Ana sayfa Haberler TBB’den...

TBB’den TLREF ve Gösterge Faiz Oranı Reformu Geçiş Çalışmaları Hakkında Duyuru

TBB'den TLREF ve Gösterge Faiz Oranı Reformu Geçiş Çalışmaları Hakkında Duyuru

30.07.2020 – Birçok ülkede ve uluslararası işlemlerde finansal araçların fiyatlama, değerleme ve takasında gösterge faiz olarak kullanılmakta olan Londra Bankalararası Borç Verme Oranı’na (LIBOR) ilişkin yaşanan olumsuzluklar nedeniyle İngiltere Finansal Yönetim Otoritesi (FCA) 2021 yılı sonundan itibaren LIBOR’u desteklemeyeceğini duyurmuştur. Bu kararın ardından, finansal sektörde standart belirleyici olan kuruluşlar gerçek işlemlere dayalı faiz oranlarının yeni gösterge oranlar olarak kullanılmasına karar vermişlerdir. Bu çerçevede, başta Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Avro bölgesi, İsviçre ve Japonya olmak üzere, çok sayıda ülkede LIBOR yerine kullanılabilecek çeşitli gösterge faiz oranları üzerinde çalışmalar/uygulamalar başlatılmıştır.

100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Sanal Para ile Deneyin!

G20’nin çağrısı üzerine Finansal İstikrar Kurulu (FSB) eşgüdümünde uluslararası standart belirleyici kuruluşların başlattıkları LIBOR’dan geçiş çalışmaları temel olarak iki alanda ilerlemektedir: Uluslararası Swap ve Türev Ürünler Birliği (ISDA) türev araçlar alanında çalışma yürütürken, Basel Komitesi muhasebeleştirme, vergi ve bankacılık düzenlemeleri konularını değerlendirmektedir. FSB ve Basel Komitesi, mevcut gösterge faiz oranlarının üye ülkelerde kullanımı ve LIBOR’dan geçiş sürecinde alınan denetim ve gözetim tedbirleri konusunda raporlar yayımlamaktadır.

Gösterge faiz oranı reformu kapsamında ülkemizde de uluslararası kuruluşlar ile eşgüdüm içinde çalışmalar sürdürülmektedir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve diğer paydaşların katkısıyla Borsa İstanbul (BIST) tarafından uluslararası standartlarla uyumlu olarak türev ürünlerde, borçlanma araçlarında ve çeşitli finansal sözleşmelerde Türk lirası kısa vadeli gösterge faiz oranı ihtiyacını karşılamak üzere TLREF oluşturulmuştur. TLREF, 17 Haziran 2019 tarihinden itibaren BIST tarafından günlük olarak yayımlanmaktadır.

Makul bir süre içinde, TLREF ile ikame edilmek üzere, Türkiye Bankalar Birliği tarafından izlenmekte ve yayımlanmakta olan Türk Lirası Bankalararası Satış Oranı (TRLIBOR) ve Türk Lirası Bankalararası Alış Oranı (TRLIBID) uygulamasına ve yayımına son verilecektir. Bu kapsamda, değişken faizi esas alan finansal ürünlerde TRLIBOR yerine TLREF kullanımı teşvik edilmektedir. Nitekim, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından çeşitli vadelerde TLREF’e endeksli menkul kıymetler ihraç edilmekte olup, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı dünyada yeni nesil bir gösterge faiz oranına dayalı ihraç gerçekleştiren ilk ülke hazinesi olmuştur.

TLREF, bankalar ve reel sektör firmaları için likit piyasa şartlarında belirlenmiş gerçek işlemlere dayalı bir gösterge faiz oranıdır. TLREF kullanımı ile uzun vadeli Türk lirası kredi kullanımına/kullandırımına imkan sağlanmasının yanı sıra TLREF sayesinde gelişecek Türk lirası faiz swap piyasası ile tüketim ve yatırım işlemlerinin faiz dalgalanmalarından daha az etkilenmesinin sağlanması ve finansal ürün çeşitliliğinin artırılması gibi hususlar amaçlanmaktadır.

