Ana sayfa Haberler Çöp Değil Pla...

Çöp Değil Plastik Hurda Hammadde İthal Ediyoruz

ÇÖP DEĞİL PLASTİK HURDA HAMMADDE İTHAL EDİYORUZ!

Plastik Sanayicileri Derneği (PAGDER) Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Gülsün: “1,5 milyar dolar büyüklüğü ile hammaddedeki cari açığın kapatılmasına 1 milyar dolardan fazla pozitif katkı sağlayan plastik geri dönüşüm sektörünün üzerine para vererek çöp ithal ettiğini iddia etmek ciddiyetten uzaktır” dedi.

100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Sanal Para ile Deneyin!

Plastik hammaddede cari açık %35,1 azalacak

21.08.2019 – Sektörün ekonomik büyüklüğü hakkında bilgi veren Gülsün: “2050’de güncel fiyatlarla plastik geri dönüşüm sektörünün küresel pazar büyüklüğü 900 milyar doları geçecek ve Türkiye mevcut büyümesini sürdürürse 2025’te 3,25 milyar dolar; 2050’de ise 63 milyar dolarlık bir sektöre kavuşacak. Bugün katı atık depolama ve yakmada istihdam edilen her 1 kişiye karşılık 20 kişi geri dönüşüm sektöründe istihdam edilmektedir. 2030’da 4,3 milyon ton işlemesi beklenen plastik geri dönüşüm sektörünün hammadde cari açığını %35,1 azaltması beklenmektedir” dedi.

Kayıtdışı sektörlerin çıkarları ülke menfaati ile uyuşmuyor

Sözlerine devam eden Selçuk Gülsün: “Pekiyi neden bu kadar gürültü koparılıyor. Sebebini söyleyeyim. Kayıtdışı sektörler sokaktan bedava atık topluyor. Ülkemizdeki ayrıştırma kalitesinden dolayı rekabetçi hurda tedariki sağlanamıyor. Yurtdışından gelen ürünle kalite, sürdürülebilirlik ve kontaminasyon açılarından rekabet edemiyor. Dolayısıyla sokak toplayıcıları çevre sağlıkçısı değil ki çöp ithalatını kendilerine dert edinsinler. Hatta bu iddialar ile kendilerini ifşa ediyorlar. Yani yurtdışından kaliteli ürün geliyor ki ithalat yasağı için mücadele ediyorlar. Oysa ülke menfaati dünyanın gittiği yön olan döngüsel ekonomiye geçmekte, milyarca dolarlık tesislerin sanayi ve ekonomimize rekabetçi şartlarda katkı vermeye devam etmesini sağlamakta yatıyor” dedi.

Sanayideki sıkışıklığı plastik geri dönüşüm sektörü ile aşacağız

Geri dönüşüm sektörünün istihdam, katma değer, rekabet gücü ve ihracat konularında ekonomiye can verdiğini belirten PAGDER Başkanı, sözlerine şu şekilde devam etti: “ülkemiz plastik hammaddede %85 oranında dışa bağımlıdır. Plastik geri dönüşüm sektörü tam da bu noktada hammaddeyi döngüsel ekonomiye uygun olarak plastik sektörüne sunmakta ve otomotiv, beyaz eşya, elektrik/elektronik, tarım, inşaat ve ambalaj başta olmak üzere birçok sektörde ülkemizin rekabetçi yapısını korumaktadır. Yurtiçinden ve yurtdışından tedarik edilen hurda hammadde ülkemizde işlenerek çeşitli mamullere dönüştürülmekte 3,5 kat katma değer ile içeride kullanıldığı gibi ihraç da edilmektedir. Yurtiçinde ayrıştırılarak geri dönüşüme hazır hale getirilen hurdalar yeterli seviyede değildir, bu sebeple yurtdışından kağıt, demir, çelik vb. temel sektörlerde olduğu gibi plastik sektöründe de ithalat yapılmaktadır. Bu nedenle yeni sanayi yatırımları ile birlikte bırakın kısıtlanmayı, ithalatın kolaylaştırılması ülke menfaatinedir.”

