Ana sayfa Haberler Ekim Ayında E...

Ekim Ayında En Az Yüzde 20’lik Elektrik Zammı Bekleniyor

02.09.2021 – Geçtiğimiz ağustos ayında yüksek elektrik faturaları tüketicilerin en önemli gündemlerinden biriydi. Elektrik tedarikçileri karşılaştırma internet sitesi encazip.com, fiyatların neden bu kadar arttığıyla ilgili merak edilenleri kamuoyu ile paylaştı. Ekim ayında tüketicilere etki edecek fiyat artışına kesin gözüyle bakıldığını aktaran encazip.com’un kurucusu Çağada Kırım, “Piyasa koşulları gözetildiğinde ekim ayında yapılması beklenen artışın en az yüzde 20 olması gerektiğini hesaplıyoruz” dedi. 

Geride bıraktığımız ağustos ayının gündemden düşmeyen konularından biri de elektrik faturaları oldu. Peki, elektrik fiyatları neden yükseliyor? Yeniden zam gelir mi? Ekim ayında faturalarda nasıl bir artış bekleniyor? Elektrik tedarikçileri karşılaştırma internet sitesi encazip.com, herkesin merak ettiği bu soruları yanıtladı. encazip.com’un tahminlerine göre, önümüzdeki dönemde de elektrik fiyatları gündemde önemli bir yer tutmaya devam edecek.  Çünkü ekim ayında elektrik fiyatlarında en az yüzde 20 oranında bir zamma neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. Bunun arkasında yatan sebep ise artan elektrik talebi ve kurdaki artış.

Elektrik tüketimi Temmuz’dan itibaren ciddi oranda artış gösterdi

Ülkemizdeki elektrik tüketimi özellikle temmuz ve ağustos aylarında rekor seviyelere yükseldi. Bu iki ayı kapsayan dönemde, toplam elektrik tüketimi 57.655 GWh seviyesine geldi. Bu tüketim, geçtiğimiz yıla göre yüzde 8,3’lük artış anlamına gelirken 2019 yılına göre yüzde 11, 2018 yılına göre ise yüzde 8’lik bir artış demek. Artan elektrik talebinin karşılanması için daha fazla santral, sisteme dahil edildi. Çoğunluğu yabancı kaynaklı yakıtlı olan bu santrallerin devreye girmesinin, kurdaki yükselişle aynı döneme denk gelmesi ise elektrik tedarik maliyetlerini ciddi oranda artırdı.

Piyasa fiyatları yüzde 57 arttı, tüketiciye henüz yüzde 30 yansıdı

Serbest piyasadaki elektrik tedarik fiyatları geçtiğimiz temmuz ayından itibaren ciddi oranda arttı. 2021 yılı Ocak ayı elektrik maliyetleri net 0,40522 TL iken temmuz ve ağustos ayı toplam net elektrik tedarik maliyeti ortalaması yüzde 55’lik artışla 0,62956 TL oldu. Geçtiğimiz yılın Temmuz-Ağustos dönemi ile kıyaslandığında ise artış oranının yüzde 57 olduğu görüldü. Artan tedarik maliyeti direkt olarak tüketicilere yapılan elektrik tedarikinin maliyetine etki etse de şimdiye kadar ulusal tarifeler, bu artışı daha yavaş yansıtacak şekilde düzenlendi. Geçtiğimiz 12 aylık dönemde yaklaşık yüzde 62 artan elektrik maliyetlerine karşı, tüketici elektrik fiyatlarındaki artış yüzde 30 seviyesinde kaldı.

Ev elektrik fiyatlarına gereken zam en az yüzde 40

İş yerlerine kıyasla ev elektrik fiyatlarında durum bir hayli karışık. İş yerleri şu anda evlere göre yüzde 33 daha yüksek fiyattan elektrik kullanıyor. Ancak tedarik maliyetleri tarafında abone grubuna göre ciddi bir fark ortaya çıkmıyor, her abone grubu için benzer maliyetler oluşuyor. Şu anda mesken abone grubundaki ev tüketicilerine uygulanan birim fiyat, enerji maliyetlerinin yüzde 38 altında. Bu durum, iş yeri elektrik fiyatlarının daha yüksek olmasına ve üretici enflasyonunun artmasına neden olurken bu farkın fonlaması da yine dolaylı olarak tüketiciden yapılıyor. Ekonomisi büyük dünya ülkelerine bakıldığında ev ile diğer abone grupları arasında ciddi bir fark olmadığı hatta mümkün olan tüm teşviklerin işletmelere ve üretim sektörüne verildiği görülüyor. Makro ekonomik açıdan bakıldığında ise evlerle iş yerlerinin fiyatının eşitlenmesi önemli.