Uluslararası çalışma, düzenleme ve önerileri değerlendirmek, TLREF oranının ve BIST TLREF Endeksi’nin hesaplanması ve yayımlanmasına yönelik faaliyetleri ve piyasadaki gelişmeleri izlemek, yeni ihtiyaç ve talepleri göz önünde bulundurarak kuralları belirlemek/değiştirmek, yurtiçi ve yurtdışı kamuoyunu bilgilendirmek, kurumlar arası koordinasyonu sağlamak ve gösterge faiz oranı reformuna ilişkin geçiş sürecinin sağlıklı bir zeminde ilerleyebilmesi amacıyla TCMB başkanlığında, Ocak 2020 tarihli toplantıda “Ulusal Çalışma Komitesi” oluşturulmasına karar verilmiştir. Ulusal Çalışma Komitesi’nde, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı, TCMB, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), BIST, İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş. ile TRLIBOR katılımcısı olan bankalar yer almaktadır.

Bilindiği gibi bankacılık sektörünün yurt dışından temin ettiği yabancı para (YP) finansman kaynakları ile türev sözleşmeler ve dolayısıyla reel sektöre kullandırılan YP krediler büyük ekseriyetle LIBOR’a endekslidir.

Ulusal Çalışma Komitesi;

  • TLREF temelli değişken faiz altyapısı çalışmalarına ilave olarak gösterge faiz oranı reformu alanında yaşanan küresel gelişmeleri takip eder,
  • yurt dışı yerleşik bankalarca LIBOR ikamesi olarak kullanılacak risksiz faiz oranlarının ve bu oranlara eklenmesi muhtemel marjların belirlenmesi ve açıklanması aşamalarında kamuoyunu bilgilendirir,
  • yenilenecek kredi sözleşmelerinin yeni gösterge faiz oranı temelinde teknik ve hukuki altyapısını geliştirme çalışmalarında bankacılık sektörü ile eşgüdüm içinde çalışır,
  • bu çalışmalarla uzun vadeli YP kredi kullanmış reel sektör şirketlerinin geçiş sürecinde maruz kalabilecekleri finansal maliyet ve nakit akış risklerini asgariye indirmeyi hedefler.

T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı ve BDDK temsilcilerinin de katılımıyla, TCMB başkanlığında TLREF kullanımına ilişkin gelişmelerin istişare edilmesini teminen 20 Temmuz 2020 tarihinde Ulusal Çalışma Komitesi toplantısı yapılmıştır.

Toplantıda;

  1. Ulusal Çalışma Komitesi’nin yaptığı çalışmalar
  2. Gösterge faiz oranı reformu ve geçiş süreci
  3. Uluslararası kuruluşların hazırlıkları
  4. Ulusal geçiş süreci yol haritası

hakkında değerlendirmelerde bulunulmuştur. Bilgilerinize sunarız. Saygılarımızla, Türkiye Bankalar Birliği

 

 

 

 

Çek Ödeme Destek Kredisi ve Kredi Desteği Hakkında

27 Mart 2020 – Koronavirüs salgınının istihdam, üretim, ticaret ve ödeme sistemine olası etkilerini en az düzeyde tutmakamacıyla uygulamaya alınan“Ekonomik İstikrar Kalkanı” tedbirlerinin sağlıklı olarak işlemesi ve ekonomik faaliyetin desteklenmesi için bankacılık sektörü tarafından aşağıdaki uygulamalar başlatılmıştır:

  1. Çek Ödeme Destek Kredisi

Hazine destekli, Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaleti ile başta KOBİ’lerimiz olmak üzere kurumsal ve ticari müşterilerin, bugüne kadar gerçek ticari işlemlerine dayalı olarak keşide ettikleri ve edecekleri çeklerinin ödenmesi amacıyla, her bir banka tarafından ayrı ayrı belirlenmek üzere tahsis edilen limitler dahilinde kredi kullandırılmaya devam edilecektir.

“Çek Ödeme Destek Kredisi” ile müşterilerin ticari itibarlarının korunmasına katkı sağlanması amaçlanmaktadır.

Kredi desteği; 3 ay anapara ve faiz ödemesiz, toplam 12 ay vadeli ve yıllık % 9,5 faizli olacaktır.

