Ana sayfa Haberler Prof Dr Ünsal...

Prof Dr Ünsal Ban’ın Piyasalar, Dolar Kuru ve Altın Yorumları

unsal-ban-34

27.05.2015 – Dünya Ekonomik ve Stratejik Araştırmalar Vakfı (DESAV) Başkanı Prof. Dr. Ünsal Ban, Merkez Bankası’nın faiz konusunda beklentiler doğrultusunda hareket etmesinden dolayı, piyasalardaki volatilitenin düştüğünü belirterek, “Önümüzdeki süreçte piyasaları etkileyecek en önemli etken politikadaki gelişmeler olacaktır” dedi.

Genel seçimlerin piyasalar üzerindeki doğrusal etkileri her geçen gün artacağını kaydeden DESAV Başkanı Prof. Dr. Ban “Hafta başında, Merkez Bankası’nın PPK toplantısı ön plana çıkarken, faizlerde ise herhangi bir değişikliğe gidilmeyeceği yönündeki beklentilerin ağırlıkta olduğu gözleniyordu. Merkez Bankası da beklendiği üzere gecelik faiz oranlarından, marjinal fonlama oranını yüzde 10,75, açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla tanınan borçlanma imkanı faiz oranını yüzde 10,25 ve borçlanma faiz oranını yüzde 7,25 seviyelerinde sabit bırakıyor; yüzde 7,5 olan politika faizinde de herhangi bir değişikliğe gitmiyordu. Hafta başında zaten satın alınmış olan faiz kararları, piyasalar üzerinde çok sınırlı bir dalgalanma meydana getirirken, piyasalardaki ana eğilimin küresel piyasalar doğrultusunda olduğu gözleniyordu. Bölge ekonomisindeki zayıflama eğilimi dışında Avrupa’daki ana gündem maddelerinden birinin de Yunanistan olduğunu görüyoruz. Toplamda 313 milyar euro (336 milyar dolar) borcu bulunan Yunanistan’ın 12 Mayıs tarihinde yapması gereken 770 milyon euroluk (827 milyon dolar) borç ödemesini gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceği konusundaki belirsizlik devam ediyor. Borçlarda saç tıraşı mümkün mü? Yunanistan açısından kesintinin yönü değişmiş durumda. 2012’deki kesintide Yunanistan’ın borçlu olduğu taraf özel yatırım şirketleri iken bugün borçlu olunan tarafın diğer ülkeler olduğu gözleniyor. İlgili ülkeler saç tıraşına sıcak bakmadığı için de çözüm sağlanamıyor” diye konuştu.

ABD’de ekonomideki iyileşme eğiliminin sorgulanmaya başlandığını belirten Prof. Dr. Ünsal Ban, makroekonomik verilerdeki zayıf görünüm yeni bir kriz ihtimalinin gündeme gelmesine neden olduğunu belirtti. Ban, “2007 yılındaki konut kredisi (mortgage) krizi sonrasında subprime kredilerine yönelik sıkı düzenlemelerin yapıldığı ABD’de, son 8 yılın en yüksek seviyesine çıkan otomobil kredileri gündemde. Son 2-3 aylık süreçte düşüş eğilimine giren 2. el otomobil fiyatlarının mortgage krizine benzer bir krize yol açıp açmayacağı ise belirsiz” ifadesini kullandı.

“RİSK İŞTAHI YÜKSEK”

Yurtiçi Piyasaları da değerlendiren DESAV Başkanı Prof. Dr. Ünsal Ban, şunları kaydetti:

“Dolar/TL kurunda haftanın sakin bir havada kapatıldığı karşımıza çıkıyor. Doların küresel piyasalardaki güçlenme eğilimine uygun olarak yükselen kurda, önümüzdeki süreç açısından da ABD’deki gelişmelerin ön plana çıkacağı karşımıza çıkıyor. Bu kapsamda, ABD’deki faiz artışına yönelik gelişmelerin takip edilmesi gerektiğini, öte yandan şartların uygun olmaması nedeniyle artışın erteleneceğini ifade edebiliyoruz. Bu durumun da dolar kurunda zayıflamaya sebep olacağını belirtmek gerekiyor. Borsa İstanbul tarafında risk iştahının yüksek olduğunu ancak yaklaşan seçimlerin yatırımcılar açısından düşük de olsa bir belirsizliğe sebep olduğunu ifade edebiliriz. Bu kapsamda da son dönemdeki yatay eğilimin bir süre daha devam edeceğini, öte yandan seçim sonrasında yeni bir yükseliş sürecine girileceğini söyleyebiliriz. Bir zamanların güvenli limanı altında, ABD ekonomisindeki iyileşme eğilimi ile Yunanistan’ın borç durumunun etkili olduğu görülüyor. Bu kapsamda, doların güçleneceğine yönelik beklentiler ile Yunanistan’ın eurodan çıkacağına ilişkin görüşlerin altın fiyatında dalgalanmalara sebep olduğunu ifade edebiliyoruz. Ons fiyatı açısından 1.190-1.210 dolar fiyat aralığına sıkışan altında, mevcut yatay seyrin devam edeceği, öte yandan TL fiyatı açısından dolar kurundaki gelişmelerin etkili olacağı karşımıza çıkıyor.” İHA

 

Prof Dr Ünsal Ban: Seçimden Sonra Türkiye Olumlu Yönde Ayrışacak

unsal-ban-2

13.04.2015 – Dünya Ekonomik ve Stratejik Araştırmalar Vakfı Başkanı (DESAV) Prof.Dr. Ünsal Ban, küresel ekonomiyi en fazla ABD Merkez Bankası FED’in uygulayacağı politikaların etkileyeceğini söyledi.

Ban, “Durum böyle olunca da, FED tarafından gelecek her açıklama pür dikkat takip ediliyor.İçinde bulunduğumuz süreçte, Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantıları ile sonrasında yayınlanan toplantı tutanakları ön plana çıkarken, faiz artışına yönelik tartışmalar da olanca hızıyla sürüyor”dedi.

FED FAİZLERİ NE ZAMAN ARTIRACAK?

Prof.Dr. Ban, tutanaklardaki ifadeler hakkında bilgiler vererek, “Mart dönemi toplantısına ilişkin tutanakları incelediğimizde, ilk etapta faiz artışına yönelik kesin bir ifadenin kullanılmamış olduğu dikkatimizi çekiyor. Piyasalarda faizlerin yıl ortasında artırılacağına ilişkin beklentiler ağır basıyor olsa da, FED yetkililerinin zaman vermekten kaçındığını görüyoruz. 2015 yılı büyüme beklentilerini yüzde 2,6-3,0 aralığından yüzde 2,3-2,7 aralığına çeken ve gösterge faiz oranı beklentilerini yüzde 1,125’ten yüzde 0,625’e düşüren FED yetkililerinin faiz artışı konusunda çok da hevesli olmadıklarını görüyoruz.Dahası, Komite’de borçlanma maliyetlerinin Haziran ayında artırılmasını destekleyen bir gruba karşı düşen enerji fiyatları ve güçlenen doların enflasyonu engellemeye devam edeceğini söyleyen diğer bir grubun bulunması, faiz artırımı konusundaki fikir ayrılığının derinleştiğine de işaret ediyor” ifadesini kullandı.

“FED KARARLARI FİNANSAL PİYASALAR ÜZERİNDE DOĞRUDAN ETKİLİ”

Prof.Dr. Ünal Ban, ABD ekonomisine ilişkin makroekonomik verilerin yönünü dikkate alındığında, faiz artışına yönelik görüş ayrılıklarının olmasının doğal olduğunu vurgulayarak şunları dedi:

“Zira başta tarım-dışı istihdam verisi olmak üzere, imalat sanayiden kişisel harcamalara, perakende satışlardan dayanıklı mal siparişlerine kadar, ekonominin yönüne ilişkin verilerin beklentilerin çok altında kaldığını görüyoruz.

