Ana sayfa Haberler Şirket Haberleri PAGEV: Plasti...

PAGEV: Plastik Sektöründe Bıçak Kemiğe Dayandı

Plastik Sektöründe Bıçak Kemiğe Dayandı 

İlk çeyrekte plastik mamul üretimi değerde yüzde 40 miktarda yüzde 36 geriledi

100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Sanal Para ile Deneyin!

PAGEV’in sektörün nabzını tutmak için yayınladığı, “Plastik Sektörü İzleme Raporu 2019” ilk çeyrek verileri sektörde bıçağın kemiğe dayandığını gösteriyor. Plastik sektöründe hem üretim, hem iç pazar hem de ithalatta ciddi düşüşlerin olduğunu ortaya koyan raporda sadece ihracat pozitif görünümüyle dikkat çekiyor. Ancak ihracat verileri de miktardaki yüzde 10 artışa karşın ciroda sadece yüzde 2’lik bir artış gerçekleştiğini ve aynı trendin sürmesi halinde ihracatın bir önceki yıla göre miktar bazında yüzde 2, değer bazında ise yüzde 3 kayıpla yılı kapatacağını gösteriyor. Tüm bu rakamlar plastik sektörünün artan girdilere karşın hem iç pazara hem de ihracata daha düşük rakamlarla ürün sattığını ortaya koyuyor.

2018 yılının ilk üç aylık döneminde 3 milyon 477 bin ton ve 13 milyar 641 milyon dolar olarak gerçekleşen plastik mamul üretimi, 2019 yılının eş döneminde 2 milyon 241 bin tona ve 8 milyar 161 milyon dolara düştü. Böylece üretim 2018 yılının aynı dönemine kıyasla miktar bazında yüzde 36, değer bazında ise yüzde 40 geriledi. Plastik mamul üretiminin 2019 yılı sonunda 2018 yılına göre miktar bazında yüzde 2, değer bazında yüzde 5 gerileyerek; 8,9 milyon ton ve 32,6 milyar dolara düşeceği tahmin ediliyor.

Plastik sektöründe 2019 yılı Ocak – Mart döneminde kapasite kullanımı ortalama yüzde 70,8 olarak gerçekleşirken 2018 yılının aynı dönemine kıyasla 5,6 puan geriledi.

Yılın ilk çeyreğinde sektörde 134 milyon dolarlık makine teçhizat yatırımı yapıldı. 2019 yılsonunda makine teçhizat yatırımlarının geçen yıla göre yüzde 43 gerileyerek 538 milyon dolar seviyelerine ineceği tahmini yapılıyor.

2019 yılının ilk üç aylık döneminde plastik mamul ihracatı miktarda 455 bin ton, değerde 1 milyar 175 milyon dolar olarak gerçekleşti. İhracat 2018 yılının aynı dönemi ile karşılaştırıldığında miktar bazında yüzde 10, değer bazında ise yüzde 2’lik artış gösterdi. Buna karşılık plastik mamul ihracatının 2019 yılsonunda geçtiğimiz yılının tamamına kıyasla miktarda yüzde 2 azalış ile 1 milyon 820 bin tona, değerde ise yüzde 3 düşüş ile 4 milyar 701 milyon dolara gerilemesi bekleniyor.

2019 yılının Ocak-Mart aylarında 10 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın miktar bazında yüzde 49’unu, değer bazında da yüzde 47’sini oluşturdu. Bu dönemde Irak, Almanya, İngiltere, İsrail ve Fransa plastik mamullerde en büyük ihraç pazarları oldu.

Türkiye, hammaddede yaşanan durumun tersine plastik mamulde her zaman dış ticaret fazlası veren bir yapıya sahip. Yılın ilk çeyreğinde de bu tablo bozulmadı. Plastik mamulde 2019’un ilk üç aylık döneminde 328 bin ton ve 577 milyon dolarlık dış ticaret fazlası verildi. Dış ticaret fazlasında 2018 yılının eş dönemine kıyasla miktar bazında yüzde 26, değer bazında da yüzde 54 artış gerçekleşti.

Plastik mamul iç pazar tüketimi 2019 yılının ilk 3 aylık döneminde 1 milyon 913 bin ton ve 7 milyar 585 milyon dolar oldu. Geçen yılın üç aylık dönemi ile karşılaştırıldığında iç pazar tüketiminde miktar bazında yüzde 41, değer bazında ise yüzde 43 düşüş yaşandı.

Söz konu dönemde plastik hammadde ortalama birim ithal fiyatı 1,3 $/Kg, ortalama birim ihracat fiyatı 1,27 $/Kg oldu. Geçen yılın aynı dönemine göre ithalat fiyatı yüzde 13, ihracat fiyatı yüzde 15 geriledi.

2019 ilk çeyrekteki sektör projeksiyonu hakkında değerlendirmelerde bulunan Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Başkanı Yavuz Eroğlu şunları söyledi; “Bir yandan ekonomik zorluklarla mücadele eden sektörümüz diğer yandan topyekûn plastik karşıtı kampanyalardan olumsuz etkileniyor. 2019 yılı ilk çeyrek sektör rakamlarımız da bunu teyit eder nitelikte. Hemen hemen tüm sektörlere girdi sağlayan ve hayatımızın her alanında kendine yer bulan plastik sanayimizin rakamları tehlike sinyalleri veriyor. Avrupa Birliği plastiklerle ilgili kararlar alırken bunların ekonomiye etkisini çok iyi hesaplayarak hareket ediyor. Avrupa Birliği’nde üretimi olan ürünleri kısıtlamazken ithal edilen ürünlerde kısıtlamaya gidiyor. Bizim de ülke olarak çevre ve kalkınma ilişkisine dikkat etmemiz büyük önem taşıyor. Bir yandan çevreyi korurken diğer yandan, Avrupa’nın en büyük ikinci plastik üreticisi olan ülkemizin sanayisine zarar vermeyecek politikalar oluşturmamız şart. PAGEV olarak tüm paydaşlarımızla birlikte çevre ile uyumlu bir kalkınma modeli için çalışmaya hazırız”.

 

Tüketicinin Yüzde 52’si Poşetler Ücretsiz Olsun Diyor

26.06.2019 – Marketlerde ücretli poşet uygulaması İstanbul’da seçmen tercihini yüzde 9,5 etkiledi!

GENAR’ın İstanbul genelinde yaptığı araştırmaya göre 01 Ocak 2019 tarihinde yürürlüğe giren ücretli poşet uygulaması da toplumu ikiye böldü. Tüketicilerin yüzde 52,5’i bu uygulamanın kalkması gerektiğini savunurken yüzde 9,5’i uygulamanın İstanbul seçimlerinde siyasi tercihini etkilediğini söyleyecek kadar tepkili. Tüketicilerin yüzde 10’u ise poşet parası vermemek için alışverişlerini ötelediklerini söylüyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın düzenlemesiyle yılbaşında yürürlüğe giren marketlerde ücretli poşet uygulamasının tüketici üzerindeki etkileri İstanbul’un 24 ilçesinde 1.627 kişi ile yüz yüze görüşme tekniği ile yapılan ankette araştırıldı. Katılımcıların yüzde 51,8’i kadın, yüzde 48,2’si erkeklerden oluştu. Tam da 23 Haziran İstanbul seçimlerinin gerçekleştiği hafta tamamlanan ankete göre tüketicilerin yüzde 9,5’i 31 Mart yerel seçimlerinde ücretli poşet uygulamasına oy tercihini değiştirecek kadar tepkili olduğu yanıtını verdi. Kadınlarda ve gençlerde bu oran diğer gruplara göre daha yüksek çıktı. Uygulamayı destekleyenlerin oranı yüzde 44,9 olurken karşı çıkanların oranı ise yüzde 42,3 olarak gerçekleşti.

Ankete katılan tüketicilerin yüzde 44,3’ü uygulamanın amacının temiz bir çevre, yüzde 22,5’i rant ve çıkar sağlamak, yüzde 21,7’si ise tüketimi azaltmak, yüzde 13,6’sı devlete ek gelir sağlamak, yüzde 12,3’ü marketlerin poşetten para kazanmalarını sağlamak olduğuna inanıyor.

Tüketicilerin yüzde 44,9’u bu uygulamayı desteklerken yüzde 42,3’ü ise karşı çıkıyor. Katılımcıların yüzde 9,5’i yani tam da Ekrem İmamoğlu ile Binali Yıldırım arasındaki oy farkı kadar bir bölüm, bu uygulamanın 31 Mart seçimlerinde siyasi tercihi üzerinde etkili olduğunu belirtiyor.

Katılımcıların yüzde 70’i bu uygulama ile poşet tüketiminde azalma olduğunu ifade ederken yüzde 32,6’sı bez poşet kullanmaya başladığını, yüzde 52,4’ü ise her ikisini de kullandığını söylüyor. Poşete ücret ödememek için alışverişten vazgeçenlerin oranı yüzde 10 olurken yüzde 65,6’sı alışveriş için özel bir çanta ya da poşet kullanıyor.

GENAR Araştırma Şirketinin İstanbul’da yaptığı araştırmada “Plastik poşette ücret uygulamasına devam edilmeli mi” sorusuna verilen yanıtlarda ise yüzde 52,5 sona erdirilmeli derken yüzde 46,3’ü devam etmesinden yana.

Çözüm geri dönüşümü teşvik!

Anket sonuçlarını değerlendiren Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Başkanı Yavuz Eroğlu, “Elbette ki çevre birinci önceliğimiz ve vazgeçilmezimiz. Ancak biz baştan beri amacın çok doğru ama yöntemin yanlış olduğunu söyledik. Çözüm tüketiciyi cezalandırmak değil geri dönüşümü teşvik etmek olmalıdır” dedi.

Eroğlu, Vakıf olarak dünyadaki başarılı uygulamaları da inceleyerek hazırladıkları çözüm önerilerini ise şöyle sıraladı.

  • AB mevzuatında olduğu gibi tek katı 15 mikron altı ve 50 mikron üstü poşetler ücretsiz olmalı.
  • Her bir poşetten alınan 25 kuruş ücretten markete kâr olarak bırakılan 10 kuruş kesinti iptal edilmeli. Devlete giden 15 kuruş ise sadece çevrenin korunması amaçlı faaliyetlerde kullanılmalı.
  • Çözüm tüketiciyi cezalandırmak değil geri dönüşümü teşvik etmek olmalı.
  • Depozito uygulaması ile marketlerde geri dönüşüm noktası olmalı, poşeti geri getiren müşteriye ücret iadesi ya da karta puan yükleme uygulaması yapılmalı
  • Geçiş makul bir süreye yayılmalı ve özellikle küçük esnaf (Bakkal, kuruyemişçi, ekmek bayii, pazar yerleri vb.) tamamen bu kanun kapsamı dışına çıkmalıdır.
  • En önemlisi kalıcı davranış değişikliği için okullardan başlayan, bilinçli tüketim ve geri dönüşüm eğitimi seferberliği yapılmalıdır.

 

“Kredi borcu olan plastik poşet üreticilerine Eximbank’tan yapılandırma geliyor” 

15.05.2019 – Plastik sektörünün birleştirici gücü PAGEV, üyelerini ve sektör temsilcilerini İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlediği geleneksel iftar yemeğinde bir araya getirdi. Gebze ve Küçükçekmece PAGEV Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri öğrencilerinin mezuniyet töreninin de yapıldığı iftara PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu’nun konuşmasında yer verdiği Eximbank’tan yapılandırma müjdesi damga vurdu. Eroğlu, Eximbank’ın plastik poşet üreticilerinin borçlarını yapılandıracağını belirtti. Böylece yılın başından bu yana PAGEV’in ücretli plastik poşet uygulaması ile ilgili gündeme getirdiği bir sorun çözüme kavuştu.  

Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV), sektör temsilcilerini İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen geleneksel iftar yemeğinde ağırladı. Türkiye’nin en hızlı büyüyen sektörlerinden Türkiye plastik sektörü, iftar gecesinde Gebze ve Küçükçekmece PAGEV Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri öğrencilerinin mezuniyet heyecanına da tanık oldu. PAGEV’in ev sahipliğinde organize edilen geceye; İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, İl Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı’nın yanı sıra kimya, plastik ve geri dönüşüm sektörünün önemli aktörleri, sivil toplum örgütleri temsilcileri ve sektöre destek veren çeşitli kurum ve kuruluşlardan pek çok davetli katıldı. 

İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen iftar buluşmasında konuşan PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, ücretli poşet uygulamasındaki yanlış uygulamaların plastik poşet üreticilerine büyük mağduriyet yaşattığını belirterek “Bugün yaklaşık 2 bin firmamız plastik poşet üreterek ülke ekonomimize katkı sağlıyor. Ancak yılbaşında uygulamaya konan ve usul ve esas bakımından pek çok eksiklikler barındıran ücretli plastik poşet uygulaması ile bu firmalarımız çok zor durumda kaldı. Üreticilerimiz poşetin ücretli olmasına hiçbir zaman karşı olmadılar sadece adil bir uygulama istediler.

Bu noktada AB mevzuatı ile uyumlu bir uygulama talebimiz vardı. PAGEV olarak firmalarımızın sesi oluyor ve haklı taleplerini her platformda dile getirerek gerekli düzenlemelerin yapılması için yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Bu kapsamda bugüne kadar ilgili 8 Bakanımız ile birebir görüşerek mevzuattaki eksikleri ve çözüm önerilerimizi kendilerine sunduk. Sektörler ile ilgili kararlar alınırken etki analizi çok iyi yapılarak kararlar alınmasında büyük fayda var. Mevzuatlar hazırlanırken sürece sektör temsilcileri de dahil edilerek etraflıca istişare edilmesi şart. Aksi takdirde üretime ve sanayiye çok ciddi zararlar veriyor. Hatta ne yazık ki insana dair kötü sonuçlar doğabiliyor. Maalesef geçtiğimiz günlerde zor durumda kalan bir plastik poşet üreticimizin hayatına son verdiği haberini üzülerek aldık. İşte böyle üzücü sonuçlar ile karşılaşmamak için atılan adımların çok iyi hesaplanması gerekiyor. Bu kanun yapılırken üreticilerimiz mağdur edildi, uygulamadan haberi olmayan firmalarımız çeşitli borçların altına girdi. Hatta öyle ki Ekonomi Bakanlığımız bile kanunun değişmesinden bir ay önce poşet üreticilerine teşvik veriyordu.

Maalesef tüketiciden alınan 25 kuruşun 10 kuruşunu alan marketler bu sürecin arkasındaki büyük lobiyi oluşturdular. PAGEV olarak daha 2018 yılında planlanan bu süreci erteletmiştik. Ancak 2019’da bunu tekrar uygulatmayı başardılar. Sonuç olarak üretici firmalarımızın çoğunun bankalara ciddi borçları var. PAGEV olarak bu konuda yoğun çalışmalarımız oldu. Hükümet nezdinde ve Bankalar Birliği nezdinde vergi borçlarının ve bankalara olan kredi borçlarının yapılandırılmasını talep ettik. Bu çalışmalarımızın anlamlı sonuçlarından birini 10 Mayıs Cuma günü aldık. Eximbank’tan bize gelen yazıda plastik poşet üreticilerimizden kredi borçları olanların borçlarının yapılandırılması konusunun kabul edildiği müjdesi yer alıyordu. Dolayısıyla bu tarz borcu olan firmalarımız direkt Eximbank ile görüşerek yapılandırma talep edebilir. Sesimizi duyan ve sektörümüze destek olan herkese teşekkür ediyoruz. Mevzuat ile ilgili diğer haklı taleplerimiz için de mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

 

PAGEV: “AB, Üyelerinin Rekabet Edemediği Ürünleri Çevre Bahanesiyle Yasakladı”

28.03.2019 – Avrupa Birliği Parlamentosu, denizlerdeki plastik kirliliğini önleyeceği gerekçesiyle kulak pamuğu, çatal, kaşık, tabak, pipet ve balon tutacakları gibi tek kullanımlık plastik ürünleri 2021 yılından itibaren yasaklayan kararı onayladı. Parlamento seçimleri öncesi kamuoyunu etkilemek amacıyla hızlıca alınmış bir karar olduğunu söyleyen PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, “AB’nin biyoplastik tekelleri işbaşındadır. Başta Türkiye olmak üzere plastik üretiminde rekabet edemedikleri ülkelerden ithalatı önlemek için böyle bir karar alındı.” 

Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, Avrupa’daki plastik ve çevre organizasyonlarında da aktif olarak görev alan ve gelişmeleri yakından izleyen bir isim. Dünya kıyılarını atıklardan temizlemek amacıyla Avrupa’da başlatılan Waste Free Oceans (Atıksız Denizler) Vakfı’nın Türkiye, Ortadoğu ve Afrika Başkanlığı’nı da üstlenen Eroğlu, projenin Türkiye ayağını “Mutlu Balıklar” projesi ile yürütüyor. PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu aynı zamanda Brüksel Merkezli Avrupa Birliği Plastik Üreticileri Derneği’nin ilk AB dışı Yönetim Kurulu Üyesi.  

Avrupa Birliği Parlamentosu tarafından kabul edilen yönetmelikle ile ilgili değerlendirmelerde bulunan PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, Avrupalı siyasetçilerin asıl çözümü ve sorumluluklarını göz ardı ederek 23 Mayıs’taki AB Parlamentosu seçimleri öncesi yüzeysel bir çözümle göz boyamak istediklerini vurguladı. 

Bu çevrenin bahane edildiği ekonomik bir savaştır! 

AB’nin tek kullanımlık plastiklere getirdiği yasağın asıl amacı gizlenen ekonomik bir savaşın parçası olduğuna vurgu yapan Yavuz Eroğlu, “Çok kısa bir müzakere sürecinin ardından alınan bu karar ile atık direktiflerinin gerekçelerini oluşturan amaçları gerçekleştirecek ve verimli atık yönetimi sağlayacak bir fırsatı yüzeysel bir kanun metniyle sınırlamış oldular. Çevre açısından olası sonuçları gözetmeden kabul edilen bu yönetmelik, yayınlanmasının ardından 2 sene içerisinde üye ülkeler tarafından uygulamaya konulacak. Ancak yasaklanacak veya kısıtlanacak ürünlerin yerini almaya aday alternatiflerin maliyet-fayda analizleri yapılmamıştır. Dolayısıyla önergenin tüm sağlık ve güvenlik boyutlarının gözetildiği söylenemez. Yaşam döngü analizi açısından bakıldığında alternatif ambalaj malzemelerinin çevre için daha olumsuz sonuçlar çıkaracağı ortadadır. Üstelik bu önergeyle çevresel olarak daha zararlı alternatiflerin yolu açılırken tüketici açısından maliyetin yükseleceği de çok açık. Örneğin; tek kullanımlık pipeti kaldırıp yerine kağıt pipet koyduğunuzda 8 kat pahalı ve kağıt ve mürekkep etkisi bakımından çevreye çok daha zararlı. Aynı şekilde plastik tek kullanımlık çatal bıçak yerine ne verileceğinin cevabı bile şu an yok. Burada gözden kaçmaması gereken en önemli nokta konunun çevre değil ekonomik bir savaş olduğudur. Bu noktada sorulması gereken soru; ‘AB bu yasa ile pipet, kulak çubuğu, çatal, kaşık, bıçak gibi plastik sektörünün küçük bir yüzdesini kapsayan ürünleri yasaklarken neden hali hazırda rekabet edebildiği ürünleri kapsam dışı bırakmıştır’ olmalıdır. AB’nin Biyoplastik tekelleri işbaşındadır. Türkiye’nin büyük ihracatçı olduğu bu ürünlerde rekabetçiliğimizi düşürecek ve istihdamı baltalayacak, firmaların üretim ve yatırımını engelleyecek söylemler yapılmadan muhakkak sektörden doğru bilgilendirmeler alınmalıdır” şeklinde konuştu. 

Tüm süreci yakından takip ettiklerini belirten Eroğlu konu ile ilgili şunları söyledi; “Tasarıya imza atan ülkeler bu konuda çevre kaygısı taşımadan kesinlikle kendi ülkelerindeki sanayinin durumunu göz önüne alarak tasarıyı hazırladı. Avrupa Birliği Parlamentosu, başta Türkiye olmak üzere plastik üretiminde rekabet edemediği ülkelerden ithalatı önlemek için böyle bir karar aldı. Nitekim Türkiye son sekiz yılda plastik mamul üretiminde büyük atılım gerçekleştirerek Avrupa’da ikinci büyük üretici konumuna yükseldi. Dünyada ise en büyük altıncı plastik üreticisi konumundayız. Türk Plastik Endüstrisi 11 bin firması ve 250 bin kişi istihdamı ile Türkiye ekonomisinin lokomotif endüstrisidir. AB ülkeleri rekabet edemedikleri için ithal etmek zorunda kaldıkları ürünler yerine kendi üretimleri olan üstelik yüksek fiyatları ile dikkat çeken biyoplastik malzemesini satmak için bu yasağı getirmeye çalışıyorlar. Eğer benzer bir uygulama 2023 yılında Türkiye’de de gerçekleşirse bu ürünleri üretmek için gerekli tüm hammaddeyi PETKİM, Sasa, Köksan gibi yerli kuruluşlar yerine AB’den ithal etmek zorunda kalacağız. Biz bir yandan Türkiye’de kendi kaynaklarımızla biyoplastik üretmeye çalışırken diğer yandan da bu gerçekleşene kadar sanayimizi bu tür rekabet oyunlarına karşı korumalıyız.”  

Avrupalı siyasetçilerin asıl çözümü ve sorumluluklarını göz ardı ettiklerini vurgulayan PAGEV Başkanı Eroğlu: “Tasarı kapsamında yasaklanması istenilen ürünlerin seçimi ve tanımlanmasında da ciddi sıkıntılar var. Bu tasarı iyi tanımlanmamış bir ürün kategorisine sembolik bir saldırı olmanın yanında tek kullanımlık ürünlere dair yanıltıcı ve sektör sınıflandırmasına uymayan tanımlar içeriyor. Tüketicinin aklını karıştırıyorlar. Tek kullanımlıktan kast edilen nedir? Bir kere bunu çok iyi anlamak gerekir. Bir sefer kullanılan bir tabak biraz kalın olduğunda birkaç kez kullanılabiliyor. Bunun ölçüsü nedir ve bunu kim tayin edip, kim denetleyecektir sorularını sormak lazım” dedi.  

PAGEV’in Türkiye’de plastiklerle ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile yaptığı çalışmalarda konuların popülist söylemler yerine bilimsel boyutuyla değerlendirilmesini istediklerini belirten Yavuz Eroğlu, açıklamalarına şu sözlerle son verdi: “Plastik sektörü çevreyi gerçekten koruyacak önlemlerin yanındadır. Ancak bilimsel temeli olmayan ve çevre hassasiyetinden uzaklaşarak plastik düşmanlığına varan söylem ve uygulamaları kabul etmemi mümkün değil…

Kamunun atık yönetimi ve geri dönüşüm altyapı yatırımlarını yaygınlaştırması çok çok önemlidir. Biz de PAGEV ve PAGÇEV olarak bu konuda şimdiye kadar olduğu gibi destek vermeye devam edeceğiz. Ülkemizin akılcı ve stratejik adımlarla hareket etmesi, gerek kamu gerekse yerel yönetimler ve STK’ların işbirliği ve uyum içinde çalışmaları kalıcı çözümler yaratacaktır. Yasaklamalarla bir yere varılamayacağının altını çizmemiz gerekiyor. ‘Plastikler çevre kirliliği yaratıyor o zaman yasaklayalım’ demekle çözüme varılamaz. Bu çocuklarımız ellerini prize sokabilir diye evlerimize elektrik bağlatmamaya benziyor. Kaldı ki çevre boyutu yanında ekonomik boyutu da göz ardı edemeyiz.

Ülkemizde yaklaşık 40 milyar dolarlık üretime ulaşmış, Türkiye’yi dünyada 6., Avrupa’da ikinci büyük üretici haline getirmiş bir sektörden bahsediyoruz. Plastikleri yasaklamak binlerce insanın işsiz kalması demektir. Ana hedefimiz gıda ambalajından ameliyat iplikleri, serum torbaları, tek kullanımlık şırıngalar, stentler gibi medikal ürünlere, lenslerden oyuncaklara, su borularından sera örtülerine, hava yastıklarından cep telefonlarına kadar hayatımıza büyük katkı sunan ürünleri nasıl bilinçli kullanıp geri dönüşümle atıklarını ekonomiye katarız olmalıdır. Sorunları ve çözüm yollarını bilimsel yaklaşımlarla ele almak en doğru ve etkili yöntem olacaktır. Bizler de plastik sektörü olarak bilinçli tüketim ve çevrenin korunmasını destekleyecek her türlü çalışmada en ön saflarda çalışmaya devam edeceğiz.”

 

PAGEV: Ücretli Poşet Uygulamasına Üç Ayda Üç Düzenleme Geldi

27.03.2019 – Ücretli plastik alışveriş poşeti uygulamasında yeni bir dönemece girildi. PAGEV öncülüğünde seslerini Çevre ve Şehircilik Bakanlığına duyuran plastik poşet üreticilerinin AB standartlarına uyumlu yeni düzenleme talebi doğrultusunda uygulamada bazı değişikliklere gidildi. Sektörün değişiklik taleplerini 6 maddede özetlediğini belirten PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu; “Üç ayda üç düzenleme yapıldı ama en önemli iki madde aynı kaldı. Uygulamada yapılan değişiklikler anlamlı olsa da hâlen AB standartlarının çok uzağındayız, atılacak yeni adımlara ihtiyacımız var” dedi.

Plastik poşet 25 kuruştan daha pahalıya satılamayacak!

Uygulanmaya başladığı ilk günden bu yana tartışmaları da beraberinde getiren ücretli plastik poşet uygulamasında üçüncü revizyon yapıldı. Plastik poşet üreticilerinin tek kat kalınlığı 15 mikronun altında olan poşetler ve 50 mikronun üstünde olan poşetlerin ücret dışı tutulması gibi iki kritik değişiklik talebi hayata geçirilmezken yapılan değişiklikle taban fiyat uygulaması kaldırıldı. Böylece plastik alışveriş poşetleri hangi kalınlıkta olursa olsun 25 kuruştan daha pahalıya satılamayacak. Yine Bakanlıkça yapılacak kontrollerde sektörün istediği yüzde 10 tolerans talebi ve poşetlerde 7 renk yerine tek renk logo kullanımına izin verilmesi de sektörün olumlu karşıladığı diğer başlıklar olarak öne çıktı.

“İlerleme var ama halen ama AB standartlarında değil”

Üç ayda üç kez değişikliğe gidilen uygulamada AB standartlarının yine yakalanamadığını vurgulayan PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu şunları söyledi; “Ücretli poşet uygulamasını içeren mevzuat ile ilgili ilk günden bu yana bilimsel ve makul bir düzenleme talep ediyoruz. Çok şey de istemiyor, Avrupa Birliği’ndeki standart ile aynı olsun diyoruz. Üç ayda üç düzenleme yapıldı. Bir ilerleme var ama halen AB standartları yakalanabilmiş değil. Örneğin Avrupa’da tek kat kalınlığı 15 mikrondan ince poşetler ile 50 mikronun üzerindeki kalın, dayanıklı plastik poşetler ücretsiz verilebiliyor. Bizde de benzer uygulama mutlaka hayata geçirilmelidir. Bir diğer haksızlık ise plastik poşetten alınan 25 kuruşun 10 kuruşunun marketlere gidiyor olmasıdır. Çevreyi korumak için vatandaştan alındığı açıklanan bu ücretin marketler tarafından kâra çevrilmesi doğru değil. Bunun yerine taban fiyat 15 kuruş olarak belirlenebilir ve tamamı Çevre Bakanlığına gidebilir.

Eski poşetlerin kullanım süresi 30 Haziran 2019’a uzatıldı

Yine elinde stok olan üretici firma ve satış noktaları için bir geçiş süreci ve modeli kurgulanmasını talep etmiştik. Perakendeciye satılmış poşetler için mevzuatta 31 Mart 2019 olan son kullanım tarihi 30 Haziran 2019’a kadar uzatıldı. Beklentimiz sürenin yılsonuna kadar uzatılmasıydı. Söz konusu değişiklikler bazı yönleri ile bizi mutlu etse de ihtiyaç duyulan değişiklikler bu kadarla sınırlı değil. Son bir düzenleme ile ücretli plastik poşet uygulamasında AB standartlarını yakalayabiliriz. PAGEV olarak yönetmelik AB standartlarına uygun hale gelinceye kadar konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz.”

PAGEV, marketler için vatandaştan kesilen 10 kuruşun peşini bırakmayacak

Yavuz Eroğlu, yönetmelik AB standartlarına uygun hale gelinceye kadar mücadeleye devam mesajı verdi ve “PAGEV olarak konunun takipçisiyiz. Üretici firmalarımızı İstanbul ve Ankara’da düzenlediğimiz toplantılarda buluşturduk. Talep ve önerilerini Bakanlığımız nezdinde dile getirdik. Avrupa Birliği standartlarında bir düzenleme yapılması halinde ne tüketicinin ne üreticinin bu yasadan mağdur olmayacağını tüm platformlarda vurguladık. Ne yazık ki büyük bir sektörü ilgilendiren hayati bir süreçte diğer meslek örgütleri karnından konuşarak sektörün mücadelesine destek olmadı. Sonuçta sesimizin duyulmasından ve eksikliklerine rağmen anlamlı birtakım değişikliklere gidilmesinden memnunuz ancak daha fazla bekleme lüksümüz yok. Son üç ayda onlarca işletme kapanırken binlerce çalışan işsiz kaldı. Sektör çok daha ağır darbe almadan hızlı bir biçimde eksikliklerin giderilmesi ve uygulamanın AB standardına uygun hale getirilmesi gerekiyor. Bunun için mücadelemiz sürecek. Ayrıca marketler için vatandaşlarımızdan kesilen 10 kuruşun da peşini bırakmayacağız. Çevrenin korunması adına yapılan bu iyiniyetli uygulamaya kimse gelir kapısı olarak bakmasın” diye konuştu.