KOBİ ve KOBİ dışı işletmeler bazında azami kredi tutarları aşağıdaki gibidir:

Yıllık ciro (TL)

Azami kredi tutarı (TL)

0-25 milyon

1 milyon

25-125 milyon

5 milyon

125 milyon üzeri

10 milyon

 

  1. Ekonomik İstikrar Kalkanı Kredi Desteği

Yukarıdaki uygulamaya ek olarak bankalar, başta KOBİ’lerimiz olmak üzere kurumsal ve ticari müşterilerin işletme sermayesi ihtiyaçları için “Ekonomik İstikrar Kalkanı Kredi Desteği” ne başlayacaktır.

Kredi desteğini kullanacak firmaların, 2020 yılı Şubat ayı sonu itibarıyla kayıtlı çalışan sayılarında kredi vadesi boyunca azaltma yapmamaları ön koşulu bulunmaktadır.

Teminat eksiği bulunan müşterilerin, krediye erişim imkanı için Hazine destekli KGF kefaleti de sağlanabilecektir.

Kredi desteği; 3 ay anapara ve faiz ödemesiz, toplam 12 ay vadeli ve yıllık % 9,5 faizli olacaktır.

KOBİ ve KOBİ dışı işletmeler bazında azami kredi tutarları aşağıdaki gibidir:

Yıllık Ciro (TL)

Azami kredi tutarı (TL)

0-25 milyon

5 milyon

25-125 milyon

25 milyon

125 milyon üzeri

50 milyon

Sektör farkı olmaksızın, salgından ekonomik olarak olumsuz etkilenen kurumsal ve ticari müşteriler her iki kredi paketine de başvurabileceklerdir.

Uygulamaya katılacak olan bankalar, katılımlarını en kısa sürede kamuoyuna duyurup, 30 Mart 2020 tarihinden itibaren talep kabul etmeye başlayacaklardır.

 

 

Depremden Etkilenen Banka Müşterilerine Yönelik Alınan Yönetim Kurulu Kararına İlişkin Duyuru

28.01.2020 – Elazığ ilimiz ve yakın çevresinde meydana gelen deprem felaketi nedeniyle vefat eden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralananlara acil şifalar diliyoruz. Bölgemize ve ülkemize geçmiş olsun.

Birliğimiz Yönetim Kurulu’nun 27 Ocak 2020 tarihli toplantısında, afet bölgesinde yaşanan muhtelif sorunların hafifletilmesine katkıda bulunulması, bankacılık hizmetlerinin kesintisiz olarak sürdürülmesi ve bölgenin ihtiyaç duyabileceği desteğin sağlanması konuları görüşülmüş, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile eşgüdüm halinde bankalar tarafından alınan önlemler ve yapılan çalışmalar değerlendirilmiştir.

Yönetim Kurulumuz, depremin bölge ekonomisinde yol açtığı olumsuz etkilere maruz kalan, ödeme güçleri olumsuz etkilenen banka müşterilerinin bankalara olan borçlarının ödenmesinde ve/veya kendilerine finansman olanakları sağlanmasında gerekli kolaylıkların gösterilmesi hususunda Üyelerimize tavsiyede bulunulmasına; mücbir halin yaşandığı mahalde ikametgahı/işyeri adresi veya şubede hesabı bulunan müşterilerin kredi risk, kredi ödeme, senet ve çek işlemlerine ilişkin bildirimlerinin, Risk Merkezi mücbir hal düzenlemesi çerçevesinde yapılması hususunda gerekli hassasiyetin gösterilmesi için Risk Merkezi Üyelerinin bilgilendirilmesine karar verilmiştir.