Elektrik fiyatları yüzde 162, kur ise yüzde 109 arttı

Elektrik fiyatlarına direkt olarak etki eden en büyük faktör döviz kurları. Ülkemiz fosil enerji kaynakları bakımından zengin olmadığı için enerjide dışa bağımlıyız. Bu da kurdaki artışın direkt olarak elektrik fiyatlarına yansıması anlamına geliyor. Son zamanlarda elektriğe yapılan zamlar sıklıkla gündeme gelirken bu yorumlarda zamların esas sebebi ise göz ardı ediliyor. İş yerlerinde yüzde 162, meskenlerde ise yüzde 99 elektrik zammının yaşandığı dönem içinde, kurdaki artış yüzde 109 seviyesinde oldu. Amerikan Doları kurunda artış devam ettikçe elektrik fiyatlarının artması da olağan bir durum olmaya devam edecek.

Elektrik fiyatlarındaki artışın birinci nedeni yüksek kur

Herkesin merak ettiği bir başka soru ise bu fiyatların neden sürekli artış gösterdiği. 2021 yılında, geçtiğimiz yıllara göre elektrik tüketimindeki artışın karşılandığı santrallerin çoğunlukla yabancı kaynaklı yakıt kullanması, elektrik maliyetlerini artıran en önemli faktör oldu. Elektrik üretim kaynaklarında maliyeti dövize bağlı olan doğal gaz elektrik santrallerinin payının 2020’de yüzde 19’dan yüzde 25’e, 2021’de ise 35’e yükseldiği ve hidroelektrik santrallerinin payının ise yüzde 25’ten yüzde 17’ye düştüğü görüldü. Bu aslında geçtiğimiz yıla göre yaşanan normalleşmenin ve önceki yıllara göre ise elektrik talebindeki artışın, üretim tarafında yabancı kaynaklı santrallerden karşılanmasına neden oldu. Zira 2020 yılının Temmuz-Ağustos dönemi için ortalama Amerikan Doları kuru 7,0658 TL iken bu yılın aynı döneminde ortalama yüzde 21’lik bir artışla 8,5256 TL seviyesine geldi.

Kuraklığın elektrik fiyatlarına etkisi sınırlı

Elektrik piyasasında son dönemde yaşanan gelişmeleri analiz eden encazip.com kurucusu Çağada Kırım, sanılanın aksine kuraklığın elektrik fiyatlarının artışındaki esas neden olmadığını belirterek “Ülkemiz için yenilenebilir kaynaklı elektrik üretimi çok önemli ve bu alana ne kadar yatırım yapılsa azdır. Ancak yenilenebilir enerji kaynaklarının teşviki amacıyla Amerikan Doları üzerinden verilmiş olan alım garantileri, fiyatların döviz kuruna olan hassasiyetini artırıyor. Kuraklık nedeniyle hidroelektrik santrallerden elektrik üretiminin payı yüzde 8 azalsa da bu teşvikten faydalanan santrallere yapılacak dolar bazındaki ödemeler de aynı oranda düşüş gösterdi. Nitekim EPDK, geçen sene ağustos ayında 0,101 TL olan gerçekleşen ve her bir kilovatsaat tüketim başına düşen teşvik ödemesinin maliyete yansıtılma birim bedeli tahminini 0,093 TL’ye düşürdü. Gerçekleşmesi beklenen değer ise 0,8 TL, yani yaklaşık yüzde 20’lik bir düşüş var. Bu da alım garantileri tarafında, maliyetlerin yükselen kura rağmen düştüğünü ve kuraklığın elektrik fiyatlarına etkisi olsa da bunun görece sınırlı olduğunu gösteriyor.” dedi.

