Ana sayfa Haberler Dünya Ticaret...

Dünya Ticaretinden Yüzde 1,5 Pay Gerçekçi Bir Hedeftir

PAYLAŞ

 

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) 2017 İlk Yarıyıl Değerlendirme Toplantısı, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin katılımıyla gerçekleşti. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, dünya ticaretinden yüzde 1,5 pay alma hedefi için “Yeni yatırımlar olursa, yüzde 1,5 olması işten bile değil. Çok rahat olabilir. Özellikle yüksek teknoloji ürünü ihracatın toplam ihracattaki payı artarsa çok hızlı bir şekilde yüzde 1,5’u yakalarız diye düşünüyoruz” dedi.  

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, yüzde 1,5 hedefinin gerçekçi bir hedef olduğunu söyledi. Zeybekci, “Bu 2023 olmaz 2025, 2024 olur. Dünyada 1. Ligin ortalarına doğru geldiğimizde Türkiye çok farklı bir yerde olur. Bu hedeften vazgeçmeyeceğiz” dedi. Zeybekci, “Otomotivde bizi izlemeye devam edin. Yakında çok güzel şeyler ortaya çıkacak. Bazı var olan markaların dünyadaki en önemli üretim merkezlerinden biri haline gelmekle ilgili gelişmeler olacak” diye konuştu.  

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ve TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin 13 Temmuz 2017’de düzenlenen basın buluşmasından mesajları şöyle:

Not: İtalikle yazılmış ifadeler, mesajın hangi soru üzerine verildiğini hatırlatmak amaçlıdır.  

