Ana sayfa Haberler Sağlık ve Yaşam Yarın Dünya D...

Yarın Dünya Diyabet Günü: Diyabet Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yolları

Diyabet Nedir?

Diyabet, tıptaki adı ile Diabetes Mellitus, halk arasında bilindiği şekliyle şeker hastalığı kanda glukoz (şeker) seviyesinin normalin üzerine çıkması, buna bağlı olarak da normalde şeker içermemesi gereken idrarda şekere rastlanmasıdır.

100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Sanal Para ile Deneyin!

Diyabet Hastaları Hangi Besinleri Ne Kadar Tüketmeli?

(14 Kasım Dünya Diyabet Günü)

“Diyabetli bireylerin yaşam kalitelerini arttırılması; beslenme, egzersiz, tıbbi tedavi ve eğitimden oluşan dört temel faktör ile mümkün olmaktadır. Bir birey diyabetini iyi yönetmek istiyorsa, hayat standartlarını sağlıklı beslenme kuralları üzerine kurmalıdır” diyen İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Derya Fidan, açıkladı!

Diyabet; pankreastan salgılanan insülin hormonunun etkinliğinin azalması sonucu kandaki şeker miktarının artması ile ortaya çıkan ve ülkemizde görülme sıklığı giderek artan, ciddi organ kayıplarına yol açan kronik bir hastalıktır.

Diyabet Hastalarının Beslenme Tedavisinde Altın Oran Nedir?

Öğünlerde tüketilen karbonhidrat kaynakları; meyve, ekmek, çorba, pilav veya makarna olsun, toplam menünün 4 seçeneğinden sadece 1’i olmalı. Yani tabağınızı göz kararı 4 eşit parçaya böldüğünüzde 4’de 1 kısmı, 1 dilim ekmek veya 1 kepçe çorba olurken, diğer bölmeler ise eşit miktarda et ve et ürünleri seçeneğinden biri yağsız kütle ağırlığına oranla alınmalıdır. Öğün devamında yoğurt, ayran mevsim salata ve bol yeşillikler ile tamamlanmalıdır. Eğer tüketilen karbonhidrat miktarı artıyorsa buna paralel salata, et ve yoğurt miktarı da aynı oranda artmalıdır. Burada önemli olan, kilo yönetimi konusunda porsiyon kontrolünü de unutmadan bu dizilimi sağlamaktır.

Yemeğinizi Salata ile Başlatıp Salata ile Sonlandırın!

Mide tokluk hacmi yönetilirken salata yenecek ilk besin olarak önce tüketilmeli, devamında ana yemekteki protein ve karbonhidrat kaynağı besinler birlikte tüketilmelidir. Yemeğin sonunda salatanın kalan kısmı tüketilerek, yemeğe son verilmelidir. Böylelikle tüketilen ilk besin olan salata, mideden ilk çıkan besin olarak, beyne tokluk sinyali gönderip daha az besinle daha çabuk doymanıza yardımcı olacaktır. Bu beslenme stili ile öğünde ki karbonhidrat kaynakları dengeli olduğundan hem sağlıklı beslenmiş, hem de diyabetinizi iyi yönetmiş olursunuz.

Hangi Besinler Ne Kadar Tüketilmeli?

