Ana sayfa Emlak İMSAD Gümdem ...

İMSAD Gümdem Buluşmaları: Fırsatların Ülke Ekonomisine Kazandırılması Desteklenmeli

Türkiye İMSAD Başkanı Ferdi Erdoğan:
“Sanayinin sürdürülebilir büyümesini sağlamak için topyekûn çözüm planlanmalı”

Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD) tarafından düzenlenen ‘Gündem Buluşmaları’ toplantısı, Fırtınalı Havada Dümende Olmak’ başlığı altında gerçekleştirildi. Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan, sanayinin sürdürülebilir büyümesini sağlamak için topyekûn bir çözüm planlanmalı. Arz dengesi, sadece kamu yönetiminin değil, topyekûn iş dünyasının ortak aklı ile sağlanmalı. Risklerin sigortalandığı, fırsatların finanse edildiği sanayi, kalkınmanın kaldıracıdır” dedi.

100.000 TL Paranız Olsa Nasıl Yatırım Yapardınız? Sanal Para ile Deneyin!

Türkiye İMSAD’ın geleneksel hale getirdiği, 2019’un ilk ‘Gündem Buluşmaları’ toplantısı, 26 Nisan Cuma günü İstanbul Sanayi Odası Odakule’de düzenlendi. Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan’ın açılış konuşmasını yaptığı ‘Gündem Buluşmaları’nda, TİM Genel Sekreteri Prof. Dr. Kerem Alkin ile Türkiye İMSAD Ekonomi Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel, ekonomi ve sektöre ilişkin değerlendirmelerini aktardı. Türkiye İMSAD Geçmiş Dönem Başkanı ve Mevcut Dönem Yönetim Kurulu Doğal Üyesi Fethi Hinginar’ın moderatörlüğünde gerçekleşen ‘Fırtınalı Havada Dümende Olmak’ başlıklı oturumun konuk konuşmacısı ise Sabancı Holding CEO’su Mehmet Göçmen oldu.

Arz dengesi sadece kamunun değil, iş dünyasının ortak aklı ile sağlanmalı

İnşaat malzemesi sanayicileri ve iş dünyasından isimlerin büyük ilgi gösterdiği Gündem Buluşmaları’nda, sektördeki son gelişmeleri aktaran Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan, 2018 yılında üretim, yatırım ve istihdamda yaşanan düşüşlerin en önemli nedeninin kur artışı olduğunu belirterek, “Arz dengesinin bir tarafında kur, diğer taraflarında maliyet ve fiyat var. Kurlar Ağustos 2018’den itibaren çok artınca girdi maliyetleri arttı. Maliyetler fiyatları yükseltti. Sonuç olarak, yükselen fiyatlar enflasyonu, enflasyon faizleri artırdı. Faizlerin artması talebi, üretimi ve yatırımı düşürdü. Yatırımın düşmesi de işsizliği artırdı. Bir anda yüzde 14,5’lere çıkan bir işsizlik oranı oldu” diye konuştu.

Ferdi Erdoğan, 2023 vizyonuna göre inşaat sektörünü değerlendirerek, şunları söyledi: “Beklentilerimizin yüksek olduğu ama hedefin de çok gerisinde kaldığı bir sektörü konuşuyoruz. 2 trilyon dolar GSMH, yaklaşık 25 bin dolar kişi başı gelir, 500 milyar dolar ihracat, 7,5 milyon adet yeni konut ve bunun altında devam eden birçok hedef söz konusu… Özellikle çevre ile ilgili 2012 yılına göre enerji tasarrufunun yüzde 20 olması, sera gazı salınımının yüzde 20 düşmesi, yenilenebilir enerjide de kaynaklarımızın yüzde 30’unun yenilenebilir enerjiye ayrılması hedefleniyor. İnşaat sektörünün durumuna baktığımızda, Türkiye 5 ve üstü büyüdüğünde inşaat sektörü bunun katları şeklinde büyür gibi bir ezberimiz vardı. Ancak 2013-2014’ten sonra bunun değiştiğini görüyoruz. Türkiye’nin büyümesi ile inşaat sektörünün büyümesi Kentsel Dönüşüm ile sanki birbirinden koptu. Biri büyürken diğeri küçülebiliyor. Bunun gerekçelerini biraz araştırdık. 98 milyar dolarlık büyük bir inşaat sektörü varken kentsel dönüşüm süreciyle birlikte 2013 yılında bu rakam bir anda 160 milyar dolara çıktı. Bakıyoruz, 50 milyar dolarlık artış konuttan geliyor. En sonunda 2018 yılında inşaat sektöründe konut, 30 milyar dolarlık küçülmenin ana sebebi oldu. Kentsel dönüşümün plansız esas amacından kopuk başlamasıyla beraber konut sektöründe bir anda 30 milyar dolarlık düşüş yaşanması bütün malzeme sektörünü ciddi şekilde etkiledi.”

