Ana sayfa Haberler Şirket Haberleri Ford Otosan v...

Ford Otosan ve AVL’den Otonom Taşımacılığa Giden Yolda Önemli Adım…

17.09.2019 – Ford Otosan ve AVL’nin ortak Ar-Ge iş birliği kapsamında başlattığı “Platooning-otonom konvoy” projesinin testleri Ford Trucks’ın yeni çekicisi F-MAX üzerinde gerçekleştirildi. TIR’lar birbirine sanal olarak platooning teknolojisini kullanarak bağlandı ve birbirini yakın mesafeden takip eden bir konvoy şeklinde yola çıktı. Platooning’in başlangıç testlerini başarıyla tamamlayan Ford Trucks araçları ile Ford Otosan ve AVL Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi.  

100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Sanal Para ile Deneyin!

Ford Otosan ve AVL’nin ortak Ar-Ge iş birliği kapsamında başlattığı ‘Platooning-otonom konvoy’ projesinin ilk geliştirme aşaması başarıyla tamamlandı. Geçtiğimiz yıl başlayan projenin çıktılarının kamyon taşımacılığını tekrar şekillendireceği öngörülüyor. 

Konvoy şeklinde ve otonom halde yola çıkan iki Ford Trucks çekicisi, yapılan ilk denemelerde mesafeleri başarıyla kat etti. Ford Otosan Eskişehir Fabrikası’nda düzenlenen platooning teknolojisi lansmanına katılan Ford Otosan Genel Müdür Yardımcısı Burak Gökçelik ve AVL Başkan Yardımcısı Rolf Dreisbach, ‘Platooning’ teknolojisini başarılı bir iş birliği ile Türkiye’de geliştirmekten ve test etmekten duydukları mutluluğu dile getirdi. “Platooning” teknolojisi Ford Otosan Ürün Geliştirme ile AVL’nin Türkiye ve Regensburg-Almanya’daki mühendislik ekiplerinin iş birliği ile geliştiriliyor.

Gökçelik: “Otonom taşımacılığın gerçekleştirilmesi için önemli bir temel teşkil edecek”

Ağır ticari taşımacılıkta otonom sürüş teknolojisinin kullanımı adına AVL ile birlikte kilometre taşı niteliğinde bir süreci geride bıraktıklarını ifade eden Ford Otosan Genel Müdür Yardımcısı Burak Gökçelik, şunları söyledi:

“Geçtiğimiz yıl AVL ile güçlerimizi birleştirerek, ‘Platooning – Otonom Konvoy’ teknolojisi geliştirmek amacıyla çalışmalarımıza başlamıştık. Bugün, otonom kamyonlar üzerinde çalışan, bu alana yatırım yapan ve en önemlisi gösterimini yapabilecek bir prototip ürüne sahip olan dünyadaki sayılı kamyon üreticilerinden biri olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Donanım, yazılım ve simülasyon testlerini başarı ile gerçekleştirdiğimiz bu teknolojiyi artık yolda da test ediyoruz.Ülkemizde bir ilk olan bu proje, Türkiye’de otonom araç geliştirme faaliyetlerine öncülük edecek. İlk aşaması tamamlanan Ar-Ge iş birliği projemizde, ağır ticari araçlar alanında kaydettiğimiz gelişmeler, sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada otonom taşımacılığın hayata geçirilmesinde bir temel teşkil edecek. Bu Ar-Ge projesi karbon emisyonunun ve yakıt tüketiminin azalmasına, yol güvenliğinin artmasına ve akılllı ulaşıma olanak sağlayacak.Projenin sonraki safhalarında ve uzun vadede “SAE-Seviye 4” Otonom sürüş fonksiyonlarını geliştirmeyi ve Uçtan-Uca (Hub-to-Hub) Otonom Otoban Taşımacılığını gerçekleştirmeyi hedefliyoruz”

