Ana sayfa Haberler TCMB 2021 Yıl...

TCMB 2021 Yılına dair Para ve Kur Politikası Sunumunu Gerçekleştirdi

Google

16.12.2020 – TCMB Başkanı Naci Ağbal 2021 Para ve Kur Politikasına dair sunum gerçekleştirdi. Sunumda, fiyat istikrarını sağlamak için 2021 yılında sıkı para politikasının sürdürüleceğini, para politikasının gerekirse daha da sıkılaştırılabileceği vurgulandı. Politika faizi dışındaki araçların (swap fonlamasının kademeli olarak azaltılması, APİ portföyünün küçültülmesi, programa bağlı rezerv biriktirme adımları) kullanımında normalleşmeye işaret edildi.

100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Sanal Para ile Deneyin!

Enflasyon hedeflemesi çerçevesinde Hükümetle birlikte belirlenen orta vadeli %5 enflasyon hedefi korunuyor. Kısa vadeli hedef olarak 2021 yılı sonu için Ekim Enflasyon Raporunda öngörülen %9,4 enflasyon tahmin hedefine ulaşılması amaçlanıyor.

2021 yılında para politikası duruşunun sıkılığı enflasyonda kalıcı düşüşe ve fiyat istikrarına işaret eden güçlü göstergeler oluşana kadar kararlıkla sürdürülecek.

Naci Ağbal’ın sunumunda 24 Aralık’ta yapılacak PPK toplantısında ilave faiz artışına gidileceğine yönelik net bir mesaj verilmedi. Enflasyon tahmini ya da patikasıyla ilgili sorular Ocak ayında Enflasyon Raporunda paylaşılacağı gerekçesiyle paylaşılmadı. Merkez Bankası enflasyon görünümüne yönelik son verileri kullanarak ilave sıkılaşmaya gidip gitmeyeceğine karar verecek.

TCMB sıkı politika ve rezerv yönetimi konusunda güven verdi… Enver Erkan

TCMB’nin “2021 Yılında Kur ve Para Politikası” video konferansında genel olarak iki önemli nokta konusunda güven yüklemesi yaptığını söyleyebiliriz. Başkan Sn. Naci Ağbal, kamuoyunun merak ettiği konularla alakalı olarak Merkez Bankası’nın ekol değişikliğini yansıtan açıklamalar yaptı. Bu çerçevede, enflasyon risklerinin göz önüne alındığı bir ekonomi ortamında politikaların yeterli sıkılıkta olacağını ve rezervlerin desteklenmesi konusunda ciddi çalışmaların yapılacağını görüyoruz.

Enflasyon üzerinde zayıf TRY, emtia fiyatlarının etkisi ve mevsimsel/iklimsel etkiler çerçevesinde artış baskısı ön planda. Son gerçekleşmeler enflasyonun yukarı yönlü trendini belirginleştirdi. Aynı zamanda TRY seviyeleri, enflasyonda yapışkanlık etkisi ve ÜFE’de hissedilen maliyet artışı etkisi bu enflasyonist baskının yakın aylarda devam edeceğini gösteriyor. Bu ortamda, 2021 yılında politikaların yeterli sıkılıkta tutulması, gerekirse ilave sıkılaşmaya gidilecek olması ve enflasyonun düşüşünün belirginleştiği yönünde ciddi göstergeler elde edilene kadar politikaların bu şekilde devam ettirileceğinin belirtilmesi önemli bir yönlendirme oldu. Merkez Bankası’nın bu konuda ileriye dönük rehberlik anlamında güven yüklemesi yaptığını söyleyebiliriz.

Ortodoks para politikalarına bağlılık konusu da önemlidir. Ağbal, göreve geldikten sonraki ilk PPK’da fonlama oranını oluşturan değişik enstrüman ve kanalların oluşturduğu karmaşıklığa son verdi. Tek bir politika faizi uygulamasına geçildi. Bu oran da o dönemdeki dengeler çerçevesinde %15 olarak belirlendi. Aslında, pratikte yapılan bir sıkılaşma değildi; çünkü geçerli olan faiz oranı zaten dolaylı politikalarla hemen hemen o seviyelere getirilmişti. Enflasyon görünümü ve trendi, şu anki faiz seviyelerinin yeterli olmadığı bir noktaya gidecekse o zaman Merkez Bankası’nın da ilave sıkılaşma yapma anlamında politika tepkisini vermesi gerekmektedir. Bu çerçevede, oluşturulan farklı yaklaşım enflasyonun hedeflenen düşük seviyelere indirilmesi güçlü ve proaktif politikalar uygulanmasını gerektirmektedir. Biz, 24 Aralık’ta Merkez Bankası’nın 200 baz puan faiz artırımına gitmesini ve yılın ilk yarısında finansal koşulları alabildiğine sıkı tutmasını bekleriz.