TÜRKİYE İHRACATÇILAR MECLİSİ BAŞKANI MEHMET BÜYÜKEKŞİ  

  • Oldukça hareketli bir yılı ve birçok zorluğu geride bıraktık. 15 Temmuz Darbe Girişimi gibi vahim bir olaya tanıklık ettik. Biliyorsunuz, son yarıyıl değerlendirme toplantımız için yine sizlerle bu salondaydık. Ve tarih 15 Temmuz’du. O ihanete hep birlikte şahit olduk. Bizler ülkemiz için canımızı dişimize takıp çalışıyorken, vatan hainlerinin şahsi çıkarları için darbeye kalkıştığını gördük. Ve bu hain girişimi, milletimizin derin kudreti ve devletimizin desteği ile birlikte püskürttük. Hep bir ağızdan; “Yıkılmadık, ayaktayız, koşuyoruz” dedik. Bu darbe girişiminin sadece demokrasimizi ve cumhuriyetimizi değil ekonomimizi de hedef aldığını gördük. Ancak biz, 2017 yılını Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla, Ekonomi Bakanımız ile birlikte ihracatta, üretimde ve istihdamda Atılım Yılı ilan ettik. Çalışmalarımızı hep bu çerçevede gerçekleştirdik. Bu atılıma Hükümetimiz de destek verdi. Yıllardır beklediğimiz birçok teşviğe sahip olduk. Umuyoruz ki 2017 yılının ikinci yarısı çok daha büyük atılımları gerçekleştireceğimiz bir dönem olacak.
  • Bizim için önemli olan, ihracatın daha hızlı yükselebilmesi için yeni yatırımların gelmesidir. Bunun en güzel örneği bu sene otomotivde görüldü. İlk 6 ayda 2,8 milyar dolar ilave ihracat gerçekleşti. Herhalde yıl sonunda 6 milyar dolar ilave olacak. Toyota’nın Sakarya’da yapmış olduğu hibrit araç yatırımı bunun en büyük nedeni oldu. Japonya’dan başka sadece Türkiye’de üretiliyor. Sakarya’nın ihracatı her ay yüzde 200 – 240 artış gösteriyor. Fiat ve Ford’un yaptığı son 3 yıldaki 2 milyar dolara yakın yatırım da dikkate alındığında, otomotiv ihracatımızı bu yıl 28 milyar doların üzerine çıkaracak.
  • Eğer yeni yatırım olursa, dünya ticaretinden alınacak payın yüzde 1,5 olması işten bile değil. Çok rahat olabilir. Özellikle yüksek teknoloji ürün ihracatının toplam ihracattaki payı artarsa, çok hızlı bir şekilde yüzde 1,5’u yakalarız diye düşünüyoruz. Büyük yatırım teşviklerinde devletimizin sunduğu çok büyük avantajlar var. Başta yabancı sermaye şirketleri olmak üzere büyük şirketler yatırım yaparlarsa bu çok daha kolay olur.
  • 2016 yılında ilk 1000 firmamızın ihracatında yüksek ve orta yüksek teknoloji sınıfı ihracatı toplam ihracatın yarısını oluşturdu. Yüksek teknoloji %1,8 orta yüksek teknoloji ise %48,4 pay aldı. Ülkemizin geneli düşünüldüğünde bu iki kategorinin toplamı %40. Yani firmalarımız büyüdükçe, ürünlerinin teknoloji seviyeleri artıyor. Teknoloji seviyesi arttıkça da daha fazla ihracat yapar hale gelebiliyoruz.
  • Örneğin halıda dünya ticaretinin %13’ü bize ait. Değirmencilik ürünlerinde %7,4. Çimentoda %5’e yakın. Ancak, elektronikte binde 3,3 test ve optik cihazlarda binde 1,3 ve fotoğrafçılık cihazlarında on binde 8 pay alıyoruz. Hedefimiz %1’in altındaki sektörlerimizi bu rakamın üzerine taşımak. Böylece, genel olarak dünya ticaretinden aldığımız payı 2018’de yüzde 1’e; 2023’te ise %1,5’e ulaştırabiliriz. Gelişmekte olan ülkeler arasından sıyrılarak gelişmiş ülkeler arasında yer alabiliriz.
  • Şu an bazı firmalarımız, sektörlerinde dünya ticaretinden yüzde 1’den fazla pay alıyorlar. Mesela Türk Hava Yolları 2016 itibariyle küresel pazar payını yüzde 2’ye çıkardı. Beko, son 10 yılda beyaz eşya pazarındaki payını artırarak, Avrupa’nın 2. büyük markası oldu. Bu firmalar bizler için büyük bir gurur kaynağı. Hedefimiz bu firmalarımızın sayısını 10’ken 100, 100’ken 1000 yapmak.
  • Birim değeri 17 dolar olan spor kıyafetlerini ihraç eden sadece 1200 firmamız var. Ülke ortalamamızın 1,31 dolar olduğunu göz önüne alırsak, bu 1.200 firmayı 12 bin firmaya çıkarmamız gerekiyor.
  • Makine ve aksamları ihracatının birim değeri 5,4 dolar. Bu sektörün 3 değerli alt mal grubu: 17,6 dolarla ambalaj makineleri, 9,8 dolarla endüstriyel kurutma ve 9,7 dolarla döküm makineleri. Ülkemizde bu üç grupta faaliyet gösteren sadece 2600 firmamız bulunuyor. Bu rakam bizim için yeterli bir rakam değil. Makine sektöründe lider ülkeler arasına girmeliyiz.
  • Hazırgiyim ve konfeksiyonda ihracat performansının düşük kaldığı yönündeki soru üzerine: Hazırgiyime gelmiş olan ek ithalat ek vergileri üretimi içeri yönlendirdi. Mal satmak isteyen ihracatçı içeride yaptıracak kapasite bulamıyor. Mesela büyük bir firma, bundan önce ürünlerini ithal ediyordu. Şimdi Türkiye’de ürettiriyor. İhracatçı birliklerine gelen bilgi şu: Nereye gitsek, orada kapasiteyi o büyük firma doldurmuş. Bütün firmalar içerideki büyük zincir mağazalara çalışıyor. Çin’e gidenler geri gelmeye başladı. Yaptıracak yer bulamıyorlar. Bu aslında iyi haber. Çünkü o kadar ithalat yapılmıyor. Türkiye’de üretim yapılıyor. O ihracat artışı olabilirdi ama onun karşılığında da ithalat gelecekti. Özellikle denim yapanlar sipariş almıyorlar, kapasitemiz yok diyor.