Enflasyon, faiz ve işsizlik seviyesi tek haneli olmalı

İç talebin geçmişte olduğu gibi canlanması için enflasyon, faiz ve işsizliğin tek haneli olması gerektiğinin altını çizen Ferdi Erdoğan, “Faiz 2010 yılından, işsizlik 2014 yılından bu yana, enflasyon ise 2016 yılından bu yana çift haneli. Her üçünde aynı anda çift haneli durum 2016 yılı son çeyrekten itibaren yaşanıyor. 2018 yılında kur etkisiyle enflasyon ve faizler ciddi şekilde arttı. Bunlar tek haneli olmadan piyasada güven sağlanamaz. 2023 Vizyonu’nda enflasyon hedefi %5, işsizlik oranı hedefi de %5’tir. Gerek paranın yüksek maliyeti, gerek fiyatlar, gerekse işsizlik korkusu insanları gayrimenkul yatırımı gibi yatırımlardan, ihtiyaç duysalar dahi uzak tutuyor” diye konuştu.

Ferdi Erdoğan, “Müteahhitlik, sanayicilik, turizmcilik… Ülkemizde, bir iş insanı çok kolay bir şekilde bu üç iş koluna girebilir. Bir vasıfsız işçi çok kolay bir şekilde bu üç sektörde çalışabilir. İşveren ve işçinin buluştuğu tek nokta var: ‘ne iş olsa yaparız.’ Cesur girişimci sayısı yüksek ama iyi işletmeci sayısı düşük bir ülkeyiz. Dolayısıyla ne iş olsa yaparız yaklaşımından çıkmamız gerekiyor. Kapasiteyi doğru yönetmemiz, ihtiyacı doğru belirlememiz, insanları doğru eğitmemiz ve doğru yönlendirmemiz gerekiyor. Sonra kaynak yönetimi geliyor. Zaman, mekan ve insan kaynağının doğru planlanması, doğru yönlendirilmesi ve doğru yere doğru yatırım yapılması son derece önemli. Bu kamunun teşvik sistemini çalıştırırken bu yöndeki planlamayı öngörmesi gerekiyor. Türkiye’de 51 bin tane KOBİ ölçeğinde küçük sanayi kuruluşu, Organize Sanayi Bölgelerinde iş yapmak için bekliyorlar. Dolayısıyla biz bölgesel ya da kümelenme adı altında belki yanlış teşvikler kullanıyoruz. Yatırım için teşvik vermek yerine teşvik için yatırım yapıyoruz. Altyapısı olmayan yere teşvikler veriyoruz. 2023 hedefimizdeki büyük dış ticaret büyüklüğüne ulaşmak için üretime dayalı büyümenin sürdürülebilir olması gerekiyor. Sanayinin sürdürülebilir büyümesini sağlamak için topyekûn çözüm planlanmalı. Arz dengesi, sadece kamu yönetiminin değil, topyekûn iş dünyasının ortak aklı ile sağlanmalı. Fırsat öngören risklerin tümünün sigortalandığı, fırsatların ucuz ve uzun vadeli finanse edildiği sanayi, kalkınmanın kaldıracıdır.”

