Ana sayfa Haberler Sağlık ve Yaşam Yeterli Uyku ...

Yeterli Uyku Alamadığınızı Gösteren İşaretler…

Yeterli uyku alamadığınızda vücudunuz belirli sinyaller verir. Önemli olan bu sinyallerin farkına vararak doğru hareket ediyor olmanızdır. Hastane Derindere İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ergün Kasapoğlu ile yetersiz uykunun belirtilerini konuştuk…

Savaştan çıkmış gibi görünüyor olabilirsiniz!

İyi uyku alışkanlığınız yoksa cildiniz size ele verebilir. Yapılan bazı çalışmalar uyku eksikliği ile sivilce arasında bağlantı bulmuştur. Uyku vücudunuzdaki hormonları kontrol eden ve bağışıklık sisteminizi etkileyen bir olgu olduğu için yetersiz uyku vücudunuzu pek çok sağlık problemine karşı açık hale getirebilir.

Gözleriniz iyi görünmüyor. Kızarıklık, şişlik, koyu halkalar ve gözaltı şişlikleri yetersiz uykunun belirtileridir. Vücudunuz, derin uyku evrelerinde gerçekleştirdiği hormon kontrolü ve doku onarımını yetersiz uyku nedeniyle gerçekleştiremez. Çalışmalar, yeterince uyumayanların göz bölgesinde kırışıklık, çizgi, şişlik ve sarkmanın daha çok görüldüğünü göstermektedir.

Kilo almaya başlayabilirsiniz. İyi bir gece uykusu uyuduğunuzda vücudunuz açlık hormonlarınızı düzgün bir şekilde kontrol edebilir. Ancak yetersiz uyku, hormon kontrolüne engel olduğu için ihtiyaç duyduğunuzdan daha fazla yemek yemenize ve kilo almanıza yol açabilir.

Sağlıksız gıdaları sevmeye başlayabilirsiniz! Uykusuzluk çeken bir beynin, sağlıksız atıştırmalık ve yemekleri isteme olasılığı yüksektir. Yorulduğunuz zaman yargılama ve karar verme yeteneğiniz de eskisi kadar keskin olmayınca sağlıklı bir salata yerine kızarmış patates ve hamburgeri tercih etme ihtimaliniz artar.

Biraz daha kafein? Genelde uykusuzluk problemi yaşayanların gündüz uykularını engellemek için tercih ettikleri kafein içerikli içecekler, kısa vadeli çözüm sunsa da uzun vadede uykusuzluk ve kaygı problemlerinin oluşmasına yol açabilir.

Depresif ve sinirli hissetmeye başlayabilirsiniz. Sinirlilik yetersiz uykunun büyük bir işaretidir. Yurtdışında yapılan bir araştırmaya göre 1 hafta boyunca 4.5 saatlik uykuyla hayatlarına devam eden kişilerde öfke ve zihinsel bitkinlik görülmüştür. Bu kişiler 1 haftanın sonunda normal uyku düzenlerine döndüklerinde, uykusuzluk döneminde görülen problemleri kısa bir süre içerisinde ortadan kalkmıştır.

Odaklanma ve hafıza problemleri yaşamaya hazır olun. Uykusuzluk konsantrasyonunuzu olumsuz yönde etkileyerek geçici hafıza problemleri de yaşamanıza neden olur. Yeterince uyumayan kişilerde gün içerisinde araç kullanırken uyuklama problemi görülebilir.

Sabahları baş ağrısı ile uyanıyorsanız…

Boğaz ağrısı, ağız kuruluğu veya baş ağrısı ile uyanıyorsanız; yetersiz uykuya neden olabilecek uyku apnesi, horlama ve reflü gibi problemler yaşıyor olabilirsiniz. Bu belirtiler 1 haftadan fazladır devam ediyorsa mutlaka hekime başvurun.