Yönetmelikte değişmesi istenen 6 temel başlık şunlardı:

  • Mevzuatta; meyve-sebze şarküteri reyonları ve eczanelerde verilen ince poşetler için çift kat 15 mikron kalınlığı aşmayacak denmiş. Oysa AB mevzuatında tek kat 15 çift kat yani poşetin tüm kalınlığı için 30 mikron sınırı getirilmiş. Zaten daha ince bir poşet üretilse bile kullanılması mümkün değil. Mevcut yönetmelik bu haliyle zincir marketlere göre hazırlanmıştır ve ülkemiz gerçeklerinden uzaktır. Örneğin yakın zamanda karpuz dönemi gelecek. Bizim mevzuatımızın talep ettiği gibi tek kat 7,5 mikron bir poşet ile değil karpuz, yarım kilo domates bile taşımak mümkün değildir.
  • Avrupa Birliği’nde tek katı 15-50 mikron arası kalınlıktaki plastik poşetler için ücret zorunluyken, 50 mikronun üzerindeki poşetler kapsam dışında tutulmaktadır. Buradaki amaç tek kullanımlık olmayan kalın çok kullanımlık poşetlerin kapsam dışı tutulması ve endüstriye zarar vermemektir. Düzenlemenin mantığı tüketimi azaltmaksa zaten 50 mikron üstü kalın poşetlerde gereksiz ve aşırı kullanım söz konusu değildir. Mağazalarda müşteriye ihtiyacı kadar poşet veriliyor. Hazır giyim, kişisel bakım, elektronik gibi sektörlerdeki zincir mağazalar müşterilerinden 25 kuruş poşet ücreti talep etmektense kağıt poşet kullanmaya yönelecek, bu da iki sektör arasında haksız rekabet yaratacaktır.
  • Mevzuatta, biyobozunur özellikteki biyoplastiklerle ilgili herhangi bir düzenleme yapılmaması da önemli bir diğer eksiklik. AB’deki mevzuat uygulamasında doğada altı ayda kendi kendine kaybolan biyoplastikler bu kapsamın dışında tutulmuştur. Türkiye’nin ihracat pazarı ve rakibi olan Avrupa ülkeleri biyoplastik kullanımını teşvik etmektedirler. Bu sebeple söz konusu malzemelerle üretilen poşetler de ücretsiz olmalıdır. Nitekim bu poşetlerin mısır nişastası ve kenevir gibi doğal malzemelerden üretilip, doğada kendiliğinden kaybolduğu göz önüne alınmalıdır. Mevzuata eklerken biyobozunur biyoplastik tanımına da dikkat edilmelidir. EN 13432 standardını sağlayan yüzde 100 doğal malzemeden üretilmiş poşetler bu mevzuat hükümleri dışında değerlendirilmeli ve ücretsiz olmalıdır.
  • Toplam satış alanı 200 metrekareden daha küçük satış noktaları bu mevzuat kapsamın dışında sayılmalıdır. Hem tüketiciyi, hem üreticiyi hem de küçük esnafı korumak adına bu maddenin koyulması önemlidir. Zaten 2018’de yayınlanan Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği’nden önce yürürlükte olan yönetmelikte satış noktaları bu şekilde tanımlanmıştı.
  • Elinde stok olan üretici firma ve satış noktaları için bir geçiş süreci ve modeli kurgulanmalıdır. Şu an itibariyle perakendeciye satılmış poşetler için mevzuatta son kullanım tarihi olarak 31 Mart 2019 verilmiş olup perakendeciler bu tarihe kadar stoklarını eritemeyeceklerdir. Bu sebeple ellerinde kalan poşetleri üreticiye iade edeceklerini belirtmektedirler. Yine perakendecilerin satın aldığı veya kati sipariş verdikleri sebze meyve reyonunda kullanılan ince poşetler yeni mevzuattaki çift kat 15 mikron standardını sağlayamadıklarından bu poşetlerde perakendeciler tarafından iade edilmek istenmektedir. Üretimleri ciddi oranda düşecek olan firmalara bir de hali hazırda satmış olduğu poşetin iade yükü bindirilmemeli ve çözüm olarak 31 Mart tarihli son geçiş süresi 2019 sene sonuna ertelenmelidir.
  • Poşetlerin satışa tabi olacağı konusu 2018 yılından itibaren görüşülmeye başlansa da kalınlık ve baskı detayları 9 Ocak 2019’da yayımlanan yeni yönetmelik ile beraber üreticilerin karşısına çıkmıştır. Sıfır Atık logosu şu an ki haliyle 7 renklidir. Bu şekliyle alışveriş poşeti üreten firmaların baskı makinelerinin tek renge uygun olduğu mutlaka hesaba katılarak düzenleme oluşturulmalıdır. Sıfır Atık logosu zeminden farklı herhangi bir tek renk olarak basılabilmeli batma durumuna gelmiş üreticilere bir de baskı makinesi maliyeti çıkarılmamalıdır. Ayrıca mevzuatta marka sahibi logolarının poşet yüzey alanının yüzde 20’sini geçmeyecek şekilde basılması zorunluluğu sektöre çok ciddi oranda klişe maliyeti getirecektir. Oysa 25 kuruşa satılan poşetin 10 kuruşu satış noktasına bırakılmadığında yüzde 20 kısıtlaması koymaya gerek kalmayacak poşet üreticileri de klişe maliyetinden kurtulacaktır. Böylece bu 10 kuruş Çevre Bakanlığına kalarak “Plastik Geri Dönüşümünü Destekleyen Projelerde” kullanılabilecektir. Ayrıca logo kullanımı sadece plastik poşetlere değil, kağıt, bez vs. tüm diğer alternatiflere getirilmelidir. Bu haliyle tüketicide diğer malzemeleri doğaya atabiliriz algısı oluşmakta çevreye ve geri dönüşme bir katkı sağlanmamaktadır. Buradaki temel görüşümüz baskılı ürün isteyen satış noktaları için sıfır atık logosunun kullanılması baskısız ürün alanlar için bu zorunluluğun kaldırılmasıdır.

Ayrıca en önemli nokta poşet film halinde üretilirken teknik olarak her alanda eşit kalınlıkta olamayabilir. Bakanlık denetçilerinin poşetlerin kalınlığını nasıl ölçeceği de bu noktada önemlidir. Hali hazırda elle ölçüm yapan mikrometre ile dijital mikrometre farklı sonuçlar verebilmektedir. Bu nedenle mevzuata mikron konusunda artı-eksi yüzde 10 tolerans getirilmelidir. Hâlihazırda zincir marketlerin teknik şartnameleri de bu şekildedir. Bu haliyle mevzuatın bu maddesi AB’de olduğu gibi tek kat 15 mikron olacak şekilde değiştirilmeli, kavram karmaşası yaşamamak adına mikron hususunda bizim mevzuatımız da tek kat tanımını kullanmalıdır. Ayrıca mevzuatta kapsam dışında kalan yerlerin tarifi de detaylandırılmalıdır. 15 mikron altı poşetlere boyut sınırlaması getirilmemeli, ihtiyaçlara göre boyut ve ebatlarda üretim yapılabilmelidir.

Çift kat 15 mikron kalınlıktaki poşet karpuzu taşımaz! Avrupa’daki gibi tek kat 15 mikron olmalı.

Haksız rekabet doğuyor, bizde de Avrupa’daki gibi 50 mikron üstü kalın ve dayanıklı poşetler ücretsiz olsun!

Mevzuatta yüzde 100 doğal malzemeden üretilmiş biyobozunur biyoplastik poşet tanımı eklenmeli ve bu poşetler ücretsiz verilmeli.

Ayrıca bu mevzuatın amacı tüketimi azaltmaktır, bu tarz 200 metrekarenin altındaki bakkal, büfe, tuhafiye, pastane vb. yerlerde ihtiyaç kadar poşet satış görevlisi tarafından verilmekte süpermarketlerde olduğu gibi ihtiyaçtan fazla alınmamaktadır. Ayrıca bu maddenin koyulması denetlenemeyecek küçük yerlerde kayıt dışılığı ve ülkemizin vergi kaybını önlemek için gereklidir.

Avrupa’da olduğu gibi 200 metrekarenin altındaki bakkal, büfe, tuhafiye, pastane vb. satış noktaları kapsam dışına çıkarılmalı.

Stoklar üreticinin elinde kaldı, geçiş süreci 2019 sonuna kadar uzatılmalı.

Baskılı ürün isteyen satış noktaları için Sıfır Atık logosu kullanılmalı, baskısız ürün alanlar için logo zorunluluğu kaldırılmalı.

 

PAGEV Yönetimi Güven Tazeledi

11.03.2019 – Plastik sektörünün birleştirici gücü misyonuyla sektörü ileri taşıyacak pek çok çalışmayı hayata geçiren PAGEV, Genel Kurul toplantısını yaptı. PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu ve ekibinin güven tazelediği Genel Kurulda, Eroğlu’nun listesindeki isimler PAGEV Yönetim Kuruluna seçildi.  

Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı’nın (PAGEV), Genel Kurul Toplantısı, Küçükçekmece PAGEV Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde üyelerin geniş katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda görev süreleri dolan üç yönetim kurulu üyeliği için seçim yapılırken PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu’nun desteklediği liste sektör temsilcilerinden tam destek almayı başardı.  

Genel Kurulda yapılan seçim sonrası PAGEV Yönetim Kurulu şöyle şekillendi; PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, Birinci Başkan Yardımcısı Ahmet Meriç, İkinci Başkan Yardımcısı Ali Zeki Karadeniz. Sayman Üye Abdullah Karatepe, Sekreter Üye Aziz Özay, Eren Ünlü, Orhan Göçer, Cevat Taşkan, Alper Varınca, Abdullah Çeker ve Kürşat Gülbahar Yönetim Kurulu Üyesi. 

Sektörün yoğun ilgi gösterdiği PAGEV Genel Kuruluna aynı zamanda PAGEV üyesi de olan İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç de katıldı. Toplantı açılışında konuşma yapan Şekib Avdagiç şunları söyledi: “PAGEV üyesi olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Burası hüsnü kalple ifade etmek isterim ki benim için çok ayrı ve değerli bir kuruluş. PAGEV’in çalışmalarını yakından takip ediyor ve takdir ediyorum. Plastik sektörüne karşı birçok noktada olumsuz algılar oluşturulmak isteniyor ki bu haksızlıktır. Günümüz şartlarında plastik ve kompozit yerleri doldurulamayacak kadar kıymetli malzemelerdir. Ama plastik sektörü de öz eleştiri yapmalı ve hem yan etkileri çözmeli hem de kendini daha iyi ifade etmelidir.” 

PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, toplantıda yaptığı konuşmada “PAGEV olarak kurulduğumuz günden bu güne sektörümüzü ileriye taşıyacak çalışmaları hayata geçiriyoruz. Son olarak KOBİ’lerimizin katma değerli üretimine çok büyük katkılar sağlayacak PAGEV Plastik Mükemmeliyet Merkezi’nin temelini Sayın Milli Eğitim Bakanımız Ziya Selçuk’un katılımıyla gerçekleşen törenle attık. Bunun yanında sektörümüz ile ilgili sorunların çözümü noktasında da elimizi taşın altına koyuyor ve her platformda gerekli mücadeleyi veriyoruz. Üyelerimize bize duydukları güven için teşekkür ediyorum. Genel Kurulumuzda aldığımız destekle çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. Birlikte başaramayacağımız şey olmadığını biliyoruz” dedi.  

PAGEV YÖNETİM KURULU

  • Başkan Yavuz Eroğlu
  • Birinci Başkan Yardımcısı Ahmet Meriç
  • İkinci Başkan Yardımcısı Ali Zeki Karadeniz
  • Sayman Üye Abdullah Karatepe
  • Sekreter Üye Aziz Özay
  • Yönetim Kurulu Üyesi Eren Ünlü
  • Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Göçer
  • Yönetim Kurulu Üyesi Cevat Taşkan
  • Yönetim Kurulu Üyesi Alper Varınca
  • Yönetim Kurulu Üyesi Abdullah Çeker
  • Yönetim Kurulu Üyesi Kürşat Gülbahar
  • Yönetim Kurulu Üyesi(Y) Oğuzcan Çetinalp
  • Yönetim Kurulu Üyesi(Y) Murat Erkan
  • Yönetim Kurulu Üyesi(Y) Abdurrahim Bekgöz
  • Yönetim Kurulu Üyesi(Y) Ömer Ertemiz
  • Yönetim Kurulu Üyesi(Y) Yusuf Pala
  • Yönetim Kurulu Üyesi(Y) Serkan Karataş
  • Yönetim Kurulu Üyesi(Y) Beyhan Baycar
  • Yönetim Kurulu Üyesi(Y) Hamdi Yazır
  • Yönetim Kurulu Üyesi(Y) İlker İnan 

PAGEV DENETİM KURULU

  • Dursun Cemal Bak
  • Ahmet Şekeroğlu
  • Şamil Tahmaz 

PAGEV DENETİM KURULU YEDEK

  • Bozkurt Çağlayan
  • Kazım Öztürk
  • Aziz Turan

 

Pagev Başkanı Eroğlu: ABD’ye Plastik İhracatı 250 Milyon Dolar

05.03.2019 – ABD’nin, Türkiye’yi Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi’nden (GTS) çıkarması yönündeki kararını değerlendiren PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, “Yıllık 250 milyon doları bulan plastik ihracatımız olumsuz etkilenecek” dedi. ABD’nin asıl amacının üretimi Amerika’ya çekmek olduğunu belirten Eroğlu, sektörün pazar çeşitliliğini artırarak bu kaybı telafi etmeye çalışacağını söyledi. 

Trump bir yandan GTS ile vergi koyarken bir yandan da “gelin Amerika’da üretin” diyor 

ABD, Genelleştirilmiş Ticaret Sistemi ile sadece bir senede 20 milyar doları aşkın ürünü sistemde yer alan ülkelerden düşük veya sıfır vergi ile alıyor. Türkiye, 2018 yılının 11 ayında 1,74 milyar dolarlık ürünü bu kapsamda Amerika’ya ihraç etti. Türk plastik sektörünün direkt ve dolaylı olarak ABD’ye ihracatının 250 milyon doları bulduğunu belirten PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, Türkiye’nin GTS’den çıkarılmasının ihracatlarına olumsuz yansıyacağına dikkat çekti. 

Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Türk plastik sektörü GTS içinde belirtilen ürünleri üretip Amerika’ya ihraç ediyor. Nitekim 2018 yılında Türkiye’nin ABD’ye plastikten mamul ürün ihracatı 144 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Doğrudan ihracat yanında yine GTS kapsamında ihraç edilen birçok ürünün içerisinde plastik parçalar veya aksam kullanılıyor. Dolayısıyla Türkiye’nin doğrudan ve dolaylı ABD’ye yaptığı plastik ihracatı tahmini 250 milyon doları buluyor. Türkiye GTS kapsamından çıkarıldığında plastik sektörünün ihraç ettiği ürünlere yüzde 6,5’e kadar varan vergi uygulanacaktır. Bu vergi Çin ürünleri için hali hazırda uygulanıyor ve Hindistan menşeli ürünlere de Türkiye ile birlikte uygulanacak. Ancak her şeye rağmen bu durum Türkiye plastik sanayinin ABD pazarındaki rekabetçilik gücünü azaltacaktır. Dünya genelinde zaten hızla yayılan ticaret savaşlarının bir yansıması olan bu uygulama gerek ABD’deki Türk malı alıcılarını gerekse de ihracatçılarımızı olumsuz etkileyecektir.” 

ABD’den Türk plastik üreticilerine cazip teklif 

PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, bu kararın ABD’nin ülkede üretimi destekleyen politikalarının bir yansıması olarak da nitelendirerek, “Uzun bir süredir Trump Hükümeti’nin ABD’de üretim yapılmasını desteklemek amacıyla Türk plastik sektörü firmalarını ABD’de üretime davet eden ve cazip teklifler sunan politikasının bir yansıması olarak bu uygulamayı görmekteyiz. Yani burada ana amaçları bu tür üretimleri ABD’ye kaydırmak. Nitekim bu yeni uygulama özellikle ABD pazarına üretim yapan firmalarımızdan bazılarının orada üretim yapma projelerini hızlandıracaktır. Türkiye’de özellikle sanayiyi destekleyen politikaların devamlılığı ve yatırım ortamının iyileştirilmesi yönündeki çalışmalar bu yöndeki kayıpları engellemek içi çok önemli. Dünya altıncısı ve Avrupa ikincisi olan Türk plastik sektörü için ABD pazarına yapılan ihracat her ne kadar görece olarak küçük olsa bile her sene en hızlı büyüyen pazarımız konumundaydı. Bu uygulamanın hızla gelişen bir pazarımızı yavaşlatması söz konusu olacaktır ancak çözüm tabii ki pazar çeşitliliğimizi arttırmak ve ticaret savaşlarının hızla hüküm sürdüğü bu ortamda daha bakir olan Afrika, Uzakdoğu ve Latin Amerika gibi pazarları daha da geliştirmektir” diye konuştu.

 

PAGEV: Ücretli Poşet Yönetmeliğindeki Altı Yanlış Bir Sektörü Batırıyor

  • Mevzuattaki Hatalar Yüzünden 1,5 Ayda 2 Bin 500 Kişi İşsiz Kaldı 
  • Ücretli poşet yönetmeliğinde 6 yanlış 1 sektörü batırıyor! 

