Ana sayfa Haberler İlaç Sektörü ...

İlaç Sektörü İKMİB Çalıştayı’nda Buluştu

05.12.2019 – İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) tarafından düzenlenen “İlaç Sektörü Çalıştayı” 29 Kasım-1 Aralık 2019 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirildi. İlgili Bakanlıklar, STK’lar ve Türk ilaç sektörünün önde gelen firmalarının temsilcilerini bir araya getiren çalıştayda sektörün sorun ve çözüm önerileri değerlendirilerek, yol haritası konuşuldu. 

100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Sanal Para ile Deneyin!

İKMİB tarafından düzenlenen sektör çalıştaylarının beşincisi, 29 Kasım-1 Aralık 2019 tarihleri arasında ilaç sektörüne yönelik gerçekleştirildi. İKMİB’in ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenen ve moderatörlüğünü Özgü Kaynak’ın yaptığı “İlaç Sektörü Çalıştayı”nda Ar-Ge, Ur-Ge, teşvikler, devlet destekleri, hammadde, finansman, yerli üretim, ihracatta yeni pazarlar, PIC/S üyeliğinin daha etkin kullanılması, regüle pazarlarda akreditasyon sorunu, Türkiye’nin GMP’sinin ve ilaç sektörünün yurt içi ile yurt dışı pazarda lobisinin güçlendirilmesi konularına değinilerek güncel bilgiler sektörle paylaşıldı. 

TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Sözcüsü Ankara Milletvekili Arife Polat DÜZGÜN ile T.C. Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu Üyesi Ümmü Gülşen ÖZTÜRK’ün teşrifleriyle gerçekleştirilen “İlaç Sektörü Çalıştayı”na, İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) Başkan Yardımcısı Dr. Ecz. Harun Kızılay, İKMİB TİM Delegesi ve İKMİB İlaç Komitesi Başkanı Orhan Mutlu Topal ile İKMİB temsilcilerinin yanı sıra, Türk ilaç sektörünün önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticileri, ilgili bakanlık yetkilileri ve temsilcileri ile akademisyenler olmak üzere toplam 100 kişi katıldı. 

Ortak akıl çalışmaları yapıldı

Özgü Kaynak’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen çalıştay süresince ilaç sektörüne yönelik sorunlar ve çözüm önerileri ele alınarak, PIC/S üyeliğinin daha etkin kullanılması, regüle pazarlarda akreditasyon sorunu, Türkiye’nin GMP’sinin ve ilaç sektörünün yurt içi ile yurt dışı pazarda lobisinin güçlendirilmesi konularında tüm öneriler masaya yatırılarak ortak akıl çalışmaları yapıldı. 

6 Aralık’ta İhracat Ana Planı Kapsamında Kimya Sektörü Çalıştayı Yapılacak

Çalıştayın açılış konuşmasını gerçekleştiren İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, bu yıl Eylül ayından beri kozmetik, plastik, kauçuk ve boya sektörü çalıştayını gerçekleştirdiklerini ve 5’incisini ilaç sektörü çalıştayı olarak düzenlediklerini belirtti. Önümüzdeki sene medikal sektörü çalıştayını ve madeni yağlar sektörü çalıştayını gerçekleştireceklerini ifade eden Pelister, “6 Aralık’ta Ticaret Bakanımızın da katılacağı bir kimya sektörü çalıştayı yapacağız. Bu bizim stratejik olarak ana yol haritamızı belirleyecek ve kimya sektörünü daha ileriye taşımak için neler yapacağımızı Bakanlık aracılığıyla açıklayacağız” dedi. 

TİM ile KOSGEB arasında yakın zamanda bir protokol imzalandığını dile getiren Pelister, KOBİ’lerle ilgili açıklanan destek paketi hakkında bilgi verdi ve şunları ekledi: “Dijitalleştirme, yerlileşme, çevre dostu üretim ve katma değerli üretimlerle beraber özelikle beşeri sermayemizi çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Ortalama kilogram birim fiyatımızı yükseltmek ise bizim yapacağımız işlerin başında geliyor. Tasarım, inovasyon, Ar-Ge odaklı çalışmalar ve Ur-Ge projelerine destek sağlama konularına önem veriyoruz. Özellikle finansmana kolay erişim anlamında Eximbank ile çalışmamız gerekiyor. Sermaye yapımızı kuvvetlendirmemiz önemli. Devlet katkılarından, özellikle ilaç sektörümüzün faaliyetlerini artıracak şekilde yararlanmamız gerekiyor. Hedef ülkelerde vergi oranları ve uygulanan tarife dışı engelleri nasıl aşacağımız konusunda ticaret ataşeliklerimizle, Bakanlıklarımızla ve sektörümüzde kendi aramızdaki yapacağımız çalıştaylarda bunları konuşup bir çözüm bulmamız gerekiyor. Dünya konvansiyonel ilaçlardan biyoteknolojik üretilen ilaçlara geçerken bizim de bu değişimi yakından takip ederek süreçlerimizi buna uygun hale getirmemiz gerekiyor. Özellikle ilaç ruhsatlarını veren Türkiye ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) yönetmeliğinin en kısa zamanda günümüz şartlarına göre uyarlanmasını ve güncellenmesini bekliyoruz.” 