Uykusuzluğun göz ardı edilen nedenleri…

• Yatmadan önce telefonunu kontrol etmek: Beyniniz ekrandaki yapay ışığın gün ışığı olduğunu düşünerek uyumanıza yardımcı olan melatoninin salgılanmasını durdurur. Bu durum uykuya geçmenizi engeller. Bu nedenle uyumadan en az 1 saat önce cep telefonunuz, bilgisayarınız ve televizyonununuz da dahil olmak üzere tüm dijital cihazları kapatın.

• Hafta boyunca farklı saatlerde yatmak: Hafta içi ile hafta sonu farklı saatlerde uyuyup uyanıyorsanız bu durum uykuya geçme ve uykuda kalma sürenizi olumsuz yönde etkiler. Her gün aynı saatte yatmanız mümkün olmayabilir; ancak hafta sonunda bile 30-45 dakikadan fazla değişiklik yapmamaya çalışın.

• Öğleden sonraki yorgunluğunuzu bir fincan kahve ile gidermek: Kafein, beyninizin uyanıklığını takip edebilme yeteneğini bozarak sizi daha uyanık hale getirir. Özellikle hassas olduğunuzu biliyorsanız, yatmadan önce en az 5 saat önce kafein içeren içeceklerden uzak durun. Çoğu kafein, vücut sistemini 7 saat içinde terk eder.

• Yatağınız sizin için dinlenme alanı olmayabilir: Yatağınızı evcil bir hayvanla paylaşıyorsanız siz hatırlamasanız bile gece boyunca uyanabilirsiniz. Yatağın yarısından fazla alanını kullanan bir eş ya da ortopedik olmayan bir yatak da kaliteli uyku almanıza engel olabilir. Bu nedenle evcil hayvanınızla aynı yatakta uyumamaya çalışın. Eşiniz yatakta çok fazla yer kaplarsa, daha büyük bir yatak doğru bir seçenek olabilir.

• Yatak odanız çok sıcak veya gereğinden fazla aydınlık olabilir mi? Serin bir oda, uyurken sahip olduğunuz vücut sıcaklığındaki doğal düşüşü ayarlar. Odanız çok sıcaksa vücudunuzun ihtiyaç duyduğu şekilde soğuması zorlaşır. Bu sizi huzursuz edebilir. Aynı şey ışık için de geçerlidir. Az miktarda olsa bile size daha az melatonin verebilir, bu da yatmadan uyanık hale getirecektir. Odanız ne kadar karanlık olursa beyninizin uyku moduna girmesi o kadar kolaydır.

 

İyi Bir Uyku İçin Neler Yapmalı? Rahat Uyumak İçin Öneriler

Sıcaklarda Kalilteli ve Rahat Uyumak İçin Öneriler

Sıcak yaz günlerinde en az su içmek kadar kaliteli uyku uyumak da büyük önem taşıyor. İyi bir uykunun başlıca ölçüsünün kişinin sabah dinç uyanması ve kendisini gün içinde zinde hissetmesi olduğunu söyleyen Liv Hospital Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferah Ece “Uyku bozuklukları solunum düzensizliklerine, bu düzensizlikler de kişinin gece boyunca bazen kısmi bazen de tamamen uyanmasına sebep olur. Bu yarı ya da tam uyanıklık durumları hastanın derin ve kesintisiz uyku uyumasını engeller ve uykunun kalitesini bozar. Kalitesiz bir uyku işte verimi düşürür, konsantrasyonu bozar, hatta kilo bile aldırır” diyor. Prof. Dr. Ferah Ece özellikle sıcak havalarda rahat bir uyku geçirmek için alınacak önlemleri anlattı.

ÖNERİLERE UYUN, RAHAT UYUYUN

Kilo verin: Kilo verince uyku sırasındaki solunum düzelecek ve uyku daha dinlendirici olacak, gündüz uykululuk hali azalacaktır.