 

TBB’den Bireysel Bankacılık Ürün ve Hizmet Ücretleri Hakkında Duyuru

Finansal tüketicilerden (bireysel bankacılık müşterileri) alınan ücret kalemlerinin karşılaştırılabilir bir formatta sunulabilmesi için, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) yönlendirmesiyle, Türkiye Katılım Bankaları Birliği işbirliğinde Türkiye Bankalar Birliği bünyesinde bir internet sitesi hazırlanmıştır. 

www.bankacilikurunvehizmetucretleri.org.tr adresinden ulaşılabilen internet sitesinde, bireysel ürün veya hizmetlere ilişkin olarak faiz ve kâr payı dışında alınacak her türlü ücret, komisyon ve masraf türlerine ilişkin bilgilerin açık, anlaşılır ve karşılaştırılabilir şekilde finansal tüketiciye sunulması amaçlanmıştır. 

Finansal tüketicilere yönelik ürün veya hizmetlerden faiz veya kâr payı dışında alınacak her türlü ücret, komisyon ve masraf türleri ile bunlara ilişkin usûl ve esaslar, BDDK tarafından yürürlüğe konulan, Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikkapsamında belirlenmektedir. BDDK internet sitesinde yer alan “Bankacılık Ürün ve Hizmet Ücretleri” sayfasından da www.bankacilikurunvehizmetucretleri.org.tr adresine yönlendirme yapılacaktır.

 

TBB’den Ekspertiz ve İpotek Ücretlerine İlişkin Duyuru

24.12.2019 – Bankaların “haksız şekilde ekspertiz ve ipotek tesis ücreti tahsil ettiklerine” ilişkin basına yansıyan yanıltıcı beyanlara rastlanmaktadır. Banka müşterilerini ve kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla bu kamuoyu duyurusunun yayınlanmasına ihtiyaç duyulmuştur.  

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a istinaden, T.C. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından hazırlanan Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usûl ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 10’uncu maddesinin 2’nci fıkrası, “Taşınır ve taşınmazlara ilişkin rehin, ipotek ve ekspertiz işlemlerinde yalnızca üçüncü kişilere ödenen ücretler alınabilir” hükmünü içermektedir. 

Kuruluşlar ve bankalar tarafından ücretlendirilebilecek olan ürün veya hizmetler, Yönetmelik Ek-1’de sınıflandırılmıştır. “Ekspertiz Ücreti” bu sınıflandırmada 1.2 olarak, “Taşınır ve Taşınmaz Rehin Tesis Ücreti” 1.3 olarak yer almaktadır. 

Kredi kullandıran kuruluş ya da banka, teminat alınacak taşınmazın değer tespiti için ekspertiz işlemini ve/veya taşınmaz üzerinde ipotek tesis işlemini, dışarıdan hizmet alarak üçüncü bir kişi ya da firmaya da yaptırabilmektedir. Bu halde bankalar, ekspertiz yapan veya ipotek tesis eden firmaya fatura karşılığında ödeme yapmaktadır. 

Bahse konu hizmetlere dair faturaların kredi müşterisi adına kesilmesi yasal olarak zorunlu değildir. Banka, ekspertiz yahut ipotek tesisi ücretini, sözleşme öncesinde ve sonrasında yaptığı bilgilendirme çerçevesinde, yukarıda açıklanan mevzuata uygun şekilde kredi müşterisinden tahsil etmektedir. 

Söz konusu ücretlere ilişkin sınıflandırma, işlemlerin finansal niteliklerine göre ayrımı BDDK’nın uygun görüşü alınarak, Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Katılım Bankaları Birliği ile Finansal Kurumlar Birliği tarafından ayrı ayrı yayımlanan “Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usûl ve Esaslar Hakkında Yönetmelik Kapsamında Ücretlendirilebilecek Ürün ve Hizmetlere İlişkin İzahname” ile yapılmış olup, İzahnamelerin eki Sınıflandırma Tablosu’nun 1.2 Ekspertiz Ücreti başlıklı ve 1.3 Taşınır ve Taşınmaz Rehin Ücreti başlıklı maddelerinde “tahsis edilen veya reddedilen kredilerde/finansman taleplerinde üçüncü kuruluşlara veya şahıslara ödenen tutarlar dışında herhangi bir ücretin tahsil edilemeyeceği” açıklamaları bulunmaktadır. 

Anılan düzenlemeler uyarınca bankalar, özel gayrimenkul değerleme şirketlerine ve ipotek tesis hizmeti aldıkları firmalara ödedikleri ücretleri tüketicilerden tahsil etme hakkını haizdir. 