Ekim ayında yüzde 30 zam şaşırtmaz

Artan elektrik tedarik maliyetlerinin tüketicilere yansımasının kaçınılmaz olduğunun altını çizen Kırım, şöyle devam etti: “2020 Temmuz-Ağustos döneminde de maliyetlerin tam olarak karşılanması için tüketici tarifesine zam gerekliydi. Ancak maliyetler o dönemden, içinde bulunduğumuz döneme göre yüzde 57 daha düşüktü. Bu nedenle piyasa koşullarına göre, tüketici aktif enerji birim fiyatlarına günümüze kadar toplamda yüzde 57 oranında elektrik zammı yapılması gerekliydi fakat tüketicilere bu dönemde ortalamada sadece yüzde 30’luk bir yansıma oldu. Bu nedenle piyasa koşulları gözetilerek Ekim ayında gerekli artışın en az yüzde 20 olması gerektiğini hesaplıyoruz. Bu hesaplamaya, gelecek dönemlerdeki potansiyel maliyet artışları ile geçmiş dönem düzeltmeleri eklendiğinde zam oranı yüzde 30’a ulaşabilir. Eğer evlerin elektrik fiyatının da gerçek maliyetler göz önüne alınarak düzenleneceğini varsayarsak evler için yüzde 40’lık bir artıştan dahi söz edebiliriz. Aktif enerji bedelinde yapılacak bu artış, dağıtım bedelinin artmaması durumunda tüketiciye yaklaşık yüzde 20’lik bir fatura artışı olarak yansıyacaktır. Ulusal tarife fiyat güncellemelerinde yüzde 15’lik artış üst limiti gayrı resmi bir üst limit haline gelmiş olsa da bunun üzerine çıkılması sürpriz olmaz.”

Doğru fiyatlandırma stratejisi uygulanmalı

Piyasa konusundaki genel görüşlerini de dile getiren Kırım, “Elektrik piyasasının özelleştirilmesindeki amaç, rekabetin önü açılarak tüketicilere daha kaliteli hizmeti, daha ucuz fiyattan vermekti. Ancak serbest piyasa koşullarının tam olarak sağlanamaması neredeyse her ay bir elektrik zammını gündeme getiriyor. Tedarikçilerin potansiyel zararlarını yama yapar gibi sonradan düzeltmek yerine piyasayı gerçekten sabit bir hale getirirsek ilk etapta tüketici fiyatları önemli ölçüde zamlanır ancak biraz sabır gösterirsek faturaların her ay artmadığını ve bir düzene oturduğunu görürüz. Tüketicilerin elektrik zammına olan hassasiyeti anlaşılabilir ancak gerekli ayarlamalar yapılmadan ucuz elektrikten söz etmek mümkün olmaz ve elektrik zammı gündemimizden asla çıkmaz. İlk etapta yapılması gereken ev elektrik fiyatlarının diğer abone grupları ile eşitlenmesi ve hemen ardından ulusal tarifenin gerçek maliyeti yansıtır seviyeye getirilmesidir. Sadece doğru fiyatlandırma stratejisini uygulamamız halinde elektrik zamlarını gündemimizden çıkartabiliriz.” dedi.

 

Elektrik Fiyatları %15 Zamlandı

1 Temmuz 2021

01.07.2021 – Elektrik fiyatlarını her üç ayda bir belirleyen Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), 1 Temmuz’dan itibaren geçerli olacak ulusal tarife elektrik birim fiyatlarını açıkladı. EPDK’dan yapılan açıklamaya göre, elektriğe yüzde 15 zam geldi. Yeni fiyatlarla birlikte bir kilovatsaat elektrik konutlarda 0,796 TL’den 0,916TL’ye, sanayide 0,88216 TL’den 1,01449 TL’ye ve ticarethanelerde 1,059 TL’den 1,217 TL’ye çıktı. Ancak serbest piyasadaki elektrik fiyatlarında bu orandan daha düşük bir artış olması bekleniyor. Bu nedenle elektrik tedarikçisini değiştiren tüketiciler yapılan zamlardan en düşük seviyede etkilenecek. Zamdan önce elektrik tedarikçisi değiştiren tüketiciler yüzde 15 civarında tasarruf ediyordu, yüzde 15 zammı da dâhil ettiğimizde bu tüketicilerin zamlardan etkilenmediği ortaya çıkıyor. 