Alkol ve uyku ilaçlarından kaçının: Yatmadan en az dört saat önce alkol alımı kesilmelidir. Aşırı alkol solunumu baskılar ve uykuda solunum durmalarının sıklığını ve ağırlığını artırır.

Sigarayı bırakın: Sigaranın neden olduğu tahrişin, horlama ve apne ağırlığını arttırdığı düşünülür. Sigaranın bırakılması uykuda solunumun düzelmesinde çok yardımcıdır.

Sırt üstü yatmayın: Sırt üstü yatma boyun ve boğazdaki yumuşak dokuların arkaya doğru kaymasına ve bunun sonucu olarak hava yolunun daralmasına ya da tam tıkanmasına yol açar. Hastanın sırtına yerleştirilecek yastıkçıklar ya da pijamasının arkasına dikilecek bir cebe yerleştirilen tenis topu hastanın sırt üstü yatmasını engelleyebilir.

Hassasiyetiniz yoksa yatak odanızda klima kullanın: Sıcağa hassas kişilerin genel kanının aksine yatak odalarında dikkatli kullanılan klimalar uyku kalitesini artırır ve hastalıklara yol açmaz. Ancak filtrelerin sık temizlenmesi veya değiştirilmesi ve nem oranının çok düşürülmemesine dikkat edilmelidir.

Rahat ve ortopedik yastık seçin: Özellikle yaşlılar eklem problemleri olanlar, artrozu bulunanlar kalp ve akciğer hastalığı olanların vücuda destek sağlayan rahat yatak ve yastıklarla yatmaları uyku kalitesini artırır. Kemik, kas ve eklem hastalığı olanların ortopedik yatak ve yastık kullanması gerekir.

Çarşaf, nevresim kılıfı ve yastık kılıfınız pamuklu olsun: Hava akımına izin veren bir madde olması sebebiyle pamuklu kumaş önerilir.

Yemeğinizi yatmadan en az 3 saat önce yiyin: Midenin boşalmasına izin vermek, yatınca solunumun ve kalp üstünde basınç oluşmasını azaltmak için gereklidir.

Akşam yemeklerinde yağlı, kızartmalı ve baharatlı yemeklerden kaçının: Akşam yemeklerinde yenilen yağlı, kızartmalı ve baharatlı yiyecekler reflüye de yol açabildiklerinden uykuya dalmayı güçleştirip uyku kalitesini bozacaktır.

 

Uykusuzluk İçin Öneriler, Prof. İbrahim Saraçoğlu anlatıyor…

 

Ne Kadar Uyuyoruz? Türkler Ne Kadar Uyuyor?

uyku-02

Zaman Kullanım Araştırması, 2014-2015

107-tuGün içinde en fazla zaman uykuya ayrıldı

Uykuya ayrılan zaman, 2014-2015 döneminde 10 ve daha yukarı yaştaki fertler için günde ortalama 8 saat 48 dakika oldu. Kadınlar günde ortalama 8 saat 52 dakika uyurken erkeklerde bu süre, 8 saat 44 dakika olarak görüldü. Uykuya ayrılan süre, hafta içi günde ortalama 8 saat 35 dakika iken hafta sonu bu süre, 9 saat 20 dakikaya yükseldi.

Uykudan sonra en fazla zamanın, 2 saat 45 dakika ile yemek ve diğer kişisel bakım faaliyetlerine ayrıldığı görüldü. Bu faaliyetleri, 2 saat 35 dakika ile hanehalkı ve aile bakımı ve 2 saat 33 dakika ile istihdam faaliyetleri izledi.