Fırsatların ülke ekonomisine kazandırılması desteklenmeli

Finansal sorunlara dikkat çeken Ferdi Erdoğan, “Alacak sigortasının riskli alanlarda her tarafa yayılması lazım. Yatırım bitmeden kredinin kapatıldığı bir ülkeyiz. Üretim başlamadan kredi ödemesi olmamalı, yatırım amortismanı dolmadan kredi kapatılmış olmamalıdır. Dolayısıyla 195 milyar dolar net döviz açığımız var. İlk 1000 şirketin büyüklüğü zaten 210 milyar dolar. 65 milyar dolar ihracat yapan ilk 500, 9 milyar dolar ihracat yapan ikinci 500, topladığınızda 74 milyar dolar yapar. Dış ticaret açığı 77 milyar dolar. Biz hedeflerin, finansmanın ve sigortanın her alanı kapsamasını özellikle istiyoruz. Fırsatlar kadar riskleri de değerlendirmeye alarak, fırsatların ülke ekonomisine kazandırılmasını desteklemelidir” şeklinde konuştu.

Göçmen: Dünyadaki ticari kutuplaşmanın Türkiye’ye sağlayacağı çok avantaj var

Katılımcılarla deneyim ve görüşlerini paylaşan konuk konuşmacı Sabancı Holding CEO’su Mehmet Göçmen, Türkiye ekonomisinin makro-ekonomik gerekçeler ve enerjide dışa bağımlılık, düşük katma değer üretimi gibi yapısal sıkıntılar nedeniyle zorlu dönemler yaşadığını belirterek, işletmelerin bu zorlu dönemden çıkabilmesi için birleşmesi gerektiğini vurguladı.

Mehmet Göçmen, şunları söyledi: “Bütün sektörlerde, özellikle inşaat malzemeleri sektöründe bence yapılması gereken şey konsolidasyon… Birleşerek daha büyük güçler yaratıp bunları fonlamaya çalışmak, kısa vadede daha doğru hareket olur. Orta ve uzun vadede dünyanın bu yeni kutuplaşmasını okumak lazım. Dünyadaki ticari kutuplaşmanın Türkiye’ye sağlayacağı çok fazla avantaj var. Nasıl Sabancı Holding, rahmetli Sakıp Bey zamanında Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesiyle bir sürü Japon şirketini Türkiye’ye çekip ortak yatırım yapıp onların Avrupa’ya girmesini kolaylaştırdıysa, buna benzer proaktif planlamalar yapabiliriz. Ben ona ‘know-how, know-who ortaklığı’ diyorum. Biz ortaya ‘know-who’yu koyduk, yani kimi tanıdığımızı koyduk. Onlar da işi biliyorlardı. Bu ikisini bir araya getirdik bir sürü başarılı ortaklıklar yaptık. Bunların bir kısmı hala devam ediyor.”

Sabancı Holding CEO’su Mehmet Göçmen:“Krizde maliyet yönetilmez, iyi zamanda yönetilir. Eğer krizde maliyet yönetimine girdiyseniz çok geç”

Türk ekonomisinin içinde bulunduğu krizi doğru okuması halinde geleceğe daha sağlam adımlarla yürünebileceğini savunan Mehmet Göçmen, “Bu dünya konjonktüründe bizim tekrar 2013 yılı benzeri bir yapıya varmamız tahminlerimizden biraz daha uzun sürebilir. Bu da gocunulacak bir şey değildir. Aslında bu da sağlık belirtisidir. Çünkü son yıllarda yaşadıklarımız çok sağlıklı değil. Önlemlerin, finansal krizlerden önce alınması gerekir. Krizde maliyet yönetilmez, iyi zamanda yönetilir. Eğer krizde maliyet yönetimine girdiyseniz çok geç” dedi. Mehmet Göçmen, şöyle devam etti: “Sermayesiz iş yapılan bir ortamda, değer yaratılmayan alanlarda da yatırım yapıldıysa bugün yaşadığımız sorunların yaşanması kaçınılmazdır. Türkiye’de özel sektörün yabancı borçlarının ihracatı karşılama oranı yüzde 185. Yani yaptığımız ihracattan yüzde 85 daha fazla yabancı para cinsinden özel sektörün borcu var.”