Konuya ilişkin olarak diğer bir düzenleme olan ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan Konut Finansmanı Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin 18’inci maddesinin 3’üncü fıkrasında “Konut finansmanı sözleşmesine istinaden tüketiciden talep edilecek her türlü ücrete ilişkin bilgilerin, sözleşmenin eki olarak kâğıt üzerinde yazılı şekilde tüketiciye verilmesi zorunludur. Bu bilgilerin tüketiciye verildiğinin ispatı konut finansmanı kuruluşuna aittir” hükmü mevcuttur. Bu düzenleme uyarınca kredi nedeniyle yaptırılan ekspertiz incelemesi ücreti hakkında müşteri bilgilendirilmekte ve bu ücret kendisinden mevzuata uygun şekilde tahsil edilmektedir.

 

TBB, Döviz Kredileri Bilgilendirmeleri Hakkında Duyuru Yaptı

08.11.2019 – Birliğimiz tarafından, Sermaye Hareketleri Genelgesi’nin yurtiçi ve yurtdışından kullanılacak kredilere ilişkin uyulması gereken kuralları hakkında bilgi vermek amacıyla, “Döviz Kredileri” başlıklı bir uzaktan eğitim (e-Rehber) hazırlanmıştır. 

“Nakdi” ve “Gayri Nakdi” olarak iki ana kısımdan oluşan e-Rehberde, “Döviz Gelirleri Kapsamı”, “Döviz Geliri Beyanı”, “Yurtdışından Kullanılan Kredilerde Uygulanacak Genel Esaslar”, “Serbest Bölgeler” ve “Akreditif, Poliçe ve Çeklerin İskonto veya İştira Edilmesi” gibi bir çok başlıkta bilgi yer almaktadır.  

Bankalar ve diğer finansal kuruluşların çalışanları, müşterileri ile ilgili kurum/kuruluşların çalışanlarına yönelik hazırlanan e-Rehbere, Birliğimizin egitimportali.tbb.org.tr adresli Finans ve Bankacılık Uzaktan Eğitim Portalından ücretsiz olarak ulaşılabilmektedir. Yararlı olmasını dileriz.

 

 

Türkiye Bankalar Birliği’nden Küçük Ölçekli Şirketler için Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması Hakkında Açıklama

18 Ekim 2019 – Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmaları kapsamında hazırlanan borcu 25 milyon TL altında bulunan küçük ölçekli şirketlere yönelik uygulama Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından onaylanmıştır.

Birliğimiz tarafından bu uygulama hakkında Rekabet Kurumu’na menfi tespit/muafiyet başvurusunda bulunulacaktır. Kurumun vereceği muafiyet onayı akabinde uygulama yürürlüğe alınacaktır.

Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmaları hakkında detaylı bilgiye Birliğimizin http://www.tbb.org.tr/fyy sayfasından ulaşılabilecektir.

 

TBB Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması Uygulaması Hakkında Açıklama Yaptı

14.10.2019 – Banka ve finansal kurumlara kredi borcu bulunan büyük ölçekli şirketler için “Finansal Yeniden Yapılandırma (FYY)” uygulamasına başlanacaktır. Küçük ölçekli şirketlerde uygulamaya başlanması için onay beklenmektedir. 

Uygulamayla borçlarını ödemeye niyetli olan, ancak gelir-gider dengesi bozulduğu için edimlerini yerine getiremeyen müşterilerin geri ödeme yükümlülüklerini yerine getirebilmelerine imkan verilmesi amaçlanmaktadır.  

Yeniden yapılandırma uygulaması; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun Geçici 32’nci maddesi uyarınca bankalar, finansal kiralama şirketleri, faktoring şirketleri ve finansman şirketleri ile kredi ilişkisinde bulunan borçluların bu kuruluşlar nezdindeki kredi borçlarına ilişkin olarak, çerçeve anlaşma ve sözleşmeleri kapsamında alınacak tedbirlerle, geri ödeme yükümlülüklerini yerine getirebilmelerine, üretim, yatırım, istihdam faaliyetlerini sürdürmelerine, dolayısıyla ekonomik büyümeye imkân verecektir.  