Tüm bu çalışmaların Ford Trucks markasının dünya çapında rekabet gücünü artıracağını belirten Gökçelik, “Ford-Otosan olarak otonom araç teknolojileri alanındaki yatırımlarımız ve geliştirme faaliyetlerimiz, otonom sürüş konusundaki yerli bilgi birikimimize katkı sağlamakta ve bu teknolojiler üzerinde çalışan tecrübeli bir mühendis kadrosu yaratarak bu alanda küresel entegrasyonu sağlamaktadır. Bizim için birinci öncelik her zaman yetenekli mühendis iş gücüne yatırım yapmak olmuştur. Yaptığımız bu yatırımların meyvesini yakın zamanda Avrupa’da ‘2019 Uluslararası Yılın Kamyonu Ödülü’nü (ITOY) alan F-MAX ile topladık. Şimdi ise bu yatırımın başka bir sonucunu, otonom araç teknolojilerinde kaydettiğimiz ilerleme olarak hep beraber görüyoruz. Bu çalışmalar, kesinlikle, küresel arenada Ford Trucks araçlarının rekabet gücünü arttıracaktır” dedi.

Dreisbach: “İşbirliğimiz ağır ticari araçlara otonom teknolojilerin kazandırılmasında öncülük edecek”

Platooning teknolojisinin sağlayacağı faydalardan ve sistemin işleyişinden bahseden AVL Başkan Yardımcısı Rolf Dreisbach, yaptığı değerlendirmede şunları ifade etti:

“Ford Otosan ve AVL gibi sektöründe iki önemli firmayı buluşturan “Platooning – Otonom Konvoy” projesi ekiplerimizle birlikte içinde olmaktan mutluluk duyduğumuz bir proje. Bu iş birliği çerçevesinde yürütülen proje ile araçların otonom sürüş seviyelerinin artırılmasını ve en sonunda sürücüye dahi ihtiyaç duymayacak düzeye ulaşmasını hedefliyoruz. Platooning-otonom konvoy teknolojisinin toplam sahip olma maliyetini azaltma ve yakıt tasarrufu sağlama gibi faydaları bulunmaktadır. Belirtilmesi gereken bir nokta da tüm otonom sürüş seviyelerinde uygulanabilecek güvenlik artışıdır. Halihazırda, projenin birinci aşamasında direksiyon, gaz ve fren kontrolü otoban koşullarında otonom olarak yönetilmiştir; fakat şimdilik sürücünün yolu izlemesi ve beklenmedik bir durumda aracın kontrolünü ele alması gerekiyor. En nihayetinde ise tüm sistemin sürücü müdahalesine ihtiyaç duymadan çalışmasını hedefliyoruz. Bu, otonom sürüşe geçişin, taşımacılığı daha düşük maliyetli ve güvenli hale getirmesi ve sürücü eksikliğine bir çözüm olması anlamına geliyor.

Platooning modunda ilerleyen filo, trafiği engellemenin aksine, trafik akışını düzenleyecek ve kamyonların birbirini yakın takip etmesi sayesinde otoyolların araç kapasitesini arttıracak. Konvoya ait olmayan araçların sollama yapabilmeleri veya otoyol çıkışlarını kullanabilmeleri için, konvoydaki araçlar otonom olarak aralarındaki mesafeyi artıracak ve araya girmek isteyen araçlara müsaade edebilecek. Ek olarak, platooning sayesinde araçlar birbirini çok yakından takip edebilecek ve maruz kaldıkları ortalama rüzgar direncinin azaltılması ile yakıt tasarrufu sağlanabilecek”

Rolf Dreisbach, AVL’nin 70 yılı aşan bilgi birikiminin, bu projede etkin şekilde kullanıldığını belirterek, “AVL, güç aktarım sistemleri geliştirilmesindeki liderliğini ve global mühendislik gücünü, son yıllarda elektrifikasyon ve ADAS/AD sistem uygulamaları alanında yeni teknoloji geliştirme süreçlerinde de kullanmaktadır. Bu doğrultuda AVL Regensburg ekibi otomotiv standartlarında fonksiyon geliştirmedeki küresel uzmanlığı ile, AVL Türkiye ekibi de otonom sürüş fonksiyonları geliştirme konusundaki uygulamalı deneyimi ile bu iş birliğine katkıda bulunmuştur. Otomotiv sektörünün diğer alanlarında mükemmelleştirdiği güvenli ve geriye dönük takip edilebilir yazılım geliştirme becerilerini, bu proje kapsamında diğer otonom sürüş teknolojilerinde olduğu gibi başarıyla uygulamıştır. Burada geliştirilen bilgi birikimi ve edinilen tecrübe, diğer proje ortaklıklarında da aktif fayda sağlayacak’’ açıklamasını yaptı.

