Ana sayfa Haberler Sinovac mı Bi...

Sinovac mı BionTech mi Tercih Edilmeli?

Covid-19 Delta varyantının tüm dünyada günden güne yayılması tekrar kapanma olacak mı sorusunu akıllara getiriyor. Türkiye’de ve dünyada aşılamalar sürerken, aşılar ve hastalığa ilişkin farklı yaklaşımlar bulunmakta. Bir kısım insan aşılara şüphe ile bakarken, bir başka grup ise aşıların zorunlu olması gerektiğini söylüyor. Bu konuda tıp mensupları ve iş dünyasının açıklamalarını birlikte derledik:

Sinovac mı BionTech mi Tercih Edilmeli?

10.08.2021 – Koronavirüs ile mücadelede aşılama tüm hız ile devam ediyor. Peki, hangi aşı daha etkili? İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Tayfun Hancılar, açıklamalarda bulundu:

Aslında Covid-19 delta varyantı çıkmadan önce Sinovac iki dozda yüksek etkinliğe sahipti. Ancak delta varyantında aynı başarı yakalanamadı. Sinovac sözcüsü Liu Peicheng, yaptığı açıklamada, “iki doz SynoVac firması aşısı yaptıranlardan alınan kan örneklerine dayanan ön sonuçların, Delta’ya karşı etkide azalma gösterdiğini söyledi.” Özellikle Endonezya’da çok yaygın SynoVac kullanılması sonrası öncelikle sağlıkçıların delta varyantına yakalanması ve son dönemde vaka sayılarının çok artması nedeni ile delta varyantına karşı BionTech’in daha etkili olacağını düşünmemize yol açtı. Savunma sistemi etkilenmiş kanser hastalarında ise BionTech aşısı daha ön planda düşünülmelidir.

Ancak kişisel nedenlerle mRNA aşılarına karşı olanlar elbette 3. Doz Sinovac firmasının aşısını yaptırabilirler. İki doza dayalı rejimin ardından 3. doz Sinovac aşısının , antikor miktarını arttırdığını biliyoruz ancak elimizde BionTech aşısının elde ettiği sonuçlar gibi net bir bilgi yok.

BionTech Bir Gen Tedavisi mi?

Birçok aşı çekincesi olan kişi BionTech ve Moderna gibi mRNA temelli aşıların vücuda verildiğinde genlerimizin değişeceğine, bunun bir gen tedavisi olduğuna inanmaktadır. İlginç olan bu aşılar vücuda aslında virüsün tamamını değil sadece virüsün proteinin mRNA’sını verir. Savunma sistemimiz bu kodu görüp ona göre bağışıklık sağlar ve günün birinde virüsün kendisi ile karşılaşınca yeterli savunma silahlarına sahip olur. Verilen mRNA ‘da kısa süre içinde yok edilir. Ama asla aşıdaki mRNA bizim hücrelerimizin çekirdeklerine girmez ve DNA’mızı değiştiremez. Virüsün sadece bir parçası DNA değiştirebiliyorsa korona virüsün tamamı vücuda girdiğinde bütün DNA’mızın değişmiş olması gerekirdi.

Aşıların kişilere zarar verdiği hatta kitle ölümüne yol açacağına inanan insanlar haklıysa ortaya şöyle bir garip tablo çıkıyor. BionTech ve Moderna aşısı olanlar Avrupa ve ABD’ de yaşayan insanlar, özellikle Afrika ve Asya bu aşıları kullanamıyor. Bu durumda bu aşılar Avrupa ve ABD tarafından kendi halkını yok etmek ve dünyaya geri kalmış ülke insanlarını egemen kılmak için yapılmış bir komplo.

Ne yediğimiz, nerede olduğumuzu, tüm alışkanlıklarımızı toplayıp servis eden ‘’akıllı telefonlar’’ varken genlerimizi değiştirmeye, beynimize çip takmaya uğraşır mı kapitalizm sizce?

Yeniden Kapanma İstemeyen İş Dünyasına Göre Aşı Toplumsal Bir Sorumluluk

10.08.2021 – Covid-19 kısıtlamalarının kaldırılması sonrası vaka artışları sürerken, aşı tartışmaları gündemin ilk sıralarında yer almaya devam ediyor. Yeni varyantlar ile birlikte Eylül ayında 4. Dalga olasılığının yaratacağı yeniden kapanma riski tüm toplumu olduğu gibi, toparlanma çabasındaki iş dünyasını da tedirgin ediyor. Diğer yandan, dünyanın bazı yerlerinden gelen aşıyı zorunlu kılma haberleri de Türkiye’de yankı buluyor. 

İstanbul merkezli uluslararası marka, pazar ve kamuoyu araştırma şirketi AGS GLOBAL, Türk iş dünyasının 4. Dalga olasılığı, kapanma riski ve aşının zorunlu hale getirilmesi tartışmalarına yaklaşımına yönelik kuşatıcı bir araştırma gerçekleştirdi. 124 iş insanının katıldığı araştırma çarpıcı sonuçlar içeriyor.

İş Dünyası Yeniden Kapanma İstemiyor

Araştırmaya katılan iş dünyası temsilcilerinin %57,3’ü olası bir 4. Dalganın yeniden kapanma uygulamasına neden olmamasını isterken, %23,4’lük bir kesim ise artan vaka sayılarının yarattığı endişenin kapanma ile aşılacağını düşünüyor. Kapanmayı bir çözüm olarak görenlerin %36,7’si tam kapanmaya işaret ederken, %30’u kısmi kapanma (şehirlerarası seyahat, saat yasakları vb.), %16,7’si ise düğün, konser vb. organizasyonların kısıtlandığı bir kapanma yöntemini çözüm olarak görüyor.