  • Akşam yemeğinden sonra meyve, tatlı, un ve un mamulleri asla tüketilmemelidir. Aksi durum, sabah açlık kan şekerinizin yüksek çıkmasına sebep olur.
  • Akşam yemekten sonra uyumadan 2 saat önce, 1 bardak ılık suya 2 yemek kaşığı kadar elma sirkesi konduktan sonra tüketilmesi hem göbek bölgesi yağlarınızın erimesine fayda sağlarken hem de sabah açlık kan şekerinizin regüle olmasına yardımcı olacaktır.
  • Muz, incir, üzüm, kavun, karpuz, dut, kayısı gibi şeker oranı daha yüksek meyveler yerine, daha ekşi meyveler tercih edilmelidir. Meyve ve sebzelerin uygun olanları, kabuklu tüketilmelidir.
  • Meyve seçenekleri ara öğünlerde tercih edilirken 15 dakika önce veya beraberinde peynir, ceviz, fındık, badem gibi protein değeri yüksek besinler ile tüketilmelidir.
  • Kan şekerini hızla yükselten basit karbonhidratlar yerine, kan şekerini yavaş yükselten kompleks karbonhidratlar seçilmelidir. Beyaz ekmek yerine organik tam buğday ekmeği, ekşi mayalı ekmek, ruşeymli ekmek seçenekleri tercih edilmelidir.
  • Yağda kızartmalar, kavurmalar (et-sebze-hamur işi) ve yağlı sos eklenmiş besinlerin tüketiminden kaçınılmalıdır.
  • Sucuk, pastırma, salam ve sosis gibi işlenmiş besinler ile; karaciğer, beyin, böbrek gibi sakatatlardan uzak durulmalıdır.

 

Diyabet’in Tipleri Nelerdir?

Tip I diyabet; vücutta insülin hormonlarının eksikliği sonucu ortaya çıkar. Genelde çocukluk ve gençlik yaşlarında ortaya çıktığı için “Juvenil diyabet” adını da alır. Bu tip diyabette mutlaka insülin kullanılmalıdır. Çünkü Tip I diyabetlilerde vücutta insülin üretilmemektedir.

Tip II diyabet; genellikle 40 yaşından sonra başlar. Diyabet hastalarının büyük çoğunluğu bu tiptedir ve çoğunluğu aşırı kiloludur. Genetik faktörlerin bu hastalığın oluşumunda önemli etkisi vardır; yani akrabalarında Tip II diyabet hastası olanlarda diyabete rastlanma oranı yüksektir.

Diyabet’in Tehlikeleri

Dünyada yaklaşık 347 milyon kişide diyabet olduğu tahmin ediliyor ve önümüzdeki 10 yıl içinde diyabet nedeni ile ölüm oranının yüzde 50 artacağı tahmin ediliyor. Ülkemizde ise 20 yaş üzerindeki her 20 kişiden 3’ü diyabet hastalığı ile karşı karşıya. Ancak birçok kişi diyabetinden haberdar değil, ya da yeterince tedavi olmuyor. Diyabetin her zaman kontrol altında tutulması gereken bir hastalık olduğunu söyleyen Liv Hospital Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Serpil Salman diyabetle baş etme yolları hakkında bilgi veriyor.

Şeker metabolizmayı nasıl etkiliyor?

Aslında aşırı şeker tüketiminin metabolizma üzerine olumsuz etkileri genel olarak insülin direnci ve kilo artışı üzerinden gelişmekte. Kilo artışı aşırı olmasa bile insülin direnci olan, bel ve karın bölgesi yağlanan kişilerde karbonhidrat ağırlıklı yemeklerden birkaç saat sonra reaktif hipoglisemi nöbetleri oluşuyor. Ayrıca, kolesterol yüksekliği, kadınlarda kıllanma, adet düzensizlikleri gibi sorunlar gelişebiliyor. Tüm bu sorunlardan korunmak için düzenli beslenme ve egzersiz çok önemli.

Kimler şeker hastalığı riski altında?

Şişman veya kilo fazlalığı olan, bel çevresi kalın kişilerde 40-45 yaşından sonra daha belirgin olmak üzere diyabet riski artar. Aşağıdakilerden bir veya daha fazlası eşlik ediyorsa bu risk artışı daha da fazladır. Birinci derece yakın akrabasında (anne, baba, kardeş) diyabet bulunanlar, iri bebek doğuran veya daha önce gebelik şekeri tanısı almış kadınlar, yüksek tansiyonu olanlar, kan yağları yüksek olanlar, daha önce açlık şekeri sınırda yüksek (100-125 mg/dl) bulunanlar, gizli şeker tespit edilenler, polikistik over sendromu (PKOS) olan kadınlar, atar damar hastalığı bulunanlar, düşük doğum tartılı doğan kişiler, fizik aktivitesi düşük olan kişiler, doymuş yağlardan zengin ve posa miktarı düşük beslenme alışkanlığı olanlar, şizofreni hastaları ve atipik antipsikotik ilaç kullanan kişiler, organ (özellikle böbrek) nakli yapılmış hastalar.