 

Ford Otosan’dan Şanzıman Üretimi İçin Önemli Hamle…

28.07.2019 – Güçlü Ar-Ge geleneğiyle motor ve arka akstan sonra araçtaki en önemli diğer aktarma organı olan şanzımanı Eskişehir İnönü Fabrikası’nda üretmeye hazırlanan Ford Otosan, üreteceği yerli şanzımanları test etmek için Ford Otosan mühendislerinin emekleriyle geliştirip kurduğu şanzıman test odalarını devreye aldı.

Kendi test sistemleri, kontrol ve otomasyon yazılımlarını yapabilecek bir mühendislik gücüne eriştiklerini vurgulayan Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, “Motor ve arka aksın yanı sıra en önemli aktarma organı olan şanzımanı Eskişehir’deki fabrikamızda üretmek için gerçekleştirdiğimiz yatırımın ardından şimdi de mühendislerimizin geliştirdiği yerli test merkezi ile Türkiye’nin ilk ağır ticari şanzıman üretimi için önemli bir hamle yaptık” dedi.

Türkiye otomotiv sektörünün öncü şirketi Ford Otosan, geçtiğimiz yıl Türkiye’de bir ilke imza atarak 49,5 milyon avro yatırımla çalışmalarına başladığı yerli şanzıman üretimi için önemli bir gelişme daha kaydettiğini duyurdu.

Ford Otosan mühendislerinin yaklaşık 2 yıldır üzerinde çalıştıkları yerli şanzımanı Eskişehir’de ürettiği kamyonlarda kullanmayı hedefleyen şirket, devreye aldığı yeni test odaları ile milli kaynakların ülke içinde kalmasına katkıda bulunacak. Ford Otosan mühendislerinin tamamen kurum içi imkanlarla tasarladığı şanzıman test merkezleri önemli bir maliyet avantajı sağlamasının yanı sıra şirketin global arenadaki rekabet gücünü de artıracak.

Yenigün: “Türk otomotiv sanayi için kilometre taşı niteliğinde bir gelişme”

Yerli şanzıman üretiminin otomotiv sanayisi için kilometre taşı niteliğinde bir gelişme olduğunu vurgulayan Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, şunları kaydetti:

“Ford Otosan olarak, geçtiğimiz yılın başında 49,5 milyon avro yatırımla ilk yerli ağır ticari şanzımanı üretmek için çalışmalara başlamıştık. Ürettiğimiz şanzımanları 2021 yılından itibaren kamyonlarımızda kullanmayı planlıyoruz. Ancak, üretim sürecinden önce şanzımanlar, dünya çapında rekabet edebilmeleri, dayanıklılığını, kalitesini ve teknolojisini kanıtlaması için binlerce saat süren testlerden geçiriliyor. Ford Otosan mühendislerimizin geliştirdiği şanzıman test odaları ile hem ciddi bir maliyet avantajı sağladık, hem de milli kaynakların ülkemiz içinde kalmasına ön ayak olduk. Uluslararası tüm standartları karşılayan test merkezlerimizde 3000 saatin üzerindeki testleri tamamladık. Oldukça başarılı sonuçlar elde ettik.”