Adil Pelister: ‘Sektör temsilcilerimizi Ur-Ge ve Sektör Komite Çalışmalarımıza Bekliyoruz”

İKMİB’in ilaç sektörüne yönelik çalışmaları hakkında bilgi veren Pelister, “İlaç sektörümüzle ilgili birinci Ur-Ge çalışmalarımızı yaptık. Çok başarılı, iyi bir çalışma oldu. Şimdi ikinci Ur-Ge çalışmamızı yapacağız. Bununla ilgili 26 firmamızla beraber çalışarak ihtiyaç analizini yaptık. Katkı sağlamak adına hepinizi bütün firmalarımızı Ur-Ge çalışmalarına ve ilaç sektörü komite çalışmalarına bekliyoruz. 2013 yılından beri 3 ilaç sektörü çalıştayı gerçekleştirdik bu yıl sizlerle 4’üncüsünü yapıyoruz. Geçen ay Avrupa’da ilaçla ilgili CPhı fuarı Frankfurt’ta düzenlendi. Bu fuar çok önemli ve her sene değişik şehirlerde düzenlenen bir fuar. Avrupa Birliği dışında da örneğin Çin’de veya diğer ülkelerde de farklı adlarla da olsa düzenlenebiliyor. Milli katılım yapabilmemiz için minimum 10 tane firma olması gerekiyor. Ülkemizi ve firmalarımızı temsilen milli katılımla orada olmamızın sektörümüz adına iyi olacağını düşünüyorum. Önümüzdeki yıllarda katkılarınızla beraber bu fuarda yer almak için İKMİB olarak üzerimize düşen görevi yerine getirmeye hazırız” şeklinde konuştu. 

“İlaç kilogram birim değerini 30 doların üzerine çıkarmamız gerekiyor”

İlaç sektöründe ihracatın yaklaşık 4,5 katı kadar ithalat yapıldığına dikkat çeken Pelister, “Bunu en azından ilk adımda eşitleyecek çalışmalarda bulunmamız gerekiyor. 2018 senesinde ilaç kilogram değeri 17,5 dolar oldu. Son iki-üç sene önceye kadar 25 dolar civarındaydı, önce 22 dolara düştü şimdi 17,5 dolara düştü. Yapacağımız katma değerli ilaç üretimiyle ve ihracatıyla kilogram birim değerini 30 doların üzerine çıkarmamız gerekiyor. Çalıştayımızı teşrifleriyle TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Sözcüsü Ankara Milletvekili Sayın Arife Polat DÜZGÜN’e ve T.C. Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu Üyesi Sayın Ümmü Gülşen Öztürk’e, değerli görüşleriyle katkı sunan Sağlık Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve Sanayi Bakanlığı temsilcilerimize, STK’larımıza ve tüm kıymetli katılımcılarımıza teşekkür ederim” değerlendirmesini yaptı.

 

Türkiye İlaç Sanayinin Geleceği MÜSİAD’da Ele Alındı

16.02.2019 – Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Sağlık Sektör Kurulu tarafından MÜSİAD Genel Merkezi’nde düzenlenen “Türkiye İlaç Sanayi Stratejisi” toplantısında sektörün sorunları ele alındı

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Sağlık Sektör Kurulu tarafından MÜSİAD Genel Merkezi’nde düzenlenen “Türkiye İlaç Sanayi Stratejisi” toplantısında sektörün sorunları ele alındı.

MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan’ın katılımıyla yapılan toplantıda, MÜSİAD Sağlık Sektör Kurulu Başkanı Levent Can, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) Başkanı Dr. Hakkı Gürsöz, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Erdal Cevher, İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Öztürk Oran, Biyoteknoloji Sanayicileri Derneği (BİYOSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Dr.Ercan Varlıbaş ve Centurion İlaç Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Erfa konuşmacı olarak yer aldı.

Programın açılış konuşmasını yapan Genel Başkan Abdurrahman Kaan, ilaç sektörünün dünyada en hızlı gelişen sektörlerden biri olarak dev bir endüstriyel yapıya sahip olduğunu belirtti. Kaan, “Dünya çapında gelişen bir dev olarak tanımladığımız sektörün, hız kesmeden geliştiğinin göstergelerinden biri, sektöre ait güncel rakamlar oluyor. Dünya ilaç pazarı, 2017 yılı rakamlarına göre 1,10 trilyon dolar düzeyine ulaşmış durumda” diye konuştu.