Çöp Değil Plastik Hurda Hammadde İthal Ediliyor

Bir süredir basında sık olarak yer bulan “çöp ithalatı” haberlerinin gerçeği yansıtmadığını belirten Gülsün “Türkiye’ye çöp ithal etmek kanunen yasak olduğu gibi çok ağır yaptırımlara da tabiidir. Bu iddialarda bulunanlar her şeyden önce gerek gümrüklerde gerekse sonraki süreçlerde denetim gerçekleştiren kamu otoritelerini ve personelini itham etmektedirler. 2018 yılında Türkiye’nin plastik atık ithalatına ödediği ortalama bedel ton başına 250 doların üzerindeyken, iddia edildiği üzere kimin, neden üzerine para vererek çöp ithal ettiği iddiası ise rasyonel değildir. Çöp ithal edildiğini iddia edenleri nasıl bir katma değer oluştuğunu göstermek için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı izniyle faaliyet gösteren tesislerimize davet ediyoruz.”

 

PLASTİK GERİ DÖNÜŞÜM ENDÜSTRİSİ SIFIR ATIK PROJESİNİN EN ÖNEMLİ PAYDAŞI OLACAK!

27.05.2019 – Plastik Sanayicileri Derneği (PAGDER) Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Gülsün: “Yakın zamanda yaptığımız plastik geri dönüşüm çalıştayının sonuçlarına bağlı olarak İKMİB bünyesinde Plastik Geri Dönüşüm Komitesi kuruldu, bu endüstrinin aktörleri sıfır atık projesinin de en önemli paydaşı olacak” dedi.

İKMİB Plastik Geri Dönüşüm Komitesi Başkanlığını Selçuk Gülsün Yürütecek

Bir ay önce İKMİB’le ortaklaşa olarak plastik geri dönüşüm endüstrisinin mensuplarını strateji çalıştayı etrafında bir araya getiren PAGDER, çalıştay sonuçlarına bağlı olarak İKMİB bünyesinde bir Plastik Geri Dönüşüm Komitesi’nin kurulduğunu açıkladı. Komite faaliyetlerinin sıfır atık projesine de hizmet sağlayacağı ifade edilirken, güçlü bir plastik geri dönüşüm endüstrisinin sıfır atık projesinin en önemli ve kritik paydaşlardan biri olacağı dile getirildi. Başkanlığını da yürüttüğü Komitenin bayramdan sonra hızla faaliyetlerine başlayacağını belirten PAGDER Başkanı Selçuk Gülsün: “en önemli amacımız, geniş bir çerçeve sunan bu sektörün paydaşları arasında diyalog ve eşgüdüm sağlamak olacak. Komitemize üyemiz ve sektör mensuplarımızın yanı sıra akademisyenler, paydaş sivil toplum temsilcileri, ticaret ve sanayi odası meslek komitesi temsilcileri, medya temsilcileri gibi geniş bir yelpazeden katılım olacak” dedi.

Bir Petrokimya Tesisi Kadar Üretim Yapılıyor, Cari Açık Kapanacak

Türkiye’nin plastik hammadde tarafında yüzde 90 oranında dışa bağımlı olduğunu dile getiren Gülsün, şu andaki yatırımlarla geri dönüştürülmüş plastiklerden elde edilen hammaddenin bir petrokimya tesisinin sağlayacağı üretime yaklaştığını ifade etti. Gülsün, şunları da ekledi: “ülkemizde kaynağında ayrıştırmanın yeterli olmaması nedeniyle mevcut halde temiz, geri dönüştürülebilir atıkları ithal ediyoruz ancak sıfır atık projesi ile birlikte ülkemizdeki geri dönüştürülebilecek atık miktarının da yeterli hale gelebileceğine inanıyoruz. Hedefimiz 2030’da plastik hammaddede cari açığımızı %35,1 azaltmak. Bununla birlikte, plastik geri dönüşüm endüstrisi petrokimya yatırımlarından farklı olarak ülke sathına yayılabiliyor ve bu durumda bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılmasına da katkıda bulunuyor.”