İstihdamla ilgili faaliyetlere ayrılan süre erkeklerde daha fazla oldu

Yaşı 15 ve üzerinde olan fertlerin 24 saat boyunca yapmış oldukları faaliyetler incelendiğinde; istihdamla ilgili faaliyetlere ayrılan toplam sürenin kişi başına ortalama 2 saat 48 dakika olduğu görüldü. Çalışan fertler, günde ortalama 5 saat 52 dakikalarını istihdamla ilgili faaliyetlere ayırdığını belirtti. Çalışan erkekler, günde ortalama 6 saat 25 dakikalarını, çalışan kadınlar ise 4 saat 32 dakikalarını istihdamla ilgili faaliyetlere ayırdıklarını beyan etti.

107-tu1Çalışan kadınlar aile bakımına erkeklerden 5 kat fazla zaman ayırdı

Çalışma durumuna göre hanehalkı ve aile bakımına ayrılan zaman incelendiğinde; 15 ve daha yukarı yaşta çalışan fertlerin bu faaliyete ayırdıkları süre 1 saat 34 dakika iken çalışmayan fertler için bu süre 3 saat 47 dakika oldu.

Hanehalkı ve aile bakımına ayrılan zaman çalışma durumuna ve cinsiyete göre incelendiğinde; kadınların günde ortalama 3 saat 31 dakika, çalışan erkeklerin ise 46 dakika ayırdığı görüldü.

Eğitim seviyesi yükseldikçe sosyal yaşam ve eğlenceye ayrılan süre azaldı

Türkiye genelinde 10 ve daha yukarı yaştaki fertlerin bir günde hangi faaliyetlere, ne kadar süre ayırdıkları eğitim seviyesine göre incelendiğinde bazı farklılıklar gözlendi.

Sosyal yaşam ve eğlenceye ayrılan süre, bir okul bitirmeyenlerde 2 saat 24 dakika iken ilkokul mezunlarında bu süre 1 saat 51 dakika, ilköğretim/ ortaokul veya mesleki ortaokul mezunlarında 1 saat 44 dakika, lise veya mesleki lise mezunlarında 1 saat 36 dakika, yüksekokul, fakülte, yüksek lisans/ doktora mezunlarında ise 1 saat 29 dakika oldu.

Gelir arttıkça gönüllü işler ve toplantılara ayrılan süre azaldı

Faaliyet türü ve hanehalkının aylık gelir grubuna göre 10 ve daha yukarı yaştaki fertlerin ortalama faaliyet süresi incelendiğinde; gönüllü işler ve toplantılara ayrılan zamanın gelir grubu arttıkça azaldığı görüldü. Geliri 0-1 080 TL arasında olan hanehalkı üyesi fertlerin, gönüllü işler ve toplantılara ayırdığı süre 56 dakika iken bu süre, 3 181 TL ve üzeri gelire sahip hanehalkları için 27 dakika oldu.

Hobi ve oyun faaliyetlerine en fazla 10-14 yaş grubundaki fertler zaman ayırdı

Yaş gruplarına göre ortalama faaliyet süreleri incelendiğinde; 10-14 yaş grubundaki fertlerin 15 ve üzeri yaş grubundakilere göre bazı farklılıklar gösterdiği görülmüştür. Eğitim faaliyetine günde ortalama 3 saat 51 dakika ile en çok 10-14 yaş grubundaki fertlerin zaman ayırdığı ve yaş grubu arttıkça eğitime ayrılan sürenin azaldığı görüldü.

Benzer şekilde tüm yaş grupları içerisinde hobi ve oyun faaliyeti ile spor ve doğa sporları faaliyetine en fazla zaman ayıranların 10-14 yaş grubundaki fertler olduğu görüldü. Bu yaş grubundaki fertlerin, hobi ve oyun faaliyetlerine ayırdıkları süre 59 dakika, spor ve doğa sporlarına ayırdıkları süre ise 29 dakika oldu.

En fazla yapılan sosyal faaliyet %94,6 ile TV izlemek oldu

Fertlerin son dört hafta içinde boş zamanlarını değerlendirmek üzere yaptıkları eğlence ve kültür faaliyetlerinin dağılımı incelendiğinde; 10 ve daha yukarı yaştaki fertlerin en fazla yaptıkları faaliyetlerin %94,6 ile televizyon izlemek, %69,9 ile akraba ziyaretinde bulunmak ve %55,7 ile arkadaş ziyaretinde bulunmak olduğu görüldü.

