Ana sayfa Haberler Türkiye Coğra...

Türkiye Coğrafik Konumu Sayesinde, Dünyada Poliflora Balın Merkezinde Yer Alıyor

20.12.2019 – Günden güne markalaşan Türk balı, dünya çapında artan prestijiyle itibar kazanmaya devam ediyor. Türk balının dünyada en büyük cazibe noktalarından biri olmasının altında yatan en büyük etmen ise polifloral bal yapısına sahip olması olarak görülüyor. Çeşitli çiçeklerden elde edilen nektarlar ile oluşan poliflora bal, Türkiye’nin sahip olduğu coğrafi konumu ve genç kuşak toprak yapısı sayesinde dünya çapında gittikçe ünleniyor. 35 yıllık bal gurmesi Ahmet Bağran Aksoy, polifloral Türk balının dünyada gittikçe artan önemine ilişkin şu açıklamalarda bulundu: “Türkiye’nin uygun iklimi ve çeşitli endemik bitkilere sahip oluşu, zengin içeriklere sahip bal tüketmemizi sağlıyor. Türkiye, genç kuşak toprak yapısı sayesinde dağlık alanlara sahip ve bu da endemik zenginliğimizin en büyük faydalarından biri. Arılar yüksek rakımlı yerlerde çeşitli ballardan nektar alarak içerik bakımından zengin ballar tüketmemize zemin hazırlıyor.”

100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Sanal Para ile Deneyin!

İhracat hacmi yıldan yıla artan Türk balı, dünyada hızlı adımlarla zirvede yer ediniyor. Dünya çapında adından sıkça söz ettiren Türk balı; uygulanan doğal yöntemler, köklü arıcılık kültürü ve doğal yapısı ile itibar kazanmaya devam ediyor. Geçmişten gelen arıcılık kültürü ve Türkiye’nin uygun coğrafik özelliklere ev sahipliği yapması, uzmanların ilgisini Türk balına çevirdi. Uygun iklimi, zengin endemik bitkilere ev sahipliği yapması ve yüksek rakımı sayesinde Türkiye’nin coğrafi konumu; köklü arıcılık uygulamalarını asırlardır devam ettiriyor. Konu hakkında 35 yıllık bal gurmesi Ahmet Bağran Aksoy: “Türkiye, 4 mevsimi doya doya yaşayan bir iklime sahip. Bu da çeşitli endemik bitkilere ev sahipliği yapmamızın en büyük sebeplerinden biri. Özellikle Türkiye, genç kuşak toprak yapısı sayesinde dağlık alanlara sahip ve bu da endemik zenginliğimize zemin oluşturan bir diğer olumlu özelliğimiz. Arılar, yüksek rakımlı yerlerde çeşitli ballardan nektar alarak içerik bakımından zengin ballar tüketmemize zemin hazırlıyor. Bu durum, dünyada tek tür çiçeklerden meydana gelen monofloral bal tüketen ülkelerde bizi cazip gösteriyor.” açıklamalarında bulundu.

Bal Korsanlarına Karşı Milli Servetimiz

Türkiye, son yıllarda artış gösteren sahte bal üreticileri ile kendi içinde ve dünyada adeta itibar savaşı veriyor. Bunun en zor kısmı ise, sahte bal ile gerçek balın gözlem yoluyla neredeyse ayırt edilememesinden kaynaklanıyor. Sahte bal sebebiyle hem yerel hem de global olarak imajı zedelenme riskiyle karlı karşıya kalan Türk balı, sıkı denetimler ile hak ettiği eski ününe hızlı bir şekilde kavuşmaya başladı. İhracat hacminde ciddi artış yakalayan polifloral Türk balına olan ilgide Almanya başı çekiyor. Amerika ve Suudi Arabistan’ın takip ettiği bu ihracat sıralamasında Türk balı, ilk 6 aylık zaman diliminde 10,4 milyon dolarlık gelir sağladı. Dünya çapına toplamda 2 bin 445 Ton Türk balı satan Türk bal üreticileri; geçen yıl ihracat yapılamayan Çin, Libya, Bulgaristan, İsveç, Bosna-Hersek, Malezya, Somali, Yunanistan, Afganistan, Moğolistan ve Fas’a bal satışı gerçekleştirdi. Toplamda 41 ülkeye ihraç edilen Türk balı, sahip olduğu kültürel değeri ve polifloral yapısı sayesinde ününü korumaya devam ediyor.

“Kolay yoldan para kazanma hırsı, Türk balının itibarını sarstı!”

Konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulunan 35 yıllık bal gurmesi ve Etabal Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Bağran Aksoy, “Türk balı, Anadolu coğrafyasında geçmişten beri süregelen bir öneme sahip. Bulunduğumuz coğrafi konum itibariyle asırlardır bu topraklara gelen medeniyetler, endemik çeşitlilik ve iklim uygunluğu ile arıcılıkla uğraşmışlar. Bu köklü arıcılık geleneği ise birikimli olarak günümüze kadar en yüksek standartlarda bizlerle devam ediyor. Adeta milli servetlerimizden biri olan Türk balı, korunması gereken maddi ve manevi değerlerimizden birisidir. Günümüzde kolay yoldan para kazanma hırsı, Türk balının içeride ve dışarıda olan itibarını sarstı. Para hırsı, Türk balına adeta sabote etti. Yapılan önlemlerle hak ettiği üne kavuşan Türk balı, inanıyorum ki dünyada kısa sürede daha fazla adından söz ettirecek.”

 

Türkiye Bal Üretiminde Dünyada İkinci Sırada

19.10.2017 – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, Türkiye’de en fazla balın Ordu’da üretildiğini belirterek, “Ordu ili genel bal üretiminin yüzde 38.6’sını karşılıyor” dedi. Soydan, arıcılık sektörünün Türkiye’de dışa bağımlı olmayan ender sektörlerden biri olduğuna da dikkat çekti.

Türkiye’de çok fazla sermayeye, tarım arazisine gerek duymadan yapılabilecek, genç çiftçilerle kadın çiftçilerin yanı sıra, köylerde kalan yaşlı nüfusun da uğraşı alanı olabilecek bir faaliyet alanı olan arıcılığın kırsaldan kente göçü önleyen en önemli faaliyet olduğunu belirten TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, “Arıcılıkta dışa bağımlı değiliz. Arıcılığın tüm ekipmanları yurt içinden karşılanabiliyor. Bundan dolayı, arıcılıkta dışa bağımlılık bulunmamaktadır” diye konuştu.

 

“İhracatımız potansiyelimizin altında”

Ülke genelinde arıcılıkla uğraşan işletme sayısının 83 bin 467 olduğunu, 2015 verilerine göre 7 milyon 709 bin 636 kovanda 107 bin 665 ton bal üretildiğini belirten Soydan, şu bilgileri verdi: “Türkiye’nin arıcılığa her yönden uygun olması arıcılığın gelişimini olumlu yönde etkilemiş, 2000-2015 döneminde kovan sayısı 4.3 milyondan 7.7 milyona, bal üretimi ise 61 bin tondan 108 bin tona yükselmiştir. Buna karşın hala kovan başına bal verimi ortalama 14.3 kilogramla düşük kalmaktadır. Çin’de bu rakamın 47.7 kilogram olduğu düşünüldüğünde ülkemiz verimindeki yetersizlik net olarak görülmektedir. Bu kadar büyük üretimimize rağmen bal ihracatımızın 7 bin tonda kalması potansiyelimize göre çok azdır. Dünya bal üretimi 1.7 milyon tona yaklaşan bal üretiminin yüzde 27.1’ini Çin üretiyor. Türkiye, Çin’in ardından yüzde 5.7 ile ikinci sırada buluyor.”

İller arasında Ordu birinci

İller arasında bal üretiminde ilk sırayı Ordu’nun aldığını söyleyen Soydan, “İller arasında bal üretiminde ilk sırayı 16 bin 601 tonla Ordu alırken, Muğla 15 bin 206 tonla ikinci, Adana 9 bin 763 tonla üçüncü, Aydın 4 bin 7 tonla dördüncü, Mersin 3 bin 493 tonla beşinci, Sivas 3 bin 327 tonla altıncı, Balıkesir 3 bin 213 tonla yedinci, Antalya 2 bin 947 tonla sekizinci, İzmir 2 bin 810 tonla dokuzuncu, Van 2 bin 113 tonla onuncu sırada bulunuyor. Toplam bal üretiminin yüzde 38.6’sı Ordu, Muğla ve Adana’da üretiliyor. Ülkemizde çoğunlukla gezginci olarak yapılan arıcılıkta, arıcılarımızın büyük bir kısmı arılarını Akdeniz ve Ege bölgelerinde kışlatmakta, ardından Mayıs ayında İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya götürmektedirler. Arıcılarımızın bir kısım çiçek balı için Sivas, Erzurum, Muş, Bingöl ve Bitlis’e, ayçiçeği balı için Trakya ve Ege Bölgelerine gitmektedirler” dedi.