Banka ve finansal kurumlara 25 milyon TL ve üzerinde kredi borcu bulunan büyük ölçekli şirketler FYY uygulamasından yararlanabilecektir. 25 milyon TL’nin altında kredi borcu bulunan küçük ölçekli şirketler ise onayın alınmasını takiben FYY uygulamasından yararlanabilecektir. Haklarında iflas kararı bulunan borçlular FYY’den yararlanamayacaktır.  

FYY sürecine alınabilecek borçlular; en yüksek üç alacaklı kuruluştan birine, Çerçeve Anlaşması ekinde belirtilen formata uygun bir başvuru ve taahhüt mektubuna, sürecin gerektirdiği diğer belge ve bilgileri de ekleyerek başvuruda bulunabilecektir. Çerçeve Anlaşması’nı imzalayan alacaklı kuruluşlar Türkiye Bankalar Birliği tarafından güncel olarak ilan edilecektir.  

Başvurusu kabul edilen borçlular için durumun korunması süreci başlayacak olup durumun korunması sürecinin başlaması halinde, Çerçeve Anlaşmasını imzalamış bulunan alacaklı kuruluşlar; borçlu hakkında yeniden yapılandırılan alacaklara ilişkin olarak icra takibi yapamayacak (zamanaşımı ve hak düşürücü süreler nedeniyle hak kaybına yol açacak durumlar hariç olmak üzere), mevcut takiplere devam edemeyecek, yeni takipler açamayacak ve diğer yasal yollara başvuramayacaktır. 

Borçlunun başvuru tarihinden önce herhangi bir Alacaklı Kuruluş tarafından başlatılmış yasal takipler sonucu; satış günü belirlenmiş olması, ihalenin feshi davasının devam etmesi, borcun icra taahhüdüne bağlanmış olması, tasarrufun iptali davasının devam etmesi halinde bu işlemler finansal yeniden yapılandırmadan etkilenmeyecektir. Alacaklı Kuruluşların, Çerçeve Anlaşması’ndan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümü için Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu’nun belirleyeceği Hakem Kurulu görev yapacaktır.

 

 

Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi Adı Kullanılarak Yapılan Dolandırıcılık Girişimleri Hakkında Kamuoyu Duyurusu

Telefonda kendilerini Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi temsilcisi olarak tanıtan bazı şahısların Risk Merkezi Raporu temin etmek için “evrak ücreti”, “kargo ücreti”, “para iadesi” gibi çeşitli başlıklar altında para talep ederek dolandırıcılık eylemlerinde bulunduklarına ilişkin bilgi edinilmiştir.

Bu tür dolandırıcılık girişimleri hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür:

Risk Merkezi Raporu başvuruları www.turkiye.gov.tr adresli e-Devlet Kapısı internet sitesinde yer alan “Risk Merkezi Raporu Başvurusu” adımından veya www.riskmerkezi.org adresinde detayları belirtilen şekillerde yapılabilir. e-Devlet Kapısı üzerinden her ay bir tane rapor ücretsiz olarak temin edilebilir.

Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi çalışanları “raporunuzu hazırlamak”, “raporunuzu kargoya vermek”, “rapor ücreti veya KDV iadesini yapmak” için sizi telefonla aramaz ayrıca telefon ile ücret tahsil talebinde bulunmaz.

Rapor başvurusu yapan kişilere başvuru anında rapor ücreti ve varsa rapor teslimine ilişkin masraflar belirtilir. Belirtilenlerin dışında, daha sonra başka ücret talep edilmez.

Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi’ne atfen yapılan telefon aramalarına itibar edilmemeli, bir dolandırıcılık olayına maruz kalmamak için kişisel bilgiler asla paylaşılmamalıdır.

Bu tür dolandırıcılık eylemleriyle karşılaşanların ivedilikle savcılık ve/veya emniyet müdürlüklerine başvurması gerekmektedir.

Kamuoyunun bilgilerine sunarız.