Sosyal medyada vakit geçirme oranı %33,9 olup, bu oran erkeklerde %41,7, kadınlarda ise %26,2 oldu.

Fertlerin bir günde spora ayırdıkları ortalama süre 11 dakika oldu

Fertlerin günde en az zaman ayırdıkları faaliyet, 10 ve daha yukarı yaştaki fertler için 11 dakika ile spor ve doğa sporları oldu. Kadınlar spor faaliyetlerine günde ortalama 6 dakika, erkekler ise 16 dakika ayırdı. Spordan sonra en az zamanın ayrıldığı faaliyetlerin, 21 dakika ile hobiler ve oyunlar, 43 dakika ile gönüllü işler ve toplantılar ve 46 dakika ile eğitim olduğu görüldü.

En fazla yapılan spor faaliyeti yürüyüş veya koşu oldu

Son dört hafta içinde 10 ve daha yukarı yaştaki fertlerin boş zamanlarını değerlendirmek üzere yaptıkları sportif faaliyetler incelendiğinde; en fazla yapılan sportif faaliyetin %9,9 ile yürüyüş veya koşu, %5,2 ile futbol ve %2,2 ile bisiklet sürmek olduğu görüldü.

Kaynak: TÜİK

 

Uykuda Ortaya Çıkan Problem: Uyku Apnesi

Uyku Apnesi = Alerji + Burunda Duvar Eğriliği

“Burun tıkanıklığı, sağlığınızı sandığınızdan çok daha fazla etkileyebilir” diyen Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, “Kalp-akciğer sağlığı, koku ve tat duyusunun sağlıklı olması ve vücuttaki pek çok sistemin düzgün çalışması; nefesin burundan alınabilmesi ile başlıyor” diyerek uyarıyor.

“Burunda kemik eğriliği olarak isimlendirilebilen ‘Septum deviasyonu’ çok sık görülen bir durumdur” diyen Medical Park Bahçelievler Hastanesi Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, “Bu durum, burun içinde tıkanıklık yaptığı bölgeye göre farklı şiddetlerde rahatsızlıklar yapabilir. Burun deliklerine yakın bölgedeki bir eğrilik, ciddi problem yaratırken; daha geride olan bir eğrilik, günlük hayatta fark edilmeyip gece uyku problemlerine hatta uyku apnesine neden olabilir” diyor.

Uyku Apnesi Halsizlik Ve Baş Ağrısı Yapar

Medical Park Bahçelievler Hastanesi Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, konuyla ilgili şu bilgileri veriyor:

“Pek çok hastamız boğaz enfeksiyonu veya nezle, grip gibi şikayetlerle bize geldiklerinde ayrıntılı KBB muayenesi yaparız. Bu sırada da burun tıkanıklığına sebep olan burun kıkırdak eğriliği veya burun etlerinde büyüme gibi durumlarla karşılaşırız. Burun tıkanıklığı, özellikle gece uyurken yaşanılan nefes almadaki güçlük nedeniyle yaşam kalitesini düşüren rahatsız edici bir durumdur. Bu durum; koku almada bozukluk, nefes alamamak, nefes alamamaya bağlı olarak uykusuzluk, ağız kuruluğu, yorgunluk, halsizlik ve baş ağrısı gibi şikayetlerle kendini gösterir.”