EKONOMİ BAKANI NİHAT ZEYBEKCİ

  • Yılın ilk altı ayında altın ve değerli taşlar ithalatındaki yükselişle ilgili soru üzerine: Altını seven bir ülkeyiz. Kültür coğrafyamızın önemli bir tasarruf aracı. Ancak Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bazı Körfez ülkeleri altın ticaretine yüzde 5 vergi koydular. Konan vergi nedeniyle bir trafik var. Dünya altın ticaretinde merkez olmak istiyoruz. Bunun üzerinde çalışıyoruz.
  • Katar’ın Suudi Arabistan, Mısır, Bahreyn ve BAE ile yaşadığı sorunda Türkiye’nin tutumu nedeniyle bu dört ülkeye ihracatta sorun yaşadığı yönünde soru üzerine: Türkiye, Katar’ı kazanırken diğer ülkeleri kaybeder mi? Bizim bu ülkelere olan ihracatımız her yıl ramazanda düşer. Suudi Arabistan, Bahreyn, Mısır ve BAE ile ilgili şu bize ulaşan bir sıkıntı yok.
  • Ortadoğu’daki gelişmeler Türkiye için fırsatları da beraberinde getirebilir. Bizim ihracatçılarımızı yatırımcılarımız müteahhitlerimiz başarılı işler yapıyorlar. Katar’a dünyadaki en büyük hava kargo taşımacılığını yaptık. Katar bu süreci herhangi bir olumsuzluk olmadan atlatırsa Türkiye ile Katar arasında çok iyi bir dönem açılacak.
  • Katar’daki müteahhitlik hizmetlerinin yaklaşık yarısını zaten Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan şirketleri yapıyor. 2022 Dünya Şampiyonası ile ilgili devam eden projeler var. Diğer ülkelerden müteahhitlik hizmetlerine karşı olumsuz bir durum yok. Sorunu kardeşler arasında bir sürtüşme olarak görüyoruz. Biz hep tarafsız kaldık. Suudi Arabistan’ın abiliğiyle sorunun çözüleceğine inanıyoruz.
  • İran’la 1 Ocak 2015’te tercihli ticaret anlaşması imzaladık. 120 ürünlük yeni bir liste hazırlıyoruz.
  • ABD’de faiz artırımıyla ilgili beklentiler gündem bulunuyor. Aşırı değerli dolar, ABD ekonomisi için sürdürülebilir değil. Aşırı değerli dolar ürünlerinin rekabet etmesini zorlaştırır. ABD’de şu anda görünen büyüme ve istihdam artışının önüne engel olarak çıkacaktır.
  • ABD’de farklı bir şey oluyor. ABD, ‘korumacılık kendi büyümem için gereklidir devam edeceğim’ dedi. Bu önümüzdeki dönemde dünya ekonomisini bir salgın gibi sarabilir.
  • AB ile ilişkilerde referandumdan önce, 15 Temmuz’dan sonra bazı şeyleri ‘kan tükürüp kızılcık şerbeti içtim’ derler ya öyle şeyler yaşadık. 15 Temmuz’da en iğrenç işgal girişimlerinden biri yaşandı. Daha şehitlerimizi defnetmedik, Der Spiegel dergisinde Türk bayrağı kapakta ‘bir zamanlar demokrasi vardı’ başlığıyla çıktı. Bir algı operasyonu başlatıldı. Olumsuz dönem yaşadık. Bunların her birini geride bırakıyoruz. AB, standartları itibarıyla bizim için kızıl elmadır. AB standartlarına ulaşmak bizim için olmazsa olmazdır. Bunlara ulaşmak için sonuna kadar reformlara devam edeceğiz. AB’ye üye olup olmamak ikinci bir meseledir.