Diyabet Tedavisi : Şeker hastalığı tedavisinde izlenen yollar

Diyabet tedavisinin temelini doğru beslenme ve düzenli egzersiz oluşturur. Bu tedavilerle yeterli kan şekeri kontrolü sağlanamıyorsa ilaç tedavisi eklenir. Diyabet tedavisinde kullanılan ilaçlar haplar (oral antidiyabetikler) ve insülin olmak üzere iki gruptur. Erişkin yaşta diyabet olan kişilerin çoğunluğu uzun yıllar, sadece oral antidiyabetiklerle başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Ancak vücudunda tam veya tama yakın insülin eksikliği olan, oral antidiyabetik tedaviye yanıt alınamayan veya bu ilaçları kullanması sakıncalı olan kişilerde tedavi insülinle yapılır. Bu tedavilerin doğru uygulanması için hastanın eğitimi şarttır ve bu nedenle eğitim tedavinin bir parçası olarak görülmelidir.

Diyabet önlenebilir mi?

Çocukluk çağının diyabeti olarak bilinen tip 1 diyabeti önlemek bugünkü bilgilerimize göre mümkün değil. Erişkin tip (tip 2) diyabet toplumda çok daha yaygın olarak görülüyor. Bu hastalığın önlenmesine yönelik olarak çocukluk çağından itibaren tedbirler almak mümkün. Yaş, bel çevresi, vücut ağırlığı, ailede diyabet hikayesi, gebelikte diyabet geçirmiş olmak, kalp damar hastalıkları, polikistik over sendromu, uyku apne sendromu varlığı vb durumlar dikate alınarak bir kişinin diyabet yönünden riskli olup olmadığı belirlenebilir. Riskli kişiler açlık ve gereğinde şeker yükleme testi (OGTT) yapılarak araştırılmalıdır. Açlık kan şekeri hafif yüksek veya gizli şekeri olan bir kişi fazla kilolarını vererek ve egzersiz yaparak diyabet gelişme riskini yüzde 58 oranında azaltabilir.

Diyabetliler İçin Püf Noktaları, Yapılması Gerekenler

Bol bol su için: Yeterli sıvı alamamak kan şekerinin yükselmesine, böbrek sorunlarına yol açabilir. Yaz aylarında su tüketimini artırmak, diyabetliler için çok önemlidir.

Egzersiz yapın: Yaz ayları açık mekanlarda yapılan egzersiz için iyi bir fırsattır. Sabah veya akşam, aşırı sıcak olmayan saatlerde, yemekten bir saat sonra yürüyüş, yüzme gibi egzersizlerin yapılması bir yandan iyi vakit geçirmenizi sağlar, öte yandan kan şekeri kontrolü, kilo verme, kalp damar hastalıklarından korunma gibi faydalar getirir.

Ayaklarınıza iyi bakın: Yazın terlik, açık ayakkabı kullanımı artar. Parmak arası terlikler diyabetlilerde ayak yaralarına neden olabilir. Ayaklarında duyu kaybı gelişmiş olan diyabetlilerin ayakkabı seçimine dikkat etmeleri, çıplak ayakla dolaşmamaları gerekir.

Cildinizi nemlendirin: Cilt yazın da kışın da kurumaya meyillidir. Nemlendirici kullanılarak cildinizin kurumasını önleyin.

İlaçlarınızı sıcaktan koruyun: Haplar, insülinler, kan şekeri ölçüm cihazları ve çubukları aşırı sıcaktan korunmalıdır, çünkü bozulurlar. Unutmayın! İnsülin bozulduğu halde normal görünebilir.

Hipoglisemiden korunun: Egzersiz sıklık ve miktarının artışı, insülinin sıcak havada ciltten daha hızlı emilmesi gibi nedenlerle yazın hipoglisemi (kan şekerinin aşırı düşmesi) riski fazladır. Hipoglisemi belirtilerine karşı uyanık olun.