Ford Otosan’ın bugün Türkiye’nin en büyük otomotiv şirketi olmasını 1961 yılında başlayan Ar-Ge çalışmalarına borçlu olduğunu vurgulayan Yenigün, “Türkiye’nin sıfırdan motor ve araç geliştirebilen ve üretilebilen tek otomotiv şirketi olarak, bugün Ar-Ge yetkinliğimiz, uzun yıllara dayanan bilgi birikimimiz ve geliştirdiğimiz motor teknolojileri ile otomotiv sektöründe dünya çapında rekabet edebilecek güce ulaştık. İnovasyonun başarıya giden yolda önemli bir itici güç olduğu bilinciyle, yurt dışına teknoloji lisansı veren ilk Türk otomotiv şirketi olarak, sektörümüzün patent liderliğini de elimizde bulunduruyoruz. Tasarımdan itibaren proje süreçlerinin içinde olmak, dış kaynak bağımlılığını tamamen ortadan kaldırarak bizleri ortaya çıkardığımız ürünün tam anlamıyla sahibi olma noktasına getirdi. Sahip olduğumuz mühendislik bilgi birikimi çok önemli boyutlara ulaştı” dedi.

Türk mühendisleri tasarladı ve geliştirdi, şimdi patenti alınacak

Ford Otosan, Türk mühendisler tarafından tasarlanan ve geliştirilen test merkezleri için dünyada ilk olma özelliğine sahip bir konsept de geliştirdi. Şirket geliştirdiği şanzıman test konsepti ve yazılımları dahil gerekli patentleri almak için çalışmalarını sürdürüyor. Test odalarında kullanılan tüm yazılımlar ve mekanik dizayn Ford Otosan mühendisliğinin bir eseri olarak öne çıkıyor. Eskişehir’de toplam 3 adet şanzıman test odasını devreye alan Ford Otosan’ın kontrol ve yazılım kısmı açık kaynak kodlu olup sürekli geliştirilebilir nitelikte olmasıyla dikkat çekiyor.

 

 

Ford Trucks 7 Yeni Ülkede Bayilik Görüşmelerine Başladı

25.02.2019 – Orta Doğu ve Afrika’dan Orta ve Doğu Avrupa’ya uzanan geniş bir coğrafyada 36 ülkede faaliyet gösteren Ford Trucks, uluslararası marka olma yolculuğunda yeni bir aşamaya geçiyor. Batı Avrupa ülkelerinde büyüme hedefi kapsamında İspanya, İtalya ve Portekiz öncelikli olmak üzere 7 yeni ülkede bayilik görüşmelerine başlandı.

Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, “Hannover’de dünya prömiyerini yaptığımız F-MAX’in Uluslararası Yılın Kamyonu Ödülü’nü kazanması, Ar-Ge’deki gücümüzün ve yetkinliğimizin global düzeyde takdir edilmesini sağladı. Tamamen Türk mühendisler tarafından geliştirilen ve İnönü fabrikamızda üretilen çekicimizin kazandığı başarının ardından Avrupa’dan 70’e yakın bayilik talebi aldık. Bunun üzerine Batı Avrupa pazarına yönelik planlarımızı öne çektik” dedi.

60 yıla yakın kamyon üretim tecrübesini, farklı ihracat pazarlarına özel ürün geliştirme yeteneği ile birleştiren Ford Trucks, global büyümesinin önemli adımlarından birini atmaya hazırlanıyor.

Uluslararası pazarlarda büyümesini Orta Doğu, Afrika, Rusya ve Türkî Cumhuriyetlerin ardından, Orta ve Doğu Avrupa’da gerçekleştirdiği bayi açılışları ile sürdüren Ford Trucks, şimdi de ağır ticari dünyasının en prestijli pazarlarından Batı Avrupa’ya açılmanın hazırlıklarını yapıyor. Batı Avrupa ülkelerinde büyüme hedefi kapsamında İspanya, İtalya ve Portekiz öncelikli olmak üzere 7 yeni ülkede bayilik görüşmelerine başlandı.

Ford Trucks’ın global ağı, 2010 yılında Ford Otosan’ın ana hissedarlarından Ford Motor Company ile imzalanan Global Cargo anlaşmasıyla birlikte kurulmaya başlandı. Ford Otosan bu anlaşmayla, Global Cargo Büyüme Stratejisi doğrultusunda Orta Doğu, Afrika, Rusya, Türki Cumhuriyetler, Orta ve Doğu Avrupa pazarları başta olmak üzere 3 kıtada toplam 60 ülkenin kamyon özelinde kamyon satış distribütörlerini atayarak global ağını oluşturmaya başladı.