Esas Problem Uykuda Ortaya Çıkıyor

“Çoğu hastamız burundaki eğrilikten veya tıkanıklıktan KBB muayenemiz sonucunda haberdar olur” diyen Medical Park Bahçelievler Hastanesi Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, “İnsanoğlu normal şartlarda burundan nefes almaya programlanmıştır. Gündüzleri mümkün mertebe burundan nefes almaya çalışırız. Ancak burunla ilgili esas problemler, uyku esnasında ortaya çıkıyor. Uykunun ilerleyen safhalarında kas tonusunun da düşmesiyle burun tıkanıklığı olan hastalarda, nefesi istenen yoğunlukta alabilmek ve vakum etkisini yaratabilmek için ağız açılır. Bunun sonucunda; önce sesli nefes alma, daha sonra yavaş yavaş horlama ve ilerleyen zamanlarda, kilo alımı ve yaşa da bağlı olarak uykuda nefes durması denilen durum meydana gelir” diyerek uykuda solunum durmasına karşı dikkatli olunması konusunda da uyarıyor.

Enfeksiyonlar Normalden Uzun Sürer, Kalp Yorulur

“Bahar aylarında mevcut burun tıkanıklığının üzerine alerjik nezle de eklenirse, burun tıkanıklığı çok daha sıkıntılı bir hale gelir” diyen Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, “Bu hastalarda enfeksiyonların iyileşme süresi uzar, üzerine bir de çok kolay şekilde sinüzit eklenebilir. Öksürük gibi yakınmaları normalden daha uzun sürer. Uyku kaliteleri bozulur. Özellikle anatomik burun tıkanıklığı olan hastaların alerjik nezle ve bunu takip eden enfeksiyonları daha rahat atlamaları için, önce anatomik sorunun çözülmesinde fayda vardır. Burun tıkanıklığının en büyük rahatsızlığı kişinin burundan rahat nefes alamamasıdır. Bu yüzden gece horlama oluşur ve uyku tam alınamaz. Oksijenizasyonun bozulması nedeniyle kalbe ekstra yük biner. Bu süreç uzun sürerse, kalpte büyüme veya hipertansiyon gibi kalple ilgili hastalıklar ortaya çıkabilir. Ayrıca burun tıkanıklığı olan hastalarda kulakla ilgili; kulakta sıvı toplanması, orta kulak enfeksiyonları gibi problemler daha sık gözlemlenir. Yani burun tıkanıklığı birçok hastalığa yol açabilir. Burun tıkanıklığının en büyük problemi, hastalarda yaşam kalitesini düşürmesidir” diyerek hastaların burun tıkanıklığını basit bir rahatsızlık olarak algılanmamaları için özellikle uyardı.

40 Dakikalık Bir Operasyonla Düzeltiliyor

Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, “Bu durumun bir başka sonucu da ağzın açık kalmasına bağlı olarak; ağız kuruması, sabahları boğaz ağrısı ve boğazda kötü tat ile uyanmaktır. Ağız mukozasının kurumasına bağlı olarak ağzı kaplayan epitelin bozulması; koruma özelliğinin azalmasına, dolayısıyla bakteriyel ve viral enfeksiyonların boğaza kolay yerleşmesine neden olur. Bu sebepledir ki; sık sık boğaz enfeksiyonu geçiren, sık boğaz ağrısı ile doktora gitmekten yorulan kişilerin mutlaka detaylı bir burun muayenesi yaptırmaları gerekir. Fark etmedikleri bir kıkırdak eğriliği olabilir. Bu durumu muayene esnasında fark eden hastalar da aslında burunlarından istedikleri kadar nefes alamadıklarını anlamaktadırlar. Burunda kemik eğriliği ve burun eti büyüklükleri, 40-50 dakikalık operasyonlar ile düzeltilebiliyor. Bunun sonucunda uyku kalitesi ve boğaz enfeksiyonlarında azalma da görülüyor” dedi.