Jargon Değişmeli, Döngüsel Ekonomi Dili Hakim Olmalı

Döngüsel ekonominin, geleceğin ekonomik modeli olduğunu belirten PAGDER Başkanı, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: “kamuoyuna sunulmaya çalışılan jargonun eskide kaldığına inanıyoruz, zira sıfır atık projesinde “çöp” diye bir kavram yoktur, “geri dönüştürülebilir atık” vardır. Geri dönüştüremediğin varsa da “enerji”ye dönüştürür, yoluna devam edersin. Amaç, sıfır atık projesinin nihai amacında olduğu gibi Türkiye’nin döngüsel ekonominin en başarılı aktörlerinden biri haline gelmesidir. Yalnızca kendi atığını dönüştürmek başarıdır. Ancak hedef Türkiye’nin büyümesi ise yeni ekonomik modellerde söz sahibi olmak gerekir. Yani Türkiye için geri dönüşüm teknolojileri ile de büyümek gündeme alınabilmelidir. Gelişen bu endüstride söz sahibi olmak istiyorsan kendi atığından daha fazlasını dönüştürecek kapasite ve teknolojiye sahip olmalısın.”

 

06.02.2019 – Dünyanın üretebildiğinin 1,6 katını tüketiyoruz. Bu da uygulanan kullan-at modeline dayanan ‘Doğrusal Ekonominin’ yerine, sıfır atık ve geri dönüşümü temel alan döngüsel ekonomiyi önemli kılıyor. Bu modelin, ham madde ve enerji konularında birçok avantajı beraberinde getirdiğini belirten IFAT Eurasia Proje Müdürü Namık Sarıgöl, “ Elde edilen ikinci ham madde ile ekonomiye önemli bir katkı sağlarken, dış ticaret açığımızı düşürebiliriz. Atık yönetimi projelendirmeleri ile istihdam artışına önemli bir katkı sağlayabiliriz. 2017 yılında atık sektöründe 60 bin kişiye istihdam sağlanarak 3,5 Milyar TL katkıda bulunuldu. Atık yönetimi ve geri dönüşüm sektörleri için son teknoloji ürün ve hizmetlerin sergileneceği ‘IFAT Eurasia Çevre Teknolojileri’ fuarı 28 -30 Mart tarihinde İstanbul’da düzenlenecek. Organizasyon, atık yönetimi ve geri dönüşüm konusunda ülkemizde yeni açılımlar sağlayacak” dedi.

Dünya nüfusu ve yaşam standartlarının artmasıyla tüketim de yükseliyor. Sürdürülebilir büyüme için kaynakların akılcı kullanılması gerekiyor. Bu durum ekonomik modeller konusunda da değişimler yaşamayı zorunlu kılıyor. Yeni nesil ekonomi olarak da adlandırılan ‘Döngüsel Ekonomi’ geri dönüşüm ve atık yönetimi uygulamalarını ön planda tutarak, doğal kaynakların daha az tüketimini ve ekonomik kazancı hedefliyor.

Ürünlerin yüzde 80’i Ömrünün İlk Altı Ayında Atılıyor

Günümüzde kullanılan doğrusal ekonomi ham maddelerden ürünlere ve ürünlerden atığa giden bir çizgi izliyor. Araştırmalara göre imalatta kullanılan ham maddelerin yüzde 90’ı ürün fabrikadan çıkmadan önce israf olurken, yapılan ürünlerin yüzde 80’i ise ilk altı ay içinde ticari ömrünü tamamlıyor.Döngüsel bir ekonomide durumun tam tersi olduğunu belirten Sarıgöl, “Kaynaklar geri dönüşüm yolu ile tekrar kullanıldığı için verimlilik artıyor. Ekonomiye kazandırılan her atık, çocuklarımızın gelecekte daha fazla kaynağa ve daha temiz çevreye sahip olması demek. Bunun için uzun vadeli bir stratejiye ihtiyaç var. Döngüsel model ile üretim ve tüketim alışkanlıklarımız yeniden şekillenirken, maliyetler ve çevre kirliliği azalıyor, yeni iş olanakları oluşuyor. AB bu konuda önemli adımlar atıyor. 2030 yılına kadar Avrupa’da atığın ikincil hammadde olarak yeniden kullanımı ile AB ekonomisine 600 milyar dolar katkı sağlanabileceği hesaplanıyor” ifadelerini kullandı.