Türkiye ilaç pazarının 2010 yılında 13 milyar lira büyüklüğündeyken, 2017 yılında 24,26 milyar lira hacme ulaştığını aktaran Kaan, Türk ilaç pazarının dünyada 17’nci sıraya yerleştiğini söyledi.

“Yerli üreticilerin üretim koşullarının kolaylaştırılması öncelenmeli”

Sektörün ilaç ihtiyacının artışı göz önünde bulundurulduğunda, Türk ilaç sanayisinin yerli üretimde bulunduğu noktayı kabul etmenin mümkün olmadığını dile getiren Kaan, şunları kaydetti:

“Sektörde bir ithal ilaç hakimiyeti yaşanıyor. Türkiye olarak artık bunu kırmamız lazım.Bu konuda siyasi iradenin güçlü olduğunu görmek, memnuniyet verici. Dolayısıyla politika yapıcılar, özel sektör, üniversiteler ve STK’lar olarak bir araya gelerek yerli ilaç üretimini, bir an önce, sektörü ithal mecburiyetinden kurtaracak düzeye taşımamız gerekiyor. Teşvik mekanizmaları kurularak, yerli üreticilerin desteklenmesi ve üretim koşullarının kolaylaştırılması öncelenmeli. İlaç satışlarına baktığımızda, ilk sırada onkoloji ilaçlarının geldiğini görüyoruz. Satışlarında her yıl artışın yaşandığı onkoloji ilaçlarının, 2022 yılına gelindiğinde dünya pazar payının yüzde 17,5’e ulaşması öngörülüyor. Bu çok ciddi bir oran.”

Panelde konuşan İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Öztürk Oran , dünyanın en büyük 10 ilaç firmasının Türkiye’de üretim yaptığını hatırlatarak, bunun Türk ilaç sanayisinin geleceği adına sevindirici bir durum olduğunu kaydetti.

“Bugün Hindistan ile Çin’le mücadele edemiyorsunuz”

Gençlerin ilaç sektörüne daha fazla yönelmesi gerektiğini anlatan Oran, ilaç sanayisinin orta ve uzun vadede karlı ve sürdürülebilir yapısına dikkati çekti.

Oran Türkiye’de ilaç fiyatlarına ilişkin şunları kaydetti:

Ar-Ge çalışmalarımızı artırmamız lazım. Maalesef bizim bugün bu ülkede bir molekülümüz yok. Övünebileceğimiz bir ilacımız yok. Bizim sektörlerden her konuda öne çıkan işler var ama buraya gelince nedense biz bir molekül üretemiyoruz. Acaba ilaç ham maddesi ürettiğimizde de karlı mıyız, zararlı mıyız, satabileceğimiz ülke var mı? O da tartışılır. Neden? Çünkü bugün Hindistan ile Çin’le mücadele edemiyorsunuz.

Şu anda Çin 450 tane orta ölçekte ilaç ham maddesi üreten firmasını kapattı. O yüzden de ilaç fiyatları ham madde açısından Türkiye’de artış gösterdi. Biz bu dertlerimizi anlata anlata yüzde 26,4 zammı böyle aldık. Burada herkes elini taşın altına koyarak yaklaştı konuya.” İlaç israfının ülkenin kaynaklarını yok etmek anlamına geldiğini anlatan Oran, tasarrufun önemine dikkati çekti.

Türkiye biyoteknoloji alanında dünyada 47. Sırada

Biyoteknoloji Sanayicileri Derneği (BİYOSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ercan Varlıbaş, Türk ekonomisinin dünyayla rekabet edebilecek üretim kurgularına yöneldiğini ifade ederek, ekonomiyi kalkındırmak için katma değeri yüksek ihracatın hayati önemde olduğunu söyledi.

Türkiye’nin ihracat kilogram fiyat ortalamasının 1,28 doların biraz üzerinde olduğunu anlatan Varlıbaş, “Gelişmiş ülkelerde ihracat ortalama kilogram fiyatı 5 doların üzerinde. Ancak ülke olarak bizim şöyle bir ürünümüz de var bugün; kilogramı 675 bin dolara ihraç ediliyor. Bu ürün VSY Biotechnology’nin tasarladığı, geliştirdiği ve ürettiği bir ürün.” dedi.

Türkiye’nin biyoteknoloji alanında dünyada 47. sırada olduğunu aktaran Varlıbaş, Singapur’un başarı hikayesinin Türkiye’ye çok şey anlattığını söyledi.