Bu durum da ABD ekonomisinde arzu edilen iyileşme eğiliminin yakalanamadığına ve dolayısıyla faizlerin 2015 yılı içerisinde artırılmasının mümkün olmadığına işaret ediyor. FED’in aldığı kararların finansal piyasalar üzerinde doğrudan etkili olduğunu biliyoruz.”

“FONLAR BİZE YÖNELMEYE DEVAM EDECEK”

Prof.Dr. Ünsal Ban, FED’in faiz artışını ötelemesinin piyasalar açısından ne anlama geldiğini şöyle aeçıkladı:

“FED’in faiz oranlarını mevcut seviyelerde sabit tutmasının yanında, Avrupa, Çin ve Japonya’nın genişleyici politikalar izleyecek olması piyasalar açısından borçlanma maliyetlerinin düşük seyretmeye devam etmesi anlamına geliyor.”

“GÜVENLİ LİMAN ARAYIŞINDAKİ FONLAR ÜLKEMİZİ TERCİH ETMEYE DEVAM EDECEK”

“Bu durumu yurtiçi piyasalar açısından ele aldığımızda ise güvenli liman arayışındaki fonların ülkemizi tercih etmeye devam edeceğini ifade edebiliyoruz” diyen Prof. Dr. Ban şunları kaydetti:

“Ancak bu noktada seçim sürecini de dikkate almamız gerekiyor. Bu kapsamda, Haziran’a kadar yurtiçi piyasalardaki oynaklığın yüksek seyredebileceğini öngörüyor, öte yandan seçimin sonuçlanması ile birlikte olumlu yöndeki ayrışmanın hız kazanacağını düşünüyoruz. Dolayısıyla, Haziran ayı ile birlikte Borsa İstanbul’da yeni yükseliş eğilimine girileceği karşımıza çıktığı gibi dolar kurunda ise gevşeme sürecinin hızlanacağı görülüyor. Bu süreçte, altın tarafındaki hafif dalgalı seyrin ise devam edeceğini belirtmek gerekiyor.”

“ANLIK KARALARDAN KAÇINMALIYIZ”

Prof.Dr. Ünsal Ban, bu süreçte çok dikkatli olunması gerektiğinin altını çizerek; şöyle devam etti:

“Sonuç itibariyle, FED kaynaklı gelişmelerin yurtiçi piyasalar üzerindeki etkilerinin yanı sıra seçim sürecinin de göz önünde bulundurulması gerekiyor. Geçici nitelikte olan fakat oynaklığın artabileceği bu süreçte ise her zaman olduğu gibi düşünerek hareket etmemiz ve anlık kararlardan kaçınmamız zarara uğramamamız açısından büyük önem taşıyor.”

 

Prof Dr Ban: Türkiye, İran Pastasından En Büyük Payı Alacak Ülkelerden Biri

Unsal-Ban-1110.04.2015

Son haftalarda İran’da yaşanan değişime dikkat çeken DESAV (Dünya Ekonomik ve Stratejik Araştırmalar Vakfı) Başkanı Prof. Dr. Ünsal Ban, “Komşu ülkeler siyasi ve ekonomik açıdan ne kadar güçlü ise bölgedeki huzur ortamı da o kadar güçlü olur” dedi.