 

Atık Yağlar Yakıt Oluyor

26.10.2018 – Çevreye büyük zararlar veren ve yavaş yavaş azalmaya başlayan fosil yakıtlar tüm dünyayı alternatif enerji arayışına iterken, bitkisel, hayvansal atık yağlar ve yağlı tohumlardan elde edilebilen biyodizel ön plana çıkıyor. Geçtiğimiz yıl toplanan 38 bin ton atık yağın biyodizel üretiminde kullanıldığını belirten IFAT Eurasia Proje Müdürü Namık Sarıgöl, “Yakıt olarak kullanılan biyodizel; diğer fosil yakıtlara göre yüzde 45 oranında daha az sera gazı salımı yaparken tarımsal kalkınmaya da katkı sağlıyor.

Tarımsal üretime ek olarak, atık yağları kanalizasyona karışmaktan kurtarıp değerlendirerek hem ekonomik kalkınma hem de çevre koruması açısından avantajlı duruma geçebiliriz. Atıktan enerji eldesi de dahil olmak üzere, çevre teknolojileri konusunda yeni açılımlar sağlayacak ‘IFAT Eurasia Çevre Teknolojileri Fuarı’ 28 – 30 Mart 2019 tarihleri arasında düzenlenecek” dedi.

Artan nüfus artışıyla beraber gelişen şehirleşme, sanayileşme ve tüketim tercihlerindeki değişim enerjiye olan talebi daha da arttırdı. İthalat giderlerinin başında gelen enerji konusunda yenilebilir enerji kaynaklarına ilgi her geçen gün artıyor. Petrolden elde edilen ve dizel yakıtlara alternatif olan biyodizel, organik yağların (Ayçiçek, Soya, Kolza, Aspir, Pamuk, Palm) baz ve alkol ile belirli oranlarda karıştırılmasıyla dizel yakıta dönüştürülmesi sonucunda elde ediliyor. Atık birkisel ve hayvansal yağlar da biyodizel hammaddesi olarak kullanılabiliyor.

Atık Yağlar Çevre Kirliliğine Sebebiyet Veriyor

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayınlanan, “Bitkisel ve Hayvansal Atık Yağlardan Biyodizel Üretimi” verilerine göre; Türkiye’de yılda 1 milyon 500 bin ton bitkisel yağ gıda amacı ile kullanılıyor. Bu yağlardan yaklaşık 150 bin ton atık yağ oluşuyor. Türkiye’de her yıl binlerce ton bitkisel yağ kullanıldıktan sonra lavabolara döküldüğünü dile getiren IFAT Eurasia Proje Müdürü Namık Sarıgöl, “Geri kazanılmayan yağlar geri dönülmez çevre sorunlarına yol açabiliyor. Atık yağlar su kirliliğinin yüzde 25’ ini oluşturuyor. Bir litre atık yağın lavaboya dökülmesiyle bir milyon litre içme suyu kullanılmaz hale geliyor. Birleşmiş Milletler Raporu’nda 2025 yılında dünya nüfusunun üçte birinin temiz içme suyu sıkıntısı çekeceği belirtiyor” diye konuştu.

Biyodizel Üretimi için İdeal Ülke: Türkiye

Sarıgöl sözlerini söyle sürdürdü: “Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) yayınladığı tebliğ ile 1 Ocak 2018’den itibaren motorine zorunlu olarak binde 5 biyodizel harmanlama düzenlemesini getirdi. Bu karar sektörde hareketliliğe neden oldu. Biyodizel üretiminin yaygınlaşması ülkemiz açısından çok önemli. Biyodizel üretimin artması için hammadde üretimin de artması gerekiyor. Türkiye biyodizel için çok uygun. İklim koşulları, kolza, soya, ayçiçeği, aspir, yerfıstığı vb. hammaddelerin hasat edilmesi için elverişli. Bir diğer hesapla geri kazanamadığımız atık yağ miktarı 100 bin tonun üzerinde. Yerli ve milli kaynaklardan ihtiyacımız olan enerjinin bir kısmını elde edebiliriz. ”

IFAT Eurasia Çevre Teknolojileri Fuarı hakkında detaylı bilgi için http://ifat-eurasia.com/tr/ sitesini ziyaret edebilirsiniz.