Varlıbaş, şöyle konuştu:

“Singapur 15 sene önce ‘Biz ilerlemeliyiz’ dedi ve şu anda biyoteknoloji alanında dünyada 2. sırada. Biz 47. sıradayız. Biz bundan güzel şeyler çıkartabiliriz.Herhangi bir ülke, herhangi bir endüstride yüzde 20 standart Ar-Ge yaparsanız o sektörün, endüstrinin gelişimi 5 sene içinde yüzde 62 artar. Yani biz biraz çalışırsak bu açığı kapatırız. Bilgi yoğunluğu arttıkça maliyetler düşüyor, katma değer artıyor.”

“Önümüzdeki 10 sene içinde biyoteknoloji konusunda hak ettiğimiz yere geleceğiz”

BİYOSAD olarak İstanbul Tuzla’da yüksek teknolojili bir organize sanayi bölgesi oluşturulmasını hedeflediklerini belirten Varlıbaş, burada ilaç, tarım ve hayvancılık gibi sektörlerde 160 fabrikanın bulunmasını hedeflediklerini kaydetti.

Varlıbaş şu bilgileri verdi:

“Tuzla’da kurmayı planladığımız 3 milyon metrekarelik üretim alanında ithal ikamesi yapılacak. Kurulduktan sonra ilk 5 sene içinde 1 milyar dolarlık ithal ikamesi düşünülüyor. Yirmi bin çalışan olacak. Bunun 2 bini lisans düzeyinde eğitimli olacak. Eğitimli insan kaynağını da böylelikle artırmayı planlıyoruz. Bu Singapur’daki modelin üstünde olacak versiyonu. Yatırım miktarı 10 milyar TL olacak, daha üstü de olabilir. Beş yılda ihracatımız 1,2 milyar dolar olacak. Orası yabancıların da içinde olduğu bir yapı olacak, Singapur’da olduğu gibi. Önümüzdeki 10 sene içinde biyoteknoloji konusunda hak ettiğimiz yere geleceğiz ve sonraki 5 senede de daha ileri noktalara gideceğiz.”

“İlacı bir sanayi politika aracı olarak görmemiz gerekli”

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) Başkanı Dr. Hakkı Gürsöz de, ilaç sanayisinin mali politika aracı olarak görülmemesi gerektiğini ifade ederek, “Artık bu kısır döngüden kurtulmamız ve ilacı bir sanayi politika aracı olarak görmemiz gerekli.” dedi.

İlaçta yerelleşme çalışmalarının Türkiye ilaç sanayisi için hayırlara vesile olduğunu anlatan Gürsöz, “Üretimde yerelleşme çalışmalarının neticesinde kapasite kullanım oranları arttı, verimlilik arttı. İlaç sanayisinde sırada yerlileşme, millileşme ve globalleşme aşamaları var.” dedi.

Yakın gelecekte bir aşı platformunun kurulmasının planlandığını anlatan Gürsöz,istendiğinden bunun içinde her kesimden desteğe ve nitelikli insan gücüne ihtiyacın olduğunu söyledi. Bu sayede ithalattan kurtulup ilaç ihracatı olan bir ülke olacağını da ekledi.

“Türkiye’de konvansiyonel ilaçlar yaklaşık 5,5 milyar dolarlık ciro yakalamış durumda”

Centurion İlaç Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Erfa, biyoteknolojik ilaç geliştirme süreçleri hakkında bilgiler verdi.

Biyoteknolojik ilaçların hızla konvansiyonel ilaçların yerini almaya başladığını anlatan Erfa, şöyle konuştu:

“Konvansiyonel ilaçta 2017 yılında dünya ilaç pazarının yüzde 75’ini oluşturuyor. Değer olarak ise 280 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşmış durumda. Türkiye’de konvansiyonel ilaçlar yaklaşık 5,5 milyar dolarlık ciro yakalamış durumda 2018 Eylül rakamlarına göre. Biyoteknolojik ilaçlarsa dünyada 220 milyar dolarlık bir değere ulaşmış durumda. Pazarın yüzde 25’ine gelmiş durumda. Bu 10 yıl önce yüzde 10’lar seviyesindeydi. Ne kadar hızlı yol aldığını buradan görebiliriz. Türkiye ilaç pazarındaki değeri de yaklaşık 1,1 milyar dolar seviyesinde. Tabii ki bunun geliştirilmesi için Ar-Ge, inovasyon ve yatırım gerekli…”

İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Erdal Cevher de, yerli ilaca ulaşmak için sadece kamunun gayretinin yeterli olmadığını, Ar-Ge süreçleri için tüm paydaşların bir araya gelerek yenilikçi bir ekosistem oluşturması gerektiğini söyledi.

Ancak inovasyonu öncelik olarak belirleyen bir ekosistemin Türk ilaç sanayisini gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarabileceğini anlatan Cevher, “İnovasyonla ilgili gerekliliklerin yerine getirilmesi lazım.” dedi.

Program soru-cevap bölümünün ardından plaket takdimleri ve hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.