İran’da siyasi değişimin sonrasında başlayan hareketin çok önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ünsal Ban, huzur ortamının ülkeler arasındaki ticari ilişkilere olumlu yansımaları sayesinde bölgesel gelişim süreci de hızlandırdığını vurguladı. DESAV Başkanı Ban “Suriye, Irak ve Rusya’daki politik sorunların ülkemizi ne denli olumsuz etkilediğini görüyorsunuz. İran da sorunlarla boğuşan bir ülke. Bu önemli komşumuzun yaşadığı, yaşattığı sıkıntılar haliyle bizi de olumsuz yönde etkiliyor. Ülke olarak son 13 yıllık süreçte sorunları azaltmanın, huzuru çoğaltmanın gayreti içinde olduk. İran’la ilişkilerimize de hep bu çerçeveden baktık. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın hafta içinde İran’a yaptığı ziyaret, Türkiye-İran ilişkileri konusunda ülkemizin politikasını net bir şekilde ortaya koyuyor. Bilindiği üzere, İran’ın nükleer silah üretme kabiliyetinden vazgeçmesi durumunda, ülkeye uygulanan ekonomik yaptırımlar son bulacak. Böylece, ekonomik açıdan önü açılacak olan İran’ın diğer ülkeler ile olan ticari ilişkileri artacak ve dış ticaret hacmi yıllık bazda 250 milyar dolarlık bir düzeye çıkacak” ifadesini kullandı.

TÜRK ŞİRKETLERİ İÇİN AVANTAJ

İran ve Türkiye arasındaki ticari ilişkilere de dikkat çeken Prof. Dr. Ünsal Ban “İran pastasından en büyük payı alacak olan ülkelerden biri de Türkiye. 2013 yılı rakamlarına göre İran’ın ilk 3 ticaret ortağı; 41 milyar dolar ile Çin, 31 milyar dolar ile Birleşik Arap Emirlikleri ve 16 milyar dolar ile Hindistan. Türkiye 4. sırada geliyor, 2014 yılı itibariyle 13,7 milyar dolarlık ticaret hacmimiz var. İran ile olan ticari ilişkilerimizin ithalat tarafını enerji, ihracat tarafını ise inşaat sektörü ve gıda oluşturuyor. Ambargolara rağmen yaklaşık 14 milyar dolarlık ticaret ilişkimizin olduğu İran’a coğrafi açıdan da yakın olmamız, ülkemizin İran’daki normalleşme sürecinden kârlı çıkacağına işaret ediyor. Bu kapsamda, gıda, ilaç, tıbbi malzeme ve otomotiv yedek parçaları başta olmak üzere, ambargoların kaldırılacağı alanlarda Türkiye açısından ciddi bir ihracat imkânının oluşacağı karşımıza çıkıyor. Aynı şekilde, İran’daki alt yapı işlerinin önemli bir bölümünü bizim şirketlerimiz alabilir, yatırım ortamı rahatladığında çok önemli fırsatlar çıkabilir. Ticari ilişkilerin sıcak tutulduğu İran ile kültürel anlamda da ortak yanlarımızın bulunması, ihale süreçlerinde Türk şirketlerinin ön plana çıkacağına işaret ediyor” diye konuştu.

TÜRKİYE GÜÇLENECEK

Ambargolar nedeniyle 1 milyon varil kadar petrol ihracı yapabilen İran’ın petrol ve doğalgaz pazarına tüm gücüyle dönmesi ile birlikte Türkiye’nin “Enerji Köprüsü” rolünün güçleneceğini ifade eden Prof. Dr. Ünsal Ban sözlerini söyle sürdürdü:

“Ukrayna-Rusya anlaşmazlığı sonrasında enerji rotası konusunda ön plana çıkan Türkiye’nin jeopolitik olarak daha da önem kazanacağı anlamına geliyor. Netice itibariyle, Batılı ülkeler ile İran arasında varılan anlaşma kapsamında ambargoların kalkacak olması, ülkemiz açısından olumlu etkiler ortaya çıkaracaktır. Bu süreçte ihracatçılarımız açısından ticaret potansiyeli artarken, şirketlerimiz açısından bölgedeki iş olanakları çeşitlenecektir. Dahası, Batı ile Doğu arasındaki en önemli enerji rotalarından biri olan ülkemizin jeopolitik önemi artacak, bu durum da ülkemize politik anlamda ciddi kazanımlar sağlayacaktır.” İHA