Ana sayfa Haberler Günlük Hayatt...

Günlük Hayatta Maruz Kalınan Radyasyon, Santrallerin Yaydığından Fazla

PAYLAŞ

    enerji-02-dogalgaz-elektrik-

    -Radyasyondan Korunma Uzmanları Derneği Başkanı A. Gönül Buyan:

    “Her radyasyon kaynağı çevresine radyasyon yayar. Nükleer santrallerden de (normal çalışma koşullarında) çok düşük düzeylerde de olsa çevreye radyasyon yayılımı söz  konusudur”

    “Önemli olan çevreye yayılan radyasyon düzeyinin halk için öngörülen yıllık doz sınırlarının altında utulabilmesi. Bu düzey nükleer santraller için röntgen laboratuvarınınkinden farklı değildir. Her ikisi için de kriter aynıdır. Tasarımlar bu değerler esas alınarak yapılır”

    -Radyasyon yaydığı gerekçesiyle çok sayıda kişi nükleer santrallerin kurulumuna şiddetle karşı çıkıyor. Ancak konunun uzmanları, günlük hayatta doğal nedenlerle maruz kalınan radyasyon düzeyinin, normal çalışma koşullarındaki bir nükleer santralden yayılan radyasyon düzeyine oranla çok daha yüksek olduğunu ifade ediyor.

    Radyasyonun keşfedilmesiyle yararları nedeniyle öncelikle sağlık alanında kullanıldığını belirten Radyasyondan Korunma Uzmanları Derneği Başkanı A. Gönül Buyan, daha sonra sağlığa olumsuz etkilerinin fark edilerek, radyasyondan korunma alanında bilimsel çalışmaların yapıldığını kaydetti.

    Gonul-Buyan.Radyasyonun nimetlerinden faydalanmanın yanında meydana gelebilecek kazalara karşı kesin önlemler alınması gerektiğini bildiren Buyan, “Çağımızda ölüm hızında ikinci sırayı alan kanser vakalarının büyük oranda radyasyonla tedavi edilebildiği pek çoğumuzca bilinen bir gerçektir. Ancak yararlarına rağmen, radyasyon kazalarının ciddi sağlık ve çevre sorunları yaratabileceği hiçbir zaman göz ardı edilemez, edilmemelidir. Devletler yapacakları düzenleme ve denetlemelerle radyasyon güvenliğini garanti altına almak zorundadır. Devletin denetim erkinin konusunun uzmanı nitelikli ve deneyimli kişilerle yerine getirilmesinin sağlanması bu konunun olmazsa olmazıdır” ifadelerini kullandı.

    Buyan, radyasyonun tıptan, sanayiye; tarımdan, nükleer güç ile elektrik üretimine kadar çok sayıda sektörde yaygın olarak kullanıldığını anımsatarak, şunları söyledi:

    “Sanayide pek çok alanda diğer tekniklere üstünlükleri nedeniyle radyasyon uygulamaları vazgeçilmez teknolojilerdir. Nükleer Güç Santralleri ise enerji üretimi kadar teknoloji transferi yönünden önemi nedeniyle ülkelerin vazgeçilmezleridir. Önemli olan bu tür tesislerde kaza riskinin minimize edilebilmesi ve herhangi bir durumda gerekli önlemleri almak üzere tüm kurum ve kurularıyla gerekli alt yapının, uygulanabilir şekilde plan ve programın hazırlanmış olmasıdır.

    -Radyasyon dozu kontrol altına alınabilir mi?

    Halk için yılda toplam 1 milisievert radyasyon dozu düzeyinin aşılıp aşılmadığının garanti altına alınabileceğini kaydeden Buyan, “Mevzuattaki kriterlerin geçerliliğinin sağlanması için nükleer tesislere sahip ülkelerin güçlü bir düzenleme ve denetleme sistemi olmak zorundadır. Burada esas olan nitelikli elemanlarla tesis içi ve dışında radyasyondan korunmanın sağlanacağı sistemin kurulması, iç ve dış denetimlerle sistemin sürekliliğinin garanti altına alınmasıdır” dedi.

    Türkiye’nin nükleer güç santralleri sürecinin geç kalınmış olduğunu vurgulayan Buyan, enerji yönünden daha çok teknoloji transferi tarafıyla Türkiye bu teknolojiye sahip olmalıdır. Nükleer teknolojiye sahip olmak teknolojik gelişmişlik göstergesidir. Ancak, teknolojinin olmazsa olmazı nitelikli insan gücü, nükleer ve radyasyon güvenliği altyapısının güçlendirilerek istenen düzeye gelmesi sağlanamazsa bu süreçten vazgeçilmelidir. Bu bağlamda Kurumsal yapılanmaların bilimsel ve teknolojik temelli ve siyaset üstü bir anlayışla oluşturulması büyük önem arz etmektedir.

PAYLAŞ