  • Şu an AB ile en pozitif gündemimiz Gümrük Birliği. Bu haliyle sürdürülebilir olmadığını söyledik. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi büyüme ve ihracatın artmasında doğrudan etkisi var. Türkiye AB’nin 5. ticaret ortağıdır. İki tarafında kazanacağı bir süreç olacak.
  • Bu senenin sonuna kadar resmi görüşmelere başlamayı öngörüyoruz. 2018 yılında böyle önemli bir sonucu Türkiye için öngörüyoruz. AB ile gümrük birliğinin güncellenmesini çok önemsiyoruz. AB ile ekonomik entegrasyon saplayan Türkiye’nin diğer ülkelerle ticaretinde bir kaldıraç etkisi olacaktır. 2017 yılı Türkiye’nin her alanda ilkler yılı olacaktır.
  • Emtia ve enerji fiyatlarında beklenmedik dalgalanma dönemleri de bitti. Bu da bizim için gayet olumlu bir hava yarattı. Dünyadaki ihracatta da dalgalı bir artış yaşanıyor ama bizim ihracat artışımız artarak devam edecek.
  • Sadece pariteden dolayı 2017 yılı ihracatını 2,5 milyar dolar eksi yapacağız.
  • Hedefimiz ihracat rakamımızın yüzde 1’ini, ihracat desteği olarak vermek. 2023’ten önce ulaşmak istiyoruz.
  • Son iki yıldan beri çok tehlikeli bir şey yaşanıyor. Dünya ticaretinin artışı, dünyanın büyümesinin altına indi. Dünya ticaretinin büyümesi yüzde 4,5 -5’ler seviyesinde, dünyanın büyümesi de yani milli gelirin büyümesi de yüzde 3’ler seviyesinde oluyordu. Bu durum, dünya büyümesini aşağıya doğru çekiyor. İnşallah tersine döner. Yüzde 1,5 hedef gerçekçi bir hedef. Bu 2023 olmaz 2025, 2024 olur. 1. Ligin ortalarına doğru geldiğimizde Türkiye çok farklı bir yerde olur. Bu hedeften vazgeçmeyeceğiz.
  • Sadece proje bazlı yatırım teşviklerinde yılsonunda beklediğimiz 60 milyar TL. Otomotivde bizi izlemeye devam edin. Yakında çok güzel şeyler ortaya çıkacak. Bazı var olan markalar dünyadaki en önemli üretim merkezlerinden biri haline gelmekle ilgili gelişmeler olacak.
  • Hazırgiyim ve konfeksiyon ihracatında performansın düşük kaldığı yönündeki soru üzerine: Belki hani çok ateşli bir hastalık geçirirsiniz. Dudak uçuklar, ağız burun semptomları bazı daha devam eder. 15 Temmuz anlamında yaşadığımız en önemli etkilenmelerden biri hazırgiyim ve konfeksiyon anlamında etkilenme oldu. Algı operasyonu yapıldı. Mesela ev tekstili… Marka duyarlılığı en düşük, fiyat hassasiyeti en yüksek alandır. İlk olumsuzluklardan etkilenir. Toplamda bizim hazırgiyim, konfeksiyonda, tekstilde yaklaşık 40 milyar dolarlık bir alandan bahsediyoruz. O alandaki pazarlarımız kendilerine bir heyecan aradı. Şimdi yavaş yavaş geri dönüyorlar.
  • TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin hazırgiyim ve konfeksiyon ihracatında düşük performansla ilgili soruya verdiği yanıta ek olarak: 2015 başında aldığımız önlem, ithalata 600 milyon dolarlık düşüşe neden oldu. Bir anda iç piyasaya yönelme oldu. Tekstil biraz daha zor, yatırım ister. Ama hazırgiyim ve konfeksiyon birkaç ay içinde kapasitesini artırabilir.

PAYLAŞ