Ana sayfa Haberler Tıbbi Cihaz S...

Tıbbi Cihaz Sektörü Can Kurtarıyor, Fakat Kendisi Can Çekişiyor!

29.08.2019 – Sağlık Endüstrileri Platformu, Türkiye’de hastaların uzun ve sağlıklı bir hayat sürmelerini sağlamak için hastalıkların tanısı, tedavisi, izlenmesi, yönetimi ve iyileştirilmesi amacıyla kullanılan medikal ürünleri, teknolojileri, ilgili hizmetleri geliştiren, üreten ve kullanıma sunan tıbbi cihaz üretici, ithalatçı ve tedarikçi dernekleri temsil etmektedir.

100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Sanal Para ile Deneyin!

Sağlık Endüstrileri Platformu olarak, halk sağlığı için hizmete devam edebilmemizin önündeki engelleri bilginize sunmak arzusundayız.

Ödemesini 2 yılda alamayan başka bir sektör var mı?

Kamu ve üniversite hastanelerinde satın alınan tıbbi cihazların ödeme vadeleri makul süreleri aşmıştır; Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerde 9 ayı, üniversite hastanelerinde ise 24 ayı bulmaktadır.

Bu hastanelerde tıbbi cihaz ödemeleri diğer tüm alacaklılara ödemeler yapıldıktan sonra gerçekleştirilmektedir. Hastaneler, sağlık hizmeti sunmak için kullandıkları tıbbi cihazların ödemelerini yapmak yerine, aldıkları yan hizmetlerin (bakım-onarım, temizlik, yemek vb.) ödemelerini daha önce yapmaktadır. Hem ödemedeki gecikmeler hem de finansal araçlara ulaşma imkanımızın kalmaması sektörümüzü çıkılmaz bir darboğaza sokmaktadır.

SUT Fiyatları Düzenli Güncellenmeli

Geçen 12 yıl içinde hastanelerin diğer masraf kalemlerine (elektrik, su, doğalgaz ödemeleri; personel ücretleri ve SGK primleri; temizlik, ulaşım, yemek giderleri, mefruşat ve bakım-onarım vb.) bakıldığında kur, enflasyon, asgari ücret artışları oranında fiyat düzenlemesine gidilmeyen tek satın alma kalemini tıbbi cihazlar oluşturmaktadır.

Satın alınan tıbbi cihaz fiyatları Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ile belirlenmektedir. SUT’un ilk kez yayınlandığı 2007 yılında tıbbi cihaz fiyatları belirlenirken dolar kuru 1,32 TL idi. O günden bugüne dolar kuru 4.5 kat artarken, kümülatif enflasyon %196 olarak gerçekleşmiştir. Ve o günden bugüne tıbbi cihaz ve hizmet ödemelerinde sistematik bir düzenleme, güncelleme yapılmamıştır.

Halk Sağlığı Ciddi Tehdit Altında

Sonuç olarak güncellenmeyen SUT fiyatları ve hastanelerin ödeme vadelerinde yaşanan gecikmeler sebebiyle;

  • Düşük fiyatlar ve geç ödeme politikası dolayısıyla küçülen ya da faaliyetlerini durdurmak zorunda kalan firma sayısı her geçen gün artmakta ve uzun eğitimlerden geçerek yetişen, konusunda deneyimli ve yetkin sektör çalışanları işsiz kalmakta,
  • Bayilik sisteminin sürdürülmesi mümkün olmadığından bazı ürün gruplarında büyük şehirler dışında hizmet götürülememekte,
  • Satılan ürünler ya yerine konulamamakta ya da üretilememekte,
  • Oluşan tıbbi cihaz açığını kapatmak için hastaneler ve sağlık çalışanları, kalitesinden emin olunmayan veya klinik açıdan yeterince deneyimlenmemiş tıbbi cihazları kullanma yoluna gitmeye mecbur kalmakta,
  • Yaşanan tedarik sıkıntıları nedeniyle hastalara tanı konulamamakta, tedavileri tam ve zamanında yapılamamakta,
  • Bulunabilen ürünlerde bedellerinin tamamı Kurum tarafından karşılanması gerekirken, hastalar ancak cepten ödeme yaparak ürün temin etmek zorunda kalmaktadır.

Bu durum sağlık çalışanı-hasta, hastane-hasta iletişimine de zarar vererek hastaların tanı ve tedavilere mümkün olan en kısa sürede erişimine engel olmakta ve giderek daha büyük bir halk sağlığı sorunu haline gelmektedir.

Tıbbi Cihaz Hayat Kurtarır!

Tıbbi Cihaz Sektörü halk sağlığı için, tanı konulması ve tedavi sunulmasını sağlayan öncelikli ürünler sunmaktadır.

Yaraları saran sargı bezi tıbbi cihazdır.

Kalbi attıran kalp pili, yetmezliği çözen kalp kapakları, tıkalı damarları açan kateter, balon, stent, kalp nakli için zaman kazandıran yapay kalp destek cihazları tıbbi cihazdır.

Bebek, çocuk ve erişkin sonda ve idrar torbaları tıbbi cihazdır.

Hastalıklara tanı koyduran laboratuvar testleri, numune alınan enjektör ve tüpler tıbbi cihazdır.

Yara bakım ürünleri tıbbi cihazdır.

MR, Tomografi, ultrason gibi görüntüleme cihazları tıbbi cihazdır.

Aktif hayata döndüren diz ve kalça protezleri tıbbi cihazdır.