Saygılarımızla,

Türkiye Bankalar Birliği

 

TBB’den Gerçeği yansıtmayan haberlere ilişkin Kamuoyu Duyurusu

29 Nisan 2019 tarihinde Thomson Reuters Haber Ajansı tarafından yayılan “Bankalar artan fonlama maliyetlerini kredi faizlerine yansıtmaya başlarken…” başlıklı haberde, kamuoyuna kredi faiz oranlarındaki değişmeye ilişkin bilgi vermenin ötesinde objektif olmayan, rasyonel analizlere dayanmayan, gelir-geçer nedenlere dayalı, sınırlı sayıda görüşmeye bağlı kalan, içeriği sığ, gerçeklerden uzak değerlendirmelere yer verilmiştir.

Haberde faiz oranlarında farklı zamanlarda ve farklı nedenlere dayalı olarak ortaya çıkan gerçekleşmeler, sanki güncelmiş gibi aktarılmakta, yetkili olup olmadığı belli olmayan kişilere atfen faiz oranlarının ileriye yönelik seyri konusunda beklentileri yönlendirici ve genellemelerin yapıldığı değerlendirmelere yer verilmiştir. Bu yorum ve değerlendirmeler gerçeği yansıtmamaktadır.

Değerlendirme, yorum, ilişki, davranış ve verilen kararlarda ülkemizin çıkarları en üst düzeyde kollanmalı, spekülatif davranışlardan uzak kalınmalıdır.

Diğer taraftan, bankalarımız da dahil olmak üzere hepimizin yüksek sağduyu ile hareket etmesi, karar verirken sonuçlarını çok yönlü olarak analize tabi tutması gerekmektedir. Bu yaklaşımla, piyasa kuralları ve düzenlemeler çerçevesinde mevduat ve kredi faiz oranlarının belirlenmesinde, içinden geçmekte olduğumuz dönemin şartları ile iç ve dış piyasalardaki gelişmeler bir bütün olarak gözetilmelidir.

 

Türkiye Bankalar Birliği Standard and Poors’un Açıklamalarına Cevap Verdi

20.02.2019 – Türkiye Bankalar Birliği Standard and Poor’s derecelendirme şirketinin açıklamalarına ilişkin Kamuoyu Duyurusu yaptı. Duyuruda şu açıklamalar yapıldı:

Bazı basın ve yayın organlarında, 19 – 20 Şubat 2019 tarihlerinde yer alan haberlerde derecelendirme şirketi Standard and Poor’s analistlerinin Türkiye’de bankacılık sektöründe tahsili gecikmiş alacak ve sorunlu kredilere ilişkin açıklamaları yer almıştır. Türkiye Bankalar Birliği, Şirketin açıklamalarının en kötü varsayımlara dayalı senaryoların ürünü olması nedeniyle temelsiz olduğu, son dönemdeki toparlanmayı dikkate almadığı, Türkiye’nin kendine has özelliklerini ve gücünü, bankacılık sektörünün tecrübesini ve reel sektörün dinamizmini yansıtmadığı görüşündedir.

Kamuoyunun daha iyi bilgilendirilmesini teminen, aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür:

Bankacılık sektörünün aktif kalitesinin ölçülmesi ve raporlanması için yapılan temel düzenleme; bankaların kredilerinin beklenen zarar karşılıklarının ayrılması amacıyla sınıflandırılmalarını gerektiren düzenlemedir.

2018 yılının başından itibaren uluslararası iyi örneklere tam uyumlu olan düzenleme ile ülkemizde kredi zararlarının muhasebeleştirilmesi, kredilerin sınıflandırılması, yeniden yapılandırılması, teminatların dikkate alınması, aktiften silinmesi, belgelendirme ve raporlama konularında önemli değişiklikler yapılmıştır.

Kredilerin sınıflandırılmasında “kredi riskinde önemli artış” kavramı önem kazanmıştır. Geçen yılda yaşanan dış gelişmeler, kur ve faiz artışı çerçevesinde bu kavram dikkate alınarak yapılan hesaplamalar nedeniyle, “ödemelerde bir sorun olmasa da ileride olabilir” yaklaşımı ve bankaların ihtiyatlı tutumlarının da etkisiyle, yakın izlemeye alınan kredilerde artış olmuştur.