28.02.2019 – TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın ve ekonomiden sorumlu bakanların da katıldığı Türkiye Sektörel Ekonomi Şurası’nda konuşan PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, ücretli poşet uygulamasında sektöre iltimas değil, Avrupa Birliği ile aynı düzenlemeleri istediklerini belirtti. Eroğlu; “Almanya’da mevzuat neyse bizde de aynısı uygulansın razıyız ama bu haliyle kalırsa ne çevre korunur, ne tüketici, ne de sektör. Sadece 1,5 ayda 2 bin 500 kişi işsiz kaldı ve 1 ay daha gecikilirse istihdam seferberliği yapılırken bizim sektörde 10 bin kişi daha işsiz kalabilir” dedi. 

Ücretli Poşet uygulamasını da içeren mevzuat ile ilgili ilk günden bu yana bilimsel ve makul bir düzenleme talep eden Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) sorunun takipçisi olmaya devam ediyor. Son olarak Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Sektörel Ekonomi Şurası’nda konuşma yapan PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, mevzuattaki temel yanlışlara dikkat çekerek sektörün çözüm önerilerini paylaştı.

Plastik poşet üreticilerinin uygulanan yanlış mevzuattan dolayı ciddi sorun yaşadığını belirten PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, “Avrupa Birliği’nde halihazırda uygulanan mevzuat yürürlükte olsa üreticilerimizin buna itirazı olmazdı. Üreticilerimizle bir araya gelerek Bakanlığımızla müzakere etmek üzere Avrupa Birliği mevzuatına uygun taleplerimizi içeren bir metin hazırladık. Bakanlık yetkilileri de yapılan düzenlemenin eksik ve yanlış olduğunun farkına vardığı halde bu konu adeta bir tabu haline geldi. Şu an yüzlerce işletme sıkıntı yaşıyor. Sadece 1,5 ayda 2 bin 500 kişi işsiz kaldı ve 1 ay sonra bu rakam 10 bine ulaşacak” dedi.

Yavuz Eroğlu, yönetmelikteki 6 temel yanlışı şöyle sıraladı: 

1. Mevzuatta; meyve-sebze şarküteri reyonları ve eczanelerde verilen ince poşetler için çift kat 15 mikron kalınlığı aşmayacak denmiş. Oysa AB mevzuatında tek kat 15 çift kat yani poşetin tüm kalınlığı için 30 mikron sınırı getirilmiş. Zaten daha ince bir poşet üretilse bile kullanılması mümkün değil. Mevcut yönetmelik bu haliyle zincir marketlere göre hazırlanmıştır ve ülkemiz gerçeklerinden uzaktır. Örneğin yakın zamanda karpuz dönemi gelecek. Bizim mevzuatımızın talep ettiği gibi tek kat 7,5 mikron bir poşet ile değil karpuz, yarım kilo domates bile taşımak mümkün değildir. Ayrıca en önemli nokta poşet film halinde üretilirken teknik olarak her alanda eşit kalınlıkta olamayabilir. Bakanlık denetçilerinin poşetlerin kalınlığını nasıl ölçeceği de bu noktada önemlidir. Hali hazırda elle ölçüm yapan mikrometre ile dijital mikrometre farklı sonuçlar verebilmektedir. Bu nedenle mevzuata mikron konusunda artı-eksi yüzde 10 tolerans getirilmelidir. Hâlihazırda zincir marketlerin teknik şartnameleri de bu şekildedir. Bu haliyle mevzuatın bu maddesi AB’de olduğu gibi tek kat 15 mikron olacak şekilde değiştirilmeli, kavram karmaşası yaşamamak adına mikron hususunda bizim mevzuatımız da tek kat tanımını kullanmalıdır. Ayrıca mevzuatta kapsam dışında kalan yerlerin tarifi de detaylandırılmalıdır. 15 mikron altı poşetlere boyut sınırlaması getirilmemeli, ihtiyaçlara göre boyut ve ebatlarda üretim yapılabilmelidir.

Çift kat 15 mikron kalınlıktaki poşet karpuzu taşımaz! Avrupa’daki gibi tek kat 15 mikron olmalı.

2. Avrupa Birliği’nde tek katı 15-50 mikron arası kalınlıktaki plastik poşetler için ücret zorunluyken, 50 mikronun üzerindeki poşetler kapsam dışında tutulmaktadır. Buradaki amaç tek kullanımlık olmayan kalın çok kullanımlık poşetlerin kapsam dışı tutulması ve endüstriye zarar vermemektir. Düzenlemenin mantığı tüketimi azaltmaksa zaten 50 mikron üstü kalın poşetlerde gereksiz ve aşırı kullanım söz konusu değildir. Mağazalarda müşteriye ihtiyacı kadar poşet veriliyor. Hazır giyim, kişisel bakım, elektronik gibi sektörlerdeki zincir mağazalar müşterilerinden 25 kuruş poşet ücreti talep etmektense kağıt poşet kullanmaya yönelecek, bu da iki sektör arasında haksız rekabet yaratacaktır.

Haksız rekabet doğuyor, bizde de Avrupa’daki gibi 50 mikron üstü kalın ve dayanıklı poşetler ücretsiz olsun!

3. Mevzuatta, biyobozunur özellikteki biyoplastiklerle ilgili herhangi bir düzenleme yapılmaması da önemli bir diğer eksiklik. AB’deki mevzuat uygulamasında doğada altı ayda kendi kendine kaybolan biyoplastikler bu kapsamın dışında tutulmuştur. Türkiye’nin ihracat pazarı ve rakibi olan Avrupa ülkeleri biyoplastik kullanımını teşvik etmektedirler. Bu sebeple söz konusu malzemelerle üretilen poşetler de ücretsiz olmalıdır. Nitekim bu poşetlerin mısır nişastası ve kenevir gibi doğal malzemelerden üretilip, doğada kendiliğinden kaybolduğu göz önüne alınmalıdır. Mevzuata eklerken biyobozunur biyoplastik tanımına da dikkat edilmelidir. EN 13432 standardını sağlayan yüzde 100 doğal malzemeden üretilmiş poşetler bu mevzuat hükümleri dışında değerlendirilmeli ve ücretsiz olmalıdır.

Mevzuatta yüzde 100 doğal malzemeden üretilmiş biyobozunur biyoplastik poşet tanımı eklenmeli ve bu poşetler ücretsiz verilmeli.

4. Toplam satış alanı 200 metrekareden daha küçük satış noktaları bu mevzuat kapsamın dışında sayılmalıdır. Hem tüketiciyi, hem üreticiyi hem de küçük esnafı korumak adına bu maddenin koyulması önemlidir. Zaten 2018’de yayınlanan Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği’nden önce yürürlükte olan yönetmelikte satış noktaları bu şekilde tanımlanmıştı.  

Ayrıca bu mevzuatın amacı tüketimi azaltmaktır, bu tarz 200 metrekarenin altındaki bakkal, büfe, tuhafiye, pastane vb. yerlerde ihtiyaç kadar poşet satış görevlisi tarafından verilmekte süpermarketlerde olduğu gibi ihtiyaçtan fazla alınmamaktadır. Ayrıca bu maddenin koyulması denetlenemeyecek küçük yerlerde kayıt dışılığı ve ülkemizin vergi kaybını önlemek için gereklidir.

Avrupa’da olduğu gibi 200 metrekarenin altındaki bakkal, büfe, tuhafiye, pastane vb. satış noktaları kapsam dışına çıkarılmalı.

5. Elinde stok olan üretici firma ve satış noktaları için bir geçiş süreci ve modeli kurgulanmalıdır. Şu an itibariyle perakendeciye satılmış poşetler için mevzuatta son kullanım tarihi olarak 31 Mart 2019 verilmiş olup perakendeciler bu tarihe kadar stoklarını eritemeyeceklerdir. Bu sebeple ellerinde kalan poşetleri üreticiye iade edeceklerini belirtmektedirler. Yine perakendecilerin satın aldığı veya kati sipariş verdikleri sebze meyve reyonunda kullanılan ince poşetler yeni mevzuattaki çift kat 15 mikron standardını sağlayamadıklarından bu poşetlerde perakendeciler tarafından iade edilmek istenmektedir. Üretimleri ciddi oranda düşecek olan firmalara bir de hali hazırda satmış olduğu poşetin iade yükü bindirilmemeli ve çözüm olarak 31 Mart tarihli son geçiş süresi 2019 sene sonuna ertelenmelidir.

Stoklar üreticinin elinde kaldı, geçiş süreci 2019 sonuna kadar uzatılmalı.

6. Poşetlerin satışa tabi olacağı konusu 2018 yılından itibaren görüşülmeye başlansa da kalınlık ve baskı detayları 9 Ocak 2019’da yayımlanan yeni yönetmelik ile beraber üreticilerin karşısına çıkmıştır. Sıfır Atık logosu şu an ki haliyle 7 renklidir. Bu şekliyle alışveriş poşeti üreten firmaların baskı makinelerinin tek renge uygun olduğu mutlaka hesaba katılarak düzenleme oluşturulmalıdır. Sıfır Atık logosu zeminden farklı herhangi bir tek renk olarak basılabilmeli batma durumuna gelmiş üreticilere bir de baskı makinesi maliyeti çıkarılmamalıdır. Ayrıca mevzuatta marka sahibi logolarının poşet yüzey alanının yüzde 20’sini geçmeyecek şekilde basılması zorunluluğu sektöre çok ciddi oranda klişe maliyeti getirecektir. Oysa 25 kuruşa satılan poşetin 10 kuruşu satış noktasına bırakılmadığında yüzde 20 kısıtlaması koymaya gerek kalmayacak poşet üreticileri de klişe maliyetinden kurtulacaktır. Böylece bu 10 kuruş Çevre Bakanlığına kalarak “Plastik Geri Dönüşümünü Destekleyen Projelerde” kullanılabilecektir. Ayrıca logo kullanımı sadece plastik poşetlere değil, kağıt, bez vs. tüm diğer alternatiflere getirilmelidir. Bu haliyle tüketicide diğer malzemeleri doğaya atabiliriz algısı oluşmakta çevreye ve geri dönüşme bir katkı sağlanmamaktadır. Buradaki temel görüşümüz baskılı ürün isteyen satış noktaları için sıfır atık logosunun kullanılması baskısız ürün alanlar için bu zorunluluğun kaldırılmasıdır.

Baskılı ürün isteyen satış noktaları için Sıfır Atık logosu kullanılmalı, baskısız ürün alanlar için logo zorunluluğu kaldırılmalı.

 

Plastik Poşet Mevzuatında Eksiklik Yüzünden 4 Milyar Dolarlık Makine Yatırımı Çöp Olacak!

14.02.2019 – PAGEV, “Ücretli Plastik Alışveriş Poşetleri Uygulaması” gündemiyle Ankara’da düzenlediği toplantıda Bakanlık yetkilileri ve plastik sanayicilerini buluşturdu. İlginin büyük olduğu toplantıya 10 bin kişiye istihdam sağlayan 500 firmanın temsilcileri katıldı. Plastik poşet üreticileri, ücretli poşet uygulamasının doğurduğu sorunları ve çözüm önerilerini Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar ile paylaştı. Birpınar, mevcut hali ile 4 milyar dolarlık makine yatırımını çöpe atacak olan mevzuatta usul ve esasların yeniden düzenleneceği sözünü verdi. Mehmet Emin Birpınar, önümüzdeki yıl 25 kuruşluk poşet ücretinden marketlerin aldığı 10 kuruşluk payın 6 kuruşa ineceğini, geriye kalan 19 kuruşun ise devlete kalacağını da belirtti.  

Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV), alelacele yürürlüğe giren ve barındırdığı eksikler nedeniyle amacına hizmet etmeyen “Ücretli Plastik Alışveriş Poşetleri Uygulaması”nın gözden geçirilerek düzenlenmesine ilişkin çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Sektör temsilcileri PAGEV öncülüğünde İstanbul’dan sonra Ankara’da bir araya gelerek uygulamanın sektöre etkilerini değerlendirdiği bir toplantı gerçekleştirdi. Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar’ın da katıldığı toplantıda sanayicilere mevzuat usul ve esasında düzenleme yapılacağı müjdesi geldi.  

Kepenk indirmeye başlayan plastik poşet üreticilerine müjde 

Plastik poşet üreticilerinin yoğun ilgi gösterdiği toplantının açılış konuşmasını yapan PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, kısa vadede plastik poşet sektörünün ve tüketicilerin zarar gördüğü uygulamada gerekli düzenlemelerin yapılmaması durumunda ülke ekonomisinin de zarar göreceğine dikkat çekerek “Türkiye’de plastik alışveriş poşeti üreten 2 bine yakın firma mevcut. Bu firmalar yıllık 300 bin ton üretim gerçekleştiriyor ve 20 bin kişiyi istihdam ediyor. Ücretli poşet uygulaması sektörde üretimi durma noktasına getirirken firmalarımıza geçen yıl poşet siparişi veren perakendeciler bu siparişlerle ilgili iade talebinde bulunuyor. Sadece bir aydır yürürlükte olan bu uygulama nedeniyle ne yazık ki bazı firmalarımız kepenk indirirken birçok firmamız ise işçilerini ücretsiz izne çıkarmak zorunda kaldı. 20 bin çalışandan bahsediyoruz, bu çok ciddi bir rakamdır. Ayrıca bu uygulama sadece poşet üreticilerini değil, onlara hammadde, makine, kalsit, boya, ve ekipman tedarik eden, farklı hizmetler sunan bir çok firmayı da olumsuz etkiliyor. Bu firmalar da göz önüne alındığında oluşacak istihdam kaybının çok daha büyük olacağı açıktır” dedi. 

Mevzuattaki eksiklik giderilmezse 4 milyar dolarlık makine yatırımı çöp olacak! 

Her fırsatta mevzuattaki eksikliklerin giderilerek yeniden düzenlenmesi gerektiğini savunduklarını söyleyen PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, mevzuattaki eksiklikten dolayı 4 milyar dolarlık makine yatırımının çöp olacağına dikkat çekti ve şu değerlendirmeyi yaptı: “Ekonomi Bakanlığımız daha geçen sene bile plastik poşet üreticisi firmalara makine yatırımı için teşvik verdi. Madem böyle bir yasa çıkacaktı o zaman neden bu destekler verildi. Sanayi yatırımları kısa vadeli yapılmaz, geri dönüşü 7 yılı bulur. Mevzuattaki eksiklik giderilmezse 4 milyar dolarlık makine yatırımı atıl hale gelecek, çöp olacak. Avrupa’da 50 mikronun üzerindeki kalın, dayanıklı plastik poşetler kapsam dışı tutuluyor yani bu poşetlerden bir ücret alınmıyor. Bizdeki yasada da bu düzenleme yapılmış olsaydı makine yatırımları atıl hale gelmez, üretim devam ederdi. Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcımız Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar’ın mevzuatta usul ve esas açısından düzenlemeye gidileceği açıklaması bu açıdan hem plastik sektörü hem de ülke ekonomisi açısından çok önemlidir”. 

Mevzuatı perakendecilerin bir gelir kapısı olarak görmesinden duydukları rahatsızlığı da daha önce pek çok kez dile getirdiklerini belirten Eroğlu, “Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar’dan 25 kuruşluk poşet ücretinden marketlerin aldığı 10 kuruşluk payın 6 kuruşa ineceği, 19 kuruşun devlete kalacağı bilgisini de aldık. Zira biz bu yasanın kimseye gelir kapısı yaratmak için yürürlüğe sokulmadığını biliyoruz. Bilinçli plastik poşet kullanımı noktasında desteklediğimiz yasadan kazanılacak her kuruşun halkın faydasına uygun kullanılması gerekliliğine inanıyoruz. Bu noktada bu gelişmeyi de çok önemli buluyoruz” diyerek açıklamalarını bitirdi.