Diyaliz makineleri tıbbi cihazdır.

Beyin ve ağrı pilleri tıbbi cihazdır.

Şeker hastalarının takibini yapan şeker ölçüm cihazları ve çubukları, insülin enjeksiyonu yapılmasını mümkün kılan kalem ve iğne uçları tıbbi cihazdır.

Kapalı ve laparoskopik tüm cerrahilerde kullanılan el aletleri, kesikleri kapatan sütürler, hasta başı monitörler, ameliyat sonrası yoğun bakımda bağlanılan cihazlar tıbbi cihazdır.

Yukarıda saydıklarımız varolanların küçük bir kısmıdır.

Tıbbi Cihaz sektörü, hayatta kalma mücadelesi veriyor!

Tıbbi Cihaz Sektörü, 11. Kalkınma Planı’nda imalat sanayii sektörlerinin ticaret, üretim, katma değer, istihdam ve teknoloji düzeylerinin karşılaştırılması ve sektörler arası ileri ve geri bağlantılarının analizi sonucunda belirlenen öncelikli sektörler arasındadır. Tıbbi Cihaz Sektörü, sorunlarının kalıcı çözümünde, bu önceliklendirmeye dair somut adımları görmeyi beklemektedir.

Bugüne kadar halk sağlığının etkilenmemesi adına azami dikkat ve özeni göstermiş olan Tıbbi Cihaz Sektörü hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Son yıllarda ülkemizin sağlık alanında yaptığı atılımlarla elde etmiş olduğu kazanımların sürdürülebilir olması, sektördeki tüm paydaşların ayakta kalabilmelerine bağlıdır.

 

 

Sağlık Sektörü Kişisel Veriye Uyumda Alarm Veriyor

Sağlık sektörü kişisel veriye uyumda alarm veriyor

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile ilgili düzenlemeler kurumları zorluyor. Gündemin sıcak maddelerinden biri milyonluk para cezalarının öngörüldüğü kanunun gerekli kıldığı sistemi kurmak. KPMG Türkiye Şirket Ortağı Av. Onur Küçük, kişisel verinin anayasal bir hak ve kişinin bir organı gibi olduğunu, sahibinden izinsiz, habersiz kullanılamayacağını ve başkalarına aktarılamayacağını söyledi. Küçük’e göre finans sektörü kanuna uyumda hızlı yol alırken sağlık sektörü geriden geliyor

KPMG Türkiye Şirket Ortağı Av. Onur Küçük, mevzuata hızla giren ve uygulamaya konan Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nu değerlendirdi. Kişisel verilerin korunması konusunda Türkiye’de en olgun sektörün finans olduğunu belirten Küçük, “Müşteri ile yüz yüze olan sektörlerde verinin toplanması oldukça kolay. Bu doğrultuda, finans sektörünün düzenlemelere uyum hassasiyeti yüksek. Perakende de ilerliyor. Ama şu an için sağlık sektörünü konuya uzak görüyoruz” dedi.

Uygulamada yaşanan sorunların çözülmesi için bankacılık ve sağlık sektörleri başta olmak üzere bitişik düzende hizmet veren posta ve kargo hizmetleri, turizm acenteleri, zincir mağazaların müşteri hizmetleri bölümleri, abonelik işlemlerinin yapıldığı kuruluşlar, belediye,vergi ve nüfus hizmetlerinin verildiği kamu ve özel sektör kurum ve kuruluşlarında fiziki düzenlemeler yapılmasına ilişkin Kurul Kararı’nı hatırlatan Küçük, aynı zamanda kurumlarda da bu yönde bir kültürün oluşmasının önemine değindi. Küçük şunları ifade etti:

“Bu hizmetleri veren kurum ve kuruluşlarda kanunun 12’nci maddesine göre banko, gişe, masa gibi bölümlerde yetkisiz kişilerin bulunmasının önlenmesi gerekiyor. Düzenleme, hizmet alan vatandaşların aynı anda birbirlerinin kişisel verilerini duymasını, görmesini veya ele geçirmesini engelleyecek teknik ve idari tedbirler alınmasını öngörüyor. Diğer tarafta kişisel verilerin korunması kültürünün yerleşmesi konusu var. Mesela bir şirkette insan kaynakları departmanının kimlik fotokopisi alırken kan grubu ve din bilgisinin yer aldığı bölümleri kapatması gerekiyor. Kan grubu ve din özel nitelikli kişisel verilerdir. Sahibinin açık rızası alınmadan kullanılamaz, başkasına aktarılamaz. Tespitlerimiz, özel nitelikli kişisel veri toplayan sağlık kuruluşlarının fiziki düzenlemeler ve kişisel verilerin korunması kültürü hususundaki aciliyeti fark etmediği yönünde.”

Bir bankada her bir müşteri ile ilgili ortalama 8 bin veri üretildiğine dikkat çeken Küçük, “Finans sektörü çalışanları bu konuda sıkı bir eğitime tabi tutuluyor. Hem kanunla ilgili bilgi sahibiler hem de farkındalıkları yüksek. Her kurum ve kuruluşun sahip olduğu kişisel veriyi bilmesi ve sınıflandırması gerekiyor. Hizmet verirken kişisel veri toplayan kurum ve kuruluşların sistemlerinin bir an önce buna uygun hale getirilmesi ve kişisel veri gizliliğinin kurum kültürüne dönüşmesi gerekiyor” dedi.