Rezervlerin artırılması ile alakalı yönlendirme de önemliydi. Merkez Bankası’nın bu noktada nasıl bir yol haritası izleyeceği yakın dönemde şekillenecek görünüyor. Önemli olan nokta şu; Merkez Bankası kur seviyesini belirlemek veya kurun yönünü belirlemek amaçlı alım veya satım yapmayacak. Bir başka deyişle, serbest piyasa işleyişine müdahale edilmeyecek, faiz artırmamak için rezervlerden satış olmayacak ve dövizin arz ve talep ile denge bulan görünümünü bozacak piyasa aksiyonlarından kaçınılacak. Merkez Bankası, ancak ekonomik temellerden kopuk aşırı dalgalanmalarda devreye girme hakkını saklı tutuyor. Döviz alım ihaleleri için, piyasada döviz arzının talebi belirgin şekilde aşması bekleniyor. İlerleyen dönemde sermaye girişleri hızlandığında ve mevduat de-dolarizasyonunu gördüğümüzde Merkez Bankası’nın rezervleri güçlendirme anlamında direkt döviz alımı yapmak için daha rahat bir hareket alanı olacaktır. 2021’de yaklaşık 21 milyar dolar olarak görülen reeskont kredisi geri ödemelerinin pozitif rezerv etkisi bekleniyor.

Merkez Bankası, ekonomistlerle ve ekonomi paydaşlarıyla daha fazla bir araya geleceğini, rezerv yönetimi ve TCMB piyasa işlemleri ile alakalı (APİ, swap vs.) daha sık frekanslı veriler yayınlayacağını ve yan enstrümanları amacı doğrultusunda kullanacağını da belirtiyor. ZK gibi likidite yönetimi enstrümanları etkin olarak kullanılacakken, eskiden olduğu gibi geç likidite penceresi veya faiz koridorunun ana politika oranı gibi kullanılmayacağını görüyoruz. Fonlamanın tek bir geçerli politika oranı üzerinden gerçekleşmeye devam edilecek olması, Ortodoks ve basit uygulamalı para politikalarına bağlılık açısından önemli. Yeni dönemde iletişimi güçlü, daha fazla şeffaflık ve hesap verebilirlik vadeden, kararlı ve planına bağlı bir Merkez Bankası görüyoruz.

TCMB piyasa dostu mesajlar vermeye devam ediyor, Serkan Gönençler

TCMB’den piyasa dostu mesajlar. TCMB bugün 2021 yılına ilişkin “Para ve Kur Politikası” metnini video konferans ile açıkladı. Bu toplantıyla, yeni TCMB Başkanı Naci Ağbal da basınla ve ekonomistlerle canlı olarak ilk kez bir araya gelmiş oldu. Kısaca ifade etmek gerekirse, yeni Başkan’ın “öncelikli hedefin fiyat istikrarı olması”, “doğru politika adımlarının atılması” “öngörülebilirlik”, “şeffaflık” ve “hesap verebilirlik” gibi terimlere sık sık vurgu yaparak, piyasanın tüm duymak istediği mesajları vermeye özen gösterdiğini söyleyebiliriz.

Sunumdan öne çıkan mesajları şöyle özetleyebiliriz:

  • TCMB 2021 yılında faiz koridoru ile Geç Likidite Penceresi kanalının para politikası aracı olarak kullanılmayacağını, temel politika aracının “bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı” olacağını, net bir şekilde ifade ediyor. Buna göre, faiz koridoru gecelik faizlerde gün içi oynaklıkların sınırlanması, Geç Likidite Penceresi de TCMB’nin “nihai kredi mercii” işlevini yerine getirmesi amacıyla kullanılacak.
  • TCMB enflasyon hedeflemesine bağlı kalmaya devam ederken, orta vadeli enflasyon hedefi de %5 olarak korunacak.
  • Para politikası kısa vadede, TCMB’nin %9,4’lük 2021 yılı enflasyon tahmini ile uyumlu olacak şekilde belirlenecek. Naci Ağbal’ın bu tahmine ilişkin yukarı yönlü risklere işaret etmesi ve gerektiğinde ek parasal sıkılaştırma yapılabileceğini belirtmesi, 24 Aralık’taki PPK toplantısına ilişkin faiz artırımı beklentilerini güçlendirdi. Biz de önümüzdeki hafta TCMB’den 100 baz puan faiz artışı bekliyoruz.
  • TCMB sıkı para politikası duruşunun korunması, doğru politika adımlarının atılmaya devam etmesi ve şeffaflığın arttırılmasına bağlı olarak ülkeye sermaye girişlerinin artmasıyla, döviz rezervlerini güçlendirmek amacıyla “döviz alım” ihaleleri düzenleyebileceklerini belirtiyor. Ancak TCMB bu ihalelerin, kuralları önceden açıklanmış bir plan dâhilinde, dalgalı kur rejimi ile uyumlu olmak kaydıyla, şeffaf yöntemlerle düzenleneceğini net bir şekilde vurguluyor. TCMB kurların düzeyini ya da yönünü belirleme amaçlı döviz alım ya da satım işlemi yapılmayacağını da belirtiyor. TCMB bu açıklamayla, dolaylı olarak kamu bankaları üzerinden döviz satışları yapılmayacağının da sinyalini veriyor.
  • TCMB ayrıca, son dönemde temel fonlama kanalı haline de gelen bankalarla swap işlemlerini, piyasa şartlarına göre kademeli olarak azaltmayı hedefliyor.   Bunun için BDDK’dan yurtdışı yerleşiklerin swap işlemleri limitlerine ilişkin sınırlamaların bir miktar daha esnetilmesi gerekebilir. Ayrıca, dolarizasyonda potansiyel bir geriye dönüş olması da, bankaların TCMB ile swap ihtiyacını doğal olarak azaltacaktır. Gene bu konuyla alakalı olarak, TCMB Başkanı soru-cevap bölümünde sorulan bir soru üzerine, 2021 yılında swap işlemlerine ilişkin bilgilerin zamanında ve detaylı olarak açıklamayı düşündüklerini belirtti. Bunu da şeffaflık açısından olumlu bir adım olarak görüyoruz.
  • TCMB 2020 yılında bankalara likidite desteği vermek adına ciddi anlamda arttırdığı DİBS portföyünü de azaltmayı hedefliyor. Buna göre, TCMB APİ portföyünde itfa edilecek 16,1 milyar TL nominal tutarlı kıymet için alım yapmayarak, tahvil portföyünün azami nominal 64 milyar TL seviyesinde gerçekleşmesini öngörüyor. Bunu da, salgın sonrası hayata geçirilen parasal genişleme politikalarının geriye çekilmesi yönünde atılmış normalleştirme adımlarından biri olarak görüyor ve pozitif olarak değerlendiriyoruz. Ancak bu adım, ikincil piyasa tahvil faizleri üzerinde bir miktar yukarı yönlü baskı da oluşturabilir.
  • TCMB parasal aktarım mekanizmasının sağlıklı işleyişini sağlamak ve makrofinansal istikrara ilişkin riskleri sınırlamak amacıyla, zorunlu karşılıklar ile diğer TL ve döviz likidite araçlarının etkin olarak kullanılacağını da belirtiyor. Bu açıklama da, dolarizasyonda terse dönüşü teşvik etmek amacıyla, döviz yükümlülükler üzerindeki ZK oranlarında ek artışlar yapılabileceği yönünde bir sinyal olarak okunabilir.
  • Son olarak, TCMB fiyat istikrarının finansal istikrarın ön koşulu olduğunu belirterek, daha güçlü bir “fiyat istikrarı” vurgusu yapıyor.

Özetle, TCMB’nin bu toplantıyı, piyasa dostu mesajlar vermek ve kredibilitesini tamir etmek adına bir fırsat olarak kullanmak istediğini görüyoruz. Bu açıdan, piyasada beklentilerin de artık 100-200 baz puan arasında şekillendiği de göz önüne alındığında, 24 Aralık’taki PPK toplantısının TCMB açısından ilk test olacağını söyleyebiliriz. Mart/Nisan aylarında TÜFE enflasyonunun %15’i aşması ihtimalini de dikkate aldığımızda, TCMB’nin kredibilitesi için 200 baz puanlık bir faiz artışının daha yardımcı olabileceğini düşünüyoruz. Bununla beraber, TCMB’nin kademeli bir adımla, 100 baz puanlık bir faiz artışına gitmesini daha yüksek olasılık olarak görüyoruz. Ek olarak, TCMB’nin gerektiği taktirde ek parasal sıkılaştırma yapılabileceği mesajını vermeye özen göstereceğini, dolayısıyla da sonraki toplantı(lar) için faiz artışı seçeneğinin masada kalmaya devam edebileceğini düşünüyoruz.