 

AKDENİZ’İ EN ÇOK TÜRKİYE KİRLETİYOR

Kullandığımız birçok maddenin geri dönüşüm ile tekrar kullanılması hem doğal kaynaklarımızın sürdürülebilirliği hem de ekolojik dengenin korunmasında büyük önem taşıyor. Geri dönüşümde ise plastik önemli yer tutuyor. Plastik Sanayicileri Derneği (PAGDER) verilerine göre, Türkiye’de 2015’de 80,8 kilogram olan kişi başı plastik tüketimi 3 yılda yüzde 11,5 arttı ve geçen yıl 90,1 kilograma ulaştı. Plastik kirliliğine ise çözümün geri dönüşüm olduğunu vurgulayan IFAT Eurasia Proje Müdürü Namık Sarıgöl, “ Plastik kullanımı artışını sürdürüyor. Bu tüketim geri dönüşüm ile olumlu yöne çevirebilir. Bu hem ekonomiye hem de çevreye çok büyük katkı sağlar. Türkiye’de 1439 firma plastik geri dönüşümü üzerinde faaliyet gösteriyor. Ancak Türkiye’nin potansiyeli çok daha yüksek” dedi.

Türkiye’de her yıl katlanarak artan plastik tüketimi çevre kirliliğinin artmasına da neden oluyor. Hayatımızın neredeyse her alanında yer alan plastikler günümüzde cep telefonundan ilaç kutusuna, diş fırçasından yapay kalp kapakçıklarına kadar birçok yerde kullanılıyor. Plastik tüketimindeki artışın etkili atık yönetimi ile çevresel açıdan kontrol altına alınabileceğinin altını çizen IFAT Eurasia Proje Müdürü Namık Sarıgöl, geri dönüşümün artık ülkelerin temel politikaları arasında yer aldığını belirtti. Sarıgöl sözlerini söyle sürdürdü: “ Ne kadar modern teknikler kullanırsak başarı oranımız da o kadar artar. 28-30 Mart 2019 tarihleri arasında düzenlenecek ‘IFAT Eurasia Çevre Teknolojileri Fuarı’ bu kapsamda yeni açılımlar sağlayacak. Ulusal ve uluslararası katılımcılar aynı çatı altında buluşacak. Bu buluşma, Türkiye’de gelişmekte olan çevre teknoloji sektörünün tam anlamıyla bir pazar haline gelmesine katkıda bulunacak.”

Akdeniz’i Günde 144 Ton Atık Türkiye’den

WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) Akdeniz’deki kirliliğin ulaştığı seviye hakkında çok çarpıcı sonuçlar ortaya koyan bir rapor hazırladı. Raporda, Akdeniz’i en fazla kirleten ülkenin Türkiye olduğu ortaya çıktı. Rapora göre Türkiye’den günde 144 ton plastik atık Akdeniz’e atılıyor. Atıkların çözünmesinin çok uzun yıllar sürdüğünü vurgulayan Sarıgöl, “ Atıklar hem doğaya hem de insana zarar veriyor. Kirlilik dolayısıyla turizm ile bilinen Akdeniz’in bu özelliği tehdit altında . Aynı zamanda geçimini bu sektörden sağlayan kişileri de etkliyor. Etkili geri dönüşüm stratejileri ve tüketicilerin bu hakkında bilinçlenmesi çok önemli” diye konuştu.

NOT

Rapora göre Avrupa Çin’den sonra dünyada en fazla plastik üretilen bölge. Çin’de üretilen 27 milyon ton plastiğin sadece üçte biri dönüştürülebiliyor. Akdeniz’e en çok plastik atık ise günde 144 ton ile Türkiye’den atılıyor. İkinci sırada 126 ton ile İspanya, üçüncü sırada 90 ton ile İtalya geliyor. Mısır 77 ton ile sıralamada dördüncü ve Fransa 66 ton ile beşinci sırada yer alıyor. Akdeniz kıyılarını ziyaret eden turistler ise atıkların her yıl yüzde 40 artmasına neden oluyor. Hayvanlara en çok zarar veren plastik atıkların yüzde 65’ini ise denize bırakılan misinalar oluşturuyor. Plastik atıkların büyük çoğunluğu biyoçözünür olmadıkları için binlerce yıl varan sürede denizlerde kirlilik yaratmaya devam ediyor. Bu süreler de sigara izmariti 5 yıl, plastik torba 20 yıl, plastik bardak 50 yıl, misina 600 yılda çözünüyor

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here