 

Plastik Poşet Üreticileri “Sanayi Dönüşüm Fonu” İstiyor

16.01.2019 – Plastik poşetlerin 1 Ocak’tan itibaren ücretli hale gelmesi sonrasında plastik poşet üreten 200’e yakın firma temsilcisi PAGEV öncülüğünde düzenlenen toplantıda bir araya gelerek uygulamanın sektöre etkisini değerlendirdi. Sektörün yol haritasının da konuşulduğu toplantının açılışında konuşan PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, Çevre Kanunu’nun hayata geçiş sürecinin çok hızlı olmasının üreticileri zor bıraktığını belirterek bu geçiş sürecinde firmaları desteklemek için Sanayi Dönüşüm Fonu kurulması gerektiğini söyledi. Eroğlu, 20 bin çalışanı ile yıllık 300 bin tonluk üretim yapan sektörün dönüşümü için gerekli tedbirlerin alınmasına ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) çatısı altında bir araya gelen plastik poşet üreticileri, plastik poşetlerin ücretli hale gelmesinin firmalara kısa ve orta vadedeki etkisini değerlendirerek olası çözüm önerileri hakkındaki görüşlerini paylaştılar. Üreticilerin yoğun ilgi gösterdiği toplantının açılış konuşmasını PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu yaptı.

Alışveriş poşetine yıllar içinde yatırım yapmış firmaların bu hızlı geçiş sürecinde göz ardı edildiğini ifade eden Yavuz Eroğlu, “Sanayicilerimiz bu hızlı geçişten dolayı sıkıntı yaşıyor. Yapılan yatırımların ortalama 7 senede kendini amorti ettiği düşünülürse firmaların aldıkları makinelerin borçlarını henüz ödemeden üretimlerinin en az yüzde 50 düşmesi firmalar açısından bir yıkım olacaktır. Bankalar bugünden bile alışveriş poşeti üreticilerini takibe almış durumda ve süreci yakından izliyor. Üretici firmaların dönüşüm süreçlerinin travmatik olmaması ve hedeflenen yeni alternatif poşet üretimleri için bu dönüşümün sanayide de desteklenmesi şarttır. Yurtdışında buna benzer uygulamalar yapılmıştır. Örneğin Fas’ta Ulusal Sanayi Dönüşüm Fonu oluşturuldu.Bu süreçte plastik poşetlerden alınan paranın belli bir kısmı firmaların dönüşümüne katkı sağlamak için kullanıldı. Bizim de beklentimiz 20 bin çalışanı ile yıllık 300 bin tonluk üretim yapan bu sektörün dönüşümü için gerekli tedbirlerin alınmasıdır” dedi.

Üreticiler Sanayi Dönüşüm Fonu ile desteklenmeli

PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu,ülkemizde de yurtdışında olduğu gibi bir Sanayi Dönüşüm Fonu kurulması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “KOSGEB, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı’nın içinde olduğu bir yapı ile Sanayi Dönüşüm Fonu oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz. Alışveriş poşetlerinden alınan paranın bir kısmı bu fonda kullanılabilir. Böylece bu dönüşümden etkilenen firmalar belirlenerek bu fondan desteklenebilir. Bu destek paketinde hibeler, dönüşüm için geri ödemesiz dönemli krediler ve hali hazırdaki kredi borçlarının yapılandırılması bulunmalıdır. Ayrıca alışveriş poşeti üretiminde dönüşüm sağlayan yeni yatırımların şu an geri dönüşüm tesisleri yatırımlarında olduğu gibi Türkiye’nin neresinde yapılırsa yapılsın 6. Bölge Teşviklerinden yararlandırılması önemli bir adım olacaktır.”

Geçiş sürecinde stoklar sorun yaratıyor

Toplantıda gündeme getirilen önemli sorunlardan bir tanesi de mevzuat öncesi üretilen ve halen satış noktalarının elinde bulunan poşet stoku oldu. Sebze meyve reyonunda kullanılan poşetler çift kat 15 mikron standardını sağlayamadıklarından bu poşetlerin perakendeciler tarafından iade edilmek istendiği dile getirildi. PAGEV Başkanı, bu konuya da dikkat çekerek, “Mevzuata göre halihazırda üretilip perakendeciye satılmış poşetler için son kullanım tarihi olarak 31 Mart 2019 verilmiş olup perakendeciler bu tarihe kadar stoklarını eritemeyeceklerdir. Bu sebeple ellerinde kalan poşetleri üreticiye iade edeceklerini belirtiyorlar. Üretimleri ciddi oranda düşecek olan firmalara bir de hali hazırda satmış olduğu poşetin iade yükü bindirilmemeli ve bu tür iadelerin önüne geçecek bir mekanizma kurulmalıdır. Fransa’da Emmanuel Macron Bakan olduğu dönemde satış noktaları ve üreticilerin stoklarını eritebilmeleri için uygulamayı 6 ay ötelemişti” diye konuştu.

Yavuz Eroğlu, 01 Ocak 2019’da yürürlüğe giren Çevre Kanunu’nun aşırı ve bilinçsiz tüketimi önlemek noktasında önem taşıdığını ancak yasada ucu açık bırakılan noktalar olduğunu belirterek bunları şu şekilde sıraladı:

  • Perakendeciler bu yasayı kâra çevirmek istiyor. Eskiden parayla alıp bedava verdikleri poşeti şimdi 25 kuruşa satıp 10 kuruşu da kendileri kazanıyor. Plastik poşetlerin satışından elde edilen para çevre için harcanmalı.
  • Hijyen amaçlı poşetler için çift kat 15 mikron çok ince.AB’de bu rakam tek kat 15 mikron. Marketlerin sebze meyve reyonlarında kullanılan poşetlerin dahi 20 mikron olduğu düşünülürse yasada belirlenen 15 mikronluk ölçü taşıma ve hijyenle ilgili çeşitli sorunlar yaratacaktır. Bu haliyle mevzuatın bu maddesi çift kat yerine AB mevzuatında olduğu gibi “duvar kalınlığı” olarak değiştirilmelidir.
  • Avrupa Birliği’nde 15-50 mikron arası plastik poşetler için ücret zorunluyken 50 mikronun üzerindeki poşetler kapsam dışı tutuluyor. Bu ayrım Türkiye’deki mevzuatta yer almıyor. Bu nedenle marketler dışında mağazalardaki 50 mikron üzeri kalın poşetlerden de ücret alınıyor.
  • Biyobozunur biyoplastiklerle ilgili herhangi bir düzenleme yapılmaması da önemli bir eksiklik. Bu malzemelerle üretilen poşetler de ücretsiz olmalı.
  • Elinde stok olan üretici firma ve satış noktaları için bir geçiş süreci ve modeli kurgulanmalıydı.

Toplantıda yaptığı konuşmada çevre ve sanayinin birlikte düşünülmesi gerektiğini vurgulayan Yavuz Eroğlu, yaşanan süreçte poşetlerle ilgili gündemde bilinçli tüketimin geri planda kaldığını söyledi. Eroğlu, “Plastik sektörü 37 milyar dolara yakın ciroya sahip, 11 bin firmanın faaliyet gösterdiği 250 bin kişiye istihdam sağlayan, direk ve dolaylı ihracatı 12 milyar doları bulan, dünyada altıncı Avrupa’da ise ikinci sırada olan bir sektördür. Türkiye ekonomisine bu kadar katkı yapan bir sektörün zarar görmemesi gerekir” diyerek sözlerine son verdi.

 

PAGEV’in Yeni Çevre Yasası ve Plastik Poşetlerin Ücretli Olması Konusuna Bakışı

03.01.2018 – TOBB Plastik, Kauçuk ve Kompozit Sanayi Meclisi ve Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Başkanı Yavuz Eroğlu, yeni Çevre Kanunu ve 01 Ocak 2019 tarihinden itibaren plastik poşetlerin 25 kuruşa verilmesi konusundaki değerlendirmelerini 10 maddede özetledi.

  • Plastik poşet tüketiminin azaltılması hedefinin karşısında değiliz aksine bilinçli tüketimi ve geri dönüşümü destekliyoruz.
  • Çevreyi korumak istiyorsak sadece plastikler değil kağıt, cam, her türlü malzemeyi bilinçli tüketmek zorundayız. Tüm alanlarda gereksiz tüketim sonlandırılmalı. Plastik yasak ama istediğiniz kadar kağıt poşet kullanabilirsiniz demek de tutarsızlıktır.
  • 01 Ocak 2019’da yürürlüğe giren Çevre Kanunu, aşırı ve bilinçsiz tüketimi önlemek noktasında önemli ancak yasada ucu açık bırakılan noktaların netleştirilmesi gerekiyor.
  • Plastik poşetlerin ücretli hale gelmesi Avrupa Birliği ile uyum süreci kapsamında gündeme gelen bir uygulamadır. Avrupa Birliği’nde 15-50 mikron arası plastik poşetler için ücret zorunluyken 50 mikronun üzerindeki poşetler kapsam dışı tutuluyor. Bu ayrım Türkiye’deki mevzuatta yer almıyor. Mağazalardaki 50 mikron üzeri kalın poşetler de ücretli olacak demektir.
  • Biyobozunur biyoplastiklerle ilgili herhangi bir düzenleme yapılmaması önemli bir eksiklik. Bu malzemelerle üretilen poşetler de ücretsiz olmalı.
  • Plastik poşetlerden elde edilecek parayı kimse gelir kapısı olarak görmesin. Gelirin bir çevre fonunda biriktirilmesi, çevre konusunda bilinçlendirme ve geri dönüşüm çalışmaları için kaynak oluşturulması yasanın gerçek anlamda amacına ulaşmasını sağlayacaktır. Bu parayla Atık Yönetim Sistemi ve geri dönüşüm altyapısındaki eksiklikler giderilmeli.Perakendeciler bu yasayı kâra çevirmek istiyor. Eskiden parayla alıp bedava verdikleri poşeti şimdi 25 kuruşa satacaklar, hem de 10 kuruşu kendilerinin olacak. Vatandaşı eğitip poşetleri geri dönüşüme kazandırmalarını teşvik etmek yerine vatandaştan her poşet için para almak kısa vadeli bir çözümdür. Önerimiz tüketicinin poşet için vereceği paraların bir çevre fonuna aktarılmasıdır.
  • Bu konu küçük esnafla müşterisi arasında da büyük ihtilaflara sebep olacaktır.
  • Örneğin kuruyemişçiden alınacak bir torba için bile bu ücret ayrıca ödenmek durumunda kalınacak. Bu nedenle poşetlerin en az 200 metrekarenin üzerindeki satış noktalarında ücretli olması gerektiğini düşünüyoruz. Sonuç olarak amaç birilerini cezalandırmak değil bilinçsiz tüketimi önlemek.
  • Yeni Çevre Yasası ile atıkların geri dönüşümü için firmaların ödediği katkı payı çok artacak. Plastikler için bu pay 9 kat olacak. Alüminyum kutularda 12,5 kat, metal kutularda 6 kat, süt kutusu gibi kompozit kutularda 10 kat, kâğıtta 8,6 kat artacak. Bu maliyet her şekilde tüketiciye yansıyacaktır.
  • Araştırmalar poşetlerin paralı olmasının tüketimi azalttığını gösteriyor. Türkiye’de de uygulamanın ilk yılında poşet tüketiminin yüzde 50 düşeceğini tahmin ediyoruz. Bu da yıllık 200 – 250 bin ton civarında olan plastik poşet üretiminin en az yüzde 50 azalması anlamına geliyor ki bu durum üretici firmalarımızı zora sokacak. Üstelik ciddi bir istihdam kaybı da gözlenecek. Bugün 20 bin kişiyi istihdam eden sektörde yaklaşık 10 bin kişi işsiz kalma riski ile karşı karşıya. Firmalara yeni bir ürün üretmesi konusunda destek olunması gerekiyor. Bu konuda önerimiz plastik poşet üreten firmalar Türkiye’nin hangi bölgesinde olurlarsa olsunlar bu geçiş sürecinde 6. Bölge teşviklerinden yararlandırılmalarıdır.

 

PAGEV Başkanı Eroğlu’ndan Barolar Birliği’ne Sert Cevap

01 Ocak’tan itibaren yürürlüğe girecek Çevre Kanunu ile ilgili sular durulmuyor. Plastik poşetlerin ücretli olması ile gündemdeki yerini koruyan kanundan hem plastik üreticilerinin hem de tüketicilerin zarar görmemesi için önerilerini dile getiren PAGEV’i lobi yapmakla suçlayan Türkiye Barolar Birliği’ne PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu cevap verdi: “Türkiye Barolar Birliği kendi işine baksın. Ülkede kendi konularıyla ilgili tüm sorunları çözmüşler gibi bu konuya eğilen Birlik temsilcileri güçlerinin sadece plastik sektörüne yeteceğini düşünüyor olmalı.

10 bin insanın işini kaybetme riski olduğunu söylemek lobicilik midir?

PAGEV olarak yakından izlediğimiz Çevre Kanunu ile ilgili gerek üretici gerekse tüketiciyi doğrudan etkileyecek noktalar konusunda görüş ve önerilerimizi ilgili merciler nezdinde dile getirmek en doğal hakkımızdır. Sancılı bir geçiş sürecinden bahsediyoruz. 10 bin insanın işini kaybetme riski olduğunu söylemek lobicilik midir?” 

Kanuna Karşı Değiliz Ucu Açık Noktaları Vurguladık

Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Başkanı Yavuz Eroğlu şunları söyledi; “Çevre Kanunu ile ilgili çalışmalar başlatıldığı günden bugüne konunun hem takipçisi olduk hem de katkıda bulunduk. İddia edilenin aksine Kanuna karşı olmak bir yana sanayinin görüşlerini paylaşarak katkı sağladık. Bir sektörü temsil etmenin verdiği sorumluluğun farkındayız. Bu doğrultuda daha çok plastik poşetlerin ücretli olması ile ilgili gündemde olan kanunda ucu açık olan noktaları vurgulamak, yaşanabilecek sonuçları açıklamak da bizim görevimizdir.

Eğer bu kanun ile plastik poşet üretimi yüzde 50 düşecekse ve 10 bin kişi işsiz kalacaksa bunu tabii ki söyleyeceğiz. Döngüsel ekonomiye inanan ve bu kapsamda çalışmalar yapan bir Vakıf olarak elbette plastik poşetlerin bilinçli tüketilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Kaldı ki sorun sadece plastik açısından da ele alınmamalı tüm alanlarda gereksiz tüketim sonlandırılmalıdır. Plastik yasak ama istediğiniz kadar kâğıt poşet kullanabilirsiniz demek de tutarsızlıktır.” 

Türkiye Barolar Birliği’nin konuyu popülist bir tartışmaya çevirmeye çalıştığına dikkat çeken PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu; “Biz çatışma değil uzlaşı istiyoruz. Ne üreticilerimiz, ne tüketicilerimiz ne de çevre zarar görsün istemiyoruz. Söylemleri hiçbir temele oturmayan Türkiye Barolar Birliği’ne kendi işine bakmasını öneriyoruz. Ülkede kendi konularıyla ilgili tüm sorunları aşmış olmalılar ki plastik poşet ücretleri ile ilgileniyorlar. Yoksa güçlerinin sadece plastik sektörüne mi yeteceğini düşünüyorlar? Biz ülkesini, çevresini, ülke insanını seven bir Vakıf olarak bünyemizde kurduğumuz Geri Dönüşüm İktisadi İşletmemiz PAGÇEV ile sadece 2018 yılında 300 bin tona yakın atığı toplayarak geri dönüşüm zincirine kazandırdık. Plastik sektörü ‘Sorumlu Endüstri’ yaklaşımıyla bunları yaparken onlar çevre için, geri dönüşüm için ne yaptı?” dedi. 