Türkiye’de bakir denilebilecek uygun floraların bulunmasının organik bal üretimi için de büyük avantajlar sağladığını vurgulayan Soydan, ”Kimyasal katkı maddelerinden ve şeker katkısından uzak, tarımsal ilaçlama ve kimyasal gübrelemenin yapılmadığı ortam zorunluluğu şartı, ülkemizin pek çok yöresinde organik bal üretiminin yapılabileceğini göstermektedir” açıklamasında bulundu.

“Arıcılıktaki sorunlar çözümlenmelidir”

Bu olumlu göstergelere rağmen arıcılığın eğitim, pazarlama, örgütlenme, damızlık, kalite kontrol başta olmak üzere sorunları bulunduğuna dikkati çeken Soydan, şunları kaydetti: “Arı üreticilerinin birlikler yada kooperatifler şeklinde gelişmiş ülkeler seviyesinde örgütlenememesi ve mevcut örgütlerin de yeterince güçlü olmaması pazarlamada soruna neden olmaktadır. Üretilen balların arıların nektar aldığı bitkiye göre sınıflandırılmaması, belli bir standardının olmaması, hastalık ve zararlılara karşı bilinçsizce ilaç kullanımının balda kalıntıya neden olması, merdiven altı üretilen sahte balların denetimlerinin tam anlamıyla yapılamaması, kaçak bal girişlerinin önlenememesi sorunlardan bazılarıdır. Arıcıların, ürettiği balın yanı sıra katma değer sağlayan polen, arı sütü, propolis gibi diğer ürünlerin de üretebilmesi için teşvik edilmesi, arıcılar modern arıcılık konusunda eğitilmesi, yeni arıcılığa başlayanlar için kurslar açılması, genç çiftçilerin desteklenmesi, bal, polen, propolis, arı sütü, tüketiminin yaygınlaştırılması için tüketicilere yönelik çalışmaların yapılması, bölge şartlarına uygun ana arıların üretilerek arıcılara dağıtımının sağlanması, organik bal üretiminin artırılması için üreticiyi teşvik edecek tedbirlerin getirilmesi, kovanlarda standartlaşmanın sağlanması için gereken çalışmaların yapılması gerekiyor.” İHA

 

Dikkat! Açık Büfe Kahvaltılarda Sahte Bal Riski

27.10.2017 – Bal adı altında satılan ve içine glikoz şurubu, renklendirici ve esans başta olmak üzere çeşitli katkı maddeleri ilave edilen ürünler tüketicilerin sağlığını tehdit ediyor. Sahte ballar, kahvaltı salonları ve otellerde özellikle açık büfe ile her şey dahil sistemde ambalajsız olarak sunuluyor.

Gıdada taklit ve tağşiş yapılan besinlerin arasında bal ilk sıralarda yer alıyor. Son dönemde bazı üreticiler, bal adı altında satılan ürünlerin içine glikoz şurubu, renklendirici ve esans başta olmak üzere çeşitli katkı maddeleri ilave ederek, tüketici sağlığını hiçe sayan hilelere başvuruyor. Yapılan gıda hileleri, tüketicilerin sağlığı için büyük risk oluşturuyor. Merdiven altı üretilen ve çeşitli katkı maddeleri ilave edilerek satılan ürünlere yönelik tüketiciler dikkatli olmaları konusunda uyarıldı. 

“Piyasada Arı ile Karşılaşmamış Bal Var” 

Piyasada satılan ballarda, glikoz şurubunun yanı sıra petrol ürünlerinin de kullanıldığını belirten Honeyci markasının kurucusu ve 32 yıllık bal üreticisi Ahmet Bağran Aksoy, “Glikoz şurubunun içine biraz renklendirici ve esans ilave ediliyor, bal adı altında satılıyor. Doğal izlenimi veren petek ballarda ise, saf bal mumumdan yapılmış petek kullanılması gerekirken, çok daha ucuz olan petrol ürünü mumdan petek kullanılıyor. Bal kavanozlarının üzerinde yer alan içindekiler kısmına belli olmayacak kadar küçük harflerle glikoz şurubu yazılıyor. Sahte ballar, kahvaltı salonları ve bazı otellerde, özellikle açık büfe ve her şey dahil sistemde açık bir şekilde sunuluyor” ifadelerini kullandı. 

Tüketeceğiniz Ürünleri Kontrol Edin 

Merdiven altı üretilen ve bal adı altında satılan ürünlere yönelik tüketicileri uyaran Aksoy, “Tüketiciler içine katkı maddesi katılan ürünleri kontrol imkanı bulamıyor. Maliyeti düşürmek için merdiven altı üretilen ve bilinmeyen ürünleri kahvaltı salonları ile otellere sokmamak gerekiyor. Bal diye kendilerine sunulan şeyin aslında ne olduğunu tüketiciler kontrol etmeli” dedi.