Küresel ticaret savaşlarında Türkiye öne çıkabilir

Göçmen, Türkiye’nin, ABD ve Çin arasında devam eden “Küresel ticaret savaşları” karşısında akılcı stratejilerle öne çıkacağını ifade ederek, yabancı yatırımın gerekliliğine dikkat çekti. Ülkeye yabancı yatırımcı çekebilmenin koşullarını sağlamak için reform ajandasına dönülmesi gerektiğini belirten Göçmen, şöyle konuştu: “35 yıldır iş hayatının içindeyim. Çalışma hayatımın en keyif aldığım yılları 2002-2008 yıllarıydı. Dünyanın neresine gidersek gidelim el üstünde tutulan bir Türk yatırımcısı imajı vardı. İnsanlar resmen Türkiye’ye yatırım yapmak için sıradaydı. Tekrar o günlere dönmemiz lazım. Çünkü bu iş yabancı fonlar olmadığı takdirde Emlak Katılım Bankası’nı da kursanız, enerjiyle ilgili başka fonlar da oluştursanız cebinize bir para girmeyecek. Olmayan parayı hangi cebe koyarsanız koyun aynıdır. Bir de risk var, bir cepten öbürüne aktarırken düşürme riskimiz var. Dolayısıyla paranın miktarını artırmaya odaklanmanın doğru olacağına inanıyorum. Enflasyonu düşürmeye odaklanacağımıza Türkiye’yi tekrar nasıl büyütürüze odaklanmanın orta ve uzun vadede daha fazla fayda sağlayacağını düşünüyorum. Çünkü bugün yaşananlar zaten yaşanması gerekenlerdir.”

Ticaret savaşlarında yeni fırsatlar

TİM Genel Sekreteri Prof. Dr. Kerem Alkin, “Dünya büyük bir çılgınlığın içinden geçiyor. Terörle ilgili meseleleri bir bilimkurgu filmi gibi seyrediyoruz. Giderek kanıksama ile karşı karşıyayız. Her coğrafyada şu anda kargaşa var. Lider bazlı bir dünyaya doğru gidiyoruz. Liderlerin kalıcılığının arttığı, bazı ülkelerin kendi liderlerine beklediğinden daha fazla liderlik verdiği bir konjonktürün içinden geçiyoruz” dedi. Rusya, Çin ve ABD’nin tutumunun yanı sıra AB’de yaşanan Brexit belirsizliğine değinen Kerem Alkin, “Ticaret savaşları yeni faza geçiyor. Türk ihracatı için de aradan bize fırsat çıkıyor. Biz bunlara fokuslanmalıyız” dedi.

İnşaat sektöründe kuvvetli gerileme var

İnşaat malzemesi sektörünün son dönemini grafiklerle anlatan Türkiye İMSAD Ekonomi Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel ise inşaat sektöründe özel bir programa ihtiyaç olduğunu belirterek, “Büyüme tarafında, inşaat sektörü ile Türkiye ekonomisinin büyümesi ayrışmış durumda. Ekonomi kısmen dengelenip bir büyüme sürecine geçse dahi inşaat sektörünün kendi iç sorunları nedeniyle, yukarı ilerleyemeyecek. İnşaat sektörünün 2017 yılında milli gelir içindeki payı yüzde 8,6’dan, 2018’de 7,2’ye düştü. Bir sektörün bir yılda 1,4 puan pay kaybetmesi çok ender görülür. Burada çok kuvvetli bir gerileme var” diye konuştu

 

İMSAD Gümdem Buluşmaları: Binasal Değil Kentsel Dönüşüm Planlanmalı

05.05.2017 – Türkiye İMSAD Gündem Buluşmaları’nda sektörün geleceği için atılması gereken adımlar tartışıldı

“Binasal değil kentsel dönüşüm planlanmalı” 

Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD) tarafından düzenlenen 2017 yılının ilk Gündem Buluşmaları’nda, hedefler, beklentiler ve sektörün büyümesi için atılması gereken adımlar ele alındı. Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan, “Kentsel dönüşüm sürecini çok iyi yönetmemiz gerekiyor. Şu an uygulandığı haliyle ‘binasal dönüşüm’den çıkarıp, daha insan, çevre ve kentsel doku odaklı bir dönüşüm planlaması yaratmalıyız. Bunun için Türkiye İMSAD olarak, sorumluluğumuz dahilinde yapmamız gereken ne varsa yapmaya hazırız” dedi.