“Türkiye Avrupa’nın en büyük ikinci, dünyanın en büyük altıncı plastik üreticisi”

Avrupa’nın en büyük ikinci, dünyanın en büyük altıncı plastik üreticisi konumunda bulunan; 11 bin işletmesi, 250 bin kişilik istihdamı ve 34 milyar dolarlık cirosu ile Türkiye ekonomisine en çok katkı sağlayan sektörler arasında yer alan plastik sektörüne yapılan bu saldırıları son derece haksız bulduklarını belirten Yavuz Eroğlu: “PAGEV olarak amacımız ekonomik güçlüklerin yaşandığı bu dönemde işsiz kalacak 10 bin insanı gündeme getirerek bu konuda önlem alınmasına katkı sağlamak.

Sancılı bir geçiş sürecinden bahsediyoruz ve bu noktada üreticilerimizin ülke ekonomisine katkı sağlamaya devam edebilmesi için desteklenmeleri gerektiğinin de gözden kaçırılmaması gerekiyor. Geçen sene çıkartılması başlaması düşünülen uygulamanın kademeli olması gerektiğini düşünüyorduk ve bu doğrultuda yaptığımız çalışmalar sonucunda Perakendecilerin istediği şekilde 2018 de değil 2019 ‘da bu uygulamaya başlanıyor.

Perakendeciler Bu Yasayı Kara Çevirmek İstiyor

Perakendeciler bu yasayı kâra çevirmek istiyor. Eskiden parayla alıp bedava verdikleri poşeti şimdi 25 kuruşa satacaklar hem de 10 kuruşu kendilerinin olacak. Bu yönetmelikteki asıl amacın perakendeciye para kazandırmak, tüketiciye ek bir maliyet getirmek olmadığı unutulmamalıdır. Vatandaşı eğitip poşetleri geri dönüşüme kazandırmalarını teşvik etmek yerine vatandaştan her poşet için para almak kısa vadeli bir çözümdür. Önerimiz tüketicinin poşet için vereceği paraların bir çevre fonuna aktarılması ve bu fonun halkın geri dönüşüm konusunda bilinçlendirilmesi çalışmaları için kullanılmasıdır” diyerek açıklamalarını bitirdi.

 

PAGEV: Yeni Uygulama 1 Ocak’ta Başlıyor Ancak Yasada Açıklar Var…

21.12.2018 – Alışveriş poşetlerinin ücretli olmasına sayılı günler kaldı. 01 Ocak’tan itibaren yürürlüğe girecek Çevre Kanunu ile plastik alışveriş poşetleri artık 25 kuruştan satılacak.

Ücretli Poşet Uygulaması İle Üretim Yüzde 50 Düşer, 10 Bin Kişi İşsiz Kalabilir

PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, uygulamadan plastik poşet üreticilerinin olumsuz etkileneceğini ve 2019 yılında plastik poşet üretiminin en az yüzde 50 düşmesini beklediklerini söyledi. Eroğlu, üretimde yaşanacak bu daralmanın toplam 20 bin kişiyi istihdam eden sektörde yaklaşık 10 bin kişinin işsiz kalmasına yol açacağına dikkat çekti.  

Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği kapsamında 01 Ocak 2019 tarihinde yürürlüğe girecek yasa ile satış noktalarında plastik alışveriş poşetleri tüketiciye ücretli olarak verilecek. Poşetlerin en az 25 kuruştan satılmasını ön gören yasa ile aşırı ve bilinçsiz tüketimden kaynaklanan çevre kirliğinin azaltılması, tüketicinin geri dönüşüm konusunda bilinçlendirilmesi hedefleniyor. Hem tüketici hem de sanayici açısından çeşitli zorluklar barındıran yasadaki bazı belirsizlikler ise plastik sektörünü kaygılandırıyor.  

PAGEV Başkanı: “Plastik poşet paraları çevre ve geri dönüşüm sistemi için harcanmalı” 

Gündeme geldiği ilk günden bu yana konunun takipçisi olan TOBB Plastik, Kauçuk ve Kompozit Sanayi Meclisi ve PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, “Plastik poşetlerin ücretli hale gelmesi Avrupa Birliği ile uyum süreci kapsamında gündeme gelen bir uygulamadır. Çevre Kanunu kapsamında plastik alışveriş poşetleri bundan böyle ücretli satılacak.

Yasada Ucu Açık Konular Netleştirilmeli

Aşırı ve bilinçsiz tüketimi önlemek noktasında önemli olduğunu düşündüğümüz yasada ucu açık bırakılan noktaların netleştirilmesi ise büyük önem taşıyor.

AB’de 50 Mikronun Üzerindeki Poşetler Kapsam Dışı. AB’deki benzer uygulamalarda 50 mikronun üzerindeki poşetler kapsam dışı tutuluyor. Bu ayrım Türkiye’deki mevzuatta yer almıyor. Sektör temsilcileri olarak bu ayrımın da mevzuatta yer alması gerektiğini savunuyoruz.

Biyobozunur Biyoplastikler ile İlgili Düzenleme Yapılmalı. Ayrıca biyobozunur biyoplastiklerle ilgili herhangi bir düzenleme yapılmaması da önemli bir eksiklik. Bu malzemelerle üretilen poşetler de ücretsiz olmalı.

Bu konu küçük esnafla müşterisi arasında da büyük ihtilaflara sebep olacaktır. Pazar yerleri, bakkal ve kuruyemiş gibi yerlerde zorluklarla karşılaşılacak. Örneğin kuruyemişçiden alınacak bir torba için bile bu ücret ayrıca ödenmek durumunda kalınacak. Bu nedenle poşetlerin en az 200 metrekarenin üzerindeki satış noktalarında ücretli olması gerektiğini düşünüyoruz.

Sonuç olarak amaç birilerini cezalandırmak değil bilinçsiz tüketimi önlemektir. Plastik poşetlerden elde edilecek paraya gelir kapısı olarak bakılmaması gerektiğine inanıyoruz. Gelirin bir çevre fonunda biriktirilmesi ve bu gelirle çevre konusunda bilinçlendirme ve geri dönüşüm çalışmaları için kaynak oluşturulması yasanın gerçek anlamda amacına ulaşmasını sağlayacaktır” dedi.  

Tüketici çöp poşetine yönelecek, çöp poşeti satışları artacak… 

Kısa sürede yürürlüğe giren yasanın plastik poşet üreticilerini zora soktuğunu da dile getiren Yavuz Eroğlu şunları söyledi; “Birleşmiş Milletler’in yayımladığı bir rapor, paralı poşet uygulamasına geçilen ülkelerde tüketimin yüzde 60’lara kadar düştüğünü gösteriyor. Türkiye’de de uygulamanın ilk yılında poşet tüketiminin yüzde 50 düşeceğini tahmin ediyoruz. Bu da yıllık 200 – 250 bin ton civarında olan plastik poşet üretiminin en az yüzde 50 azalması anlamına geliyor ki bu durum üretici firmalarımızı zora sokacak. Üstelik ciddi bir istihdam kaybı da gözlenecek. Bugün 20 bin kişiyi istihdam eden sektörde yaklaşık 10 bin kişi işsiz kalma riski ile karşı karşıya. Bu noktada poşet üreticilerimizin hızlı bir dönüşüme ihtiyacı var.

Diğer yandan yeni uygulama ile birlikte çöp poşeti tüketiminin artmasını bekliyoruz. 25 kuruş küçük bir rakam gibi görünse de alışverişe göre değişmekle birlikte 3-4 poşet kullanıldığı göz önüne alındığında bu rakam 1.25 TL’ye denk geliyor. Tüketiciler her alışverişte bu rakamı ödemek zorunda kalmak istemiyor. Aldığımız duyumlar tüketicilerin önemli bir kesiminin alışveriş torbası olarak çöp poşetlerini kullanacaklarını sonra da evde çöp için aynı poşetleri kullanmaya devam edeceklerini gösteriyor. Zira insanlarımız market kasasında ihtiyacından çok daha fazla aldığı plastik poşetleri evinde çöp poşeti olarak kullanıyordu. Çöp poşetine talebin artması tabii firmalarımız açısından farklı bir fırsatı da ortaya çıkaracaktır”. 

Plastik poşetten elde edilecek gelirin atık yönetim sisteminin iyileştirilmesine ve geri dönüşüm altyapılarına harcanması gerektiğini vurgulayan Eroğlu; “En büyük sıkıntımız atık yönetim sisteminin yeterli olmaması. Yeni düzenlemeyle, atıkların geri dönüşümü için firmaların ödediği katkı payı çok artacak. Plastikler için bu pay 9 kat olacak. Alüminyum kutularda 12,5 kat, metal kutularda 6 kat, süt kutusu gibi kompozit kutularda 10 kat, kâğıtta 8,6 kat artacak. Önceki uygulamada bu artırımlar olmadığı halde firmalar ödeme yapmakta güçlük çekiyordu, şimdi sektör daha da zorlanacak” diyerek açıklamalarını bitirdi.

 

PAGEV: AB’nin Tek Kullanımlık Plastik Kararı Çevresel Değil Ekonomik

26.10.2018 Avrupa Birliği Komisyonu’nun Mayıs ayında denizlerdeki plastik kirliliğini önleyeceği gerekçesiyle tek kullanımlık plastik kulak pamuğu, çatal, kaşık, tabak, pipet ve balon tutacaklarının yasaklanması amacıyla hazırladığı yönetmelik tasarısı Avrupa Birliği Parlamentosu tarafından kabul edildi.

Yasanın yürürlüğe girip girmeyeceğini ise Avrupa Konseyi’nin Kasım ve Aralık aylarında yapacağı toplantılarda alacağı karar belirleyecek. Çevrenin bahane edildiğini belirten PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu,tasarının ana sebebinin AB’nin başta Türkiye olmak üzere plastik üretiminde rekabet edemediği ülkelerden ithalatı önlemek olduğunu söyledi.

Tek kullanımlık plastiklerle ile ilgili nihai karar için sektörde gözler 4-18 Kasım ve 18 Aralık’ta yapılacak Avrupa Konseyi toplantılarına çevrildi. Avrupa Konsey üyelerinin görüşlerinin Avrupa Parlamentosu üyeleri ile paylaşılmasının ardından yapılacak müzakere sonucunda yasa tasarısı son halini alacak.

Avrupa Birliği Parlamentosu tarafından kabul edilen yasa tasarısı ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, Avrupalı siyasetçilerin asıl çözümü ve sorumluluklarını göz ardı ederek AB Parlamentosu seçimleri öncesi yüzeysel bir çözümle göz boyamak istediklerini vurguladı.

Brüksel Merkezli Avrupa Birliği Plastik Üreticileri Derneği’nin ilk AB dışı Yönetim Kurulu Üyesi olan PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu konu ile ilgili şunları söyledi; “Bugüne kadar tüm süreci yakından takip ettik ve ediyoruz. Tasarıya imza atan ülkeler bu konuda çevre kaygısı taşımadan kesinlikle kendi ülkelerindeki sanayinin durumunu göz önüne alarak tasarıyı hazırladı. Avrupa Birliği Parlamentosu, başta Türkiye olmak üzere plastik üretiminde rekabet edemediği ülkelerden ithalatı önlemek için böyle bir karar aldı. Nitekim Türkiye son 8 yılda plastik mamül üretiminde büyük atılım gerçekleştirerek Avrupa’da ikinci büyük üretici konumuna yükseldi. Dünyada ise en büyük altıncı plastik üreticisi konumundayız. Türk Plastik Endüstrisi 11 bin firması ve 250 bin kişi istihdamı ile Türkiye ekonomisinin lokomotif endüstrisidir. AB ülkeleri rekabet edemedikleri için ithal etmek zorunda kaldıkları ürünler yerine kendi üretimleri olan üstelik pahalılığıyla da dikkat çeken Biyoplastik malzemesini satmak için bu yasağı getirmeye çalışıyorlar. Eğer benzer bir uygulama 2023 yılında Türkiye’de de gerçekleşirse bu ürünleri üretmek için gerekli tüm hammaddeyi Petkim, Sasa, Köksan gibi yerli kuruluşlar yerine AB’den ithal etmek zorunda kalacağız. ”

PAGEV Başkanı: “Bu bir ekonomik savaş”

AB’nin tek kullanımlık plastiklere getirmeye çalıştığı yasağın altında ekonomik savaş olduğuna vurgu yapan Yavuz Eroğlu, “Burada gözden kaçmaması gereken en önemli nokta konunun çevre değil ekonomik bir savaş olduğudur. Bu noktada sorulması gereken soru; ‘AB bu yasa ile pipet, kulak çubuğu, çatal, kaşık, bıçak gibi plastik sektörünün küçük bir yüzdesini kapsayan ürünleri yasaklarken neden hali hazırda rekabet edebildiği ürünleri kapsam dışı bırakmıştır’ olmalıdır. AB’nin Biyoplastik tekelleri işbaşındadır. Türkiye’nin büyük ihracatçı olduğu bu ürünlerde rekabetçiliğimizi düşürecek ve istihdamı baltalayacak, firmaların üretim ve yatırımını engelleyecek söylemler yapılmadan muhakkak sektörden doğru bilgilendirmeler alınmalıdır” şeklinde konuştu.

 

 

İlk 6 ay plastik sektöründe üretim yüzde 7,2 ihracat yüzde 12,8 yükseldi

15.10.2018 – Plastik sektörü büyüme trendini sürdürüyor. 2018 yılı ilk yarı raporunu açıklayan PAGEV, sektörün plastik mamul üretiminin miktarda yüzde 7,2 artışla 5 milyon tona, değerde ise yüzde 9,3 artışla 19,4 milyar dolara ulaştığını duyurdu. Aynı dönemde plastik mamul ihracatı da yüzde 12,8 yükselişle 2,4 milyar dolara ulaştı.

Türkiye ekonomisine en çok katkı sağlayan sektörlerin başında gelen plastik, 2018 yılının ilk yarısında büyüme performansını sürdürdü. Yayınladığı raporlarla sektörün nabzını tutan Plastik Sanayicileri Vakfı’nın (PAGEV) verilerine göre 2018 yılının ilk altı ayında plastik mamul üretimi bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla miktarda yüzde 7,2 artışla 5,1 milyon tona, değerde ise yüzde 9,3 artışla 19,4 milyar dolara ulaştı. Yılın ilk yarısında plastik mamul üretiminden en çok payı 2,2 milyon ton ile plastik ambalajlar alırken ambalajı 1,1 milyon tonluk üretim ile plastik inşaat malzemeleri izledi.

PAGEV sektör izleme raporunda; plastik mamul üretiminin 2018 sonunda yaklaşık yüzde 5 artış ile miktarda 10,1 milyon ton ve 38,8 milyar dolara ulaşacağı ön görüldü. Ancak yılın ikinci yarısında ilk yarıdaki kârlılığın yakalanamayacağı bir büyümenin beklendiği ifade edildi.

Sektör ihracatının 2018 sonunda 4,7 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor

Plastik sektörü ihracattaki güçlü görünümünü 2018 yılının ilk yarısında da korudu. Plastik mamul ihracatı 2018 yılının ilk yarısında geçen senenin aynı dönemine kıyasla miktar bazında yüzde 7,3 artışla 856 bin ton, değerde ise yüzde 12,8 yükselişle 2,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. Yaklaşık 200 ülkeye ürünlerini ihraç eden plastik sektörünün bu dönemde en çok ihracat yaptığı ülkeler Irak, Almanya, İngiltere, İsrail ve Fransa olarak sıralandı. Sektörün yılsonu direkt plastik mamul ihracatının miktarda yüzde 4,8 artarak 1,7 milyon tona, değerde ise yüzde 8,4 yükselişle 4,7 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Yılın ilk yarısında büyüme yurtiçi satışlardan geldi

2018’in ilk altı ayında plastik mamul iç pazar tüketimi geçtiğimiz yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında değerde yüzde 8,5 artışla 18,6 milyar dolar ve miktarda ise yüzde 7,1 yükselişle 4,5 milyon tona yükseldi. İlk 6 ayda gerçekleşen 4,5 milyon tonluk plastik mamul iç tüketimin yaklaşık 2 milyon tonu otomotiv, ambalaj, inşaat ve elektronik gibi ihracatçı sektörler kanalı ile yarı mamul ve mamul şeklinde dolaylı olarak ihraç edildi. 2,5 milyon tonluk kısım ise doğrudan tüketici tarafından kullanıldı.