Ancak, bankaların kendi bünyelerinde geliştirdikleri modellerin sonucu belirlenen “kredi riskinde önemli artış” nedeniyle ikinci gruba alınan krediler sorunlu kredi olarak değerlendirilmemelidir.  Değerlendirmenin, “kredinin ilk verildiği tarihe göre kredibilitesinde kısmen azalma olabileceği” şeklinde yorumlanması daha doğru olacaktır. Kaldı ki, zorlu geçen yakın dönemlere ilişkin verilere göre yakın izlemedeki kredilerin takibe intikal oranı yüzde 5’ler seviyesindedir.

Bu sınıftaki kredilere takibe atılmış ve donuk alacak haline gelmiş kredi muamelesi yapılması son derece yanlıştır. Sektörün aktif kalitesindeki bozulmanın yüksek olacağına ilişkin değerlendirme yapılması hem bankacılık, hem de reel sektör için büyük bir haksızlıktır.

Bu nedenle, ileriye yönelik yapılan tahminler ve hesaplamalara göre ikinci grupta, yakın izlemedeki kredilerin tamamının sorunlu hale geleceğine ilişkin değerlendirme doğru değildir. Ülkemiz realitesi ile de uyuşmamaktadır. Türkiye’nin ekonomik zorluklarla baş etme becerisini, bankacılık sektörünün risk yönetim tecrübesini, özel sektörün gerçek gücünü ve dinamizmini dikkate almaksızın, sadece uluslararası standart hesaplamalara göre yapılan statik bir değerlendirmenin Türkiye gerçeğini yansıtmadığı düşünülmektedir.

Yakın izlemeye alınan kredi müşterilerinin tamamına yakını faaliyetlerini sağlıklı olarak sürdürmektedir. Türkiye’nin güçlü girişimcileri tarafından yönetilmektedir. Yurtdışında yerleşik ortakların mali yapılarında bozulma olsa dahi bunların Türkiye’deki şirketlerinin faaliyetleri de katma değer oluşturmaya devam etmektedir. Diğer yandan, yurtdışındaki bankacılık düzenleme ve denetleme kuruluşları tarafından da çok yakından izlenmekte olan yurtdışı yerleşiklere ait ülkemizdeki bankaların faaliyetleri, yerleşik bankalarımıza benzer şekilde devam etmekte, bahsi geçen derecelendirme şirketini yanlışlamaktadır.

Bankacılık sektörümüz güçlü ve sağlıklı bir yapıdadır. Beklenmedik risklere dayanabilecek donanıma ve bunları yönetebilecek tecrübeye sahiptir. Sektör ihtiyatlı bir yaklaşımla muhtemel riskler için yeterli kredi karşılıklarını ayırmıştır. Yakın dönemde yaşanan çok sayıda ve yüksek şiddetli şoklara dayanmış ve ekonomik faaliyeti finanse etmiştir. Ekonomimizin performansındaki toparlanmanın da olumlu etkisiyle ekonomiye olan desteğini sürdürmeye devam edecektir.

 

Standard and Poors Ne Demişti?

20.02.2019 – Kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s dün bir telekonferans düzenleyerek ekonomi ve bankacılık sistemine ilişkin görüşlerini paylaştı. Kuruluş, önümüzdeki oniki ay içinde takipteki alacakların kredilere oranının %8’e çıkabileceğini ve TL’nin 2022 sonuna kadar kademeli şekilde değer kaybedebileceğini öngörüyor. S&P cari açıkta gözlenen toparlanmayı ise ekonomideki sert daralmanın bir sonucu olarak gördüğünü belirtti. Bununla birlikte kuruluş Türkiye’nin kamu borcunun nispeten düşük olduğunu, acil finansman ihtiyacı duymayacağını ve IMF programına başvurmasını beklemediklerini vurguladı. Kuruluş 2019’da ekonomide %0,5 daralma ve enflasyonda yıllık %16 artış bekliyor. S&P, banka aktifleri ve dış borçlanmasını, ABD ile ilişkileri, mali yapının korunmasını, seçim sonrası politika adımlarını ve şeffaflığı yakından takip edilecek en önemli konular olarak sıraladı.