Ana sayfa Haberler KPMG Ekonomin...

KPMG Ekonominin Nabzını Tuttu: En Kötüsü Geride Kaldı

PAYLAŞ

    KPMG Bakış, ilk yarıyı sürprizsiz kapatan ekonominin nabzını tuttu:

    En kötüsü geride kaldı

    KPMG Türkiye’nin her çeyrekte yayımladığı, dünya ve Türkiye ekonomisindeki makro gelişmeleri değerlendirdiği Bakış, referandum sonrası ilk yarının nasıl kapandığını inceledi. Bakış’a göre, küresel ekonomideki güçlü performanslar yıl sonu için umut verdi. Türkiye ekonomisi ise beklentileri karşıladı. Rakamlar, beklenmedik bir gelişme olmazsa orta vadede makroekonomik açıdan ‘en kötünün’ geride kaldığını gösteriyor

    KPMG Türkiye’nin yayını Bakış, Türkiye ve dünya ekonomisinde ilk yarı sonuçlarını analiz etti. Küresel ölçekte olumlu beklentilerle başlayan 2017’nin, gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ekonomilerdeki güçlü performansla umut tazelediği belirtilen Bakış’ta, küresel ekonomideki büyüme eğiliminin yılın diğer yarısında da süreceği vurgulandı. OECD ve IMF’nin şimdiden 2017’ye ilişkin büyüme beklentisini yüzde 3.5’e yükselttiği hatırlatıldı. 16 Nisan referandumu sonrası Türkiye ekonomisini değerlendiren Bakış, kısa vadeli risklerin yumuşak geçişle azaldığına dikkat çekti. Bakış’ta, Türkiye ekonomisi açısından beklentilerin karşılandığı, 2017’nin geri kalanında da aynı ivmenin süreceği beklentisi öne çıktı.

    KPMG Türkiye Başkanı Murat Alsan, Bakış’tan yansıyan Türkiye ekonomisinin ilk yarı tablosunu şöyle yorumladı:

    “Jeopolitik sorunlar nedeniyle Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri ile olan ticari ilişkiler hala sıkıntılı olsa da AB ekonomilerindeki ekonomik aktivitenin ve küresel ticaretteki güçlü sonuçların Türkiye’ye olumlu yansıdığı görülüyor. Turizm ise 2016’nın kayıplarını telafiye çalışıyor. Geçen yıl ciddi biçimde daralan pazarlarda kayda değer toparlanma olsa da AB’den gelen turist sayısında ilk dört ayda yüzde 20.60 oranında azalma dikkat çekiyor. İkinci çeyrekte görülen kredi genişlemesi bankacılık sektörünün kaynak ihtiyacını ve dolayısıyla mevduat faizlerini ciddi biçimde artırdı. Bu da kredi maliyetleri üzerinde yukarı yönlü baskı yaparken, büyümenin finansmanı açısından ciddi soru işaretleri oluşturuyor. İkinci çeyrekte yüzde 12 ile zirve yapan enflasyonda önümüzdeki dönemde kaydedilecek düşüş, faizleri bir miktar aşağı çekebilir. Kalıcı olarak düşük seviyelerde istikrar kazanması ise doğal olarak daha büyük önem taşıyor. Dolayısıyla makroekonomik çerçeveyi desteklemek için Türkiye’ye yönelik sermaya akımlarının güçlenerek devam etmesini sağlayacak şekilde yatırımcı güvenini artıracak koşulların sağlanması ihtiyacı devam ediyor.”

    Bakış’ın yeni sayısından dikkat çeken başlıklar şöyle:

    Dünya ekonomisi pozitif seyirde

    • Küresel ekonomi iyi sinyaller veriyor. 2017’ye yüksek politik riskler ve jeopolitik gerilimlerin yol açtığı temkinli beklentilerle başlayan dünya ekonomisi, ilk çeyreği sürpriz güçlü ekonomik göstergelerle geride bıraktı. Rakamlar, gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerin büyüme görünümündeki olumlu seyrin süreceğini söylüyor.
    • Küresel piyasalar içini dünyanın en güçlü ekonomileri olan Fransa, İngiltere ve Almanya’daki seçimlerden çıkacak sonuçlar, bölgeye yönelik politik risklerin yıl başında endişe edildiği kadar yüksek olmadığını ortaya koydu.
    • İlk çeyrekte Euro bölgesinde yıllık bazda büyüme hızı yüzde 1.9 oldu. Buna paralel bölgede işsizlik oranındaki kademeli düşüş devam ediyor. İşsizlik, Nisan ayı itibarıyla yüzde 9.3 ile 2009 başlarından bugüne kadarki en düşük seviyede.
    • Gelişmekte olan ülkelerde ise büyüme performansları düzeliyor. 2017’nin ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 6.9 büyüyen Çin’de enflasyon kademeli olarak geriliyor. 2017 ilk çeyrekte yüzde 6.1 büyüyen Hindistan’da büyümenin yıl sonunda yüzde 7’yi aşması öngörülüyor.
    • Referandumun ardından Türkiye ekonomisine yönelik kısa vadeli riskler yumuşak bir geçişle azaldı. Referandum tablosu yeni bir politik belirsizlik oluşturabilecek erken seçim olasılığını azalttı, hükümet ekonomiyi hızlandırmaya odaklandı.
    • İlk çeyrekte yıllık bazda yüzde 5 oranında büyüme yakalandı. Bu performans ile G20 ülkeleri arasında en hızlı büyüyen üçüncü ekonomi oldu. Hükümetin 2016 sonlarında aldığı tedbirlerin etkisi görülmeye başlandı. Rakamlar orta vadede makroekonomik açıdan en kötünün geride kalmış olabileceğini söylüyor.
    • Sanayi üretimi endeksi Nisan ayında yıllık bazda yüzde 6.7 artarak 20 ayın en hızlı yükselişini gerçekleştirdi. Buna karşılık hükümetin son yıllarda açıkladığı pek çok Ar-Ge teşviğine rağmen sanayide Ar-Ge için yapılan harcamalarda düşüş gözleniyor. İSO 500 araştırmasının 2016 sonuçlarına göre Ar-Ge harcamalarında yüzde 16.3’lük azalma var.
    • İstihdam seferberliği olumlu etkisini gösteriyor. İşgücü piyasasındaki kademeli iyileşme devam ediyor. Mart döneminde toplam işsizlik oranı yüzde 11.7’den yüzde 11.5’e geriledi.
    • Geçen yıl ilk çeyrekte 46 milyon TL fazla veren bütçe dengesi, 2017ilk çeyrekte 14.9 milyar TL açık verdi. Merkezi yönetim bütçe Nisan ve Mayıs gerçekleşmeleri, mali dengedeki bozulmanın duraksadığına işaret ediyor. Yılın geri kalanında iç talebin gücünü koruması ile vergi gelirlerinin güçlü performansını koruyabileceği ve mali dengedeki bozulmayı bir miktar frenleyebileceği öngörülüyor.
    • Tüm bunlara karşılık Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) tarafından açıklanan Küresel Yatırım Raporu’na göre, Türkiye’ye giren doğrudan yabancı yatırım 2016’da yüzde 31 geriledi ve 17.2 milyar dolardan 11.9 milyar dolara indi. Türkiye’nin uluslararası doğrudan yatırımlardan aldığı pay da yüzde 2.3’ten yüzde 1.9’a düştü. Sürekli ertelenen yapısal reformların hayata geçirilmemesi, Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı terör olayları, 15 Temmuz darbe girişimi ve hemen ardından ilan edilen OHAL süreci, uluslar arası yatırımcıların Türkiye’ye ilgisinin azalmasında etkili oldu.
    • Dış ticaret açığı ilk yarıda yüzde 10 genişleyerek 30,854 milyar dolar oldu. İlk çeyrekte ihracat ithalattan hızlı arttı, ikinci çeyrekte bu gidiş ters döndü.
    • Turizmde gelir artıyor, kişi başı harcama azalıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, ilk çeyrekte Türkiye’nin turizm gelirleri yüzde 17.1 oranında azalarak 3 milyar 369 milyon dolar oldu. Aynı dönemde yabancıların kişi başı ortalama harcaması ise geçen yılın aynı dönemine göre 80 dolar azalarak 637 dolar olarak gerçekleşti.

    Turizm sektörü Rus ve Ortadoğulu turist sayısındaki yükselişlerle 2017’de bir miktar toparlansa da Avrupa’dan gelen ziyaretçi sayısındaki kayıplar endişe yaratmaya devam ediyor. Yıl sonuna kadar Rus turist sayısının 5 milyonu bulması ve 2018’de, 2015 rakamlarının yakalanması öngörülüyor.

PAYLAŞ