Türkiye İMSAD’ın yılda dört kez çeyrek periyotlarda düzenlediği Gündem Buluşmaları kapsamında gerçekleştirilen 2017 yılının ilk toplantısı, 26 Nisan Çarşamba günü Ortaköy Feriye’de yapıldı. Gündem Buluşmaları toplantısında; 2017 yılı itibarıyla inşaat ve inşaat malzemesi sektörlerinin beklentisi ve çözüm önerileri konuşuldu. Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan’ın açılış konuşmasını gerçekleştirdiği Gündem Buluşmaları’na, Türkiye İMSAD Ekonomi ve Strateji Danışmanlık Hizmetleri Başkanı Dr. Can Fuat Gürlesel ve Gazeteci Metehan Demir katıldı.

Erdoğan: “Yapı ruhsatlarındaki artış umut veriyor”

Konuşmasına, sektörle ilgili son veri ve değerlendirmeleri paylaşarak başlayan Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ferdi Erdoğan, “2016 zorlu bir yıl oldu ve hepimizin 2017’den beklentisi yüksek. Döviz kurlarının yukarı yönlü hareketi üretimde maliyetlerin artmasına ve konut sektöründe de talebin sınırlı kalmasına neden oluyor. İnşaat Malzemeleri Sanayicileri açısından bir değerlendirme yaptığımızda, her ne kadar piyasalar beklenenden daha canlı gözükse de, satış vadelerinin gittikçe açılması, tahsilat zorlukları, projelerde fiyata bağlı rekabetin malzeme ve uygulama kalitesini tehdit etmesi, kayıt dışılığını özendirmesi, sektörün önündeki en önemli sorunlardır. Bu da inşaat sektörünün 2017’de düşük tempolu bir büyüme göstermesine yol açabilir. Ancak yine de 2016 yılında alınan yapı ruhsatlarındaki yüzde 7,3’lük artış sektör için bir umut teşkil ediyor” dedi.

Sektör zor bir dönemde bile büyüme ivmesi yakaladı

Ferdi Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “TÜİK’in milli gelir hesaplamalarında yaptığı revizyona göre, 2016’da inşaat sektörünün yüzde 7,2 büyüdüğünü gördük. Sektörün 2016 gibi zor bir dönemde bile böyle bir büyüme ivmesi yakalanmış olması önemli. 2016 yılında inşaat harcamaları 431,9 milyar TL olarak gerçekleşti. İnşaat sektörünün milli gelir içindeki payı 2016 yılında yüzde 8,5 ile en yüksek seviyesine ulaştı. Kamu yatırımlarının yanı sıra büyük gayrimenkul şirketlerinin başlattığı kampanyalar da sektörü ayakta tutuyor. Özellikle düşük faizli krediler devam ederse, konut almaya niyetli vatandaşlar da taleplerini öne çekebilir. Hükümetin geçen yıl açıkladığı destek ve teşvik paketlerinin de bu yıl sektöre olumlu yansıyacağını düşünüyorum.”