Sektör yatırımları ekonomideki negatif göstergelere rağmen devam ediyor

Plastik sektöründe 2018 ilk yarıda 526 milyon dolarlık makine teçhizat yatırımı gerçekleşti. Bu dönemde yapılan yatırımın; yüzde 40’ını presler ve diğer makinalar, yüzde 19’unu enjeksiyon, yüzde 17’sini de aksam ve parçalar, yüzde 16’sını ekstrüzyon, yüzde 6’sını termoform ve yüzde 2’sini şişirme makinaları oluşturdu. Yılsonunda sektördeki makine teçhizat yatırımlarının 2017’ye kıyasla yüzde 13 artışla 1 milyar dolara ulaşması öngörülüyor.

Plastik mamulde dış ticaret fazlası artıyor

PAGEV verilerine göre; yılın ilk yarısında 3,8 milyon ton ve 5,7 milyar dolarlık plastik hammadde ithalatı yapıldı. Aynı dönemde yerli hammadde üretimi ise 507 bin ton seviyesinde kaldı. Hammaddede ithalatı yüksek olan plastik sektörü, plastik mamulde ise tam tersi bir tablo ortaya koydu. Sektör söz konusu dönemde de plastik mamulde dış ticaret fazlası vermeye devam etti. 2018 yılının altı aylık döneminde plastik mamul dış ticaret fazlası 2017 yılının aynı dönemine göre miktar bazında yüzde 8,3 artarak 539 bin ton, değerde ise yüzde 29,6 artışla 793 milyon dolara yükseldi.

Plastik sektörünün ilk yarı performansını değerlendiren TOBB Plastik Kauçuk Kompozit Sanayi Meclisi ve PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu şunları söyledi: “2018 yılının ilk yarısında tüm ekonomik göstergeler kırılganlık taşımasına rağmen plastik sektörümüz; üretim, ihracat ve yatırım rakamlarını yukarıya taşımayı sürdürerek ne kadar güçlü bir sektör olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Şüphesiz ki sanayicilerimizi zorlayan bir altı ayı geride bıraktık. Eğer ekonomide yaşanan olumsuz şartlar olmasaydı sektörümüzün büyüme rakamları daha yüksek olacaktı. Önümüzdeki tablo sektörümüzün ikinci yarı rakamlarında kârlılık oranlarının ilk yarının gerisinde kalacağını gösteriyor. Ayrıca ikinci yarıda özellikle yatırımlardaki pozitif görünümün tersine dönme riski bulunuyor. Plastik sektörü yarattığı istihdam ve ekonomiye katkısını bu zor şartlar altında da devam ettirmek için var gücüyle çalışıyor.”

 

PAGÇEV’den Sıfır Atık Projesi’ne Destek

25.07.2018

Geri dönüşüm eğitimi için kapı kapı dolaştılar 

Gelecek nesillere sürdürülebilir bir dünya bırakmak için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı önderliğinde yürütülen Sıfır Atık Projesi hız kesmeden devam ediyor. Geri dönüşüm ve çevre konusunda bir okul misyonu üstlenen PAGÇEV, Sıfır Atık Projesi’nin de destekçileri arasında öne çıkıyor. PAGÇEV, son olarak Sıfır Atık Projesi kapsamında Çankaya Belediyesi ve Alkın Kağıtçılık iş birliğiyle Ankara’nın Dodurga ve Yaşamkent Mahalleri’nde bilinçlendirme çalışmalarına imza attı. Etkinlik kapsamında 25 kişilik bir ekip kapı kapı dolaşarak Sıfır Atık Projesi’ni ve ambalaj atıklarının geri kazanılması için yapılması gerekenleri tüm detayları ile anlattı.

Türkiye’nin ambalaj atıkları konusunda yetkilendirilmiş kuruluşu olarak faaliyetlerini sürdüren PAGÇEV (PAGEV Geri Dönüşüm İşletmesi), atık yönetimi çerçevesinde ambalaj atıklarının azaltılması, yeniden kullanımı ve geri dönüşümü için çalışmalar gerçekleştiriyor. Geri dönüşüm noktasında bir ekol olan PAGÇEV, son olarak Çankaya Belediyesi ve Alkın Kâğıtçılık iş birliği ile ambalaj atıklarının geri kazandırılması noktasında kamuoyu bilinçlendirme çalışmasını hayata geçirdi.

Proje kapsamında 25 kişilik bir ekip Ankara’nın Dodurga ve Yaşamkent Mahallerini dolaşarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı öncülüğünde yürütülen Sıfır Atık Projesi ile atık yönetimi ve geri dönüşümün önemini anlattı. Etkinlik süresince; toplam 26 bin 890 kişilik nüfusa sahip iki mahallede 12 bin 130 konut, 834 iş yeri ve 4 adet okulun kapıları tek tek çalınarak Sıfır Atık Projesi ile ilgili detaylar anlatıldı.

913 bin 715 kişilik nüfusa sahip olan Çankaya Belediyesi, her yıl Ambalaj Atıkları, Bitkisel Atık Yağlar, Atık Pillerden oluşan 482 bin tonluk atık topluyor. Çankaya Belediyesi’ne bağlı iki mahallede başlayan ambalaj atıklarının geri kazandırılması noktasında kamuoyu bilinçlendirme çalışmasının diğer mahallelerde de devam etmesi hedefleniyor.

Ambalajdan kâğıda, camdan metal ürünlere kadar birçok ürünü geri dönüştürerek hem çevreyi koruyup hem de ülke ekonomisine katkı sağladıklarını belirten PAGÇEV Genel Müdürü Yağmur Cengiz şunları söyledi: “Çevre kirliliğinde insan etkisi yadsınamaz bir gerçek. Sorunun çözümü noktasında ise atıklar ve geri dönüşüm hakkında kamuoyunda gerekli bilinci oluşturmak şart. Sayın Emine Erdoğan himayesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülen “Sıfır Atık Projesi” bu noktada büyük önem taşıyor. PAGÇEV olarak Sıfır Atık Projesi’nin destekçileri arasında yer almaktan gurur duyuyoruz. Bugüne kadar ambalaj atık oranının azaltılması, atıkların yeniden kullanımı ve geri dönüşümü için pek çok proje hayata geçirdik. Son olarak Çankaya Belediyesi ve Alkın Kâğıtçılık iş birliği ile ambalaj atıklarının geri kazandırılması noktasında kamuoyu bilinçlendirme çalışmasını hayata geçirdik. Proje kapsamında 25 kişilik uzman ekibimiz Ankara’nın Dodurga ve Yaşamkent Mahalleri’nde bulanan ev, iş yeri ve okulların kapılarını tek tek çalarak Sıfır Atık Projesi ve geri dönüşüm ile ilgili bilgileri paylaştı. Bu tarz etkinliklerinin çok daha geniş alanda ve sürekli olarak yapılması gerektiği inancındayız.”

PAGÇEV olarak çevre odaklı her türlü etkinliğin destekçisi olduklarını söyleyen Yağmur Cengiz, geri dönüşüm bilincinin yaratılması ve kaynağında ayrıştırmanın yaygınlaştırılması noktasındaki projelere katkılarının artarak süreceğini belirtti.

 

BİLİNÇ OLMAYINCA MİLYONLARCA LİRAYI ÇÖPE ATIYORUZ!

Yılda kişi başı 48,2 kilo ambalaj tüketip sadece 27,9 kilogramını dönüştürüyoruz

Ambalaj atıklarının evsel atıklardan ayrı toplanması ve geri dönüşüme kazandırılması doğal yaşamı korurken ülke ekonomisine de artı değer yaratıyor. Kaynağında ayrıştırma ve diğer atıklardan ayrı toplanması geri dönüşüm sisteminin işleyişinde kilit öneme sahip. Türkiye’nin ambalaj atıkları yetkilendirilmiş kuruluşu PAGÇEV (PAGEV Geri Dönüşüm İşletmesi), geri dönüşüme dikkat çekerek ülkemizde gelinen son durum hakkında bilgiler paylaştı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından oluşturulan “Ambalaj Bilgi Sistemi” verilerine göre 2016 yılında pazara sunulan 3 milyon 850 bin tonluk ambalaj atığının yüzde 58’sini oluşturan 2 milyon 226 bin tonu geri kazanıldı. Yani kişi başına tüketilen 48,2 kilogramlık ambalaj atığının 27,9 kilogramı geri dönüştürüldü.

Ambalaj atıklarının çöpe atılamayacak kadar değerli olduğuna işaret eden PAGÇEV Genel Müdürü Yağmur Cengiz, kaynağında ayrıştırma ve geri dönüşümün rolüne dikkat çekerek şunları söyledi: “Bilinçli tüketim ve geri dönüşüm ambalaj atıklarının çevresel bir soruna dönüşmesini engellediği gibi ciddi bir ekonomik değer yaratılmasını sağlıyor. Kamu, yerel yönetimler, üreticiler ve tüketiciler olarak hepimizin sorumlulukları var. 01 Ocak 2018 tarihi itibariyle yürürlüğe giren ve hazırlanması aşamasında PAGÇEV olarak destek verdiğimiz Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği de geri dönüşüm noktasında önemli yenilikler getirdi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Ambalaj Bilgi Sistemi verilerine göre 2016 yılında plastik, kağıt, cam, metal, kompozit ve ahşap olmak üzere pazara sunulan ambalaj atığı toplam 3 milyon 850 bin ton.Kişi başı 48,2 kilogramlık ambalaja denk geliyor. Aynı dönemde geri kazanılan ambalaj atığı ise kişi başı 27,9 kilogram. Etkin bir Atık Yönetim Sistemi ile geri dönüşüm oranlarını artırmak mümkün. PAGÇEV olarak her yıl yükselen bir grafiğe sahibiz. Geçen sene 2016’ya kıyasla yüzde 22 artışla 220 bin ton ambalaj atığını geri dönüşüme kazandırdık. Ekonomiye katkısı ise 610 milyon TL oldu. 2018 yılında hedefimiz 240 bin ton atık toplamak” dedi.

Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği, ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanmasını öngörüyor ve bu konuda Belediyelere önemli sorumluluklar getiriyor. PAGÇEV Genel Müdürü Yağmur Cengiz, Yönetmeliğe göre ambalaj atıklarını toplamak veya toplatmakla yükümlü olan belediyelerin Ambalaj Atıkları Yönetim Planlarını hazırlayarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunduklarını belirterek, “2016 yılı itibariyle Atık Yönetim Planını Bakanlığa sunulan ve uygun bulunan belediye sayısı sadece 303. Ülkemizde 1398 belediye olduğunu göz önüne aldığımızda belediyelerin ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanması konusunda hızlı hareket etmeleri gerektiği de ortaya çıkıyor. Ambalaj atıkları çöpe gönderilemeyecek kadar değerli. Her yıl ekonomiye kazandırılabilecek milyonlarca lirayı çöpe atıyoruz. Geri dönüşüm endüstrisinin gelişimi de bu alandaki çalışmaları hızlandıracaktır. Türkiye’de 2016 sonu itibariyle 751 lisanslı geri dönüşüm tesisi ile 566 toplama ve ayrıştırma tesisi bulunuyor. Bunların sayısının artması gerekiyor” diye konuştu.

Geri dönüşüm noktasında atılacak en önemli adımın konu hakkında kamuoyunda bilinç oluşturmak olduğunu belirten Yağmur Cengiz, “Sürdürülebilir bir geri dönüşüm için hepimize sorumluluk düşüyor. Ambalajların çöp olmadığının, yerlerinin doğa olmadığının bilincinde olmak zorundayız. Hayatımıza katkı sunan ürünlerle işimiz bittiğinde onları geri dönüşüm kutularına atmak biz tüketicilerin sorumluluğuyken bunları geri dönüşüm sistemine ulaştırmaksa kamunun sorumluluğunda. Çevreyi ilkel bir yöntem olan yasaklama ile değil bilinçli tüketim ve geri dönüşüm ile koruyabiliriz. Kamu tarafından oluşturulmuş iyi bir atık yönetim sistemi ile geri dönüşümde çok ileri noktalara ulaşabiliriz” sözleri ile açıklamalarını bitirdi.

 

Plastik Sektörünün Döviz Kurlarından Kaynaklı Son Dört Aydaki Kaybı 7 Milyar Lira

GELENEKSEK PAGEV İFTARINDA GÜNDEM EKONOMİ OLDU 

PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu: “Ekonomi sadece ekonomi yönetiminin işi değildir” 

29.05.2018 – Plastik sektörünün çatı kuruluşu PAGEV, üyelerini ve sektör temsilcilerini İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlediği geleneksel iftar yemeğinde bir araya getirdi. Gebze ve Küçükçekmece PAGEV Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri öğrencilerinin mezuniyet törenin de yapıldığı gece yoğun ilgi gördü. İftar programının açılış konuşmasında döviz kurlarının sektöre ve ekonomiye etkilerini anlatan PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, “Bu konuda ekonomi yönetiminin üzerine düşen sorumluluklar kadar iş dünyası ve meslek örgütlerine de sorumluluk düşüyor” dedi. 

Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV), sektör temsilcilerini İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen geleneksel iftar yemeğinde ağırladı. PAGEV’in ev sahipliğinde organize edilen geceye; İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç de katılarak birlik mesajı verdiği bir konuşma gerçekleştirdi. PAGEV geleneksel iftar buluşmasına plastik sektörünün önemli aktörleri, sivil toplum örgütleri temsilcileri ve sektöre destek veren çeşitli kurum ve kuruluşlardan bin 150 davetli katıldı. 

Türkiye’nin en hızlı büyüyen sektörlerinden Türkiye plastik sektörü, iftar gecesinde Gebze ve Küçükçekmece PAGEV Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri öğrencilerinin mezuniyet heyecanına da tanık oldu. Plastik sektörünün ihtiyaç duyduğu nitelikli elemanları yetiştirmeye yönelik eğitim veren PAGEV liselerinden mezun olan öğrenciler, sektörün önde gelen isimleri ile tanışma fırsatı yakalayarak kariyerleri için ilk adımı atmış oldular.  

İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen iftar buluşmasında konuşan PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, sektörlerin gelişerek ülke ekonomisine katkı sağlamasında sivil toplum örgütlerinin çok önemli bir yeri olduğunu belirterek şunları söyledi: “Sivil Toplum Örgütleri Türkiye’nin gelişmesi için en önemli kuruluşlardır. Eğer biz ülkemizin, ekonomimizin gelişmesini istiyorsak sivil toplum kuruluşlarımızı güçlendirmemiz lazım. Buraları gerçekten iş yapmak isteyen insanların hizmet verdiği kuruluşlara çevirmeliyiz. Sorunlara üç yaklaşım şekli vardır: İlki sorunla ilgilenmezsiniz, ikincisi sadece şikâyet edersiniz, üçüncüsü ilgilenirsiniz ve elinizi taşın altına koyarak çözüm üretirsiniz. Biz üçüncü yolu tercih ediyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sektörümüzü ileriye taşıyacak, önündeki engelleri kaldıracak çalışmaları hayata geçireceğiz”. 