Halihazırda 36 ülkede faaliyet gösteren ve 2020 sonu itibarıyla 51 ülkede var olmayı hedefleyen Ford Trucks, “Uluslararası Yılın Kamyonu Ödüllü” (ITOY) yeni çekicisi F-MAX ile elde ettiği uluslararası başarıların ardından Batı Avrupa pazarlarını da faaliyet alanına dahil etmeye yönelik planlamalarını daha erken bir dönemde hayata geçirmeye karar verdi.

Haydar Yenigün: “Batı Avrupa pazarına yönelik planlarımızı öne aldık, 7 ülke için bayilik görüşmelerine başladık”

Ford Trucks’ın Batı Avrupa açılımıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, şunları kaydetti:

“Ford Trucks, Ford Otosan’ın geleceği için çok önemli bir girişim. 2010 yılından bu yana Ford Trucks işine yaptığımız yatırımın en önemli noktasındayız. Uluslararası pazarlarda büyümemizi Orta Doğu, Afrika, Rusya ve Türki Cumhuriyetlerin ardından Orta ve Doğu Avrupa’da gerçekleştirdiğimiz bayi açılışlarıyla sürdürdük. Ağır ticari pazarının Rusya ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesine kaydığı bir dönemde bu pazarlarda oldukça güçlü bir duruş sergileyerek hem farklı pazarlardaki tecrübelerimizi zenginleştirdik hem de uluslararası bir marka olarak sektörün radarında daha da görünür hale geldik. IAA Hannover Uluslararası Ticari Araç Fuarı’nda dünya prömiyerini yaptığımız yeni çekicimiz F-MAX’in ağır ticari araç sektörünün en saygın ödüllerinden olan ‘Uluslararası Yılın Kamyonu Ödülü’nü kazanması Ar-Ge alanındaki gücümüzün ve yetkinliğimizin global düzeyde de takdir edilmesini sağladı. Tamamen Türk mühendisler tarafından geliştirilen ve İnönü fabrikamızda üretilen çekicimizin kazandığı başarının ardından Avrupa’dan 70’e yakın bayilik talebi aldık. Bunun üzerine Batı Avrupa pazarına yönelik planlarımızı öne çektik ve İspanya, İtalya, Portekiz öncelikli olmak üzere 7 yeni ülke için bayilik görüşmelerine başladık. Avrupa pazarında büyümek ihracat fırsatlarımızı geliştirecek. Ford Otosan olarak uluslararası başarılara imza atmaya ve Türkiye ekonomisine katma değer sağlamaya devam edeceğiz.”

“Ford’un tek ağır ticari araç üreticisi olarak uluslararası büyümemizi sürdüreceğiz”

Ford Motor Company’nin global düzeydeki kapsamlı yeniden yapılandırma çalışmalarının sonucunda Brezilya’daki fabrikasını kapatarak Güney Amerika’da ağır ticari araç üretimine son verme kararının ardından Ford Trucks, şirketin bu alanda tek geliştirme ve üretim merkezi haline geliyor. Haydar Yenigün, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Ford’un ağır ticari araçlar ve ilgili dizel motor ve motor sistemleri için küresel mühendislik merkezi olan Ford Trucks, sadece Türkiye’de değil, Avrupa ve Kuzey Amerika dahil tüm potansiyel ihracat pazarlarında rekabet edecek ürünler sunabilmek için ileri teknolojiler üretiyor. Ar-Ge ve üretimdeki üstün başarımız, şu anda 36 ülkeye dağılan ve hızla büyüyen yapılanmamız ile yolumuza devam ediyoruz. Yeni dönemde de şirketin global düzeydeki tek ağır ticari araç geliştiricisi ve üreticisi olarak uluslararası pazarlardaki etkili büyümemizi rahatlıkla sürdürecek altyapı, yetkinlik ve deneyime sahibiz” diye konuştu.