Ülkemizin istikrarı için yatırım iklimi sağlanmalı

Referandum sürecinin ardından ekonomide bir toparlanma süreci başlayacağına inandıklarını ifade eden Ferdi Erdoğan, “Bir an önce ülkemizi yukarı taşıyacak projelere odaklanmalıyız. Gelişmekte olan bir ülke olarak; dünya ile entegre olmuş ekonomimizin bir an evvel kalıcı sürdürülebilir kalkınma, büyüme, istihdam artışına ve milli gelirin orta gelir seviyesini artık aşmasına ihtiyaç var. Genel anlamda inşaat sektörü, özel anlamda inşaat malzemesi sanayicileri olarak, kalkınma, büyüme ve istihdam konularında lokomotif görevimizi sürdürmeye devam etmek istiyoruz. Şu anda ülkemizin istikrara kavuşması için en önemli çözüm, şüphesiz ekonomide istikrar, istihdamın artırılması, bir yatırım ikliminin tekrar sağlanmasıdır. Son yıllarda, Türkiye inşaat sektörü; müteahhitleri, inşaat malzemeleri, mühendisleri, teknik elemanları ve ustaları ile içinde bulunduğu coğrafyanın imarında ve modern yapılara ulaşmasında çok önemli roller üstleniyor. Çevremizde devam eden savaşların, terörün sona ermesiyle; bölge insanlarının yaşamlarının normalleşmesiyle, biz sektör olarak, bulunduğumuz coğrafyanın kalkınmasına, modernleşmesine katkıda bulunmaya ve liderlik yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

‘Binasal dönüşüm’ değil ‘kentsel dönüşüm’ planlanmalı

Deprem kuşağı üzerinde yer alan Türkiye için en önemli gündem maddelerinden birinin ‘kentsel dönüşüm’ olduğunu vurgulayan Ferdi Erdoğan, “Nüfusumuzun neredeyse yüzde 90-95’i deprem bölgeleri üzerinde yaşamaktadır. Kentleşme yüzde 85’lere ulaşıncaya kadar devam edecektir. Depremler ülkemizin herhangi bir yerinde her an olabilir ve ülkemizde 7 milyona yakın konut deprem riskine karşı güvensiz durumda. ‘Kentsel dönüşüm’ sürecini çok iyi yönetmemiz gerekiyor. Şu an uygulandığı haliyle ‘binasal dönüşüm’den çıkarıp, daha insan, çevre ve kentsel doku odaklı bir dönüşüm planlaması yaratmalıyız. Bunun için Türkiye İMSAD olarak, sorumluluğumuz dahilinde yapmamız gereken ne varsa yapmaya hazırız. Bunu da sıklıkla kamuda ilgililerle görüştüğümüzde dile getiriyoruz” dedi.

Yapı Yasası tüm ülkeyi kalkındıracak bir hamle olacak

“Türkiye’de çok acil bir Yapı Yasası’na ihtiyaç var. Bu yasanın çıkarılması, bir sektörü değil, tüm ülkeyi kalkındıracak bir hamle olacaktır” diyen Ferdi Erdoğan, şunları söyledi: “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yüksek Fen Kurumu ile derneğimiz tarafından yürütülen çalışmayla yeni bir “İnşaat Genel Teknik Şartnamesi”nin hazırlaması için çalışmalara başlandı. Geçtiğimiz günlerde Bakanlık yetkilileri ile dernek üyelerimiz bir araya geldiler. Bu çalışma gerek içeriği gerekse de bakanlık-STK-Özel Sektör işbirliği bakımından oldukça kıymetli bir çalışma. Bir an önce tamamlanarak yeni şartnamenin yürürlüğe girmesini arzuluyoruz.”

Hinginar: “Dünyadaki büyüme yavaşladı”

Oturumun moderatörlüğünü üstlenen Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Önceki Dönem Başkanı F. Fethi Hinginar, dünyanın büyümenin ciddi bir yavaşlama içine girdiğini vurgulayarak, “22 milyar dolar ihracatla otomotiv sektörüyle yarışırken şimdi 15 milyar dolara indik. Geçtiğimiz yıllarda özellikle Çin’in katkılarıyla sağlanan büyüme hızı yüzde 2’lerin altına indi. Sıfıra doğru gideceği konuşuluyor. Bunu Türkiye’de dikkate almak zorundayız. Trump’ın başkan seçilmesinin yankıları oldu, olmaya devam edecek. AB ülkelerindeki seçimleri de dikkatle takip etmek zorundayız. Bütün bunlar Türkiye’yi ciddi şekilde etkiliyor, etkileyecek” diye konuştu.