Elektrik tedarikçisini değiştirmemiş ya da değiştirip de vazgeçmiş tüketiciler için uygulanacak son kaynak tedarik fiyatını belirleyen ulusal elektrik tarifeleri açıklandı. EPDK tarafından alınan ve Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre elektrik tarifeleri tüm abone grupları için yüzde 15 zamlandı. Bu yılın üçüncü çeyreği için geçerli olacak bu zamla birlikte 2021 yılında elektriğe toplamda evler ve iş yerleri için yüzde 21,90 zam gelmiş oldu. 2021 yılında elektrik fiyatlarına daha önce Ocak ayında yaklaşık yüzde 6’lık bir zam yapılmış, Nisan ayında ise fiyatlarda değişiklik olmamıştı.

2016’dan bugüne elektrik fiyatları yüzde 193 zamlandı

Yabancı kaynaklara ve döviz cinsinden alım garantilerine büyük ölçüde bağlı olan elektrik fiyatları, makroekonomik gelişmelerden en olumsuz etkilenen kalemlerin başında geliyor. Elektrik maliyetlerinin belirlendiği elektrik borsası olan Gün Öncesi Piyasa’da 2016 yılının Temmuz ayında kWh birim için elektrik maliyet fiyatı 0,14 TL iken bu fiyat Mayıs 2021 için 0,36 TL oldu. Bir diğer taraftan Yenilenebilir Enerji Teşvik Mekanizması (YEKDEM) kapsamındaki elektrik santrallerine ödenen alım garantileri de elektrik maliyetlerine direkt olarak dâhil ediliyor. Ezici bir çoğunluğu Amerikan doları üzerinden verilmiş olan bu alım garantileri için 2016 yılının Temmuz ayında her kWh elektrik için 0,024 TL ödenirken, bu sayı 2021 yılının Nisan ayında 0,16 TL oldu. Tüm bunlar tüketici elektrik fiyatlarının artmasına yol açtı. 2016’dan bugüne kadar tüketiciyi etkileyen zamların toplamı iş yerlerinde yüzde 193,26, evlerde ise yüzde 122,38 oldu.

5 milyon kişi tedarikçi değiştirdi

Elektrik piyasasında ev tüketicileri 2013 yılından beri elektrik tedarikçilerini değiştirmekte serbest. Bu serbestlikten yararlanarak tedarikçi değiştirip ucuz elektrik kullanan tüketicilerin sayısı 2017 yılında 5 milyona yaklaşmıştı. Ancak o dönemden günümüze kadar ulaşan makroekonomik koşulların elektrik tarifelerine doğru şekilde yansıtılmaması nedeniyle serbest bir elektrik tedarikçisinden elektrik alan tüketicilerin sayısı 100 binler seviyesine kadar indi. Piyasanın toparlanması ile bu sayı günümüzde yeniden 1,5 milyon seviyelerine kadar ulaştı. Son elektrik zammı sonrası tedarikçi değiştiren tüketicilerin sayısında ise ciddi bir artış bekleniyor.

Elektrik tedarikçisi değiştirenler zamlardan az etkilenir

Aylık 80 TL ve üzerinde elektrik faturası ödeyen yaklaşık 25 milyon elektrik tüketicisi farklı tedarik şirketinden elektrik alarak daha ucuz fiyattan elektrik kullanabiliyor. Şimdiye kadar elektrik piyasasındaki rekabetin hedeflere göre çok daha az gelişmiş olduğunu ancak bu zamla birlikte bu durumun tüketici lehine değişiklik göstereceğinin altını çizen elektrik tarifeleri karşılaştırma internet sitesi encazip.com’un kurucusu Çağada Kırım, şunları söyledi: “Şimdiye kadar elektrik maliyetlerinin yükü esnaf ve sanayicinin sırtına yükleniyor ve evler için serbest piyasa koşullarının oluşması, fiyatlandırmadan dolayı mümkün olmuyordu. EPDK’nın bu uygulamasının aslında tüketicileri korumak niyetiyle yapılan bir uygulama olduğu düşünülse de gerçekte durum çok farklıydı. Zira yüksek iş yeri ve sanayi elektrik fiyatları tüketicilerin aldıkları tüm ürün ve hizmetlere etki ediyordu. Nihayetinde özellikle de son zamanlarda TÜİK tarafından açıklanan üretici fiyat endeksinde de bunun yansımasını görüyorduk. Bu fiyatlandırma yapısıyla tüm gruplara aynı oranda artış yansıtıldığından üretici fiyat endeksinin görece daha düşük olmasını bekliyoruz. Bir diğer taraftan yapılan bu güncellemeyle, ev tüketicileri için de yavaş yavaş serbest piyasada tasarruf fırsatı görülmeye başlanacak.”