Plastik sektörünün döviz kurlarından kaynaklı son dört aydaki kaybı: 7 milyar Lira 

Son günlerde döviz kurlarında yaşanan artışlara da değinen Yavuz Eroğlu, “Kimya ve özelinde plastik sektörü özellikle ara malı ithalatı yönüyle dövizdeki artışlardan olumsuz etkileniyor. Sektörün ana hammaddesinin yüzde 100’ü dövizle satın alınıyor. Yine makine ekipman yatırımlarının yüzde 90’ı döviz bazlı yapılıyor. Bu çerçevede sadece plastik sektörünün son dört aydaki kaybı 7 milyar TL’ye yaklaştı. İstikrarlı bir piyasanın temeli yapısal reformlar ve ekonomide güven artırıcı tedbirlerdir. Bu konuda ekonomi yönetiminin üzerine düşen sorumluluklar olduğu gibi biz iş dünyası ve meslek örgütlerine düşen sorumluluklar da vardır. Öncelikle dış ticaret açığını düşürecek şekilde katma değerli üretim alt yapısını oluşturmamız gerekiyor. PAGEV olarak iki meslek lisemizdeki 2 bin öğrencimizle bu konuya katkı veriyoruz. İftar yemeğimizde bu okullarımızdan mezun olacak çocuklarımız da bizlerle birlikteydi. Katma değerli üretim için sektörümüzü bilgi ve AR&GE altyapısı ile buluşturmak büyük önem taşıyor. Bu konuda kurmakta olduğumuz Plastik Mükemmeliyet Merkezi ve veri üretimi çalışmalarımızla sektörümüze katkı sunuyoruz. Ayrıca ihracatımızı arttıracak projelerimizle vasatlığı aşmak adına gayret gösteriyoruz. Ülke ekonomimizin gelişimi meslek örgütleri ve kurumların açıklıkla yapılması gerekenleri ifade etmesi ve üzerine düşen rolü oynaması ile mümkündür. Aksi takdirde gelişime açık yönlerimizi hiçbir zaman göremez ve olduğumuz yerde sayarız. PAGEV olarak biz de sektörün bu alanda sorunlarının farkındayız ve çözümüne yönelik projeler üzerinde çalışıyoruz. Ülkemiz bugüne kadar olduğu gibi bu zorlu süreçleri de aşacak potansiyele sahiptir ancak önemli olan bu dönüşümü ne kadar hızlı yapacağımızdır” diye konuştu.

 

PLASTİK SEKTÖRÜNDEN İLK ÇEYREKTE REKOR BÜYÜME GELDİ 

Plastik üretimi yüzde 54,5’lik artışla 13,6 milyar dolara ulaştı

18.05.2018 – Türk plastik sektörü küresel ekonomide yaşanan tüm olumsuz gelişmelere rağmen 2018 yılının ilk çeyreğinde rekor seviyede büyüyerek Türkiye ekonomisine katkı sağlamaya devam etti. PAGEV tarafından açıklanan ilk çeyrek raporuna göre; sektörün plastik mamul üretimi bir önceki senenin aynı dönemiyle kıyaslandığında miktarda yüzde 48,7 artışla 3,5 milyon tona, değerde ise yüzde 54,5 yükselişle 13,6 milyar dolara ulaştı. Bu dönemde plastik ürünlere iç pazardan gelen yoğun talep sektörün büyüme rakamlarına olumlu yansıdı. İç pazar tüketimi 3,2 milyon ton ve 13,3 milyar dolar olarak gerçekleşti. İhracatta da yükseliş trendini koruyan Türk plastik sektörü yılın üç aylık döneminde miktarda yüzde 6,6 artışla 415 bin ton, değerde ise yüzde 14,5 yükselişle 1,2 milyar dolarlık ihracata imza attı. 

Türkiye ekonomisinin en dinamik aktörlerinden plastik sektörü ülke ekonomisine sağladığı katkıyı artırarak sürdürüyor. Türkiye plastik sektörünün nabzını sektör izleme raporları ile tutan Plastik Sanayicileri Vakfı PAGEV, 2018 yılı ilk çeyrek rakamlarını açıkladı. PAGEV raporuna göre; sektörün plastik mamul üretimi 2017 yılının ilk üç aylık dönemine kıyasla yüzde 48,7 artışla 3,5 tona, değerde ise yüzde 54,5 yükselişle 13,6 milyar dolara ulaştı. Plastik ambalajlar üretimde ilk sırada yer alırken ambalajı plastik inşaat malzemeleri izledi.  

Plastik sektörü ilk çeyrekte ihracattaki payını artırmaya devam etti 

Türkiye’nin ihracatına en çok katkı sağlayan sektörlerden biri konumunda bulunan Türk plastik sektörü, 2017 yılındaki yükseliş trendini sürdürerek yılın ilk üç aylık döneminde de ihracatını artırmayı başardı. Sektörün ilk çeyrek plastik mamul ihracatı 2017 yılının aynı dönemine kıyasla miktarda yüzde 6,6 artışla 415 bin ton, değerde ise yüzde 14,5 yükselişle 1,2 milyar dolara ulaştı. Bu dönemde ihracat yapılan ülkelerde Almanya, Irak, İsrail, İngiltere ve Fransa başı çekti. 

İlk çeyrekte iç pazardaki tüketim miktarda yüzde 53,9; değerde yüzde 55,8 arttı 

Yılın ilk çeyreğinde iç pazarda da plastik ürünlere ilgi yoğundu. Bu dönemde iç pazarda tüketilen plastik mamul miktarı; geçtiğimiz yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında değerde yüzde 55,8 artışla 13,3 milyar dolar, miktarda ise yüzde 53,9 yükselişle 3,2 milyon tona yükseldi. İlk üç ayda gerçekleşen 3,2 milyon tonluk plastik mamul iç tüketiminin yaklaşık 1,6 milyon tonu otomotiv, ambalaj, inşaat ve elektronik gibi ihracatçı sektörler kanalı ile yarı mamul ve mamul şeklinde dolaylı olarak ihraç edildi. 1,6 milyon tonluk kısım ise doğrudan tüketici tarafından kullanıldı. 

Plastik sektöründe yatırımlar hız kesmeden devam ediyor 

Plastik sektörünün büyümesindeki önemli göstergelerinden olan makine ve teçhizat yatırımları da bu dönemde devam etti. Yılın ilk çeyreğinde makine ve teçhizat yatırımı 277 milyon dolar olarak gerçekleşti. Yatırımların aynı hızla devam etmesi halinde makine teçhizat yatırımının yılsonunda 1 milyar 108 milyon dolara çıkması ve 2017 yılına kıyasla yüzde 19 artması öngörülüyor. 

Plastik mamulde dış ticaret fazlası artıyor 

Hammaddede dışa bağımlı olan sektörün yılın ilk üç ayında 1 milyon 941 bin ton ve 2 milyar 892 milyon dolarlık plastik hammadde ithalatı yaptığı görüldü. Aynı dönemde yerli hammadde üretimi ise 254 bin ton seviyesinde kaldı. Hammaddede ithalatı yüksek olan plastik sektörü, plastik mamulde ise tam tersi bir tablo ortaya koydu. Sektörün plastik mamulde dış ticaret fazlası verme geleneği bu dönemde de devam etti. 2018 yılının ilk çeyreğinde plastik mamul dış ticaret fazlası 2017 yılının aynı dönemine göre miktar bazında yüzde 4,7 artarak 260 bin ton, değerde ise yüzde 18,9 oranında artışla 375 milyon dolara ulaştı.  

Plastik sektörünün ilk çeyrek performansını değerlendiren TOBB Plastik Kauçuk Kompozit Sanayi Meclisi ve PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu şunları söyledi; “Küresel ekonominin son yıllarda karşılaştığı zorluklar plastik sektörümüzün büyümesinde yavaşlamaya yol açsa da gelişim çizgisi yukarı yönlü hareket etmeyi sürdürüyor. Plastik sektörümüz geçtiğimiz yıl beklentilerin üzerinde bir ivmeyle yüzde 9 büyüdü. Yaşanan tüm ekonomik ve siyasi gelişmeler ışığında 2018 yılında sektör olarak büyüme hedefimizi yüzde 5 olarak belirlemiştik. Yılın başından bu yana meydana gelen gelişmeler 2018 yılının da sanayicilerimiz açısından kolay geçmeyeceğini gösteriyor. Özellikle son dönemde döviz kurlarında yaşanan artışlar maalesef sektörümüzü olumsuz etkiliyor. Kurdaki bu durum döviz bazlı satılan hammaddeyi almak zorunda kalıp ihracatı az olan sektör firmalarımızı büyük bir risk ile karşı karşıya bırakıyor. Buna rağmen her zaman azimle üretime katkı sağlayan sanayicilerimiz hedefimize ulaşmak yolunda inançla çalışıyorlar. Sektör izleme raporumuz aracılığıyla paylaştığımız ilk çeyrek verilerinden de anlaşılacağı üzere sektörümüz pozitif görünümünü koruyor. 2018’e hızlı bir başlangıç yaparak geçen senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 54,5’lik rekor büyümeye ulaştık. Bu dönemde otomotiv, ambalaj, inşaat ve elektronik gibi plastiğin kullanıldığı sektörlerden gelen talebin yüksekliği Türkiye ekonomisi ve sanayisi açısından önemli bir gelişme olarak dikkat çekti. Bu olumlu tabloya katkı sağlayacak çalışmalar noktasında üzerimize düşen tüm sorumlulukları yerine getirmek için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da çalışmalarımızı aynı kararlılıkla sürdüreceğiz”.

 

2017’de yüzde 9 büyüyen plastik sektörü  36,8 milyar dolarlık üretim yaptı

İTHAL HAMMADDE İLE ÜRETİME RAĞMEN DIŞ TİCARET FAZLASI VAR 

2017’de yüzde 9 büyüyen plastik sektörü 36,8 milyar dolarlık üretim yaptı 

Türkiye ekonomisinin en dinamik sektörlerinden plastikte 2017 yılı büyüme rakamları yüzleri güldürdü. Sektör geçtiğimiz yıl beklentilerin üzerinde yüzde 9’luk bir büyümeye ulaştı. Otomotiv, beyaz eşya, inşaat ve ambalaj gibi sanayi kollarından gelen talep sektörün büyüme rakamlarına da olumlu yansıdı. PAGEV’in açıkladığı verilere göre plastik mamul üretimi 2017 yılında yüzde 9 artarak 36,8 milyar dolara yükseldi. Plastik sektörü 2017 yılı rakamları ile dünyanın en büyük 6., Avrupa’nın ikinci büyük üreticisi olmayı sürdürdü. 

Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV), plastik sektöründeki gelişimi ortaya koyan 2017 yılı sektör raporunu açıkladı. Buna göre plastik mamul üretimi 2017 yılında miktar bazında yüzde 8,5’lik artışla 9,6 milyon tona, değerde ise yüzde 9 artışla 36,8 milyar dolara yükseldi. Plastik ambalajlar üretimde ilk sırada yer alırken ambalajı plastik inşaat malzemeleri izledi. Büyüme ile birlikte sektördeki makine ve teçhizat yatırımları da artarak 932 milyon dolara ulaştı.  

Geçtiğimiz yıl yaklaşık 150 ülkeye plastik ihracatı gerçekleştirildi. Plastik sektörünün direkt ihracatı 2017 yılında yüzde 5,6 artışla 4 milyar 340 milyon dolara yükseldi. İhracat yapılan ülkelerde Irak, Almanya, İngiltere, İsrail ve Fransa başı çekti.  

2017’de 35,6 milyar dolarlık plastik tükettik… 

2017 yılında Türkiye pazarında plastik ürünlere olan talep yüksek seyretti. Geride bıraktığımız yılda iç pazarda 35,6 milyar dolar değerinde 8,6 milyon tonluk plastik mamul tüketildi. Tüketim 2016 yılına kıyasla miktar bazında yüzde 8,9; değer bazında yüzde 9,2 artış gösterdi. Geçen yılki 8,6 milyon tonluk plastik mamul iç tüketiminin yaklaşık 4 milyon 300 bin tonu otomotiv, ambalaj, inşaat ve elektronik gibi ihracatçı sektörler kanalı ile yarı mamul ve mamul şeklinde dolaylı olarak ihraç edildi.  

Plastik sektörü yeni petrokimya yatırımları bekliyor… 

Plastik hammadde ithalatı 2017 yılında önceki yıla kıyasla miktar bazında yüzde 9,9 artışla 7,2 milyon ton, değer bazında yüzde 16,8 artışla 10,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Aynı dönemde yerli hammadde üretimi ise 1 milyon ton seviyesinde kaldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Cezayir’in milli enerji şirketi Sonatrach ile Rönesans ve Bayegan arasında Adana Yumurtalık Serbest Bölgesi’nde 1 milyar dolarlık petrokimya yatırımı konusunda anlaşmaya varıldığını açıklaması hammaddede yüksek oranda ithalata bağımlı olan sektörde sevinçle karşılandı. 2017 yılında 2,1 milyon tonluk Polipropilen ithalatı gerçekleştirdiği göz önüne alındığında Adana Yumurtalık Serbest Bölgesi’nde yapılacak petrokimya yatırımı PP ithalatının yaklaşık yüzde 25’ini oluşturması bakımından önem taşıyor.  

Hammaddede açık büyürken plastik mamulde dış ticaret fazlası 1,24 milyar dolara yükseldi… 

Yerli üretimin yeterli olmamasından dolayı 2017 yılı sonu itibariyle hammaddede yüzde 88 ithalata bağımlı olan Türkiye plastik sektörü, plastik mamul dış ticaretinde ise dış ticaret fazlası veren bir sektör görünümünde. 2017 yılında yüzde 4,7 artışla 1,24 milyar dolar dış ticaret fazlası verildi.  

TOBB Plastik Kauçuk Kompozit Sanayi Meclisi ve PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, sektörün 2017 yılına ilişkin yaptığı değerlendirmede sektörün tüm zorluklara rağmen yılı yüzde 9 büyüme ile kapatmayı başardığını belirterek 2018 yılı için de iyimser olduklarını kaydetti. Geçtiğimiz yıl direkt ve dolaylı ihracattaki artışlara karşın ihracattaki katma değerde sektörün potansiyelinin altında kaldığına da işaret eden Yavuz Eroğlu, “Plastik sektörümüz 2017’de 4,3 milyar dolarlık direkt ihracat gerçekleştirdi. Sektörümüzün önemli pazarları arasında olan yakın coğrafyamızdaki istikrarsızlıklar ihracatımızı olumsuz etkilese de Avrupa pazarı ile bunu telafi ettik. Bölgemizdeki toparlanma sektörün üretim ve ihracatına da olumlu yansıyacaktır. Plastik sektörü; otomotiv, beyaz eşya gibi ihracatçı sektörler kanalıyla da önemli miktarda dolaylı ihracat gerçekleştiriyor. Direkt ve dolaylı ihracatımız 12 milyar doları buldu. Oysa katma değeri yüksek ürünler ile bu rakamların çok daha üzerine çıkabilecek bir sektörüz. 4,99 dolarlık plastik ürün ithal edip 2,66 dolara ihraç ediyoruz. Geçen yıl plastik mamul sektörü ihracatında kilogram başına 1,2 dolar katma değer yaratabilmişiz. Üretimdeki başarıyı katma değerde göstermekte zorlanıyoruz” dedi.  

PAGEV Başkanı, açıklamasında hammadde ithalatının 2017 yılındaki artışına da değindi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cezayir’de açıkladığı petrokimya yatırımının çok önemli olduğunu belirterek, “Sektörümüz açısından bu yatırımı son derece olumlu buluyor ve yeni yatırımlar için teşvik edici olmasını bekliyoruz. Geçen yıl ithal ettiğimiz 7,2 milyon tonluk hammaddeye 10,2 milyar dolar ödedik. Yerli petrokimya yatırımlarının artması bu değerin ülkemizde kalmasını sağlar. Ayrıca yerli Polipropilen yatırımı sadece dış ticaret açığını azaltmakla kalmaz, katma değerli mühendislik plastiklerine geçiş için de bir know-how ve insan kaynağı oluşturacaktır” diye konuştu. 

Sektörün üretim ve ihracatında 2018 yılında artış beklediklerini de kaydeden Yavuz Eroğlu, plastik sektörü için büyüme tahminlerinin yüzde 5 olduğunu ancak Türkiye ekonomisi ve küresel piyasalardaki gelişmeler paralelinde büyümenin bu rakamın da üzerinde gerçekleşebileceğini söyledi.