 

Demir: “Ciddi bir kabine revizyonu beklenebilir”

Gazeteci Metehan Demir ise referandum sonrası gündeme ilişkin değerlendirmelerini ve öngörülerini paylaştı. Sözlerine, “Bazen ülke olarak büyük okyanuslar geçip küçük derelerde boğulacak gibi hissediyoruz. Bunu hak edecek bir ülke değiliz” diyerek başlayan Demir, “15 Temmuz sonrası herkes büyük kafa karışıklığı içindeydi ama ekonominin ana aktörü özel sektör ilk pazartesi sabahı işinin başına gitti. Bu ülkenin geleceğine olan güvenin bir göstergesidir” diye konuştu. Demir, “Eskiden beni gördüklerinde, “Ne haber var?” derlerdi, şimdi, “Nereye gidiyoruz?” demeye başladılar. Bu soru içinde bir umutsuzluk da barındırıyor. Dünyada artık ekonomi, dış politika ve iç politika birbirinden ayrı hareket edemiyor. Türkiye de bunu iliklerine kadar hisseden bir ülke. Son birkaç yıldaki göstergeler Türkiye’de durumun çok da iyi olmadığını gösteriyor. Türkiye’de siyasi bir kamplaşmanın içine doğru gidiyoruz. Bunu önemli bir risk olarak görüyorum. İyiye iyi, kötüye kötü demeyi öğrenmemiz lazım” şeklinde konuştu. Demir, 2019 yılına kadar seçim yapılmamaya çalışılacağını ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Partili Cumhurbaşkanı” statüsünü aldıktan sonra ciddi bir kabine revizyonu yapabileceğini kaydetti. Erdoğan’ın 15-16 Mayıs’ta yapacağı ABD ziyaretini hatırlatan Demir, “Sayın Erdoğan’ın Trump görüşmesi çok kritik ama size tavsiyem onun dışında kimlerle görüşeceğine bakın. Çok ciddi fonlarla görüşmeler yapıyor. Geçen sefer Rothschild Ailesi’yle görüşmüştü” dedi.

Gürlesel: “İnşaat diğer sektörlere göre yüksek performans gösterecek”

Türkiye İMSAD Ekonomi Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel, küresel ve Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gürlesel, “Dünya ekonomisindeki büyümede yavaşlama ilk 4 ayda atlatılmış görünüyor. Kalıcı olacağı ümidi veren yüzde 2 civarında bir büyüme öngörülüyor” dedi. Gürlesel özetle şunları söyledi: “Türkiye ekonomisinde yılın ilk 3-4 ayında göreceli bir canlanma var. Bu canlanmada kamunun sağladığı destekler etkili olmuş görünüyor. Bunun sürdürülebilir olduğunu düşünmüyorum. Çünkü ciddi kamu harcaması söz konusu. Türkiye’de ekonomik iklimin normalleşmesi gerekiyor. Enflasyonda artış trendi var. Faizler aynı düzeyde devam etmesi bekleniyor. Türk Lirası’nda yıl sonuna kadar bir değerlenme beklemiyoruz. 2017’nin belirleyicisi yapı ruhsatları ve yapı izinleri olacak. Bu yıl umut verici görünüyor. Konut ruhsatlarında artış var. Yapı izinlerinde bütün zorluklara rağmen 2016 yılı küçük de olsa artışla tamamlandı. Yılın ilk 3 ayında hükümetin destekleriyle 325 bin yeni konut satışı var. Yeni konut satışı ise 145 bin. İnşaat Malzemeleri üretiminde yüzde 5.3 gerileme var. Bina inşaat maliyetleri son dönemde ciddi artış kaydetti. Fiyat artışı dışında bir dengeleme imkanı görünmüyor. İnşaat sektörü göreceli olarak diğer sektörlere göre daha yüksek bir performans gösterecek ancak bizi tatmin edecek bir düzeyde olacağını düşünmüyorum.”