düzeltilecek ve kredi büyümeleri reel olarak %5 ile 15 arasında olan bankaların %2 TL munzam oranlarında faydalanamaya devam edecek. Bu sınırlar dışında kalan bankalar yaklaşık %6 TL munzam oranına tabi olacaklar. Şu anki büyüme performanslarına bakılırsa kamu bankaları için daha avantajlı olmasını bekleyebiliriz. Özel bankaların bu avantajlardan yararlanması için daha fazla büyüme performansı ortaya koymaları gerekecek.

Söz konusu değişiklik Merkez Bankası Başkanı’nın yaptığı konuşmalarda dile getirilmişti ve dolayısıyla da bekleniyordu. Yapılan açıklama şu şekilde gerçekleştirildi:

Merkez Bankasının temel para politikası aracı kısa vadeli faiz oranlarıdır. Zorunlu karşılıklar ise temel para politikası aracını destekleyici, döngü karşıtı makro ihtiyati bir araç olarak esnek ve etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Bu çerçevede, 19 Ağustos 2019 tarihinde ilan edildiği üzere, Türk lirası zorunlu karşılık oranları ve Türk lirası cinsinden tesis edilen zorunlu karşılıklara ödenecek faiz/nema oranı, Türk lirası cinsi nakdi kredilerin yıllık büyüme oranları ile ilişkilendirilmiştir.

Bankacılık sisteminin güçlü sermaye ve likidite yapısı, enflasyon ve beklentilerdeki iyileşme sonucu düşen faiz oranları ve iktisadi faaliyetteki toparlanma eğilimi ile birlikte;

  • 2019 yılı ikinci yarısında başlayan kredi arz ve talep koşullarındaki olumlu görünümün 2020 yılında da devam edeceği,
  • Kredi artışının 2020 yılı enflasyon hedefi ve büyüme öngörüleri ile uyumlu ve asıl olarak Türk lirası krediler kaynaklı gerçekleşeceği

değerlendirilmektedir. Geçtiğimiz dönemde, maliye politikası ile desteklenen ihtiyatlı para politikası sonucu enflasyon eğilimi belirgin şekilde iyileşmiş, mevcut zorunlu karşılıklar uygulaması kredi büyümesini ve finansal istikrarı desteklemiştir. Ekonomideki dengelenme sürecinin bu aşamasında, kredi arzının tüketimden ziyade, üretim odaklı sektörlere yönlendirilmesini teşvik ederek finansal istikrarı destekleyecek ve bant genişliğini güncelleme ihtiyacını azaltacak bir zorunlu karşılık uygulamasının yararlı olacağı düşünülmektedir.

Bu doğrultuda, kredilerde 2019 yılında oluşan düşük baz etkileri de dikkate alınarak, mevcut zorunlu karşılık düzenlemesinde değişiklik yapılmıştır. Yeni düzenlemeye göre;

(i) Kredi büyümesi hesaplanmasında Türk lirası nakdi kredilerin reel değişimi dikkate alınacaktır.

(İİ) Yıllık reel kredi büyüme oranı, reel nakdi kredi stok değerlerinin son 3 ay ortalaması dikkate alınarak hesaplanacak, hesaplamalarda mali kuruluşlara verilen krediler dikkate alınmayacaktır.

(İİİ) Reel nakdi kredi değeri, nominal kredi tutarı ilgili dönemdeki TÜFE endeksine bölünerek hesaplanacaktır.

(iv) Yıllık reel kredi büyüme oranı;

(a) Yüzde 15’in üzerinde olan bankalar için; 2 yıl ve daha uzun vadeli ticari krediler ile 5 yıl ve daha uzun vadeli konut kredileri reel değişimlerinin tamamı büyüme oranı formülünün pay kısmından düşülerek hesaplanan uyarlanmış reel kredi büyüme oranının yüzde 15’in altında olması,
(b) Yüzde 15’in altında olan bankalar için; 5 yıl ve daha uzun vadeli konut kredileri dışında kalan bireysel kredi reel değişiminin %50’si büyüme oranı formülünün pay kısmından düşülerek hesaplanan uyarlanmış reel kredi büyüme oranının yüzde 5’in üzerinde olması,

durumunda bankalar zorunlu karşılık teşviklerinden yararlanabileceklerdir. Böylece, üretim ve yatırımla ilişkisi kuvvetli olan uzun vadeli ticari krediler ile ithalatla ilişkisi zayıf olan uzun vadeli konut kredileri teşvik edilecektir.

(v) Kredi büyüme oranları her zorunlu karşılık döneminde hesaplanacak, büyüme oranları açıklanan koşulları sağlayan bankalar takip eden üç ay boyunca  (6 tesis dönemi) ilgili zorunlu karşılık oranları ve faiz/nema oranlarına tabi olacaktır.

(vi) Uygulama 29 Kasım 2019 tarihli yükümlülük hesaplama tarihinden itibaren geçerli olacak, söz konusu yükümlülük hesaplama tarihi itibarıyla önceki yöntem çerçevesinde daha düşük zorunlu karşılık ile daha yüksek faiz/nema oranı imkânlarına hak kazanan bankaların hakları devam edecektir.