Elektrik fiyatlarında çözüm serbest piyasada

Elektrik fiyatlarındaki hızlı artışın nedenlerine de değinen Kırım, sözlerine şu şekilde devam etti:

” Bir piyasada ya serbest ya da serbest olmayan piyasa koşulları uygulanmalıdır, yarı serbestlik ya da müdahaleli serbestlik şeklinde uygulanan piyasalarda sürdürülebilirlik mümkün değildir. Elektrik piyasasının tam serbestleşmesi ile elektrik fiyatları kısa vadede yükselecek olsa da orta ve uzun vadede fiyatlar dengelenecek ve tüketiciler daha kazançlı olacaktır. Diğer ülkelerin piyasalarına baktığımızda da tam serbestliğin sağlanması ile tüketicilerin ödedikleri elektrik faturalarının ciddi olarak düştüğü net bir şekilde görülmektedir. Dolayısı ile kısa vadeli fiyat artışlarına tüketicilerin hassasiyeti daha düşük olmalı ve adil fiyatlandırmanın orta vadede tüketicinin lehine olacağı unutulmamalıdır.”

 

Elektrikte 1 Nisan Fiyatları Açıklandı

31.03.2021 – Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), 1 Nisan’dan itibaren geçerli olacak ulusal tarife elektrik fiyatlarını açıkladı. Alınan kararla, Ocak – Mart dönemine göre tüketici elektrik fiyatlarında herhangi bir değişiklik yapılmadı. Elektrik tedarikçileri karşılaştırma sitesi encazip.com, ev tüketicisinin daha ucuz elektrik kullanmasının doğru bir adım olduğuna ancak bu farkın diğer abone gruplarına yansıtılmasının farklı sakıncalar doğurduğuna dikkat çekti.

Elektrikte tedarikçi değiştirmemiş tüketiciler için uygulanacak birim fiyatları belirleyen ulusal elektrik tarifeleri, 1 Nisan’dan itibaren geçerli olmak üzere yeniden belirlendi. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından alınan karara göre, elektrik fiyatlarında herhangi bir değişiklik olmayacak. Elektrik tedarikçileri karşılaştırma sitesi encazip.com, ev tüketicisinin daha ucuz elektrik kullanmasının doğru bir karar olduğuna ancak bu farkın diğer abone gruplarına yansıtılmasının farklı sakıncalar doğurduğuna dikkat çekiyor.

Temmuza kadar zam yok

Açıklanan tarife tablolarına göre, ev tüketicileri için aktif enerji bedeli 0,397 TL, iş yerleri için 0,598 TL ve sanayiciler için 0,55 TL olarak belirlenirken, bu abone grupları için elektrik dağıtım bedeli sırasıyla 0,247 TL, 0,253 TL ve 0,187 TL oldu. Böylece bir kiloWattsaat elektrik için Temmuz ayına kadar evlerde vergiler dahil 0,796  TL, iş yerlerinde 1,059 TL ve sanayi abone grubunda 0,882 TL ödenmeye devam edecek. Evler ile diğer abone grupları arasındaki fiyat farkının bu denli yüksek olması ise dikkat çekiyor. Zira elektrik enerjisinin tedarik maliyetinde abone gruplarına göre herhangi bir değişiklik olmuyor, tüm abone grupları için tedarik maliyeti aynı oluyor.