İyi Uyumak İçin Doğru Yatak Seçin

Yaşamımızın yaklaşık üçte biri uykuda geçer, sağlıklı uyku ve sağlıklı omurga için doğru yatak seçimi önemlidir. Son yıllarda bu alana endüstrinin ilgisinin artmasıyla beraber bel sağlığına uygun yatak üretimi için firmaların çalışmaları artarak devam ediyor. Ortopedik yaylı yataklar, visko yataklar ve lateks yataklar sayabileceğimiz yatak tipleri arasındadır ve bu konuda üretim yapan pek çok marka mevcuttur. Liv Hospital Omurga Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Çağatay Öztürk doğru yatak seçimi ile ilgili bilgi verdi.

Omurga ve diskler üzerine az yük binmeli

Omurga sağlığı açısından en uygun yatak omurga ve diskler üzerine en az yükün bindiği pozisyonu sağlayabilen yataklardır. Omurgamızın gündüz koruduğu normal duruş pozisyonunu uyku esnasında da sağlamamız gerekir. Çok yumuşak, esnek veya çok sert yataklar belli bir süre sonra normal duruş pozisyonunu koruyamadığı gibi omurgayı ve diskleri zorlar. Çünkü omurga en az zorlandığı normal duruş pozisyonunu çok sert veya yumuşak yataklarda koruyamaz. Omurganın normal eğrilikleri uzun süre korunamadığı için doğal eğriliklerde artma ya da tamamen kaybolma söz konusu olabilir. Her iki durumda da bel omurlarını bir arada tutan bağlar aşırı derecede gerilir, omurlar arasındaki diskler üzerine aşırı yük biner ve omurlar arasından çıkan sinirler etkilenebilir.

Bunun sonucu olarak da sabah kalktığımızda sırt ve bel ağrılarıyla güne başlamak zorunda kalırız. İlerleyen dönemde ise omurlar üzerinde oluşan bu aşırı yüklenmeler sonucu geri dönüşü olamayan hasarlar meydana gelebilmekte ve sonunda cerrahi müdahaleler gerektirebilecek rahatsızlıklar oluşabilir.

Doğru yatak seçimi önemli

Omurga sağlığı için doğru yatak; doğal eğriliklerin korunmasını sağlayan, eğriliklerde artma veya azalmaya yol açmayacak yataklardır. Doğru yatak seçildiğinde omurgalar, bağlar, diskler ve sinirler üzerine aşırı yükler binmeyecek ve sonuçta bu oluşumlardan kaynaklanan ağrılar ortaya çıkmayacaktır. Doğru yatak seçimi konusunda kesin bir kural yoktur. Yatağın olması gereken ölçülerden sertliğine, kumaş türünden yatak tipine kadar çok fazla çeşit piyasada mevcuttur. Her ortopedik yatağın herkese uygun olduğu da söylenemez. İlk alındığında iyi gelen bir yatağın bu niteliğini ve özelliklerini ne kadar süre koruyacağı ve ne kadar süre sonra değiştirilmesi gerektiği de tam olarak belirli değildir.

Omurga sağlığı için özellikle bunlara dikkat edin

  • Yatak ölçüleri muhakkak kişinin boyundan en az 20 cm uzun olmalı ve yatak genişliği kişi için en az 95 cm olmalıdır.
  • Yatak çok sert veya çok yumuşak olmamalıdır. Orta sertlikte yatak seçilmelidir.
  • Marka güvenilirliği ve garanti süreside göz önünde bulundurulmalıdır.
  • Yatak süngerlerinin ve yaylarının esnekliğini ne kadar süre sonra kaybedeceği konusunda da muhakkak firmadan bilgi alınmalıdır.

Yastık seçimi de önemli

Yatak seçimiyle birlikte yastık seçiminin de omurga sağlığı açısından önemli olduğu unutulmamalıdır. Belde olduğu gibi boyun bölgesinin de normal duruş pozisyonu desteklenmelidir. Özellikle yan yatışta başın yana düşmemesi, sırt üstü yatışta da arkaya sarkmaması gerekir. Yastık ense ve boynu destekleyerek başın yana veya arkaya düşmesini engellemeli ve boyun kaslarındaki zorlanma en aza indirilmelidir.