 

Ford, 3D Baskı ile Otomobil Parçaları Üretecek

12.10.2017 – 3D baskı teknolojileri konusunda dünyanın öncü şirketlerinden Stratasys ile işbirliği gerçekleştiren ilk otomotiv şirketi olan Ford, bu kapsamda büyük ölçekli otomobil parçaları için 3D baskı testleri gerçekleştirmeye başladı. Ford, gelecekte bu teknolojiyi kullanarak, kişiselleştirilmiş, daha hafif ve yakıt verimliliği sağlayacak otomobil parçaları üretmeyi araştırıyor.

Ford, Stratasys ile süregelen işbirliği kapsamında 3D baskı teknolojileri konusunda önemli bir yeniliğe daha imza atmaya hazırlanıyor. İşbirliği kapsamında “Stratasys Infinite Build 3D” yazıcı kullanarak büyük otomobil parçalarının 3D baskısını test eden Ford, gelecekte üreteceği otomobillere yönelik kişiselleştirilmiş parçalar üretmek için de potansiyel uygulamaları araştırıyor.

3D baskı teknolojileri ile üretilen otomobil parçaları hem üretici hem de müşterilere büyük fayda sağlarken, geleneksel yöntemlerle üretilen otomobil parçalarından daha hafif olmakla beraber yakıt verimliliğinin artırılmasında önemli rol oynayabileceği öngörülüyor. Hemen hemen her tip ve boyda otomobil parçalarını 3D baskı yöntemiyle üretebilen Stratasys Infinite Build 3D baskı sistemi, prototip parçaların yanı sıra Ford’un performans araçları veya kişiselleştirilmiş otomobil parçaları gibi düşük hacimli üretimin daha verimli ve ekonomik bir şekilde gerçekleşmesi için bir dönüm noktası olabileceği vurgulanıyor. Yeni 3D baskı sistemi, Ford’un ABD’deki Araştırma ve İnovasyon merkezi Dearborn’da yer alıyor.

Lee: “Stratasys ile birlikte hayata geçireceğimiz projeler için oldukça heyecanlıyız”

Ford’un Üretim Araştırması’ndan Sorumlu Teknik Lideri Ellen Lee, “Infinite Build teknolojisiyle otomobillerin büyük aksesuar, alet ve parçalarının baskısını yapıp, tasarım süreçlerini daha hızlı yürütebileceğiz. Stratasys’ın bu yeni teknolojisine erken erişimimizle birlikte otomotivde büyük ölçekli baskının gelişimini yönlendirmek bizim için çok heyecan verici.” dedi.

Endüstriyel alanlarda büyük bir gelişim gösteren 3D baskı teknolojilerinin gelecekte havacılık, eğitim, tıp gibi sektörler başta olmak üzere tüm üretim süreçlerinde kullanılması bekleniyor. Uluslararası araştırma kuruluşu Global Industry Analysts Inc raporuna göre ise 3D baskı uygulamalarının 2020 yılı itibarıyla 9,6 milyar dolarlık bir küresel pazar oluşturması bekleniyor.

Birkaç aylık üretim sürecini birkaç güne indirecek

3D baskı teknolojileri, yüksek hacimdeki üretimler için henüz yeteri kadar hızlı olmasa da otomobil parçalarının prototipleri ve yarış otomobillerine özel parçaların üretimi gibi düşük hacimlerde üretilen parçalar için ekonomik bir çözüm sunuyor. Günümüzde geleneksel üretim yöntemleri kullanılarak üretilen bir otomobil parçası için öncelikle bilgisayar ortamında bir model oluşturuluyor ve prototipin üretilmesi için aylarca beklenmesi gerekebiliyor. 3D baskı teknolojileri ile Ford, aynı parçanın çok kısa bir sürede baskısını gerçekleştirip, maliyetini de ciddi oranda azaltabiliyor. Örneğin, motor parçalarından biri olan emme manifoldu üretimi için oluşturulması gereken yeni bir prototip birkaç ay yerine birkaç gün içinde hem de daha düşük bir maliyetle üretilebilecek.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here