Elektrikte maliyet esnafa yükleniyor

Elektrik piyasası aslında kağıt üzerinde uzun bir süredir serbest durumda, ancak özellikle fiyatlandırmadaki bazı farklılıklar nedeniyle, ekonominin dinamosu olan sanayi ve ticarethane grupları için tarife fiyatları gereğinden yüksek seyrederken, evler için ise olması gerektiğinden düşük seviyelerde. Bu durum ev tüketicilerinin tedarikçi değiştirerek tasarruf etmesinin önüne geçiyor ve görevli elektrik tedarikçileri portföyünde kalmasını zorunlu hale getiriyor. Elektrik piyasası mevzuatına göre, görevli elektrik tedarikçileri için belirli bir kâr marjı bırakılmak zorunda, ancak ev tarifelerinin düşük seyretmesi nedeniyle bu hedeflerin tutması için fark ticarethane ve sanayi abone grupları başta olmak üzere diğer abone gruplarına yüklenebiliyor.

Yüksek iş yeri elektrik fiyatı tüketiciyi daha kötü etkiliyor

encazip.com kurucusu Çağada Kırım, görüşlerini şu şekilde ifade ediyor: “Ulusal elektrik tarifeleri belirlenirken görevli elektrik tedarikçilerinin, elektrik tedarikçisini değiştirmemiş tüketicilere sağlanan elektrikte makul bir kar elde etmesi sağlanıyor ve garanti altına alınıyor. Belirlenen kâr marjı yüzde 2.38 civarında. Pek çok Avrupa ülkesinde ise tedarikçilerin kârlılığı bunun çok üzerinde, örneğin İngiltere’de tedarikçilerin kâr marjı yüzde 3’ler civarında. Bu kâr marjının sağlanmasında farklı faktörler etkili olurken, en önemli faktör ulusal tarife fiyatları oluyor. Bazı durumlarda abone grubu başına bu kârlılık sağlanmazsa, diğer abone gruplarının fiyatı biraz daha artırılarak telafi ediliyor. Mevcut uygulamada ev tüketicisinin daha ucuz elektrik kullanması çok güzel, ancak bu farkın diğer abone gruplarına yansıtılması farklı sakıncalar doğuruyor. Ticarethane ve sanayi gruplarındaki yüksek elektrik fiyatları tüm ürün ve hizmetlere fiyat artışı olarak yansıyor ve nihayetinde tüketiciler, elektrik faturalarında ödemedikleri maliyeti aldıkları ürünlerde ödemiş oluyor. Bu, enflasyonun yükselmesine de neden olan önemli bir faktör.”

İkili anlaşma piyasasında güven hala geri kazanılamadı

Elektrik maliyetlerinin belirlenmesinde pek çok faktörün söz konusu olduğunu ve serbestleşmiş olan tedarik piyasasında EPDK’nin tedarik maliyetlerine bir müdahalesinin olamayacağının altını çizen encazip.com kurucusu Çağada Kırım, “Doğru işleyen bir elektrik piyasasında tedarikçiler arasında yapılan ikili anlaşmalarla alınan elektrik enerjisinin önemi kritik. Bu şekilde hepsi özel şirketler olan tedarikçi şirketler, elektrik santralleri ile önceden anlaşmalar yaparak tüketicilere sağlayacakları elektrik enerjisi için portföy oluşturuyor. Bunun dışında gün öncesi piyasası gibi elektrik borsalarından da elektrik tedarik edilebiliyor.” dedi.

Borsa elektrik fiyatları, ikili anlaşma piyasasından çok daha yüksek. Ancak özellikle 2018 yılında kur atakları ile birlikte elektrik santralleri, tedarikçiler ile olan sözleşmelerini tek taraflı olarak feshetmişti, hatta bu yüzden 5 milyon civarında olan serbest tüketici sayısı 100 binlere kadar düşmüştü.

O dönemde yaşanan gelişmelerin tedarikçiler arasında ileri derecede güven kaybına sebep olduğunu belirten Çağada Kırım, “O günden beri ikili anlaşma piyasası halen doğru işleyen bir yapıya kavuşamadı. Bu nedenle de fiyatlandırmalar büyük ölçüde görece yüksek olan borsa fiyatları ile belirleniyor.” diye konuştu.