Tehditler: Kalabalık Organizasyonlar, Rehavet ve Aşılanmama 

Katılımcıların %55,6’sına göre tatil, bayram, düğün gibi sosyalleşme süreçleri kapanma ihtimalini tetiklerken, onu vaka sayıları nedeniyle oluşan rehavet (%47,6) ve nüfusun önemli bölümünün henüz aşılanmamış olması (%47,6) izliyor. Aşının yeni varyantlar karşısında etkisiz kalması ise (%21) iş dünyasına göre kapanma riskini en az etkileyen faktör.

İş Dünyasına Göre Aşı Olmak Toplumsal Bir Sorumluluk

Araştırmaya katılan iş dünyası temsilcilerinin %62,1’i aşı olmanın toplumsal bir sorumluluk olduğunu belirtirken, bireysel bir tercih olarak bakanların oranı ise %37,9. Araştırmaya göre iş dünyasının %56,4’ü aşı olmayanların sosyal hayata katılımına kısıtlama getirilmesi gerektiğini düşünürken, %29,8’i ise böyle bir kısıtlama senaryosunu onaylamıyor. Öte yandan, iş dünyası temsilcilerinin %45,2’sine göre aşı olmayanlar düğün, nikah vb. organizasyonlara katılmamalı, toplu taşımaya binmemeli (%43,5), tatile çıkmamalı (%42,7) ve AVM’ye girmemeli (%41,1). En az vurgu yapılan unsurlar ise sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlanması (%9,7), sağlıkta Covid-19 hizmetlerinden ücretsiz faydalanma (%14,5) ve yükseköğretime katılım (%25,8) olarak öne çıkıyor.

Ekonomide Toparlanma İçin Aşı Zorunlu Olmalı

Araştırmanın bir diğer çarpıcı sonucu ise katılımcıların %56,4’ünün ekonomik faaliyetlerin sürekliliği açısından çalışanlarının ya da iş arkadaşlarının aşı olmasının zorunlu kılınmasını talep etmesi. Aşı olmayı reddedenler için ücretsiz izin (%38,6), uzaktan çalıştırma (%28,6) ve uyarı cezası (%15,7) en çok vurgu yapılan önlemler olarak öne çıkıyor. Diğer yandan; iş dünyası temsilcilerinin %66,9’u iş yerinde çalışanların aşı olmasını teşvik etmek için hediye, prim, ikramiye gibi bir ödül sistemi kurulması gerektiğini düşünmüyor. Bu tartışmalar ışığında, araştırmaya katılanların %42,7’si Eylül ayında ekonomide ve talepte genel bir toparlanma beklerken, %42,7’lik kesim ise böyle bir beklenti içerisinde değil. Kararsızların oranı ise %14,6.

Araştırma sonuçlarını değerlendiren AGS Global Araştırma Kurucu Ortağı Ahmet GÜLER; “Araştırma açıkça gösteriyor ki iş dünyası, toplumun içine düştüğü rehavet ve aşırı sosyalleşmenin yaratacağı olası bir 4. Dalga nedeniyle yeniden kapanmanın gündeme gelmesinden oldukça endişeli. Sorunlarla dolu uzun bir sürenin ardından kısmi bir toparlanma eğilimine giren birçok işletme için kapanma oldukça kötü bir senaryo anlamına geliyor. Bu nedenle, iş insanlarımızın anlamlı bölümü, ekonomide toparlanma için salgınla mücadelede elimizdeki en önemli enstrüman olan aşının toplumsal bir sorumluluk olduğunu, aşı uygulamasının zorunlu kılınmasını ve aşı olmayanlara sosyal alanda bazı kısıtlamalar getirilmesi gerektiğini düşünüyor” dedi. ”Araştırmaya göre; iş yerlerinde aşı olmayanlar için ücretsiz izin uygulaması en çok vurgu yapılan yaptırım. Onu uzaktan çalıştırma ve uyarı cezası izliyor. Yine aşının toplumsal bir sorumluluk olduğu algısından hareketle; iş dünyası temsilcilerinin aşı olanların özellikle ödüllendirilmesine karşı olduğu görülüyor” diyen Ahmet GÜLER, “Covid-19 salgınının tüm toplumu olduğu gibi, iş dünyasını da çok yorduğu aşikar. Belki de, birçok işletme için yeni bir kapanma senaryosu, telafisi mümkün olmayan sonuçlara neden olacak.

Bu nedenle gelişmiş ülkelerden birbiri ardına gelen, aşı olmayanların bazı sosyal alanlara erişimini kısıtlama yönündeki düzenlemelerin bir kısmını ülkemizde de görebiliriz. Salgın ilk ortaya çıktığında, uzun yıllara yayılacağı ile ilgili tahminler gündemdeydi. Oysaki, bir yılın sonunda dünya aşıya kavuştu ve bugün dünyanın %14,7’si aşılanmış durumda. Gelişmiş ülkelerde %70’leri aşkın aşılama oranlarından bahsedebiliyoruz. Üstelik aşılar, yeni varyantlar karşısında da anlamlı düzeyde etkili gözüküyor. Bu nedenle karar alıcılara düşen, anayasal haklar çerçevesinde aşı konusunda bilinç düzeyini artırmak, aşılanma ile hastalığın seyri arasındaki ilişkiyi gösteren veriler konusunda şeffaflığı sağlamak ve aşıyla sağlanacak toplumsal bağışıklığın hepimizi özgür bir hayata daha da yaklaştıracağı mesajını daha güçlü bir şekilde vermek olacaktır” diyerek sözlerini tamamladı.