En önemlisi sanayicinin rekabet avantajını kaybetmemesi

Ülkemizin ekonomisinin dinamosu üretime dayalı ihracat ve bu durumda sanayicilerin elektrik fiyatlarının belirlenmesi kritik öneme sahip. Her ne kadar sanayi tarafında serbest piyasa dinamikleri çok daha iyi çalışıyor olsa da serbest piyasa fiyatlarının belirlenmesinde ulusal tarifeler etkili rol oynuyor. “İhracatta rakibimiz olan ülkelere baktığımızda evler yerine sanayi üretimindeki elektriğin daha düşük tutulduğu ve böylelikle ülkeye daha büyük katma değer oluşturduğu gözlemleniyor.” diyen Çağada Kırım, sözlerine şöyle devam ediyor: “İhracattaki önemli rakiplerimizden Romanya’da ev dışı tüketim için uygulanan elektrik fiyatı kiloWattsaat başına 0,12 USD olurken, fiyatlar Vietnam’da 0,077 USD, Hindistan’da 0,115 USD ve Çin’de 0,103 TL. Türkiye’de ise ulusal tarife bazında bu fiyat 0,13 USD. Sanayicinin en önemli maliyet kalemlerinden olan elektrik fiyatları daha düşük tutularak, ülkemizin bu ülkelere karşı rekabet avantajı elde etmesinin ekonomimize katkısı, evlerde ucuz elektrik tüketmemizden çok daha büyük olacaktır. Prensip olarak serbest piyasa dinamiklerine müdahaleyi asla doğru bulmasak da bir fiyat desteği sağlanacaksa eldeki imkanlar ev tüketiminden ziyade sanayi üretimi için kullanılmalıdır. Nihayetinde yine kazanan Türk vatandaşı olacak ve 2023 hedeflerimize çok daha emin adımlarla ilerlemiş olacağız.”

 

Elektrik ve Doğal Gaz Fiyatları, II.Dönem: Temmuz-Aralık, 2020 

TÜİK İstanbul Bölge Müdürlüğü 2020 yılı II. Dönem: Temmuz- Aralık Elektrik ve Doğal Gaz Fiyatları istatistiklerine ilişkin sonuçları açıkladı. Bu kapsamda TÜİK İstanbul Bölge Müdürü Ali İhsan YÜCEDAĞ tarafından verilen bilgiye göre fiyatlara ilişkin veriler aşağıdaki şekilde oldu:

Sanayide 1 kWh elektrik için II. dönemde ortalama 57,3 kuruş ödendi. Sanayide 2020 yılı II. dönem(1) elektrik fiyatlarına bakıldığında, tüketicilerin 1 kWh elektrik için ödediği tutar bir önceki döneme göre %2,2 azalırken, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise %4,8 artarak ortalama 57,3 kuruş oldu.

Konutlarda 1 kWh elektrik için II. dönemde ortalama 73,5 kuruş ödendi. Konutlarda, 1 kWh elektrik için, tüketicilerin 2020 yılı II. döneminde ödediği tutar bir önceki döneme göre %3,2, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise %10,7 artarak ortalama 73,5 kuruş oldu.

Elektrik ortalama birim fiyatları, II. Dönem: Temmuz-Aralık 2020

Sanayide 1 m3 doğal gaz için II. dönemde ortalama 175,5 kuruş ödendi. Sanayide 2020 yılı II. dönem doğal gaz fiyatlarına bakıldığında, tüketicilerin 1 m3 doğal gaz için ödediği tutar bir önceki döneme göre %7,1 ve bir önceki yılın aynı dönemine göre %5,8 azalarak ortalama 175,5 kuruş oldu.

Konutlarda 1 m3 doğal gaz için II. dönemde ortalama 186,2 kuruş ödendi. Konutlarda, 1 m3 doğal gaz için tüketicilerin 2020 yılı II. döneminde ödediği tutar bir önceki döneme göre %2,0, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise %4,4 artarak ortalama 186,2 kuruş oldu.

Doğal gaz ortalama birim fiyatları, II. Dönem: Temmuz-Aralık, 2020